Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.

خَالِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ

ḣālidīne fīhā lā yuḣaffefu ǎnhumu l-ǎƶābu ve lā hum yunZerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1خَالِدِينَḣālidīneخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmakebedi kalacaklardır
2فِيهَاfīhāO(la'net)in içinde
3لَا
4يُخَفَّفُyuḣaffefuخ ف فHafif kilolu olmak (vücut veya madde olarak), değer olarak hafif veya önemsiz olmak, canlı/aktif/çevik/hazır ve hızlı olmak, iş/hizmette itaatkar ve boyun eğen olmak, acele etmek, çabucak ayrılmak veya yolculuk yapmak, davranış veya tutumda hafif olmak, duyma ve anlamada keskin/sivri/zeki/yetenekli olmak, korku ve öfke nedeniyle tedirgin veya heyecanlı olmak, arkadaşlıkta veya sohbette kabul edilebilir olmak, neşeli/keyifli olmak, sayıca az olmak, yetersiz/önemsiz/değersiz olmak.hafifletilmeyecek
5عَنْهُمُǎnhumuonlardan
6الْعَذَابُl-ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
7وَلَاve lā
8هُمْhumve onlara
9يُنْظَرُونَyunZerūneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakfırsat verilmeyecektir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve bu lânette ebedî kalırlar, ne azapları hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve bu lânette ebedî kalırlar, ne azapları hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

Adem Uğur

Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.

Ahmed Hulusi

Sonsuza dek bu şartlarda kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez ve onlarla ilgilenilmez.

Ahmet Tekin

O lânet içinde ebedî kalırlar. Onların cezası hafifletilmez, özür dilemelerine, tevbe etmelerine fırsat verilmez, merhamet nazarıyla bakılmaz, onlara göz açtırılmaz.

Ahmet Varol

Onlar orada (lanette) sonsuza kadar kalıcıdırlar. Üzerlerinden azap hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz.

Ali Bulaç

İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.

Ali Fikri Yavuz

Onlar ebedî olarak bu lânet ve azabın içindedirler. Kendilerinden ne azap hafifletilir, ne de onlara merhamet gözü ile bakılır.

Ali Rıza Safa

Sürekli onun içinde kalacaklardır. Ne cezaları azaltılacak ne de yardım edilecektir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar bu halde kalacaklar;ne azapları hafifletilecek ne de onlara bir mühlet tanınacak.

Bekir Sadak

Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; onlarin azabi geciktirilmez.

Celal Yıldırım

Bu lanet (azabı için)de devamlı kalıcılardır. Ne bu azâb onlardan hafifletilir, ne de (rahmet ile) yüzlerine bakılır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ebedî olarak bu lânetin içine gömülüp gideceklerdir. Ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine fırsat tanınacaktır

Diyanet İşleri

Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.

Diyanet İşleri (eski)

Orada temellidirler; onlardan azab hafifletilmez; onların azabı geciktirilmez.

Diyanet Vakfi

Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonsuza kadar o lanetin içindedirler, azapları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ebediyyen onun içindedirler, azabları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez

Erhan Aktaş

Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

Fizilal-il Kuran

Onların bu cezaları süreklidir. Ne azapları hafifletilir ve ne de yüzlerine bakılır.

Gültekin Onan

İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.

Hamdi Döndüren

Bu yüzden onlar, bu lânetin içinde sürekli olarak kalırlar; onların ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır!

Hasan Basri Çantay

Onlar bunun (bu la'netin ve cehennemin) içinde ebedi kalıcıdırlar. Kendilerinden ne azab hafifletilir, ne de onlara (yüzlerine, suratlarına) bakılır.

Hasib Asutay

Onun (lânetin) içinde ebedî kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz. (26) (26. Veya kendilerine mühlet verilmez.)

Hayrat Neşriyat

(Onlar,) orada (Cehennemde) ebedî olarak kalıcıdırlar. Onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlar (rahmet nazarıyla) gözetilirler.

İbni Kesir

Ebediyyen onun içindedirler. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara rahmet nazarıyla bakılmaz.

Mehmet Okuyan

Onlar orada (lanet içinde) ebedî kalıcıdır. Artık ne azapları hafifletilecektir ne de onlara (yüzlerine) bakılacaktır.

Muhammed Esed

Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de onlara bir mühlet tanınacak.

Mustafa İslamoğlu

Onlar bu halde kalacaklar; ne azapları hafifletilecek ne de onlara süre tanınacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

(Onlar) Bunun içinde ebedîyyen kalıcılardır. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara nazar olunmaz.

Ömer Öngüt

Bu lânete ebediyyen gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez, yüzlerine de bakılmaz.

Suat Yıldırım

Onlar bu lânetin içinde ebedî kalacaklardır. Ne cezaları hafifletilecek, ne de yüzlerine bakılacaktır.

Süleyman Ateş

O(la'net)in içinde ebedi kalacaklardır. Onlardan azab hafifletilmeyecek ve onlara asla fırsat verilmeyecektir.

Süleymaniye Vakfı

Sürekli lanet /dışlanmışlık içinde kalacaklardır. Ne azapları hafifletilecek ne de yüzlerine bakılacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sürekli dışlanmış olarak kalırlar. Azapları hafifletilmez, yüzlerine de bakılmaz.

Şaban Piriş

O lanette daimidirler. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara bakılmaz da.

Tefhim-ul Kuran

İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.

Ümit Şimşek

Ebediyen de bu lânet içindedirler; ne azapları hafifler, ne yüzlerine bakan olur.

Yaşar Nuri Öztürk

O lanet içinde sürekli kalacaklardır. Ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yüzlerine bakılacaktır onların.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar bu lənətin içində həmişəlik qalacaqlar. Onların əzabı yüngülləşdirilməyəcək və onlara möhlət də verilməyəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar bu ləʼnət içərisində əbədi olaraq qalacaqlar. Əzabları əskilmədiyi kimi, onlara (mərhəmət nəzəri ilə də) baxılmayacaqdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

In der Hölle werden sie ewig verweilen. Weder wird die Strafe gelindert noch aufgeschoben.

Almanca — Der Edle Quran

ewig darin zu bleiben. Die Strafe soll ihnen nicht erleichtert noch soll ihnen Aufschub gewährt werden,

Almanca — M. A. Rassoul

Ewig bleiben sie darin; ihnen wird die Strafe nicht erleichtert und ihnen wird kein Aufschub gewährt

Almanca — Muhammad Zaidan

Ewig bleiben sie darin - und ihnen wird weder die Peinigung erleichtert, noch wird ihnen Schonzeit gewährt -

English (26)

Abdel Khalek Himmat

This curse shall beset them to Eternity. Nor shall their torture in Hell be abated nor shall their punishment be put in respite.

Abdul Haleem

and so they will remain, with no relief or respite for their suffering.

Abdullah Yusuf Ali

In that will they dwell; nor will their penalty be lightened, nor respite be (their lot);-

Abul A'la Maududi

Thus shall they abide. Neither shall their chastisement be granted nor shall they be granted any respite.

Aisha Bewley

They will be under it for ever. Their punishment will not be lightened. They will be granted no reprieve.

Al-Hilali & Khan

They will abide therein (Hell). Neither will their torment be lightened, nor will it be delayed or postponed (for a while).

Ali Quli Qarai

They will remain in it [forever], and their punishment shall not be lightened, nor will they be granted any respite,

Amatul Rahman Omar

They shall abide there for long, their punishment shall not be reduced, nor shall they be reprieved;

Arthur John Arberry

therein dwelling forever; the chastisement shall not be lightened for them; no respite shall be given them.

Bijan Moeinian

They will stay in the Hell forever. Their punishment will not be reduced and God will not look at them.

E. Henry Palmer

they shall dwell therein for aye - the torment shall not be alleviated from them, nor shall they be respited;

Edip-Layth

Eternally they will abide in it, the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved;

George Sale

They shall remain under the same for ever; their torment shall not be mitigated, neither shall they be regarded;

Hamid S. Aziz

They shall dwell therein - the torment shall not be lightened from them, nor shall they have respite;

Mahmoud Ghali

Eternally (abiding) therein. The torment will not be lightened for them, and they will not be respited.

Marmaduke Pickthall

They will abide therein. Their doom will not be lightened, neither will they be reprieved;

Mohamed Ahmed - Samira

They shall live under it, and none of their agony decrease nor be respite for them.

Muhammad Asad

In this state shall they abide; [and] neither will their suffering be lightened, nor will they be granted respite.

Mustafa Khattab

They will be in Hell forever. Their punishment will not be lightened, nor will they be delayed ˹from it˺.

Progressive Muslims

Eternally they will abide in it, the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Sahih International

Abiding eternally therein. The punishment will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Sam Gerrans

They abiding eternally therein; the punishment will not be lightened for them, nor will they be granted respite

Shabbir Ahmed

They have chosen for themselves this deprivation in which they will abide without relief.

Syed Vickar Ahamed

In that they will dwell; Their penalty will not be lightened, relief will not be their (share)—

Taqi Usmani

They will remain under it forever. Neither will the punishment be lightened for them, nor will they be given respite,

The Monotheist Group

Abiding therein, the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils y demeureront éternellement. Le châtiment ne leur sera pas allégé, et ils nʹauront aucun répit,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew heta hetayê dê di (agirê) vê lanetê de bimînin, ezab li ser wan nayê sivikkirin û (roja qiyametê) muhlet ji wan re nayê dayîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zullen daarin altijd blijven; zij krijgen geen strafverlichting en ook geen uitstel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Eeuwig zullen zij daaronder gebukt gaan; hunne kwelling zal niet verzacht worden, en nimmer zal een blik hen treffen.

Hollandaca — Siregar

Zij zullen daarin eeuwig levenden zijn en de straf zal niet voor hen worden verlicht en er zal voor hen geen uitstel verleend worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Они) (будут) вечно пребывать в нем [в Аду], – не будет (ни насколько) облегчено им наказание, и не будет дано им отсрочки (чтобы они оправдывались), –

Rusça — Osmanov

Навечно они прокляты! Не будет облегчено им наказание, и не будет им отсрочки,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Under denna (dom) skall de förbli; deras straff skall inte lindras och de skall inte beviljas uppskov.