Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

ve lā tehinū ve lā teHzenū ve entumu l-eǎ'levne in kuntum mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lā
2تَهِنُواtehinūو ه نZayıf/güçsüz/bitkin/sakat olmak, gevşek, uyuşuk.gevşemeyin
3وَلَاve lā
4تَحْزَنُواteHzenūح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülmeyin
5وَاَنْتُمُve entumumutlaka siz
6الْاَعْلَوْنَl-eǎ'levneع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmaküstün geleceksiniz
7اِنْineğer
8كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekviniseniz
9مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanıyor

Tüm mealler

Meal seçin (77 / 77 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve gevşeklik etmeyin, mahzun olmayın, inanmışsanız mutlaka üstünsünüz siz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve gevşeklik etmeyin, mahzun olmayın, inanmışsanız mutlaka üstünsünüz siz.

Adem Uğur

Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.

Ahmed Hulusi

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin; siz en üstün olanlarsınız, eğer iman edenlerseniz.

Ahmet Tekin

Düşmana karşı zaaf göstermeyin, gevşemeyin, mağlup olduk diye mahzun da olmayın. Hâlâ siz yüce, üstün kişilersiniz. Siz samimi mü’minler olduğunuz sürece, sonunda galip geleceksiniz.

Ahmet Varol

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmiş iseniz en üstün sizsiniz.

Ali Bulaç

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.

Ali Fikri Yavuz

Ey müminler, savaştan gevşemeyin ve Uhud bozgununa üzülmeyin. Hâliniz onlardan netice itibariyle çok yüksektir; eğer gerçekten (vâdimize) inanıyorsanız.

Ali Rıza Safa

Gevşemeyin ve üzülmeyin. Üstün olan sizsiniz; eğer inanıyorsanız?

Bayraktar Bayraklı

Gevşeklik göstermeyiniz; üzüntüye kapılmayınız. Eğer gerçekten inanıyorsanız, mutlaka siz en üstün olursunuz.

Bekir Sadak

Gevsemeyin, uzulmeyin, inanmissaniz, mutlaka siz en ustunsunuzdur.

Celal Yıldırım

Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız elbette sizler üstünsünüzdür.

Diyanet İşleri

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

Diyanet İşleri (eski)

Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür.

Diyanet Vakfi

Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sizler eğer gerçek inananlarsanız, daha yükselecekken gevşemeyin ve üzülmeyin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Fütur getirmeyin ve mahzun olmayın daha yükselecekken sizler, gerçek mü'minlersiniz

Erhan Aktaş

Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten iman etmişseniz, üstün olan sizsiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten inanmışsanız, üstün olan sizsiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten inanmışsanız, üstün olan sizsiniz.

Fizilal-il Kuran

Sakın gevşemeyiniz, karamsarlığa kapılmayınız. Eğer mümin iseniz üstün gelecek olan taraf sizlersiniz.

Gültekin Onan

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inançlılarsanız en üstün olan sizlersiniz.

Hamdi Döndüren

Gevşeklik göstermeyin ve (Uhud bozgunundan ötürü) üzüntüye de kapılmayın; eğer gerçekten inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz!

Hasan Basri Çantay

(Ey mü'minler), gevşemeyin, mahzun olmayın, Siz eğer (gerçekden) mü'min iseniz (düşmanlarınıza gaalib ve onlardan) çok üstünsünüzdür.

Hasib Asutay

(Ey müminler!) Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.

Hayrat Neşriyat

O hâlde gevşemeyin ve üzülmeyin! Eğer (gerçekten) mü’min kimseler iseniz, en üstün olanlar sizsiniz!

İbni Kesir

Gevşemeyin, üzülmeyin, gerçekten inanmışsanız, mutlaka siz üstünsünüz.

Mehmet Okuyan

Sakın gevşemeyin; hüzünlenmeyin! İnanıyorsanız siz üstünsünüz.

Muhammed Esed

Öyleyse, cesaretinizi yitirmeyin ve üzülmeyin: Eğer (gerçekten) inanıyorsanız mutlaka (insanların) en üstünü olursunuz.

Mustafa İslamoğlu

Öyleyse ne yılgınlığa kapılın ne de üzülün: eğer gerçekten inanıyorsanız, insanların en üstünü mutlaka siz olursunuz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve fütur getirmeyiniz ve mahzun olmayınız ve siz mü'minler iseniz çok yükselmiş olanlar ancak sizlersiniz.

Ömer Öngüt

Ey müminler! Gevşemeyin, üzülmeyin. Gerçekten inanıyorsanız, siz mutlaka en üstünsünüzdür.

Suat Yıldırım

Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!

Süleyman Ateş

Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız, mutlaka siz üstün geleceksiniz.

Süleymaniye Vakfı

Gevşemeyin ve üzülmeyin! Eğer inanıp güvenen kimselerseniz siz, en üstün olanlarsınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıp güveniyorsanız en üstün olan, sizlersiniz.

Şaban Piriş

Eğer gerçekten mümin olduysanız, siz, daha üstün olmanıza rağmen gevşemeyin, üzüntüye düşmeyin.

Tefhim-ul Kuran

Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.

Ümit Şimşek

Gevşemeyin ve üzülmeyin; eğer inanmış kimselerseniz, üstün olan sizsiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Gevşemeyin, tasalanmayın. Eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Acizlik göstərməyin və kədərlənməyin. Möminsinizsə, üstün olacaqsınız.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Gebt nicht nach und seid nicht traurig (,wenn ihr Verluste erleidet)! Ihr behaltet doch die Oberhand, wenn ihr innig glaubt.

Almanca — Der Edle Quran

Und werdet nicht schwach noch seid traurig, wo ihr doch die Oberhand haben werdet, wenn ihr gläubig seid.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und werdet nicht müde und grämt euch nicht! Und ihr seid die Sieger, wenn ihr Mumin seid.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Do not falter in your war of belief against positive unbelief nor grieve at heart, for you shall gain the upper hand if your hearts are impressed with the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

Do not lose heart or despair- if you are true believers you have the upper hand-

Abdullah Yusuf Ali

So lose not heart, nor fall into despair: For ye must gain mastery if ye are true in Faith.

Abul A'la Maududi

Do not, then, either lose heart or grieve: for you shall surely gain the upper hand if you are true men of faith.

Aisha Bewley

Do not give up and do not be downhearted. You shall be uppermost if you are muminun.

Al-Hilali & Khan

So do not become weak (against your enemy), nor be sad, and you will be superior (in victory) if you are indeed (true) believers.

Ali Quli Qarai

Do not weaken or grieve: you shall have the upper hand, should you be faithful.

Amatul Rahman Omar

Therefore slacken not, nor grieve, and when you are true believers you shall certainly be the triumphant.

Arthur John Arberry

Faint not, neither sorrow; you shall be the upper ones if you are believers.

Bijan Moeinian

Do not loose faith and do not be depressed [in hardships]; if you be true believers, you will surely gain the upper hand [over your enemies. ]

E. Henry Palmer

Do not give way nor grieve, for ye shall have the upper hand if ye but be believers.

Edip-Layth

Do not be weak, and do not grieve, for you are superior, if you have acknowledged.

George Sale

And be not dismayed, neither be ye grieved; for ye shall be superior to the unbelievers if ye believe.

Hamid S. Aziz

Do not give way nor grieve, for you shall overcome them if you but be faithful.

Mahmoud Ghali

And do not feel feeble nor grieve; and you are the most exalted in case you are believers.

Marmaduke Pickthall

Faint not nor grieve, for ye will overcome them if ye are (indeed) believers.

Mohamed Ahmed - Samira

So do not lose heart or be grieved, for you will surely prevail if you are believers.

Muhammad Asad

Be not, then, faint of heart, and grieve not: for you are bound to rise high if you are [truly] believers.

Mustafa Khattab

Do not falter or grieve, for you will have the upper hand, if you are ˹true˺ believers.

Progressive Muslims

Do not be weak, and do not grieve, for you will have the upper hand, if you are believers.

Sahih International

So do not weaken and do not grieve, and you will be superior if you are [true] believers.

Sam Gerrans

And faint not, nor grieve, and you will be the superior ones, if you be believers.

Shabbir Ahmed

Do not ever lose heart, and grieve not, for you are bound to prevail if you are truly believers. (4:141).

Syed Vickar Ahamed

So do not become weak (lose heart) and do not fall into sadness and you must gain mastery, if you are true in Faith.

Taqi Usmani

Do not lose heart and do not grieve, and you are the upper-most if you are believers.

The Monotheist Group

Do not be weak, and do not grieve, for you will have the upper hand, if you are believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne vous laissez pas battre, ne vous affligez pas alors que vous êtes les supérieurs, si vous êtes de vrais croyants.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Weest dus niet ontmoedigd en treurig. Gij zult de bovenhand behouden, indien gij gelooft.

Hollandaca — Siregar

Voelt jullie niet vemederd en treurt niet; en jullie zijn de winnaars. indien jullie (ware) gelovigen zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не падайте духом (о, верующие) и не печальтесь (тому, что произошло с вами при горе Ухуд) в то время как вы будете на высоте [победите], если вы (действительно) являетесь верующими!

Rusça — Osmanov

Не падайте же [духом], не огорчайтесь, ибо вы выше других, если веруете.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Tappa inte modet och glöm er sorg! Står ni fasta i tron kommer ni att vinna överhanden.