Ankebut — Dil Profiliالعنكبوت
976 kelime, 69 ayet üzerinden önceden hesaplanmıştır (18.08.2026).
Bu sureye özgü nadir kullanımlar
Kur'an genelinde en fazla 3 kez geçen ya da (kaç kez geçerse geçsin) yalnızca bu surede geçen kök ve çekim formları.
Nadir kökler
- خ ط ط(ḢŦŦ)yalnızca bu suredeYere çizgi (veya işaret) çizmek, yazmak veya kaydetmek (birinin günahlarının kendisine karşı yazılması veya kaydedilmesi gibi), bir şeyi yasaklamak veya kendine almak, bir şeyi kesmek veya yarmak, düz veya yumuşak veya yumuşak zeminde hafif bir iz/yol/yol açmak, alçalma veya aşağılanma durumunda olmak.
- ع ن ك ب(ANKB)yalnızca bu suredeKötü şekillenmiş
- و ث ن(WS̃N)3×Bir şartla kalmak, işaret olarak kurmak, onura yükseltmek, dikmek, onurlandırmak için yükseltmek, kurmak, bir yerde kalmak. Put.
Nadir çekim formları
- سَبِيلَنَا(sebīlenā)yalnızca bu surede
- وَاَثْقَالًا(ve eṧḳālen)yalnızca bu surede
- خَطَايَاهُمْ(ḣaTāyāhum)yalnızca bu surede
- وَلَيُسْـَٔلُنَّ(ve le yuselunne)yalnızca bu surede
- اِفْكًا(ifken)yalnızca bu surede
- اقْتُلُوهُ(ḳtulūhu)yalnızca bu surede
- مُهَاجِرٌ(muhācirun)yalnızca bu surede
- نَادِيكُمُ(nādīkumu)yalnızca bu surede
- مُنَجُّوكَ(muneccūke)yalnızca bu surede
- مُنْزِلُونَ(munzilūne)yalnızca bu surede
- سَابِقِينَ(sābiḳīne)yalnızca bu surede
- وَارْجُوا(ve rcū)yalnızca bu surede
- مُسْتَبْصِرِينَ(mustebSirīne)yalnızca bu surede
- اَوْهَنَ(evhene)yalnızca bu surede
- الْعَالِمُونَ(l-ǎālimūne)yalnızca bu surede
- وَاِلٰهُنَا(ve ilāhunā)yalnızca bu surede
- لَارْتَابَ(le ārtābe)yalnızca bu surede
- يَرْزُقُهَا(yerzuḳuhā)yalnızca bu surede
- غُرَفًا(ğurafen)yalnızca bu surede
- اَرْضِي(erDī)yalnızca bu surede
- وَبِنِعْمَةِ(ve bi niǎ'meti)yalnızca bu surede
- الْحَيَوَانُ(l-Hayevānu)yalnızca bu surede
- لَهِيَ(le hiye)yalnızca bu surede
- وَيُتَخَطَّفُ(ve yuteḣaTTafu)yalnızca bu surede
- لَمَعَ(le meǎ)yalnızca bu surede
- لَنُكَفِّرَنَّ(le nukeffiranne)yalnızca bu surede
- وَلْنَحْمِلْ(ve l neHmil)yalnızca bu surede
- تُكَذِّبُوا(tukeƶƶibū)yalnızca bu surede
- وَيَرْحَمُ(ve yerHamu)yalnızca bu surede
- تُقْلَبُونَ(tuḳlebūne)yalnızca bu surede
- يَغْشٰيهُمُ(yeğşāhumu)yalnızca bu surede
- رَكِبُوا(rakibū)yalnızca bu surede
- لَنُنَجِّيَنَّهُ(le nunecciyennehu)yalnızca bu surede
- تَصْنَعُونَ(teSneǔne)yalnızca bu surede
- لَنَهْدِيَنَّهُمْ(le nehdiyennehum)yalnızca bu surede
- وَتَأْتُونَ(ve te'tūne)yalnızca bu surede
- تَنْهٰى(tenhā)yalnızca bu surede
- يَسْبِقُونَا(yesbiḳūnā)yalnızca bu surede
- يَعْقِلُهَا(yeǎ'ḳiluhā)yalnızca bu surede
- لَنُدْخِلَنَّهُمْ(le nudḣilennehum)yalnızca bu surede
- اَحَسِبَ(e Hasibe)yalnızca bu surede
- يُتْرَكُوا(yutrakū)yalnızca bu surede
- وَتَخْلُقُونَ(ve teḣluḳūne)yalnızca bu surede
- وَتَقْطَعُونَ(ve teḳTaǔne)yalnızca bu surede
- فَلَيَعْلَمَنَّ(fe le yeǎ'lemenne)yalnızca bu surede
- يَكْفِهِمْ(yekfihim)yalnızca bu surede
- تُجَادِلُوا(tucādilū)yalnızca bu surede
- فَاَنْجٰيهُ(fe encāhu)yalnızca bu surede
- وَلَيَحْمِلُنَّ(ve le yeHmilunne)yalnızca bu surede
- مُهْلِكُٓوا(muhlikū)yalnızca bu surede
- تَخُطُّهُ(teḣuTTuhu)yalnızca bu surede
- اُو۫ذِيَ(ūƶiye)yalnızca bu surede
- وَلَيَأْتِيَنَّهُمْ(ve le ye'tiyennehum)yalnızca bu surede
- بِحَامِلِينَ(bi Hāmilīne)yalnızca bu surede
- يُجَاهِدُ(yucāhidu)yalnızca bu surede
- وَاعْبُدُوهُ(ve ǎ'budūhu)yalnızca bu surede
- وَلِيَتَمَتَّعُوا(ve li yetemetteǔ)yalnızca bu surede
- خَطَايَاكُمْ(ḣaTāyākum)2×
- اَخَذَتْهُ(eḣaƶethu)2×
- سَبَقَكُمْ(sebeḳakum)2×
- رَحْمَتِي(raHmetī)2×
- حَوْلِهِمْ(Havlihim)2×
- ذَرْعًا(ƶer'ǎn)2×
- وَضَاقَ(ve Dāḳa)2×
- امْرَاَتَكَ(mraeteke)2×
- سُبُلَنَا(subulenā)2×
- لَنُبَوِّئَنَّهُمْ(le nubevviennehum)2×
- فَاِيَّايَ(fe iyyāye)2×
- اَفَبِالْبَاطِلِ(e fe bi l-bāTili)2×
- حَرِّقُوهُ(Harriḳūhu)2×
- جَاهَدَاكَ(cāhedāke)2×
- تُطِعْهُمَا(tuTiǎ'humā)2×
- اَثْقَالَهُمْ(eṧḳālehum)yalnızca bu surede
- الطُّوفَانَ(T-Tūfāne)2×
- اَوْثَانًا(evṧānen)yalnızca bu surede
- ذَنْبِهِ(ƶenbihi)2×
- الْعَنْكَبُوتِ(l-ǎnkebūti)yalnızca bu surede
- نَضْرِبُهَا(neDribuhā)2×
- بَيْتًا(beyten)2×
- لَمُحِيطَةٌ(le muHīTatun)2×
- يَاعِبَادِيَ(yā ǐbādiye)2×
- نَجّٰيهُمْ(neccāhum)2×
- اَوَلَيْسَ(e ve leyse)2×
- خَمْسِينَ(ḣamsīne)2×
- يَلْعَنِ(yel'ǎni)2×
- سِيءَ(sī'e)2×
- يُنْشِئُ(yunşiu)2×
- يَئِسُوا(yeisū)2×
- خَسَفْنَا(ḣasefnā)2×
- فَصَدَّهُمْ(fe Saddehum)2×
- رِجْزًا(riczen)3×
- حَرَمًا(Haramen)3×
- لَاٰتٍ(lātin)3×
- عَامًا(ǎāmen)3×
- يُفْتَنُونَ(yuftenūne)3×
- رِزْقَهَا(rizḳahā)3×
- السَّفِينَةِ(s-sefīneti)3×
- لِقَائِهِ(liḳāihi)3×
- ذَائِقَةُ(ƶāiḳatu)3×
- انْصُرْنِي(nSurnī)3×
- وَلَيَعْلَمَنَّ(ve le yeǎ'lemenne)yalnızca bu surede
- النَّشْاَةَ(n-neşete)3×
- مَأْوٰيكُمُ(me'vākumu)3×
- لِيَظْلِمَهُمْ(li yeZlimehum)3×
- فَاعْبُدُونِ(fe ǎ'budūni)3×
- يَجْحَدُ(yecHadu)3×
- حَسِبَ(Hasibe)3×
- يُبْدِئُ(yubdiu)3×
- وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ(ve le necziyennehum)3×
Zaman kipi dağılımı
Fiillerin kaçı geçmiş (Mazi), kaçı geniş/şimdiki-gelecek (Muzari), kaçı buyurgan (Emir) kipte.
- Mazi (geçmiş)
- 130 (%50)
- Muzari (şimdiki/gelecek)
- 106 (%41)
- Emir (buyurgan)
- 23 (%9)
Kur'an geneli: Mazi %47 · Muzari %43 · Emir %10 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor (iki-oranlı z-testi, |z|>1.96).
Zamir / hitap şekli dağılımı
Zamirlerin kaçı 1. şahıs (konuşan), kaçı 2. şahıs (doğrudan hitap edilen), kaçı 3. şahıs (hakkında konuşulan).
- Mütekellim (1. şahıs)
- 31 (%12)
- Muhatap (2. şahıs)
- 52 (%20)
- Gaib (3. şahıs)
- 176 (%68)
Kur'an geneli: Mütekellim %13 · Muhatap %24 · Gaib %64 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor.
Fiil babı (kalıbı) dağılımı
Bu suredeki mezid (kalıba girmiş) fiillerin hangi babda çekildiği — ör. Tef'îl (yoğunlaştırma/geçişlilik), İfti'âl (dönüşlülük) gibi. Mücerred (yalın) fiiller ve isimler bir baba sahip olmadığından dağılıma girmez.
Baş / orta / son karşılaştırması
Sure ilerledikçe kip/hitap dağılımı değişiyor mu?
| Bölüm | Ayetler | Mazi/Muzari/Emir | Mütekellim/Muhatap/Gaib |
|---|---|---|---|
| Baş | 1-23 | 39/42/9 | 13/20/57 |
| Orta | 24-46 | 56/24/9 | 11/20/58 |
| Son | 47-69 | 35/40/5 | 7/12/61 |
Öne çıkan kökler
Bu surede, Kur'an genelindeki oranına göre beklenenden anlamlı ölçüde daha sık geçen kökler (hiper-geometrik z-skoru — bkz. Arama sayfasındaki bağlam taraması ile aynı yöntem).
- و ث ن(WS̃N)Bir şartla kalmak, işaret olarak kurmak, onura yükseltmek, dikmek, onurlandırmak için yükseltmek, kurmak, bir yerde kalmak. Put.2 ayet · beklenen 0.0 · z=10.86
- غ ب ر(ĞBR)Tozlu olmak, toz renkli olmak, geride kalmak, karanlık/kasvet, kalmak, sürmek, devam etmek, oyalanmak, durmak, beklemek, geçip gitmek, nükseden/tekrar ortaya çıkan2 ayet · beklenen 0.1 · z=6.46
- ج ح د(CḪD̃)Bir şeyi inkar etmek veya kabul etmemek, cimri veya açgözlü olmak, fakir olmak veya az iyiliğe sahip olmak, dağılmış veya saçılmış olmak, miktar olarak az, kıt olmak.2 ayet · beklenen 0.1 · z=5.16
- ب د ا(BD̃Ê)Başlamak, görünmek, ortaya çıkmak, belirmek, gözükmek, açığa çıkmak, belli olmak, anlaşılmak, aşikar olmak, meydana çıkmak, karar vermek, düşünmek2 ayet · beklenen 0.1 · z=4.72
- ن ج و(NCW)Kurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.5 ayet · beklenen 0.8 · z=4.63
- ع ل م(ALM)İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname20 ayet · beklenen 8.1 · z=4.50
- ب ط ل(BŦL)Boş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak3 ayet · beklenen 0.4 · z=4.31
- س ب ق(SBG)Geçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmak3 ayet · beklenen 0.4 · z=4.23
- ج ه د(CHD̃)Çabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.3 ayet · beklenen 0.4 · z=4.16
- ف ح ش(FḪŞ)Aşırı/ölçüsüz/muazzam/fahiş/gereğinden fazla/ölçüsüz olmak, iğrenç/kötü/şer/yakışıksız/ahlaksızlık/iğrenç, müstehcen/kaba/açık saçık, yasak olan aşırılığı işlemek, sınırları/limitleri aşmak, açgözlü, zina/fuhuş.2 ayet · beklenen 0.3 · z=3.49