Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.
وَلَقَدْ وَصَّلْنَا لَهُمُ الْقَوْلَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
ve leḳad veSSalnā lehumu l-ḳavle leǎllehum yeteƶekkerūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun öğüt alsınlar diye sözü, birbiri ardınca âyet âyet ulayıp indirmedeyiz.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve andolsun öğüt alsınlar diye sözü, birbiri ardınca âyet âyet ulayıp indirmedeyiz.
Adem Uğur
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca yetiştirmişizdir (aralıksız vahiylerimizi göndermişizdir).
Ahmed Hulusi
Andolsun ki onlara sözümüzü ardı ardına ulaştırdık. . . Umulur ki hatırlayıp düşünürler!
Ahmet Tekin
Andolsun ki, biz ilâhi kitapları, ilâhi kelâmı, birbiri ardınca, birbirleriyle irtibatlı olarak onların lehlerine göndermeye devam ettik, şer’î ahkâmın, ahlâkî ilkelerin, geçmiş örneklerin, örfün vaatlerin ve tehditlerin, müjdelerin ve uyarıların, Kur’ân âyetlerinin birbirleriyle irtibatlandırılarak, bir bütünlük içinde anlaşılmasını ve uygulanmasını emrettik. Ola ki bunun hikmetini düşünüp öğüt alırlar.
Ahmet Varol
Andolsun biz, olur ki düşünürler diye onlar için sözü (Kur'an'ı) birbiri ardınca indirdik.
Ali Bulaç
Andolsun, biz öğüt alıp düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip indirdik.
Ali Fikri Yavuz
Gerçekten o kâfirlere, Kur’an ayetlerini, birbiri ardınca inzal ve beyan ettik ki, ibret alıp iman etsinler.
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, sözü, art arda onlara ulaştırdık; belki öğüt alırlar diye.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü birbiri ardınca yetiştirmişizdir.
Bekir Sadak
And olsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetistirdik; belki dusunurler.
Celal Yıldırım
Biz, düşünürler de öğüt alırlar diye sözü birbiri ardınca getirdik,
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Gerçek şu ki düşünüp öğüt alsınlar diye biz sözü (vahyi) onlara birbiri ardınca ulaştırmışızdır.
Diyanet İşleri
Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an ayetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetiştirdik; belki düşünürler.
Diyanet Vakfi
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca yetiştirmişizdir (aralıksız vahiylerimizi göndermişizdir).
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardınca ulamışızdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, iyi düşünsünler diye, onlar hakkında sözü uladık da uladık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Celalim hakkı için onlar hakkında sözü uladık da uladık ki iyi düşünsünler
Erhan Aktaş
Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü ardı ardına yolladık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü ardı ardına yolladık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ant olsun! Öğüt alırlar diye, onlara Söz'ü ardı ardına yolladık.
Fizilal-il Kuran
Andolsun biz, düşünüp öğüt alsınlar diye vahyi birbirine bitiştirdik.
Gültekin Onan
Andolsun, biz öğüt alıp düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip indirdik.
Hamdi Döndüren
Andolsun biz, düşünüp öğüt alsınlar diye, onlar için sözü (vahyi) birbiri ardınca ulaştırdık.
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki biz onlar için, nasıyhat kabul etsinler diye, sözü birbiri ardınca inzal edib durmuşuzdur.
Hasib Asutay
Andolsun ki biz, düşünüp öğüt alsınlar diye sözü (vahyi) onlara ardı ardına yetiştirdik.
Hayrat Neşriyat
Celâlim hakkı için, ibret alırlar diye sözü (vahyi) onlar için ardı ardına yetiştirdik.
İbni Kesir
Andolsun ki; Biz, onlar için sözü birbirine bitiştirdik. Belki düşünürler diye.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki (gerçeği) hatırlasınlar diye o sözü (Kur’an’ı) onlara ulaştırmıştık.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz vahyi onlara adım adım ulaştırdık ki böylece belki (üzerinde düşünür), akıllarında tutarlar.
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz bu ilahi sözü onlara adım adım ulaştırdık ki, belki (sorumluluklarını) hatırlarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kasem olsun ki, onlar için belki düşünürler diye sözü birbiri ardınca irâd ettik.
Ömer Öngüt
Gerçekten biz onlar için sözü birbiri ardınca ulaştırdık ki belki düşünürler.
Suat Yıldırım
Düşünüp ibret almaları için Biz, sözümüzü birbiri ardından getirdik.
Süleyman Ateş
Andolsun biz, düşünüp öğüt alsınlar diye onlar için sözü(müzü) birbirine bitiştirdik (ardı ardına gerçeği kanıtlayan ayetler gönderdik).
Süleymaniye Vakfı
Biz onlar için (Kur'an ve önceki kitaplardaki) sözleri ilişkilendirdik ki doğru bilgileri kullansınlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bu sözleri onlar için peş peşe sıraladık. Belki kafalarını çalıştırırlar.
Şaban Piriş
Andolsun ki, belki düşünürler diye, onlar için sözü ard arda bildirdik.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun, biz öğüt alıp düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip indirdik.
Ümit Şimşek
Güzelce düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz sözümüzü onlara peş peşe ulaştırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, biz onlar için sözü ardarda getirdik ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
Azerice (1)
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Həqiqətən, Biz sözü (Qurʼanı, keçmişlərə aid xəbərləri) onlar üçün bir-birinin ardınca (müfəssəl) izah etdik ki, bəlkə, öyüd-nəsihət qəbul etsinlər. (Bunlardan ibrət alıb iman gətirsinlər!)
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben ihnen den Koran in aufeinanderfolgenden Abschnitten herabgesandt, damit sie nachdenken und sich ermahnen lassen.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir haben ihnen ja das Wort aufeinanderfolgend übermittelt, auf daß sie bedenken mögen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wahrlich, Wir haben ihnen das Wort immer wieder übermittelt, auf daß sie ermahnt seien.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß, bereits brachten WIR ihnen das Mitgeteilte zuwege, damit sie sich besinnen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We have already imparted to them the divine knowledge to guide then into all truth that they may hopefully lift to Allah their inward sight and keep Him in mind.
Abdul Haleem
We have caused Our Word to come to them so that they may be mindful.
Abdullah Yusuf Ali
Now have We caused the Word to reach them themselves, in order that they may receive admonition.
Abul A'la Maududi
We have constantly conveyed them the word (of admonition) that they may take heed.
Aisha Bewley
We have conveyed the Word to them so that hopefully they will pay heed.
Al-Hilali & Khan
And indeed now We have conveyed the Word (this Qur’ân in which is the news of everything) to them, in order that they may remember (or receive admonition).
Ali Quli Qarai
Certainly We have concatenated the Word for them so that they may take admonition.
Amatul Rahman Omar
We have been sending uninterrupted revelations to them so that they may rise to eminence.
Arthur John Arberry
Now We have brought them the Word; haply they may remember.
Bijan Moeinian
I have [been more than just and have] delivered the message to them [over and over again] so that they may have the [ultimate] guidance.
E. Henry Palmer
And we caused the word to reach them, haply they may be mindful!
Edip-Layth
We have delivered the message, perhaps they may take heed.
George Sale
And now have We caused our word to come unto them, that they may be admonished.
Hamid S. Aziz
And if they cannot answer you, then know that they follow their own lusts (prejudices, fantasies, superstitions); and who is more in error than he who follows his own lust without guidance from Allah? Verily, Allah guides not a wrong doing people.
Mahmoud Ghali
And indeed We have already clearly conveyed to them the Word, (Literally: the Saying) that possibly they would remind themselves.
Marmaduke Pickthall
And now verily We have caused the Word to reach them, that haply they may give heed.
Mohamed Ahmed - Samira
We have been sending word to them that they may take a warning.
Muhammad Asad
NOW, INDEED, We have caused this word [of Ours] to reach mankind step by step, so that they might [learn to] keep it in mind.
Mustafa Khattab
Indeed, We have steadily delivered the Word ˹of Allah˺ to the people so they may be mindful.
Progressive Muslims
And We have delivered the message, perhaps they may take heed.
Sahih International
And We have [repeatedly] conveyed to them the Qur'an that they might be reminded.
Sam Gerrans
And We have caused the word to reach them, that they might take heed.
Shabbir Ahmed
Now, indeed, We have caused this Word to reach mankind step by step, so that they might take it to their heart. ('Wassalna' embraces 'step by step').
Syed Vickar Ahamed
And indeed, We have made the Word (this Quran) reach them, so that they may remember and receive the warning.
Taqi Usmani
And We have conveyed (Our) word to them one after the other, so that they may receive the advice.
The Monotheist Group
And We have delivered the message, perhaps they may take heed.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Sond be, me ayetên Quranê li dûv hev, ji bo wan hinart da ku ew jê şîretan wergirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij hebben hun het woord in opeenvolging doen toekomen; misschien laten zij zich vermanen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En thans hebben wij ons woord tot hen doen komen, opdat zij gewaarschuwd zouden zijn.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, Wij openbaarden hun achtereenvolgens het Woord, hopelijk zullen zij zich laten vermanen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вот Мы довели [разъяснили] до них [до твоего народа, о Пророк] Слово [Коран] (как милость) (в котором приводятся упоминания о том, как были наказаны прежние общины за свое неверие), чтобы они вспоминали (и брали себе назидание)!
Rusça — Osmanov
Мы ниспослали к ним слово (т. е. Коран) в надежде, что они образумятся.