Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.

فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرِينَ

fe enceynāhu ve ehlehu illā mraetehu ḳaddernāhā mine l-ğābirīne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken, onu ve âilesini kurtardık, ancak karısını kurtarmadık, onun, geri kalanlarla kalmasını takdîr etmiştik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken, onu ve âilesini kurtardık, ancak karısını kurtarmadık, onun, geri kalanlarla kalmasını takdîr etmiştik.

Adem Uğur

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.

Ahmed Hulusi

Biz de Onu ve ehlini kurtardık, karısı müstesna. . . Onu, geride kalıp helak olanlardan (olmasını) takdir ettik.

Ahmet Tekin

Bunun üzerine Lût’u ve ailesini, mü’minleri kurtardık. Yalnız karısı müstesna. Onun geride, azâba uğrayanların içinde kalmasına hükmettik.

Ahmet Varol

Biz de onu ve karısı dışında bütün ailesini kurtardık. Onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

Ali Bulaç

Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azab içinde kalanlar arasında) takdir ettik.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine biz de Lût’u ve âilesini kurtardık; ancak karısını geride kalanlardan (helâke uğrayanlardan) takdir ettik.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Onu ve ailesini kurtardık. Ancak, karısının, geride kalanlar arasında olmasını uygun gördük.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Karısı müstesna; çünkü onun, geride kalmasını gerekli bulduk.

Bekir Sadak

Bunun uzerine onu ve ailesini kurtardik, yalniz karisinin geride kalanlardan olmasini gerekli bulduk.

Celal Yıldırım

Biz, Lût'u da, ailesini de kurtardık ; ancak karısını değil, onu geride kalıp (yok edilecekler) arasında takdîr ettik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun üzerine onu ve karısı dışında kalan ailesini kurtardık. Karısının geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

Diyanet İşleri

Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.

Diyanet İşleri (eski)

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık; ancak kansının geride kalanlar arasında olmasını takdir etmiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine onu ve ehlini necata çıkardık ancak karısını kalanlardan takdir etmiştik

Erhan Aktaş

Bunun üzerine onu ve taraftarlarını kurtardık; karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını uygun gördük.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine onu ve taraftarlarını kurtardık; karısı hariç. Onun geride kalanlardan olmasını uygun gördük.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine hanımı hariç onu ailesini ve taraftarlarını kurtardık. Hanımının geride kalanlardan olmasını uygun gördük.

Fizilal-il Kuran

Lût'u ve eşi dışındaki yakınlarını kurtardık. Eşinin ise geride kalarak yok olmasını kararlaştırdık.

Gültekin Onan

Biz de, onu ve ehlini (ailesini) kurtardık, Yalnızca karısı hariç; onu geride (azab içinde kalanlar arasında) takdir ettik.

Hamdi Döndüren

Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine biz de hem onun, hem geri kalanlardan olmasını takdir etdiğimiz karısından, başka bütün haanedanını kurtardık.

Hasib Asutay

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı hariç; onu geri kalanlardan takdir ettik.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (biz de) onu ve ehlini kurtardık. Ancak karısı hâriç; onun (inkârısebebiyle) geride kalanlardan olmasını takdîr ettik.

İbni Kesir

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısının geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

Mehmet Okuyan

Bunun üzerine onu (Lut’u) ve ailesini kurtarmıştık. Hanımı hariç; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını uygun görmüştük.

Muhammed Esed

Ve bunun üzerine Biz de o'nu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısının geride kalanlar arasında olmasını gerekli gördük.

Mustafa İslamoğlu

Derken, Biz onu ve (iman) ailesini kurtardık; ancak karısının dökülenler arasında yer almasına karar verdik.

Ömer Nasuhi Bilmen

Binaenaleyh O'nu ve bütün hanedanını necâta erdirdik, zevcesi müstesna. Onu takdirimizle azapta bâki kalanlardan kıldık.

Ömer Öngüt

Biz de onu ve âilesini kurtardık. Yalnız karısı müstesnâ. Onun geride kalanlar arasında olmasını takdir ettik.

Suat Yıldırım

Biz onu, ailesini ve beraberinde olanları kurtardık. Yalnız eşinin geride kalıp azaba uğrayanlardan olmasını takdir etmiştik.

Süleyman Ateş

Biz de onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının (azabda) kalanlardan olmasını takdir ettik.

Süleymaniye Vakfı

Biz de karısı hariç onu ve ailesini kurtardık. Karısının, (bedeninin) kalıntısı kalanlardan olmasını kararlaştırdık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz de Lut'u ve ailesini kurtardık; karısı hariç. Onun küller altında kalanlardan olmasını kararlaştırmıştık.

Şaban Piriş

O'nu ve ailesini kurtardık, yalnız, geride kalanlardan olmasını takdir ettiğimiz karısı hariç.

Tefhim-ul Kuran

Biz de, onu ve ailesini kurtardık, yalnızca karısı hariç; onu geride (azab içinde kalanlar arasında) takdir ettik.

Ümit Şimşek

Biz de onu ve ailesini kurtardık-karısı dışında; çünkü onu geride kalanlar arasında takdir etmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Karısı hariç. Onu, arkada kalanlardan biri olarak takdir etmiştik.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Buna görə də Biz onu və ailəsini xilas etdik, yalnız övrətini (əzab içində) qalanlardan olmasını təqdir etdik. (Canında nə olduğunu bildiyimiz üçün onun barəsində əzəldən belə hökm verdik).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Also erretteten Wir ihn und seine Angehörigen, ausgenommen seine Frau, die Wir den Untergehenden zuordneten.

Almanca — Der Edle Quran

Da retteten Wir ihn und seine Angehörigen, außer seiner Frau; Wir bestimmten, daß sie zu denjenigen gehörte, die zurückblieben.

Almanca — M. A. Rassoul

Also erretteten Wir ihn und die Seinen bis auf seine Frau; sie ließen Wir bei jenen, die zurückblieben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann erretteten WIR ihn und seine Familie außer seiner Ehefrau, sie bestimmten WIR unter den Untergehenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We saved him and his family but not his wife whom We decided was among those destined to be left behind.

Abdul Haleem

We saved him and his family- except for his wife: We made her stay behind-

Abdullah Yusuf Ali

But We saved him and his family, except his wife; her We destined to be of those who lagged behind.

Abul A'la Maududi

Eventually We saved (Lot) and his family, except his wife. We had decreed that she should be among those who would remain behind.

Aisha Bewley

So We rescued him and his family – except for his wife. We ordained her to be one of those who stayed behind.

Al-Hilali & Khan

So We saved him and his family, except his wife. We destined her to be of those who remained behind.

Ali Quli Qarai

So We delivered him and his family, except his wife. We ordained her to be among those who remained behind.

Amatul Rahman Omar

So the result was that We saved him and his followers except his wife. We had ordained about her (for her foul deeds) to be with those who stayed behind (and thus would not be saved).

Arthur John Arberry

So We delivered him and his family, except his wife; We decreed she should be of those that tarried.

Bijan Moeinian

At last I saved Lot and his family, except his wife who had already been doomed.

E. Henry Palmer

But we saved him and his family except his wife, her we destined to be of those who lingered;

Edip-Layth

So We saved him and his family, except for his wife, for We found her to be of those who will remain.

George Sale

Wherefore We delivered him and his family, except his wife, whom We decreed to be one of those who remained behind to be destroyed.

Hamid S. Aziz

But the answer of his people was only to say, "Drive out Lot's family from your city, for they are a folk who would keep pure. "

Mahmoud Ghali

So We delivered him and his family, except his wife; We determined she should be of the laggards.

Marmaduke Pickthall

Then We saved him and his household save his wife; We destined her to be of those who stayed behind.

Mohamed Ahmed - Samira

So We saved him and his family except his wife who was destined to stay behind.

Muhammad Asad

Thereupon We saved him and his household - all but his wife, whom We willed to be among those that stayed behind -

Mustafa Khattab

So We delivered him and his family, except his wife. We had destined her to be one of the doomed.

Progressive Muslims

So We saved him and his family, except for his wife, for We found her to be of those who will remain.

Sahih International

So We saved him and his family, except for his wife; We destined her to be of those who remained behind.

Sam Gerrans

And We delivered him and his household save his wife; We decreed her to be of those who stayed behind.

Shabbir Ahmed

Thereupon We saved Lot, his household and his followers but his wife - whom We knew was destined to remain behind for her disbelief.

Syed Vickar Ahamed

So We saved him and his family, except his wife: We destined her to be of those who remained behind.

Taqi Usmani

So, We saved him and his family, except his wife. We destined her to remain among those who stayed behind.

The Monotheist Group

So We saved him and his family, except for his wife; We found her to be of those doomed.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous le sauvâmes ainsi que sa famille, sauf sa femme pour qui Nous avions déterminé quʹelle serait du nombre des exterminés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca, Me ew û ehlê wî (ew ên ku pê bawerî anîbûn) rizgar kirin, ji bilî jina wî; me ew gerand ji yên helakbûyî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen redden Wij hem en zijn familie, behalve zijn vrouw; Wij hebben verordend dat zij tot de achterblijvers behoorde.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom bevrijdden wij hem en zijn gezin, behalve zijne vrouw, omtrent welke wij besloten, dat zij een van hen zou zijn, die achter zouden blijven om verdelgd te worden.

Hollandaca — Siregar

Toen redden Wij hem en zijn familie, behalve zijn vrouw: Wij bepaalden dat zij tot de achterblijvers behoorde.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И спасли Мы его [пророка Лута] и его семью (от наказания, которое пало на его народ), кроме его жены, которой Мы предопределили оказаться из (числа) оставшихся [погибших] (так как она была довольна мерзкими деяниями, которые совершал ее народ и помогала им в этом).

Rusça — Osmanov

Мы спасли его вместе с семьей, кроме жены его, которой Мы предопределили остаться в числе нечестивцев.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi räddade honom och hela hans hus utom hans hustru, som enligt Vår vilja var en bland dem som stannade kvar;