Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."

قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا بِهِ فَقَبَضْتُ قَبْضَةً مِنْ اَثَرِ الرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذٰلِكَ سَوَّلَتْ لِي نَفْسِي

ḳāle beSurtu bimā lem yebSurū bihi fe ḳabeDtu ḳabDeten min eṧeri r-rasūli fe nebeƶtuhā ve ke ƶālike sevvelet lī nefsī

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2بَصُرْتُbeSurtuب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıben gördüm
3بِمَاbimāşeyleri
4لَمْlem
5يَبْصُرُواyebSurūب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıonların görmedikleri
6بِهِbihionda
7فَقَبَضْتُfe ḳabeDtuق ب ضEl ile dokunarak/hissederek almak, kapatmak, kavramak, tutmak, yakalamak, bir araya toplamak/çekmek/birleştirmek, sahiplenmek, kuşlarla ilgili olarak kanatlarını toplamak, uçuşta/tempoda hızlı olmak.sonra aldım
8قَبْضَةًḳabDetenق ب ضEl ile dokunarak/hissederek almak, kapatmak, kavramak, tutmak, yakalamak, bir araya toplamak/çekmek/birleştirmek, sahiplenmek, kuşlarla ilgili olarak kanatlarını toplamak, uçuşta/tempoda hızlı olmak.bir avuç
9مِنْmin-nden
10اَثَرِeṧeriا ث رİz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmekeseri-
11الرَّسُولِr-rasūliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleElçinin
12فَنَبَذْتُهَاfe nebeƶtuhāن ب ذAtmak, fırlatmak, vazgeçmek, çıkarmak, reddetmek, bir şeyi değersiz olduğu için veya dikkate almadığı için atmakve onu attım
13وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böyle (yapmayı)
14سَوَّلَتْsevveletس و لSormak, istemek, dilemek, rica etmek, talep etmek, dilenmekhoş gösterdi
15لِيbana
16نَفْسِيnefsīن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefsim

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sâmirî, onların görmediklerini gördüm ben, sana gelen elçi meleğin izinden bir avuç toprak aldım, eriyen külçeye attım onu ve nefsim, bu işi bana böylece hoş gösterdi dedi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sâmirî, onların görmediklerini gördüm ben, sana gelen elçi meleğin izinden bir avuç toprak aldım, eriyen külçeye attım onu ve nefsim, bu işi bana böylece hoş gösterdi dedi.

Adem Uğur

O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi.

Ahmed Hulusi

(Samiri) dedi ki: "Onların algılayamadıklarını ben fark ettim! Rasulün eserinden (bildirdiği B sırrı kuvvesini kullanarak) birazcık aldım da onu (altınların eridiği karışıma) attım. . . İşte böylece nefsim, (hakikatimden gelen kuvveyi) açığa çıkarmaya teşvik etti. "

Ahmet Tekin

'Sana gelen vahy ve tebliğ ettiğin din konusunda, onların, İsrâiloğulları’nın göremedikleri, anlayamadıkları hususlara ben vâkıf oldum. Bu anlayışıma dayanarak elçinin, Cibril’in getirdiği vahyin epeyce bir kısmını ayıklayıp attım. İşte şu gördüğün, duyduğun nefsimin beni aldatarak sürüklediği oyun böylece ortaya çıktı.' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Ben onların görmediklerini gördüm ve elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (buzağı heykelinin içine) [5] attım. Nefsim de böyle yapmayı bana hoş gösterdi.'

Ali Bulaç

Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."

Ali Fikri Yavuz

Sâmirî şöyle dedi: “- Ben İsrail oğullarının görmedikleri Cibrîl’i gördüm de, O Rasûlün izinden bir avuç toprak aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Böylece bunu, bana, nefsim hoş gösterdi.”

Ali Rıza Safa

"Onların görmediklerini gördüm. Elçinin izinden bir tutam alarak attım. Böylesi, benliğime daha güzel göründü!"

Bayraktar Bayraklı

Samiri, "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Bunu ziynet eşyalarının eritildiği potaya attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi" dedi.

Bekir Sadak

Samiri: «Onlarin gormedikleri bir sey gordum ve o sana gelen elcinin bastigi yerden bir avuc avucladim. Bunu ziynet esyasinin eritildigi potaya attim. Nefsim boyle yaptirdi» dedi.

Celal Yıldırım

Sâmiriy, «onların görmediği şeyi gördüm, o (Tanrı) elçisinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (potanın içine) attım; işte böylece nefsim bunu bana hoş gösterdi» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Ben onların görmediklerini gördüm, bu yüzden elçinin izinden bir avuç avuçladım ve onu attım. Nefsim beni böyle yapmaya itti” diye cevap verdi.

Diyanet İşleri

Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."

Diyanet İşleri (eski)

Samiri: 'Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o sana gelen elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim böyle yaptırdı' dedi.

Diyanet Vakfi

O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sâmirî: «Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Samiri: "Ben onların görmediklerini gördüm de Resülün izinden bir avuç toprak avuçlayıp attım, nefsim bana böyle hoş gösterdi." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

ben dedi, onların görmediklerini gördüm de Resulün izinden bir avuç avuçladım da onu attım, ve bana nefsim böyle hoş gösterdi

Erhan Aktaş

Samiri: "Ben, onların anlamadıkları şeyi anladım. Resulün öğretisinden az bir şey almıştım işte onu bıraktım. Bunu, bana nefsim hoş gösterdi." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Samiri: "Ben, onların anlamadıkları şeyi anladım. Resulün öğretisinden az bir şey almıştım işte onu bıraktım. Bunu, bana nefsim hoş gösterdi." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Samiri: "Ben, onların anlamadıkları şeyi anladım. Rasulün izinden bir avuç avuçladım ve sonra da onu attım. Bunu, bana nefsim hoş gösterdi." dedi.

Fizilal-il Kuran

Samiri dedi ki; «Ben onların görmediklerini gördüm. Bana gelen ilahi elçinin ayak izlerinden avucumu doldurarak onu erimiş altın külçesinin bulunduğu potaya attım. Böyle yapmamın iyi olacağı içime doğdu.»

Gültekin Onan

Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."

Hamdi Döndüren

Samiri dedi: “Ben, onların görmediklerini gördüm. Elçinin (Cebrail) ayak bastığı yerden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş altının içine) attım, böyle yapmayı nefsim bana güzel gösterdi!”

Hasan Basri Çantay

O da (şöyle) dedi: — "Ben onların görmediklerini gördüm. Binaen'aleyh o peygamberin izinden bir avuç (toprak) alıb onu (erimiş hulliyyatın içine) atdım. Bunu bana nefsim hoş gösterdi böyle".

Hasib Asutay

(Samiri) dedi ki: 'Ben onların görmediklerini gördüm. O elçinin (21) izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş ziynetlerin içine) attım. Nefsim bana böyle yapmayı hoş gösterdi.' (21. 'Âyette geçen elçi'den maksat, Hz. Musa'nın huzuruna gelen Cebrail (a.s.)'dir.)

Hayrat Neşriyat

(Sâmirî:) '(Ben, onların) görmedikleri şeyi gördüm ve (sana gelen) o elçinin(Cebrâîl’in atının) izinden bir avuç (toprak) avuçlayıverdim de onu (eritilmiş ziynet eşyâlarının içine) attım; böylece bunu nefsim bana hoş gösterdi' dedi.

İbni Kesir

O da: Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Ve bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim bana bunu hoş gösterdi, dedi.

Mehmet Okuyan

O da “Ben onların göremediği (bir gerçeği) gördüm. Elçinin mesajından bir kısmını aldım ve onu attım. İşte böyle, bunu nefsim bana hoş gösterdi.” demişti.

Muhammed Esed

"Ben onların göremediği bir şeyi gördüm; ve bu yüzden, Elçi'nin öğretilerinden bir tutam aldım ve onu fırlatıp attım; içimde bir şey böyle (yapmaya) itti beni."

Mustafa İslamoğlu

O dedi ki: "Ben (bu) işe onların bakmadıkları bir gözle baktım; bu nedenle de Elçi'nin (İnanç sisteminden) etkili bir parçayı çekip aldım ve kaldırıp attım: zira güdülerim beni böyle yapmaya sevk etti."

Ömer Nasuhi Bilmen

(Sâmirî de) Dedi ki: «Onların görmediklerini ben gördüm. Artık Resûlün izinden bir avuç (toprak) aldım da onu attım ve nefsim bana öylece hoş göstermiş oldu.»

Ömer Öngüt

(Sâmirî) dedi ki: “Onların görmedikleri bir şey gördüm ve onu sana gelen ilâhi elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Bunu (ziynet eşyasının eritildiği potaya) attım. Nefsim bana bunu hoş gösterdi. ”

Suat Yıldırım

"Ben," dedi, onların görmedikleri bir şeyi gördüm. O resul’ün izinden bir avuç toprak alıp onu potanın içine attım. İşte böylece nefsim böyle yapmayı bana hoş gösterdi."

Süleyman Ateş

(Samiri): "Ben dedi, onların görmediklerini gördüm. Elçinin eserinden bir avuç aldım da attım; nefsim bana böyle (yapmayı) hoş gösterdi."

Süleymaniye Vakfı

Samiri dedi ki: "Ben onların göremediklerini gördüm de Resulün yolundan /şeriatından bir kısmını çıkarıp attım. Canım böyle istedi."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Samiri dedi ki "Ben onların göremediklerini görmüş, senin yoluna sıkı sıkıya bağlanmıştım. Ama onu daha sonra hayatımdan çıkardım; hepsi bu. Canım böyle istedi."

Şaban Piriş

O da: -Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin izinden bir avuç avuçladım ve onu attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi. dedi.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp onu atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi.»

Ümit Şimşek

Sâmirî dedi ki: 'Ben onların görmediğini gördüm. Elçinin izinden bir tutam alıp attım. Nefsim bana bunu hoş gösterdi.'

Yaşar Nuri Öztürk

Samiri dedi: "Onların görmediklerini gördüm. Resulün izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Nefsim bana böylesini hoş gösterdi."

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sagte: ʺIch habe Einblick in Dinge, die sie nicht kennen und kann, was sie nicht können. So habe ich aus der Schrift eine Handvoll genommen, habe sie hingeworfen und die Menschen so übertölpelt. Dazu bin ich verführt worden.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺIch gewahrte, was sie nicht gewahrten, und so faßte ich eine Handvoll (Erde) von der Spur des Gesandten und warf sie dann hin (ins Feuer). So habe ich es mir selbst eingeredet.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺlch bemerkte, was sie nicht wahrnehmen konnten. Da faßte ich eine Handvoll Erde von der Spur des Gesandten und warf sie hin. So habe ich es mir selber eingeredet.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺIch nahm wahr, was sie nicht wahrnahmen, dann griff ich eine Handvoll von der Spur des Entsandten, dann warf ich sie hinein. Und solcherart machte es mir meine Seele leicht.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"I have seen", said Samiri, "what they failed to see -meaning the Spirit Jabril (Gabriel)- and so I took a handful of dust from the track of the Messenger of Allah and I tossed it toward the calf, for so did my soul prompt me -a made- up excuse for his unforgivable sinful act-.

Abdul Haleem

He replied, ‘I saw something they did not; I took in some of the teachings of the Messenger but tossed them aside: my soul prompted me to do what I did.’

Abdullah Yusuf Ali

He replied: "I saw what they saw not: so I took a handful (of dust) from the footprint of the Messenger, and threw it (into the calf): thus did my soul suggest to me."

Abul A'la Maududi

He answered: "I saw what the people did not see. So I took a handful of dust from the trail of the Messenger, and I flung it (into the fire). Thus did my mind prompt me."

Aisha Bewley

He said, ‘I saw what they did not see. So I gathered up a handful from the Messenger’s footprints and threw it in. That is what my inner self urged me to do.’

Al-Hilali & Khan

(Sâmirî) said: "I saw what they saw not, so I took a handful (of dust) from the (hoof) print of the messenger [Jibrîl’s (Gabriel) horse] and threw it [into the fire in which were put the ornaments of Fir‘aun’s (Pharaoh) people, or into the calf]. Thus my inner-self suggested to me."

Ali Quli Qarai

He said, ‘I saw what they did not see. I took a handful [of dust] from the messenger’s trail and threw it. That is how my soul prompted me.’

Amatul Rahman Omar

He said, `I perceived that which they did not perceive. (My perception and insight being stronger than theirs.) I had adopted only some of the traditions (and the teachings) of the Messenger (- Moses), but that (too) I cast away. That is what my mind made fair-seeming to me.'

Arthur John Arberry

'I beheld what they beheld not, ' he said, 'and I seized a handful of dust from the messenger's track, and cast it into the thing. So my soul prompted me.'

Bijan Moeinian

He replied: "Well, I saw angel Gabriel (that the others did not see) and I was inspired to take a handful of his foot print’s dust and throw upon the statue [making it sacred!]"

E. Henry Palmer

Said he, 'I beheld what they beheld not, and I grasped a handful from the footprint of the messenger and cast it; for thus my soul induced me. '

Edip-Layth

He said, "I noticed what they did not notice, so I took a portion from the teaching of the messenger, and I cast it away. This is what my person inspired me to do."

George Sale

He answered, I saw that which they saw not; wherefore I took a handful of dust from the footsteps of the messenger of God, and I cast it into the molten calf; for so did my mind direct me.

Hamid S. Aziz

(Moses) said, "What was your design, O Samiri?"

Mahmoud Ghali

Said he, "I beheld what they did not behold; so I grasped a handful (Literally: I grasped a grasp) (of dust) from the messenger's track; then flung it off. Thus my self instigated (that) to me."

Marmaduke Pickthall

He said: I perceived what they perceive not, so I seized a handful from the footsteps of the messenger, and then threw it in. Thus my soul commended to me.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "I saw what they did not see. I picked up a handful of dust from the messenger's tracks and threw it in, for the idea seemed attractive to me."

Muhammad Asad

He answered: "I have gained insight into something which they were unable to see: and so I took hold of a handful of the Apostle's teachings and cast it away: for thus has my mind prompted me [to act]. "

Mustafa Khattab

He said, "I saw what they did not see, so I took a handful ˹of dust˺ from the hoof-prints of ˹the horse of˺ the messenger-angel ˹Gabriel˺ then cast it ˹on the moulded calf˺. This is what my lower-self tempted me into."[1]

Progressive Muslims

He said: "I noticed what they did not notice, so I took a handful from where the messenger was standing, and I cast it in. This is what my soul inspired me to do."

Sahih International

He said, "I saw what they did not see, so I took a handful [of dust] from the track of the messenger and threw it, and thus did my soul entice me. "

Sam Gerrans

Said he: “I saw what they saw not; so I took a handful from the track of the Messenger, and did throw it; and thus my soul enticed me.”

Shabbir Ahmed

He answered, "I have gained insight into something which they have not. So I took hold of a handful of the Messenger's teachings and cast it away. This is what my mind prompted me to do."

Syed Vickar Ahamed

He replied: "I saw what they did not see: So I took a handful (of dust) from the footprint of the messenger, and threw it (into the calf): Thus did my soul tell me. "

Taqi Usmani

He said, "I perceived something they did not perceive. So I picked up a handful from under the footstep of the messenger. Then, I cast it. And thus my inner self tempted me."

The Monotheist Group

He said: "I noticed what they did not notice, so I took a handful from where the messenger was standing, and I cast it in. This is what my soul inspired me to do."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il dit: ʺJʹai vu ce quʹils nʹont pas vu: jʹai donc pris une poignée de la trace de lʹEnvoyé; puis, je lʹai lancée. Voilà ce que mon âme mʹa suggéréʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Samirî got: Ya ku wan pê nizanibû min pê dizanî, vêca min hinek ji zanîna Pêxember wergirt, paşê min ew bi ser guhê xwe ve avêt. Her wisa nefsa min ev kar ji min re çêkir û ji bo min xemiland.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺIk had inzicht in iets waarin zij dat niet hadden en ik nam een handvol van het spoor van de gezant en heb het (over het kalf) geworpen. Dat had ik mijzelf zo wijsgemaakt.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij antwoordde: Ik zag wat zij niet zagen; daarom nam ik eene handvol stof van de voetstappen van Gods gezant en wierp het in het gesmolten kalf; want mijn gemoed bracht mij daartoe.

Hollandaca — Siregar

Hij (de Sâmiri) zei: ʺIk doorzag wat zij niet doorzagen en ik nam een handvol uit het spoor van de gezant en ik strooide het (over het kalt). En zo verblijdde ik mijzelfʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Самаритянин) сказал (оправдываясь): «Я видел то, чего они не видели [увидел ангела Джибриля на коне, когда люди выходили из моря и Фараон и его войско тонули]: я схватил горсть (земли) из под следов посланца [из под копыт коня Джибриля] и (затем) бросил ее (на украшения, из которых сделал тельца): так соблазнила меня душа (совершить этот поступок)».

Rusça — Osmanov

Он ответил: ʺМне ведомо то, что не ведомо им. Я взял горсть [земли] со следов посланца и бросил ее [в сплав], ибо так было угодно душе моейʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han svarade: ʺJag såg vad de inte kunde se, och tog därför en handfull av det som (Guds) sändebud hade lämnat kvar och kastade det ifrån mig; något i mitt inre drev mig till detta.ʺ