"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."

فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا

fe yeƶeruhā ḳāǎn SafSafen

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yeryüzünü dümdüz bir hâle getirir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yeryüzünü dümdüz bir hâle getirir.

Adem Uğur

Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.

Ahmed Hulusi

"Onların yerlerini boş, dümdüz halde bırakır. "

Ahmet Tekin

'Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.'

Ahmet Varol

Yerlerini dümdüz, çırılçıplak halde [6] bırakacaktır.'

Ali Bulaç

"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."

Ali Fikri Yavuz

Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.

Ali Rıza Safa

"Yerlerini dümdüz ve bomboş bırakacaktır!"

Bayraktar Bayraklı

"Böylece yerini dümdüz, bomboş bırakacaktır."

Bekir Sadak

(105-10) 8 Sana daglari sorarlar; de ki: «Rabbim onlari ufalayap savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'in heybetinden kisilmistir; ancak bir fisilti isitirsin.»

Celal Yıldırım

(105-106-107) (Kıyametin meydana geldiği vakit) dağların (nasıl olacağını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dümdüz pürüzsüz boş olarak bırakacak; artık onda ne bir eğrilik, ne de bir tümseklik göreceksin.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.

Diyanet İşleri

"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."

Diyanet İşleri (eski)

(105-108) Sana dağları sorarlar; de ki: 'Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.'

Diyanet Vakfi

Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yerlerini dümdüz bomboş bir halde bırakacak:

Elmalılı Hamdi Yazır

Yerlerini düpedüz bomboş bırakacak

Erhan Aktaş

"Onları dümdüz araziye çevirecektir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Onları dümdüz araziye çevirecektir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları dümdüz araziye çevirecektir.

Fizilal-il Kuran

Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürür.

Gültekin Onan

"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."

Hamdi Döndüren

“Yerlerini boş dümdüz bırakacaktır.”

Hasan Basri Çantay

"(Savuracak) da yerlerini dümdüz bir toprak haalinde bırakacak".

Hasib Asutay

Böylece yerlerini bom boş, dümdüz bırakacaktır.

Hayrat Neşriyat

'Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!'

İbni Kesir

Yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek.

Mehmet Okuyan

Orayı (yerlerini) dümdüz, bomboş bırakacaktır.

Muhammed Esed

yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek,

Mustafa İslamoğlu

ve arzı çırılçıplak, kupkuru bir düzlük olarak bırakacak;

Ömer Nasuhi Bilmen

«Artık onları dümdüz, bomboş bir halde bırakacaktır.»

Ömer Öngüt

“Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır. ”

Suat Yıldırım

(105-106) Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: "Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak."

Süleyman Ateş

Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.

Süleymaniye Vakfı

Yerlerini de bomboş ve dümdüz bırakacak.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yerlerini de aynı seviyede dümdüz bırakacaktır.

Şaban Piriş

Yerlerini de dümdüz, kuru bir toprak haline getirecektir.

Tefhim-ul Kuran

«Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.»

Ümit Şimşek

Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.

Yaşar Nuri Öztürk

"Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

oranı boş düzəngaha çevirəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Dümdüz (hamar) bir yer edəcək (heç bir şey bitməyən qupquru torpaq halına salacaq);

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

so daß nur eine ebene Fläche übrig bleiben wird,

Almanca — Der Edle Quran

und sie dann als leere Ebene zurücklassen,

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann läßt ER sie zu einer ebenen Fläche werden,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

So that He leaves them leveled with the ground smooth - faced surface"

Abdul Haleem

and leave a flat plain,

Abdullah Yusuf Ali

"He will leave them as plains smooth and level;

Abul A'la Maududi

and leave the earth a levelled plain

Aisha Bewley

He will leave them as a barren, level plain

Al-Hilali & Khan

"Then He shall leave them as a level smooth plain.

Ali Quli Qarai

Then He will leave it a level plain.

Amatul Rahman Omar

`And He will render them a desolate and a level plane.

Arthur John Arberry

then He will leave them a level hollow

Bijan Moeinian

"Making them flat. "

E. Henry Palmer

and He will leave them a level plain,

Edip-Layth

"Then He will leave it as a smooth plain.

George Sale

and he will leave them a plain equally extended:

Hamid S. Aziz

They will ask you about the mountains; say, "My Lord will break them into scattered dust,

Mahmoud Ghali

So He will leave them behind as a desolate spacious plain.

Marmaduke Pickthall

And leave it as an empty plain,

Mohamed Ahmed - Samira

And turn them into a level plain,

Muhammad Asad

and leave the earths level and bare,

Mustafa Khattab

leaving the earth level and bare,

Progressive Muslims

"Then He will leave it as a smooth plain. "

Sahih International

And He will leave the earth a level plain;

Sam Gerrans

“And leave it a level plain.”

Shabbir Ahmed

And leave the earth plain and level. " (Falsehood, deception and treachery shall vanish from the land).

Syed Vickar Ahamed

"Then He will leave it like smooth and level plains;

Taqi Usmani

then will turn them into a leveled plain

The Monotheist Group

"Then He will leave it as a smooth plain."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et les laissera comme une plaine dénudée

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Her wiha dê li cihê wan erdeke rast, hilû û rût bihêle.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en ze als een kale vlakte achterlaten,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij zal die in eene effen vallei veranderen;

Hollandaca — Siregar

En Hij laat hen achter als een kale vlakte.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и оставит только ровную поверхность (на том месте, где были горы);

Rusça — Osmanov

и превратит в равнину гладкую,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och Han skall lämna (jordens yta) utslätad och öde,