"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا
fe yeƶeruhā ḳāǎn SafSafen
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَيَذَرُهَا | fe yeƶeruhā | و ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmek | bırakacaktır |
| 2 | قَاعًا | ḳāǎn | ق و عÖrtmek, geride kalmak, temkinli yürümek, düz, yumuşak, çökmüş/depresif, çöl, susuz, çorak yer, ıssız | yerlerini |
| 3 | صَفْصَفًا | SafSafen | ص ف ص فDüz arazi, ova | boş, dümdüz |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Yeryüzünü dümdüz bir hâle getirir.
Abdulkadir Gölpınarlı
Yeryüzünü dümdüz bir hâle getirir.
Adem Uğur
Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
Ahmed Hulusi
"Onların yerlerini boş, dümdüz halde bırakır. "
Ahmet Tekin
'Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.'
Ahmet Varol
Yerlerini dümdüz, çırılçıplak halde [6] bırakacaktır.'
Ali Bulaç
"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
Ali Fikri Yavuz
Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.
Ali Rıza Safa
"Yerlerini dümdüz ve bomboş bırakacaktır!"
Bayraktar Bayraklı
"Böylece yerini dümdüz, bomboş bırakacaktır."
Bekir Sadak
(105-10) 8 Sana daglari sorarlar; de ki: «Rabbim onlari ufalayap savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'in heybetinden kisilmistir; ancak bir fisilti isitirsin.»
Celal Yıldırım
(105-106-107) (Kıyametin meydana geldiği vakit) dağların (nasıl olacağını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dümdüz pürüzsüz boş olarak bırakacak; artık onda ne bir eğrilik, ne de bir tümseklik göreceksin.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
Diyanet İşleri
"Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır."
Diyanet İşleri (eski)
(105-108) Sana dağları sorarlar; de ki: 'Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.'
Diyanet Vakfi
Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
«Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yerlerini dümdüz bomboş bir halde bırakacak:
Elmalılı Hamdi Yazır
Yerlerini düpedüz bomboş bırakacak
Erhan Aktaş
"Onları dümdüz araziye çevirecektir."
Erhan Aktaş (10. Baskı)
"Onları dümdüz araziye çevirecektir."
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onları dümdüz araziye çevirecektir.
Fizilal-il Kuran
Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürür.
Gültekin Onan
"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
Hamdi Döndüren
“Yerlerini boş dümdüz bırakacaktır.”
Hasan Basri Çantay
"(Savuracak) da yerlerini dümdüz bir toprak haalinde bırakacak".
Hasib Asutay
Böylece yerlerini bom boş, dümdüz bırakacaktır.
Hayrat Neşriyat
'Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!'
İbni Kesir
Yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek.
Mehmet Okuyan
Orayı (yerlerini) dümdüz, bomboş bırakacaktır.
Muhammed Esed
yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek,
Mustafa İslamoğlu
ve arzı çırılçıplak, kupkuru bir düzlük olarak bırakacak;
Ömer Nasuhi Bilmen
«Artık onları dümdüz, bomboş bir halde bırakacaktır.»
Ömer Öngüt
“Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır. ”
Suat Yıldırım
(105-106) Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: "Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak."
Süleyman Ateş
Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
Süleymaniye Vakfı
Yerlerini de bomboş ve dümdüz bırakacak.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yerlerini de aynı seviyede dümdüz bırakacaktır.
Şaban Piriş
Yerlerini de dümdüz, kuru bir toprak haline getirecektir.
Tefhim-ul Kuran
«Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.»
Ümit Şimşek
Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
Yaşar Nuri Öztürk
"Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
oranı boş düzəngaha çevirəcəkdir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Dümdüz (hamar) bir yer edəcək (heç bir şey bitməyən qupquru torpaq halına salacaq);
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
so daß nur eine ebene Fläche übrig bleiben wird,
Almanca — Der Edle Quran
und sie dann als leere Ebene zurücklassen,
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann läßt ER sie zu einer ebenen Fläche werden,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
So that He leaves them leveled with the ground smooth - faced surface"
Abdul Haleem
and leave a flat plain,
Abdullah Yusuf Ali
"He will leave them as plains smooth and level;
Abul A'la Maududi
and leave the earth a levelled plain
Aisha Bewley
He will leave them as a barren, level plain
Al-Hilali & Khan
"Then He shall leave them as a level smooth plain.
Ali Quli Qarai
Then He will leave it a level plain.
Amatul Rahman Omar
`And He will render them a desolate and a level plane.
Arthur John Arberry
then He will leave them a level hollow
Bijan Moeinian
"Making them flat. "
E. Henry Palmer
and He will leave them a level plain,
Edip-Layth
"Then He will leave it as a smooth plain.
George Sale
and he will leave them a plain equally extended:
Hamid S. Aziz
They will ask you about the mountains; say, "My Lord will break them into scattered dust,
Mahmoud Ghali
So He will leave them behind as a desolate spacious plain.
Marmaduke Pickthall
And leave it as an empty plain,
Mohamed Ahmed - Samira
And turn them into a level plain,
Muhammad Asad
and leave the earths level and bare,
Mustafa Khattab
leaving the earth level and bare,
Progressive Muslims
"Then He will leave it as a smooth plain. "
Sahih International
And He will leave the earth a level plain;
Sam Gerrans
“And leave it a level plain.”
Shabbir Ahmed
And leave the earth plain and level. " (Falsehood, deception and treachery shall vanish from the land).
Syed Vickar Ahamed
"Then He will leave it like smooth and level plains;
Taqi Usmani
then will turn them into a leveled plain
The Monotheist Group
"Then He will leave it as a smooth plain."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et les laissera comme une plaine dénudée
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Her wiha dê li cihê wan erdeke rast, hilû û rût bihêle.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en ze als een kale vlakte achterlaten,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hij zal die in eene effen vallei veranderen;
Hollandaca — Siregar
En Hij laat hen achter als een kale vlakte.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и оставит только ровную поверхность (на том месте, где были горы);
Rusça — Osmanov
и превратит в равнину гладкую,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och Han skall lämna (jordens yta) utslätad och öde,