Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
خَالِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
ḣālidīne fīhā lā yuḣaffefu ǎnhumu l-ǎƶābu ve lā hum yunZerūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ebedî olarak lânette kalırlar. Ne azapları hafifletilir, ne yüzlerine bakılır.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ebedî olarak lânette kalırlar. Ne azapları hafifletilir, ne yüzlerine bakılır.
Adem Uğur
Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır.
Ahmed Hulusi
O lanetlerin sonuçlarını sonsuza dek yaşarlar. Bunun azabı asla hafifletilmez ve onlara mühlet (yanlışı düzeltme süreci) de verilmez.
Ahmet Tekin
Onlar ebediyyen lânet içinde kalırlar. Onların cezaları hafifletilmez. Özür dilemelerine, tevbe etmelerine fırsat verilmez, onlara merhamet nazarıyla bakılmaz, göz açtırılmaz.
Ahmet Varol
Onlar (lanette) sürekli kalıcıdırlar. [32] Üzerlerinden azap hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz da.
Ali Bulaç
Onda (lanette) süresiz kalacaklardır, onlardan azab hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.
Ali Fikri Yavuz
Onlar, o lânet ve ateş içinde devamlı olarak kalanlardır. Onlardan ne azâb hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.
Ali Rıza Safa
Sürekli onun içinde kalacaklardır. Ne cezaları azaltılacak ne de yardım edilecektir.
Bayraktar Bayraklı
- Küfredip de kafir olarak ölenler var ya Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerinedir. Çok uzun süreli olarak o laneti taşırlar; azapları hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.
Bekir Sadak
Lanette temellidirler, onlardan azab hafifletilmez ve onlarin azabi geciktirilmez.
Celal Yıldırım
Lanette devamlı kalıcılardır ; azâb onlardan hafifletilmez ve (bir ân olsun) azâbdan geri bırakılıp bekletilmezler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onlar hep lânette kalacaklar; azapları hafifletilmeyecek ve yüzlerine bakılmayacak!
Diyanet İşleri
Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
Diyanet İşleri (eski)
Lanette temellidirler, onlardan azab hafifletilmez ve onların azabı geciktirilmez.
Diyanet Vakfi
Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar. Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar, sonsuza kadar o lanetin altında kalırlar, ne azapları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.
Elmalılı Hamdi Yazır
ebediyen onun altında kalırlar, ne azabları hafifletilir ne de kendilerine göz açtırılır
Erhan Aktaş
Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, sürekli bu halde kalacaklardır. Onlardan bu azap ne hafifletilecek ne de onların yüzüne bakılacak.
Fizilal-il Kuran
Bunlar (sürekli lânetlenmiş olarak) orada ebediyen kalırlar. Ne azapları hafifletilir ve ne de kendilerine mühlet verilir.
Gültekin Onan
O durumda/Onda süresiz kalacaklardır. Azapları hafifletilmez ve ertelenmez/onlar gözetilmezler.
Hamdi Döndüren
Onlar sürekli olarak o lânetin içinde kalırlar; ne azapları hafifletilir ne de onlara göz açtırılır!
Hasan Basri Çantay
Onun (o la'netin, yahud cehennemin) içinde ebedi kalıcıdırlar onlar. Onlardan azab da hafifletilmez. Kendilerinin yüzlerine de bakılmaz.
Hasib Asutay
Onda (lânette) ebedî kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır.
Hayrat Neşriyat
Orada (Cehennemde) ebedî olarak kalıcıdırlar! Onlardan ne azab hafifletilir, ne de onlara (özür dilemeleri üzere) mühlet verilir!
İbni Kesir
Onun içinde temelli kalacaklardır. Onlardan ne azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
Mehmet Okuyan
Onlar orada (lanet içinde) ebedî kalıcıdır. Artık ne azapları hafifletilecektir ne de onların (yüzlerine) bakılacaktır.
Muhammed Esed
Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de soluk almalarına imkan verilecek.
Mustafa İslamoğlu
Onlar o lanetin içinde kalıcıdırlar: Onların ne azabı hafifletilecek, ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Orada ebedî bir halde kalacaklardır. Onlardan azab hafifletilmez ve kendilerine asla nazar olunmaz.
Ömer Öngüt
Onlar ebedi olarak o lânetin içinde kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.
Suat Yıldırım
Onlar bu lânet içinde ebedî olarak kalırlar. Onların azapları hafifletilmeyeceği gibi, Kendilerine yeni bir mühlet de verilmez.
Süleyman Ateş
Ebedi la'net içinde kalırlar. Ne kendilerinden azab hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir.
Süleymaniye Vakfı
Onlar sürekli lanet içinde kalırlar. Ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlar sürekli dışlanmış olarak kalacaklardır. Ne azapları hafifletilecek ne de göz açtırılacaktır.
Şaban Piriş
Onlar lanette temellidirler. Onlardan azap hafifletilmez ve onların yüzlerine bakılmaz.
Tefhim-ul Kuran
Onda (lanette) temelli kalıcıdırlar, onlardan azab hafifletilmez ve onlar gözetilmezler de.
Ümit Şimşek
Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar; ne azapları hafifletilir, ne yüzlerine bakan olur.
Yaşar Nuri Öztürk
Sürekli o lanetin içindedirler. Ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar bu lənətin içərisində həmişəlik qalarlar. Onların əzabı yüngülləşdirilməyəcək və onlara möhlət də verilməyəcəkdir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar həmişəlik ləʼnət içərisində qalarlar. (Qiyamətdə) onların əzabı əskilməz və üzlərinə də baxılmaz (üzrləri qəbul olunmaz).
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
In der Hölle werden sie ewig bleiben. Ihre Strafe wird nicht gemildert, und ihnen wird kein Aufschub gewährt werden.
Almanca — Der Edle Quran
ewig darin zu bleiben. Die Strafe soll ihnen nicht erleichtert noch soll ihnen Aufschub gewährt werden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Ewig werden sie darin sein, weder wird ihnen die Peinigung erleichtert, noch wird ihnen Verschnaufpause gewährt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Such a curse of divine wrath and malignant fate shall follow them like their shadow until the day when they are dragged in chains into Hell, confined with shackles and put to unrelenting torment nor shall their punishment be put in respite.
Abdul Haleem
They will remain in this state of rejection: their punishment will not be lightened, nor will they be reprieved.
Abdullah Yusuf Ali
They will abide therein: Their penalty will not be lightened, nor will respite be their (lot).
Abul A'la Maududi
Thus shall they abide and their chastisement shall not be lightened, nor shall they be given respite.
Aisha Bewley
They will be under it for ever. The punishment will not be lightened for them. They will be granted no reprieve.
Al-Hilali & Khan
They will abide therein (under the curse in Hell), their punishment will neither be lightened, nor will they be reprieved.
Ali Quli Qarai
They will remain in it [forever], and their punishment shall not be lightened, nor will they be granted any respite.
Amatul Rahman Omar
They shall remain in this (state of disapproval) for long. Their punishment shall not be reduced for them, and no respite shall be given to them.
Arthur John Arberry
therein dwelling forever; the chastisement shall not be lightened for them; no respite shall be given them.
Bijan Moeinian
Such disbelievers will end up "living" in the Hell, forgotten forever, without any pity.
E. Henry Palmer
to dwell therein for aye; the torment shall not be lightened for them, nor shall they be looked upon.
Edip-Layth
They will abide therein, where the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.
George Sale
they shall remain under it for ever, their punishment shall not be alleviated, neither shall they be regarded.
Hamid S. Aziz
They will dwell therein (in the curse) for ever; the torment shall not be lightened for them, nor shall they have any respite.
Mahmoud Ghali
Eternally (abiding) therein, the torment will not be lightened for them, and they will not be respited.
Marmaduke Pickthall
They ever dwell therein. The doom will not be lightened for them, neither will they be reprieved.
Mohamed Ahmed - Samira
But those who deny, and die disbelieving, bear the condemnation of God and the angels and that of all men,
Muhammad Asad
In this state shall they abide; [and] neither will their suffering, be lightened, nor will they be granted respite.
Mustafa Khattab
They will be in Hell forever. Their punishment will not be lightened, nor will they be delayed ˹from it˺.
Progressive Muslims
They will abide therein, where the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.
Sahih International
Abiding eternally therein. The punishment will not be lightened for them, nor will they be reprieved.
Sam Gerrans
They abiding eternally therein; the punishment will not be lightened for them, nor will they be granted respite.
Shabbir Ahmed
Since the 'Self' survives after physical death, such men and women logically keep suffering relentlessly.
Syed Vickar Ahamed
They will live in there (for ever): Their penalty will not be lightened, nor will forgiveness be for them.
Taqi Usmani
in a way that they will remain in it forever. Neither the punishment will be lightened for them, nor will they be given respite.
The Monotheist Group
They will abide therein, where the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils y demeureront éternellement; le châtiment ne leur sera pas allégé, et on ne leur accordera pas de répit.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew ê heta bi hetayê tê de bimînin, ne ezab li ser wan tê sivikkirin ne jî (bi çavê merhemetê) li rûyê wan tê nêrîn.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij zullen daarin altijd blijven; zij krijgen geen strafverlichting en ook geen uitstel.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Eeuwig zal die op hen rusten; hunne straf wordt niet verzacht en nimmer zal God op hen nederzien.
Hollandaca — Siregar
Eeuwig levenden zijn zij daarin (de Hel). En voor hen zal de bestraffing niet verlicht worden, noch zal hen uitstel gegeven worden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(они будут) вечно пребывать в нем [в Аду], – (и) не будет облегчено (Аллахом) им (это) наказание, и (Аллах) не посмотрит на них [не будет проявлено им милосердие].
Rusça — Osmanov
Они будут прокляты вечно, их мукам не будет облегчения, и не получат они отсрочки.