(37-38) Allah da, "O halde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

ḳāle fe inneke mine l-munZerīne / ilā yevmi l-veḳti l-meǎ'lūmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2فَاِنَّكَfe innekehaydi sen
3مِنَmine
4الْمُنْظَرِينَl-munZerīneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakertelenmişlerdensin
1اِلٰىilākadar
2يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününe
3الْوَقْتِl-veḳtiو ق تBir şeyi zamana göre sabitlemek, belirlemek/sınırlamak, zaman atamak/bildirmek/tayin etmek, zaman ölçüsü (örn. mevsim).vaktin
4الْمَعْلُومِl-meǎ'lūmiع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilinen

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Malûm vaktin gelip çatacağı güne dek.

Abdulkadir Gölpınarlı

Malûm vaktin gelip çatacağı güne dek.

Adem Uğur

Allah katında bilinen vaktin gününe kadar...

Ahmed Hulusi

"Bilinen süreç gelene kadar!"

Ahmet Tekin

'Benim tarafımdan bilinen vaktin günü gelinceye kadar mühlet verilenlerdensin.'

Ahmet Varol

Bilinen zamanın (dolacağı) güne kadar.'

Ali Bulaç

"Bilinen günün vaktine kadar."

Ali Fikri Yavuz

Allah katında bilinen bir vaktin gününe kadar...

Ali Rıza Safa

"Zamanı bilinen güne dek!"

Bayraktar Bayraklı

- Allah, "Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin" buyurdu.

Bekir Sadak

(37-38) Allah: «Sen, bilinen gun gelene kadar birakilanlardansin» dedi.

Celal Yıldırım

(37-38) Allah da, «sen bilinen vaktin gününe kadar mühlet verilenlerdensin» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(37-38) Allah, “Vakti (katımızda) bilinen bir güne kadar mühlet verilmiş olanlardansın” buyurdu.

Diyanet İşleri

(37-38) Allah da, "O halde, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

(37-38) Allah: 'Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın' dedi.

Diyanet Vakfi

(37-38) Allah: Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin, buyurdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Allah katında bilinen vaktin gününe kadar...»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(37-38) Allah: "Haydi, sen bilinen zamanın gününe kadar mühlet verilenlerdensin!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

(37-38) Haydi dedi: sen vakti ma'lum gününe kadar mühlet verilenlerdensin

Erhan Aktaş

"Bilinen zamanın gününe kadar." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bilinen zamanın gününe kadar." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Bilinen zamanın gününe kadar." dedi.

Fizilal-il Kuran

O belirli vaktin gününe kadar.

Gültekin Onan

"Bilinen günün vaktine kadar."

Hamdi Döndüren

“O bilinen vaktin gününe kadar.”

Hasan Basri Çantay

(37-38) Buyurdu: "O halde sen (ındallah) ma'lum olan (bir) zamanın gününe kadar gecikdirilenlerdensin".

Hasib Asutay

Bilinen günün vaktine kadar. (9) (9. Birinci nefhaya kadar.)

Hayrat Neşriyat

(37-38) (Allah:) 'Haydi, doğrusu sen, bilinen vaktin gününe (kıyâmete) kadar mühlet verilenlerdensin!' buyurdu.

İbni Kesir

Bilinen gün gelene kadar.

Mehmet Okuyan

(Allah) “Şüphesiz ki sen (zaten) bilinen vaktin gününe kadar zaman verilenlerdensin.” demişti.

Muhammed Esed

(tabii,) vakti (ancak Benim tarafımdan) bilinen o Gün'e kadar."

Mustafa İslamoğlu

(tabi ki, sadece tarafımdan) bilinen zaman doluncaya ve günü gelinceye kadar!"

Ömer Nasuhi Bilmen

(37-38) (Allah Teâlâ da) buyurdu ki: «Artık şüphe yok, sen mühlet verilmişlerdensin.» «Malum olan vakit gününe kadar.»

Ömer Öngüt

“Bilinen vaktin gününe kadar. ”

Suat Yıldırım

(37-38) "Haydi, buyurdu, belirli bir güne kadar sana müsaade edildi."

Süleyman Ateş

"O bilinen vaktin gününe kadar!"

Süleymaniye Vakfı

O malum gün gelinceye kadar (ölmeyeceksin)."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Belli günün vakti gelinceye kadar."

Şaban Piriş

Vakti bilinen bir güne kadar..

Tefhim-ul Kuran

«Bilinen günün vaktine kadar.»

Ümit Şimşek

'Vakti belirli bir güne kadar.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Bilinen vaktin gününe kadar..."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ancaq məlum vaxtın gününə qədər”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ancaq məʼlum vaxtın gününə (İsrafil surunu birinci dəfə çalana və bütün məxluqat məhv olana) qədər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

bis zu dem bestimmten Tag.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

bis zum Tag der (wohl)bekannten Zeit.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

bis zur vorbestimmten Zeit.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

bis zu dem Tag der bekannten Zeit.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Till the specified Day on which the point of time has been predetermined".

Abdul Haleem

‘until the Day of the Appointed Time.’

Abdullah Yusuf Ali

"Till the Day of the Time appointed."

Abul A'la Maududi

until the day of a known time."

Aisha Bewley

until the Day whose time is known. ’

Al-Hilali & Khan

"Till the Day of the time appointed."

Ali Quli Qarai

until the day of the known time. ’

Amatul Rahman Omar

`Till the day of which the time is known (to Me). '

Arthur John Arberry

unto the day of a known time. '

Bijan Moeinian

"Until that Day which is pre-determined. "

E. Henry Palmer

until the day of the noted time. '

Edip-Layth

"Until the day of the appointed time."

George Sale

until the day of the appointed time.

Hamid S. Aziz

Until the Day of the Appointed Time. "

Mahmoud Ghali

To the Day of a known time. "

Marmaduke Pickthall

Till the Day of appointed time.

Mohamed Ahmed - Samira

"Till the predetermined time. "

Muhammad Asad

till the Day the time whereof is known [to Me alone]. "

Mustafa Khattab

until the appointed Day."

Progressive Muslims

"Until the Day of the appointed time. "

Sahih International

Until the Day of the time well-known. "

Sam Gerrans

“Until the day of the known time.”

Shabbir Ahmed

"Till the Day known (to Me alone)".

Syed Vickar Ahamed

"Till the Day of the Time appointed. "

Taqi Usmani

till the day of the Appointed Time."

The Monotheist Group

"Until the Day of the time appointed."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Heyanî roja dema diyarkirî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

tot de dag van de vastgestelde tijd.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Tot den dag van den bepaalden tijd.

Hollandaca — Siregar

Tot de Dag van het vastgestelde tijdstip.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

до дня, время (наступление) которого известно (Аллаху)!»

Rusça — Osmanov

до дня, наступление которого определеноʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

till den Dag vars ankomsttid är känd (av Mig ensam).ʺ