Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler."

وَقَالَ لِفِتْيَانِهِ اجْعَلُوا بِضَاعَتَهُمْ فِي رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَا اِذَا انْقَلَبُوا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

ve ḳāle li fityānihi c'ǎlū biDāǎtehum fī riHālihim leǎllehum yeǎ'rifūnehā iƶā nḳalebū ilā ehlihim leǎllehum yerciǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
2لِفِتْيَانِهِli fityānihiف ت يGenç, yetişkin, cesur, cömert, erkeksi özellikler, gözüpek, cesur, iyi delikanlı, yiğit, genç yoldaş, genç köle, hizmetçi olmak.uşaklarına
3اجْعَلُواc'ǎlūج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakkoyun!
4بِضَاعَتَهُمْbiDāǎtehumب ض عKesmek, parçalamak, cinsel ilişkide bulunmak, birkaç (3-9 arası sayılar için), kızlık zarını bozmak, dilimlemek, doğramak, bir şeyi parça parça etmekonların sermayelerini
5فِيiçine
6رِحَالِهِمْriHālihimر ح لAyrılmak, heybe, deveye semer vurdu, deveye bağladı, binmek, sürdü, paketlemek, kervan, taşınmak/seyahat etmek/yolculuk yapmakyüklerinin
7لَعَلَّهُمْleǎllehumbelki onlar
8يَعْرِفُونَهَاyeǎ'rifūnehāع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıbunun farkına varırlar
9اِذَاiƶāzaman
10انْقَلَبُواnḳalebūق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpdöndükleri
11اِلٰٓىilā
12اَهْلِهِمْehlihimا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarailelerine
13لَعَلَّهُمْleǎllehumbelki de
14يَرْجِعُونَyerciǔneر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.geri dönerler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kullarına da, aldıkları zahîreler içinde bulup gördükleri ikrâmı anlasınlar da tekrar gelsinler diye zahîre bedellerini yüklerinin içine koyun diye emretti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kullarına da, aldıkları zahîreler içinde bulup gördükleri ikrâmı anlasınlar da tekrar gelsinler diye zahîre bedellerini yüklerinin içine koyun diye emretti.

Adem Uğur

(Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler.

Ahmed Hulusi

(Yusuf) hizmetlilerine dedi ki: "Sermayelerini yüklerinin içine koyun. . . Ailelerine döndüklerinde belki bunu fark ederler de bize geri dönerler. "

Ahmet Tekin

Yûsuf, genç hizmetkârlarına, adamlarına: 'Verdikleri altın ve gümüş paraları, bedel olarak getirdiklerini geri verin, yüklerinin içine koyun. Ailelerine döndüklerinde, bunun farkına varırlar da, belki daha istekli geri gelirler.' diye tenbih etti.

Ahmet Varol

(Yusuf) uşaklarına da dedi ki: 'Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunu anlarlar da tekrar geri dönerler.'

Ali Bulaç

Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri dönerler."

Ali Fikri Yavuz

(Yûsuf, zahireyi ölçen) uşaklarına dedi ki: “- Onların (zahire karşılığında verdikleri) mallarını yüklerinin içine koyun. Olur ki, ailelerine döndükleri zaman, farkına varırlar da belki yine gelirler.”

Ali Rıza Safa

Adamlarına, şöyle dedi: "Ödedikleri yiyecek karşılıklarını, yüklerinin içine bırakın. Ailelerine döndüklerinde, bunun ayırdına varırlar. Böylece, belki yine gelirler!"

Bayraktar Bayraklı

Yusuf, emrindeki gençlere dedi ki: "Sermayelerini yüklerinin içine koyunuz. Olur ki, ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler."

Bekir Sadak

Yusuf adamlarina: «Karsilik olarak getirdiklerini de yuklerine koyun. Belki ailelerine varinca, onu anlarlar da bir daha donerler» dedi.

Celal Yıldırım

Yûsuf, uşaklarına, «zahire bedellerini yüklerinin içine yerleştirin, belki ailelerine döndüklerinde anlarlar da yine (bize) dönüp gelirler» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yûsuf, emrindeki gençlere dedi ki: “Ödedikleri bedeli yüklerinin içine koyun. Umarım ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar ve umarım yine gelirler.

Diyanet İşleri

Yusuf, adamlarına dedi ki: "Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler."

Diyanet İşleri (eski)

Yusuf adamlarına: 'Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler' dedi.

Diyanet Vakfi

(Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yusuf bir taraftan da adamlarına tenbih etti: «Sermayelerini yüklerinin içine koyuverin, belki ailelerinin yanına dönünce farkına varırlar ve belki yine gelirler» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yusuf uşaklarına: "Sermayelerini yüklerinin içine koyuverin, belki ailelerine döndüklerinde anlarlar, belki yine gelirler." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Uşaklarına da dedi: sermayelerini yüklerinin içine koyuverin belki ailelerine avdetlerinde anlarlar belki yine gelirler

Erhan Aktaş

Yusuf adamlarına: "Verdiklerini, yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine döndüklerinde bunu görür ve geri gelirler." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yusuf adamlarına: "Verdiklerini, yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine döndüklerinde bunu görür ve geri gelirler." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yusuf adamlarına: "Verdiklerini, yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine döndüklerinde bunu görür ve geri gelirler." dedi.

Fizilal-il Kuran

Yusuf yanında çalışan işçilere dedi ki; «Bunların verdikleri zahire bedelini yüklerine koyunuz, evlerine varınca herhalde onu farkederler de bir daha gelirler.»

Gültekin Onan

Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ehillerine (ailelerine) döndüklerinde (kalebu) bunun farkına varırlar da belki geri dönerler."

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine Yusuf, emrindeki gençlere dedi ki: “Onlardan alınan satış bedellerini, (gizlice) yüklerinin içine koyun ki ailelerine döndüklerinde onları bulsunlar (ve böylece yeniden mal almak üzere kolayca) dönsünler!”

Hasan Basri Çantay

(Yuusuf) uşaklarına: "Sermayelerini yüklerinin içine koyuverin. Olur ki ailelerine avdet etdikleri zaman bunun farkına varırlar da belki yine (buraya) dönerler" demişdi.

Hasib Asutay

(Yusuf) hizmetçilerine dedi ki: 'Sermayelerini (paralarını) yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri gelirler!' (24) (24. Yusuf (a.s.) biliyordu ki, dinleri aldıkları malın parasını vermeye onları mecbur edecek ve bu tekrar geri gelmelerine sebep olacaktır.)

Hayrat Neşriyat

(Yûsuf) genç (uşak)larına da dedi ki: '(Verdikleri) sermâyelerini yüklerinin içine koyun; umulur ki onlar âilelerine döndükleri zaman bunu anlarlar da belki geri gelirler.'

İbni Kesir

Yusuf uşaklarına dedi ki: Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine dönünce bunu anlarlar da geri dönerler.

Mehmet Okuyan

(Yusuf, emrindeki) gençlere demişti ki: “Sermayelerini yüklerinin içine koyun! Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki (tekrar) gelirler.”

Muhammed Esed

(Bu arada Yusuf) hizmetçilerine: "Onların bedel olarak getirdiklerini de denklerine yerleştirin ki, evlerine vardıklarında bunu fark eder de belki daha istekli olarak dönerler" dedi.

Mustafa İslamoğlu

Bu arada (Yusuf) hizmetçilerine "Onların bedel olarak getirdiklerini yüklerinin içerisine koyun!" dedi, "Belki ailelerinin yanına döndüklerine bunu fark ederler de, bu sayede bir kez daha gelirler."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve (Hazreti Yusuf) hizmetkârlarına dedi ki: «Onların sermayelerini, yükleri içine koyuveriniz. Belki anneleri yanına dönüp gidince, onu bilirler ve umulur ki geri dönerler.»

Ömer Öngüt

(Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: “Onların zâhire bedellerini yüklerinin içine koyun. Belki âilelerine döndüklerinde onu anlarlar da bir daha dönerler. ”

Suat Yıldırım

Yusuf, zahîre tartan görevlilerine de dedi ki: "Onların, zahîre karşılığında verdikleri mallarını da yüklerinin içine koyun. Böylece belki ailelerine döndüklerinde, bunun farkına varıp yine gelirler."

Süleyman Ateş

(Yusuf) Uşaklarına: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun, belki ailelerine döndükleri zaman bunun farkına varırlar da yine gelirler" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Yusuf, emrindeki gençlere dedi ki: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun. Ailelerine dönünce belki onun kendi sermayeleri olduğunu anlarlar da tekrar gelirler."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf emrindeki gençlere dedi ki "Sermayelerini yüklerinin içine koyun, ailelerine dönünce onun kendi sermayeleri olduğunu belki anlarlar. Bakarsınız tekrar gelirler."

Şaban Piriş

Yusuf memurlarına: -Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Yardımcılarına da dedi ki: «Sermayelerini (erzak bedellerini) yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri dönerler.»

Ümit Şimşek

Yusuf memurlarına 'Onların erzak bedellerini yüklerinin içine koyun,' dedi. 'Belki evlerine döndüklerinde fark ederler de tekrar erzak almaya gelirler.'

Yaşar Nuri Öztürk

Yusuf muhafızlarına dedi ki: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun. Bakarsın ailelerine döndüklerinde onu fark eder de tekrar gelirler."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, öz xidmətçilərinə dedi: “Onların taxıl əvəzinə ödədikləri mallarını da yüklərinin içinə qoyun ki, ailələrinin yanına döndükdə onu başa düşsünlər və ola bilsin ki, qayıtsınlar”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yusif) xidmətçilərinə dedi: ″Onların (ərzaq əvəzinə verdikləri) mallarını da (xəlvətcə) yüklərinin içinə qoyun. Bəlkə, ailələrinə döndükdə onu (mallarının geri qaytarıldığını) başa düşsünlər və ola bilsin ki, (yenidən ərzaq almaq üçün bir daha yanımıza) qayıtsınlar!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Joseph sagte seinen Leuten: ʺSteckt ihr Tauschgut wieder in ihr Gepäck. Sie werden es, wenn sie zu den Ihren zurückkehren, erkennen und dadurch hoffentlich veranlaßt, wieder hierher zu kommen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und er sagte zu seinen Burschen: ʺSteckt ihre (Tausch)ware (zurück) in ihr Gepäck, so daß sie sie (wieder)erkennen, wenn sie zu ihren Angehörigen zurückgekehrt sind, auf daß sie wiederkommen mögen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und er sprach zu seinen Dienern: ʺSteckt ihre Ware in ihre Satteltaschen, so daß sie sie erkennen können, wenn sie zu ihren Angehörigen zurückgekehrt sind; vielleicht kommen sie wieder.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und er sagte seinen Dienern: ʺPackt ihre Tauschware in ihre Satteltaschen, damit sie diese erkennen, wenn sie zu ihren Familien zurückkehren, damit sie zurückkommen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then said Yusuf to his attendants who rendered the service: "Put back their money -which they paid for the corn- into their saddle-bags; they may recognize it when they go back to their people and hopefully be encouraged to come back. "

Abdul Haleem

Joseph said to his servants, ‘Put their [traded] goods back into their saddlebags, so that they may recognize them when they go back to their family, and [be eager to] return.’

Abdullah Yusuf Ali

And (Joseph) told his servants to put their stock-in-trade (with which they had bartered) into their saddle-bags, so they should know it only when they returned to their people, in order that they might come back.

Abul A'la Maududi

And Joseph said to his servants: "Put surreptitiously in their packs the goods they had given in exchange for corn." Joseph did so expecting that they would find it when they returned home. Feeling grateful for this generosity, they might be inclined to return to him.

Aisha Bewley

He told his serving men, ‘Put back their goods into their saddlebags for them to find when they arrive back to their families so that perhaps they will return again. ’

Al-Hilali & Khan

And [Yûsuf (Joseph)] told his servants to put their money (with which they had bought the corn) into their bags, so that they might know it when they go back to their people; in order they might come again.

Ali Quli Qarai

He said to his servants, ‘Put their money in their saddlebags. Maybe they will recognize it when they return to their folks, and maybe they will come back [again].’

Amatul Rahman Omar

And he said to his servants, `Put their cash (they paid for the corn) in their saddle-bags,' (and to himself,) `that they may recognize it (as benevolence) when they return to their family and perhaps they may come back (with his brother on this account). '

Arthur John Arberry

He said to his pages, 'Put their merchandise in their saddlebags; haply they will recognize it when they have turned to their people; haply they will return.

Bijan Moeinian

Joseph then ordered his servants to put their goods (which they had bartered for the food) secretly in their bags. He hoped that they will appreciate his generosity and return back.

E. Henry Palmer

Then he said to his young men, 'Put their chattels in their packs, haply they may know it when they are come back to their family; haply they may return. '

Edip-Layth

He said to his servants: "Return their goods back into their bags, so that they will recognize it when they return to their family and they will come back again."

George Sale

And Joseph said to his servants, put their money which they have paid for their corn, into their sacks, that they may perceive it, when they shall be returned to their family: Peradventure they will come back unto us.

Hamid S. Aziz

They said, "We will beg him from our father, and we will surely do it. "

Mahmoud Ghali

And he said to his pages, "Set their merchandise in their saddlebags that possibly they will recognize it when they turn over (i. e., return) to their family; possibly they will return."

Marmaduke Pickthall

He said unto his young men: Place their merchandise in their saddlebags, so that they may know it when they go back to their folk, and so will come again.

Mohamed Ahmed - Samira

Then he ordered his servants: "Put their money back in their packs: They may find it on reaching home, and perhaps come again. "

Muhammad Asad

And [Joseph] said to his servants: "Place their merchandise in their camel-packs, so that they may find it there when they come home, and hence be the more eager to return.

Mustafa Khattab

Joseph ordered his servants to put his brothers’ money back into their saddlebags so that they would find it when they returned to their family and perhaps they would come back.

Progressive Muslims

And he said to his servants: "Return their goods back into their bags, so that they will recognize it when they return to their family and they will come back again. "

Sahih International

And [Joseph] said to his servants, "Put their merchandise into their saddlebags so they might recognize it when they have gone back to their people that perhaps they will [again] return. "

Sam Gerrans

And he said to his servants: “Put their merchandise in their saddlebags, that they might recognise it when they return to their people, that they might return.”

Shabbir Ahmed

Joseph said to his servants, "Load their barter (the price of wheat) back in their saddlebags. So that they may find it when they come home, and hence be more eager to return."

Syed Vickar Ahamed

And (Yusuf) told his servants to put their money used to trade (for the supplies) into their saddle bags, so that they would know it only after they returned to their people, (and) so that they might come back (again).

Taqi Usmani

And he (Yūsuf) said to his boys, "Put their goods in their camel-packs. Perhaps they will recognize it when they go back to their family; perhaps they will come again."

The Monotheist Group

Andhe said to his servants: "Return their goods into their saddlebags, so that they may recognize it when they return to their family so that they may come back."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il dit à ses serviteurs: ʺRemettez leurs marchandises dans leurs sacs: peut-être les reconnaîtront-ils quand ils seront de retour vers leur famille et peut-être quʹils reviendrontʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Yûsuf ) ji xizmetkarên xwe re got: Sermiyanên wan jî bixin nav barên wan, dibe ku dema vegerin bal malbata xwe wê nas bikin û careke din jî dîsa wê vegerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En hij zei tot zijn slaven: ʺDoet hun koopwaar in hun reiszakken, misschien zullen zij ze herkennen wanneer zij bij hun mensen weergekeerd zijn; misschien zullen zij terugkeren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En Jozef zeide tot zijne dienaren: Leg hun geld, dat zij voor hun koren hebben betaald, in hunne zakken, opdat zij het bemerken als zij tot hun gezin zijn teruggekeerd; misschien komen zij tot ons terug.

Hollandaca — Siregar

Hij (Yôesoef) zei tegen zijn gezel: ʺStop hun ruilmiddelen in hun proviandzakken, zodat zij het kunnen ontdekken als zij terugkeren tot hun familie. Hopelijk zullen zij terugkeren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказал (Йусуф) своим слугам: «Положите товар их (которым они расплатились за продовольствие) (обратно) в их вьюки, чтобы они узнали, когда возвратятся к своей семье [чтобы обнаружили по прибытии домой], чтобы они вернулись (будучи уверенными в том, что я выполняю свои обещания)!»

Rusça — Osmanov

[Йусуф] велел своим слугам: ʺПоложите их [исходный] товар во вьюки. Быть может, они, когда возвратятся в свои семьи, узнают [исходный товар] и вернутся [в Египет]ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (Josef) sade till sina tjänare: ʺLägg tillbaka i deras packfickor varorna (de förde med sig hit), så finner de dem vid hemkomsten till de sina, och så kommer de förhoppningsvis tillbaka hit.ʺ