Secde Suresi 1-3. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

الم تَنْزِيلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذِيرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

1.

Elif Lam Mim.

Diyanet İşleri

2.

Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab'ın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.

3.

Yoksa "Onu Muhammed uydurdu" mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

SECDE SÛRESİ

18, 19, 20. âyetleri dışında tamamı Mekkeʹde inmiştir. Sözü edilen üç âyetin ise Medine’de indiği söylenir. Mukatilʹe göre: 16. âyetten yirminci âyete kadar olan kısmı Medine’de inmiş, geriye kalanı Mekkeʹde nazil ol­muştur. (el-Câmi’u Li-Ahkâmi’l-Kur’ân: 14/84)

15. âyetiyle secde emredildiği için sûreye «secde» ismi verilmiştir.

Âyet sayısı : 30

Kelime » : 380

Harf » : 1518 (Lübabu’t-te’vîl: 3/445)

Sûrenin kapsadığı başlıca konular:

1- Hz. Muhammed’in (A. S. ) peygamberliğini isbat eder mahiyette açıklamalara yer veriliyor ve Arap müşriklerine daha önce uyarıcı bir pey­gamber gönderilmediği konu ediliyor.

2- Allah’ın varlığını ve birliğini isbat eden deliller ve belgeler sırala­nıyor; kurduğu düzenin kusursuzluğu ve mükemmelliği işleniyor.

3- Öldükten sonra dirilip ikinci hayatın başlayacağını açıklar anlam­da birtakım delil ve belgelere yer veriliyor. Sonra da kıyâmetin bir gününün bizim sun’î zaman hesabımızla 1000 yıl kadar uzun olduğuna dikkatler çe­kiliyor.

4- İnsanın ilk yaratılmasına değinilerek bu konuda ilim adamlarına ışık tutuluyor ve hareket noktası belirleniyor.

5- Suçlu günahkâr sapıkların kıyâmet günündeki acıklı durumları tasvîr ediliyor.

6- Mü’minlerin dünyadaki bazı durumlarına parmak basılıyor ve âhi­rette sâlih mü’minlere hazırlanan büyük mükâfatlardan müjde anlamında haber veriliyor.

7- İnkârcı sapıkların, şaşkın müşriklerin alay yoluyla âhiretin ace­le meydana gelmesini istemeleri üzerinde duruluyor ve ilâhî sünnetin şaş­mazlığına işâret ediliyor.

MEÂLİ:

1- Elif- Lâm- Mîm.

2- Bu Kitabʹın âlemlerin Rabbından indirildiğinde hiçbir şüphe yok­tur.

3- Yoksa onun (Peygamber tarafından) uydurulduğunu mu söylüyor­lar?! Hayır, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmeyen bir milleti uyar­man için o, Rabbından (indirilen) hakkın (gerçeğin ve doğru yolun) ken­disidir. Ola ki doğru yolu bulurlar.

ELİF-LÂM-MÎM

Bunlar «hurûf-i mukatta’a»dan olup Allah ile Peygamberi arasında bir şifre; sûrenin özetini ve hikmetini yansıtan işâretlerdir. Asıl delâlet ettiği manayı Allah daha iyi bilir.

KURʹÂN ÂLEMLERİN RABBINDAN İNDİRİLMİŞTİR

«Bu kitabın, âlemlerin Rabbından indirildiğinde hiçbir şüphe yoktur. »

Kurʹân her âyet ve cümlesiyle, kelime konumu ve konusuyla; taşıdığı ahlâkî, hukukî, ilmî esaslarıyla; âhiretle ilgili beyanlarıyla; Allah’ın varlığı ve birliği hakkında verdiği temel bilgilerle; fesahat ve belâgatteki insan kudretini aşan üstünlüğüyle, insan sözünden ve uslûbundan kesinlikle ayrılır; öyle ki, beşer kafasından ve kaleminden, hiçbir çağda tazeliğini kaybetmeyen ve ilmî buluşlarla hep uyum sağlayan, tasdîk edilen böyle bir kitabın ve bilgi demetinin çıkması mümkün değildir. O nedenle İslâm’a karşı olanlar Kur’ân’a nazîre yazmak için asırlarca uğraşmışlar; ama her defasında gülünç duruma düşmekten öteye geçememişlerdir.

O bakımdan ilgili âyetlerle Kur’ân’ın İlâhî özellikleri konu edilerek, âlem­lerin Rabbından indirilme olduğunda hiç şüphe bulunmadığı açıklanıyor.

Böylece Kur’ân’ın Muhammed (A. S. ) tarafından uydurulup ortaya çı­karılan bir kitap olmadığı muhakkaktır. Hz. Muhammed’in (A. S. ) binlerce hadîsinde kullandığı üslûp ile Kur’ânʹda hâkim olan İlâhî üslûp arasında benzerlik söz konusu değildir. Biri İlâhî olduğunu, diğeri beşerî olduğunu her kelime ve cümlesiyle yansıtmaktadır. Aynı zamanda o gün de, bugün de okumuş ve okumamış bir kimsenin bu kadar kusursuz, mükemmel bir eser verdiğini ve vereceğini aklı başında hiçbir ilim adamı iddia etmemiş ve böyle bir cesarette bulunamamıştır. Batılı birtakım garazkâr ilim adamla­rının bu konudaki saçmalıkları, ilim adına yüz karası olmaktan başka bir so­nuç sağlayamamıştır. Aynı zamanda yine Batılı ilim adamlarından gerçek­çi olup konuya bilimsel açıdan eğilenler ise, onların iddialarını tak­bîh etmiş ve hem Hz. Muhammed’in (A. S. ) yüksek şahsiyetini, hem de Kur’ân’ın bütünüyle İlâhî olma özelliğini övmekle bitirememişlerdir.

KENDİLERİNE UYARICI GÖNDERİLMEYEN PUTPERESTLER

«Yoksa Oʹnun (Peygamber tarafından) uydurulduğunu mu söylüyorlar?! Hayır, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmeyen bir milleti uyarman için o, Rabbından (indirilen) hakkın (gerçeğin ve doğru yolun) kendisidir. Ola ki doğru yolu bulurlar. »

Mekke ve çevresinde yaşayan insanları, düştükleri küfür bataklığın­dan, izledikleri yanlış ve tehlikeli yoldan kurtarıp doğru yola çağıran bir uyarıcının daha önce gönderilmediği açıklanıyor. Şüphesiz bu, fetret dö­nemine, yani Hz. İsa (A. S. ) ile Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz arasında geçen altı asra yakın süreye işârettir. Bu süre içinde Mekke ve çevresine, hattâ Arap Yarımadası’na putperestleri uyaran bir peygamber gönderilmemiş­tir. Bu dönemden önce ise, yine Kur’ân’ın beyânıyla, her kavim ve millete uyarıcı peygamberler gönderildiği kesindir. Tabii bu arada Arap Yarımadası’na da ihtiyaç duyuldukça peygamber gönderilmiştir. Nitekim Mekke vâdisine ilk gelip yerleşen ve orayı bayındır hale sokan ilk peygamber Hz. İsmâil (A. S. )dır. Ondan sonra bu vadi pek boş bırakılmamış; zaman zaman Allah’ın elçileri teblîğ ve irşatta bulunmuşlardır.

O halde Hz. Muhammed’in (A. S. ) risâlet göreviyle Mekke’de ortaya çıkması, önce o kavim ve millet için büyük bir lütuf ve rahmet olmuştur. Ne var ki, onlar ilk yıllarda bu lütuf ve rahmeti idrâk edemeyip itmişler ve yaktığı irfan meşalesini söndürmeye çalışmışlar; sonra da Mekke’nin fethedilmesiyle çaresiz kalıp inatlarından vazgeçerek doğru yolu seçmişler­dir.

İlgili âyete «Ola ki doğru yolu bulurlar» cümlesiyle onların Mekkeʹnin fetih dönemine işâret edilmekte ve inkârda sonuna kadar ısrar etmiyecekleri dolaylı şekilde anlatılmaktadır.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, Kur’ân-ı Kerîm’in bütünüyle âlemlerin Rabbi Al­lah’tan indirildiği açıklandı ve putperestlerin ölçüsüz suçlamalarına atıf yapıldı ve uzun bir süre irşat edilmedikleri belirtilerek, Hz. Muhammed’in (A. S. ) önce onları irşada başlamasıyla Cenâb-ı Hakk’ın büyük bir lûtufta bulunduğuna işâret edildi.

Aşağıdaki âyetlerle, Allah’ın kurduğu mükemmel düzene dikkatler çe­kiliyor ve birtakım ipuçları veriliyor. Sonra da yarattığı her şeyi en güzel biçimde ortaya koyduğuna değinilerek ilk insanın ve ondan üreyip mey­dana gelen soyunun yaratılışlarındaki özellik üzerinde duruluyor ve ilim adamlarına ön bilgi veriliyor.