← Sureler

Mushaf — 415. Sayfa

‹
/ 604
›
32. Secde Suresi

Elif Lam Mim.

الم

Elif, Lâm, Mîm

Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab'ın indirilişi, alemlerin Rabbi tarafındandır.

تَنْزِيلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ

tenzīlu l-kitābi lā raybe fīhi min rabbi l-ǎālemīne

Yoksa "Onu Muhammed uydurdu" mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذِيرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

em yeḳūlūne fterāhu bel huve l-Haḳḳu min rabbike li tunƶira ḳavmen mā etāhum min neƶīrin min ḳablike leǎllehum yehtedūne

Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş'a kurulandır. Sizin için O'ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?

اَللّٰهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَفِيعٍ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ

(a)llahu elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe ve mā beynehumā fī sitteti eyyāmin ṧumme stevā ǎlā l-ǎrşi mā lekum min dūnihi min veliyyin ve lā şefīǐn e fe lā teteƶekkerūne

Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O'na yükselir.

يُدَبِّرُ الْاَمْرَ مِنَ السَّمَاءِ اِلَى الْاَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ

yudebbiru l-emra mine s-semāi ilā l-erDi ṧumme yeǎ'rucu ileyhi fī yevmin kāne miḳdāruhu elfe senetin mimmā teǔddūne

İşte Allah, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

ذٰلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

ƶālike ǎālimu l-ğaybi ve ş-şehādeti l-ǎzīzu r-raHīmu

O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.

اَلَّذِٓي اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ الْاِنْسَانِ مِنْ طِينٍ

elleƶī eHsene kulle şey'in ḣaleḳahu ve bedee ḣalḳa l-insāni min Tīnin

Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.

ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَاءٍ مَهِينٍ

ṧumme ceǎle neslehu min sulāletin min māin mehīnin

Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِنْ رُوحِهِ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ

ṧumme sevvāhu ve nefeḣa fīhi min rūHihi ve ceǎle lekumu s-sem'ǎ ve l-ebSāra ve l-ef'idete ḳalīlen mā teşkurūne

(Kafirler dediler ki:) "Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.

وَقَالُوا ءَاِذَا ضَلَلْنَا فِي الْاَرْضِ ءَاِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ بَلْ هُمْ بِلِقَاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ

ve ḳālū e iƶā Delelnā fī l-erDi e innā le fī ḣalḳin cedīdin bel hum bi liḳā'i rabbihim kāfirūne

De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذِي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ

ḳul yeteveffākum meleku l-mevti elleƶī vukkile bikum ṧumme ilā rabbikum turceǔne