LUKMÂN SÛRESİ
İbn Abbas’a (R. A. ) göre: 27, 28, 29. âyetlerin; Katade’ye göre: 27, 28. âyetlerin dışında sûrenin tamamı Mekke’de inmiştir. (el-Câmi’u Li-Ahkâmi’l-Kur’ân: 14/50)
Ünlü hekîm Lukmân’dan ve onun, oğluna verdiği öğütlerden söz edildiği için sûreye «Lukmân» adı verilmiştir.
Âyet sayısı : 34
Kelime » : 548
Harf » : 2110 (Lübabu’t-te’vîl: 3/438)
Sûrenin kapsadığı başlıca konular:
1- Hz. Muhammedʹin (A. S. ) peygamberliğini isbat eden belgelere yer veriliyor. Ondan önce Arap putperestlerine bir peygamber gönderilmediğine dikkatler çekiliyor..
2- Allah’ın varlığını, birliğini isbat eden belgeler sıralanıyor. Aynı zamanda Allah’ın sıfatlarından bir kaç tanesi açıklanıyor.
3- Öldükten sonra ikinci hayatın başlayacağı; haşır ve neşrin gerçekleşeceği haber veriliyor.
4- İnsanın kendi türünün özelliği doğrultusunda nasıl tekâmül ettiği anlatılıyor ve bununla İlâhî kudretin yüceliğine delil getiriliyor.
5- Suçlu günahkârların kıyâmet günündeki tavırlarına ve düşüncelerine yer verilerek uyarılar yapılıyor.
6- Müʹminlerin dünyadaki tutum ve durumları, kıyâmet gününde Cenâb-ı Hakk’ın onlara hazırladığı üstün nîmetler konu ediliyor.
7- inkârcı sapıkların alay yoluyla, kıyâmetin acele kopmasını istemeleri üzerinde durularak gereken tehditler yapılıyor.
MEÂLİ:
1- Elif- Lâm- Mîm
2- Bunlar o çok hikmetli Kitâbʹın âyetleridir.
3- İyilik ve güzellikte bulunmayı (faydalı iş yapmayı) huy edinenlere doğru yol ve rahmettir.
4- Onlar ki, namazı vaktinde dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar, evet onlar Âhiretʹe kesinlikle inanırlar.
5- İşte bunlar, Rablarından (belirlenip gösterilen) doğru yol üzeredirler ve işte bunlar kurtuluşa erenlerdir.
ELİF - LÂM - MİM.
Bu harfler, «Hurûf-i Mukatta’a»dan olup Allah ile Peygamberi arasında bir şifre ve sûrenin hikmet, sır ve mayasını taşıyan bir işâret mahiyetindedir. Asıl mana ve taşıdığı hikmeti Allah daha iyi bilir.
KUR’ÂN’IN ANA VASIFLARI
«Bunlar o çok hikmetli Kitab’ın âyetleridir. İyilik ve güzellikte bulunmayı (faydalı iş yapmayı) huy edinenlere doğru yol ve rahmettir. »
Lukmân Sûresi’ne, Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleriyle mü’minlere ışık tutulduğu konu edilerek başlanmakta ve İlâhî kitap olan Kur’ân’ın üç ana vasfı belirtilerek aydınlatıcı bilgi verilmektedir. Şöyle ki:
1- Hikmetli bir kitaptır.
Kapsadığı her konuyu en doğru ve faydalı ölçüde, insanın her iki hayatını da düzene sokacak anlamda işlediği; kalpleri ve kafaları Yüce Yaratan’ın varlığını ve birliğini yansıtan belgelere çevirdiği; ruhlara muhtaç bulundukları mânevî gıdayı sunduğu ve insan haklarını en âdil ölçülere ve hükümlere bağladığı için Kur’ân’a «el-Kitabu’l-Hakîm» denilmiştir.
2- Doğru yolun kendisidir.
Kur’ân bütünüyle İlâhîdir. Taşıdığı hükümlerle, tavsiye ve öğütlerle; vaad ve tehditlerle hayat kanunlarını ve Sünnetullahʹı tarif edip tanıtır. Sünnetullah’a uymanın bütün yol ve yöntemlerini gösterir. Allah ile kulları arasındaki engelleri kaldırır; Allah’a giden yolu tanıtır. Bu bakımdan o, bütünüyle doğru yolun rehberi ve hayat kanunlarının değişmeyen mecmuasıdır.
3- İnsanlara katıksız bir rahmettir.
Kur’ân, insan aklına ışık tutan, ana fikir veren; ilim adamına temel bilgileri yansıtan; sorumluluk duygusunu aşılayıp geliştiren; İlâhî rahmet yollarını açan; insan ruhunu ve vicdanını rahmet güneşinden ışık almaya hazırlayan müstesnâ bir kaynaktır. O bakımdan kendini «ihsan» düzeyine getiren, yani sâlih amellerde bulunup Allah’ı görürcesine ibâdet eden ve her hâl-ü kârda iyiliği prensip edinip insanlara faydalı olma yolunu seçen mü’minlere rahmettir.
MUHSİN SIFATINA LÂYIK OLAN MÜ’MİNLERİN DÖRT ÖZELLİĞİ
«Onlar ki, namazı vaktinde dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar, evet onlar Âhiretʹe kesinlikle inanırlar.. »
Kur’ân-ı Kerîm, yukarıda belirtilen üç ana vasfıyla, kendinde şu dört özelliği bulunduran müʹminlerin hayatını İlâhî rızaya uygun düzene sokar.
1- Namazı vaktinde dosdoğru kılarlar.
2- Zekâtı gerektiği şekil ve ölçüde verirler.
3- Âhiretʹe kesinlikle inanırlar.
4- Yukarıda belirtildiği gibi, iyiliği huy edinip Allah’ı görürcesine ibâdet ederler ve insanlara faydalı olmaya çalışırlar.
İşte Rablarından taraf belirlenip gösterilen doğru yol üzerinde olanlar ve korktuklarından kurtulup umduklarına kavuşanlar bunlardır. Nitekim beşinci âyetle, Cenâb-ı Hak o kullarını şu sözüyle müjdelemektedir: «İşte bunlar, Rablarından (belirlenip gösterilen) doğru yol üzeredirler ve işte bunlar kurtuluşa erenlerdir. »
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Kur’ân kültürüyle beslenen kalp ve kafaların doğruya yönelecekleri konu edildikten sonra mü’minlerin dört özelliği üzerinde duruldu ve açıklayıcı bilgiler verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, inkârda ısrar edip tam bir bilgisizlik içinde başkalarını da Allah yolundan saptırmak isteyenler üzerinde duruluyor. İlâhi âyetlere karşı ne kadar kayıtsız kaldıklarına değinilerek büyüklük taslamalarının cahilce bir hareket olduğu belirtiliyor. Sonra da imân temeli üzerinde sâlih âmellerde bulunanlar övülerek uhrevî mükâfatlarına dikkatler çekiliyor ve insan aklına ışık tutup ona hareket kazandırmak için astronomi ve botanikle ilgili temel bilgiler veriliyor.