Yusuf Suresi 94-98. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَلَمَّا فَصَلَتِ الْعِيرُ قَالَ اَبُوهُمْ اِنِّي لَاَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَا اَنْ تُفَنِّدُونِ قَالُوا تَاللّٰهِ اِنَّكَ لَفِي ضَلَالِكَ الْقَدِيمِ فَلَمَّا اَنْ جَاءَ الْبَشِيرُ اَلْقٰيهُ عَلٰى وَجْهِهِ فَارْتَدَّ بَصِيرًا قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنِّٓي اَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ قَالُوا يَاأَبَانَا اسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا اِنَّا كُنَّا خَاطِـِٔينَ قَالَ سَوْفَ اَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّي اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

95.

Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, "Bana bunak demezseniz, şüphesiz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" dedi.

Diyanet İşleri

95.

Onlar da, "Allah'a yemin ederiz ki sen hala eski şaşkınlığındasın" dediler.

96.

Müjdeci gelip gömleği Yakub'un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, "Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?" dedi.

97.

Oğulları, "Ey babamız! Allah'tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten suçlu idik" dediler.

98.

Yakub, "Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

94- Kafile (Mısırʹdan) ayrılıp hareket edince, babaları, «Şüpheniz olmasın ki, ben Yusufʹun kokusunu alıyorum; bana «bunadı» demeseniz (iyi olur), » dedi.

95- Oradakiler, «Allahʹa and olsun ki, sen herhalde o eski şaşkın­lığın içinde bulunuyorsun» dediler.

96- Ne vakit ki müjdeci gelip gömleği Yâkub’un yüzüne sürünce, gö­zü açılıverdi. «Ben size, Allahʹtan bilmediğinizi şüphesiz ben bilirim» de­memiş miydim? » dedi.

97- Oğulları, «Ey babamız! günahlarımızın bizim için bağışlanmasını dile; doğrusu bizler günahkâr olarak bulunuyorduk» dediler.

98- Yâkub, «sizin için ileride Rabbimden bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. » dedi.

PEYGAMBER KIYMETİNİ BİLMEYENLER

Yâkub Peygamber (A. S. ) iki önemli mu’cize ortaya koymuştur. Birin­cisi: «Ey oğullarım! (Mısır’a) gidin de Yusuf ile kardeşini araştırıp (bulma­ya çalışın). Ve Allah’ın lütf-u rahmetinden (estireceği ferah ve umut hava­sından) ümidinizi kesmeyin. » demesidir. İkincisi: Sekiz veya on günlük mesafeden Yusuf’un kokusunu almasıdır. Ne yazık ki, başta büyük oğul­ları olmak üzere çevresindekilerin çoğu bu kadri yüce peygamberi anlaya­mamışlar da o yüzden ona «şaşkın» veya «bunak» nazarıyla bakmışlar.

Bu tarihî olay, kendini Allahʹa veren, bütün ümidini Allah’a bağlayan yaşlı mü’minlere üstün saygı gösterilmesini telkîn etmekte ve Müslüman­lara bu gibi hallerde nasıl davranmaları gerektiğini öğretmektedir.

Nitekim oğulları, kardeşleri Yusufʹun gömleğini alıp Mısırʹdan dönün­ce, Yusufʹu olduğu kadar, babalarını da daha iyi tanıyabilip anlayabilmiş­ler ve yaptıkları kabalıklara pişmanlık duyup günahlarının bağışlanması için babalarından istekte bulunmuşlardır. O da, «sizin için ileride Rabbımdan bağışlanma dileyeceğim. Şüphesiz ki O, çok bağışlayandır, çok mer­hamet edendir», demişti.

Kurtubîʹnin Tirmizî’den yaptığı nakle göre, İbn Abbas (R. A. ) şöyle de­miştir: Biz, Peygamber (A. S. ) Efendimizin huzurunda bulunduğumuz bir sırada Ebû Tâlip oğlu Ali (R. A. ) geldi ve dedi ki: «Anam-babam sana fe­da olsun! Şu Kurʹân göğsümden (hafızamdan) kaçıp gidiyor, (ezberledi­ğimin bir kısmını unutuyorum). Onu koruyabilmem için ne tavsiye edersi­niz? » Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz ona: «Ya Ali! sana birkaç kelime öğ­reteyim ki, Allahʹın onlarla sana öğrettiğini ve senin öğrenip de göğsünde tuttuğunu (senin hafızanda) tesbit eylesin, ne dersin? » diye sordu. Hz. Ali de (R. A. ): «Evet, Ya Resûlellah! » diye cevap verdi. Bunun üzerine Re­sûlüllâh (A. S. ) ona şöyle tavsiyede bulundu: «Cuma gecesi olunca, gücün yeterse, gecenin son üçte birinde kalk ki, bu saat meleklerin şâhit olduk­ları, duâların kabul edildiği bir zaman parçasıdır. Nitekim kardeşim Yâkub’un, oğullarına, sizin için ileride Rabbımdan bağışlanma dileyeceğim, demesi, cuma gecesini beklediğine işârettir. » (Tefsîr-i Kurtubî: 9/262, 263 - Ancak bu hadîs garip hadîsler arasında yer almıştır.)

Yâkub Peygamber’in duâ ve istiğfarını geciktirmesi, seher vaktini bek­leyeceğine işârettir, diyenler de olmuştur. Said b. Cübeyr’e göre Yâkub Peygamber, oğulları için duâ ve istiğfarda bulunmayı kamerî ayın 13, 14 ve 15. gecelerini beklemek üzere geciktirmiştir.

Bu konuda bir diğer rivâyet de şöyledir: Hz. Ömer, (R. A. ) hilâfet yıl­larında bir gün Mescid-i Sadete girdiğinde bir adamın şöyle duâ ettiğini işitiyor: «Allahım! beni çağırdın, ben de sana yönelip geldim. Emrettin em­rine uydum. Şimdi seher vaktidir, beni affet.. » Hz. Ömer sese iyice kulak verince, onun Abdullah b. Mes’ud’un (R. A. ) evinden geldiğini farketti ve gidip ondan sebebini sorunca, kendisine şu cevap verildi: «Yâkub Pey­gamber, oğulları için yapacağı duâ ve istiğfarı seher vaktine bırakmıştı, onun için ben de duâ için bu vakti seçmiş bulunuyorum. » (İbn Cerîr et-Taberî - İbn Kesîr: 2/490)

Ayetler arasinda bağlantı

Yukarıdaki âyetlerle, Yâkub Peygamber’in gösterdiği iki mu’cizenin, ancak Hz. Yusufʹun (A. S. ) gömleği getirilince anlaşıldığına işâret edildi. Sonra babalarını yanlış anlamalarından dolayı pişmanlık duyan Yâkub Peygamberin on oğlunun Allahʹtan bağışlanma dileğinde bulundukları, bu­nun için babalarının duâ ve istiğfar etmesinden yana bir arzu izhar ettik­leri anlatıldı.

Aşağıdaki âyetlerle, Yâkub (A. S. ) ailesinin toplu halde Kenʹan ülke­sini terkedip Mısırʹa göç ettikleri ve Yusufʹa ora âdeti uyarınca saygıyla eğildikleri anlatılır. Sonra da Yusuf Peygamber’in yıllarca önce gördüğü rüyanın böylece gerçekleştiğine dikkatler çekilerek konu noktalanır.