Nahl Suresi 84-88. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَهِيدًا ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ وَاِذَا رَاَ الَّذِينَ ظَلَمُوا الْعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ وَاِذَا رَاَ الَّذِينَ اَشْرَكُوا شُرَكَاءَهُمْ قَالُوا رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُرَكَاؤُنَا الَّذِينَ كُنَّا نَدْعُوا مِنْ دُونِكَ فَاَلْقَوْا اِلَيْهِمُ الْقَوْلَ اِنَّكُمْ لَكَاذِبُونَ وَاَلْقَوْا اِلَى اللّٰهِ يَوْمَئِذٍ السَّلَمَ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ اَلَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ زِدْنَاهُمْ عَذَابًا فَوْقَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُوا يُفْسِدُونَ

88.

Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.

Diyanet İşleri

85.

O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

86.

Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: "Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır." Koştukları ortaklar da onlara: "Siz elbette yalancılarsınız" diye laf atacaklar.

87.

Onlar o gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.

88.

İnkar eden ve insanları Allah'ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

M E Â L İ:

84- (Kıyâmet) günü her ümmetten bir şâhit göndereceğiz. Sonra da o inkâr edenlere ne izin verilecek, ne de hoşnut edilmeleri için özürleri din­lenecek.

85- O zulmedenler azâbı görünce, ne onlardan azâp hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecek.

86- Allah’a ortak koşanlar, koştukları ortaklarını görünce, «Ey Rab­bimiz! seni bırakıp da taptığımız ortaklarımız bunlardır! » diyecekler. Onlar da müşriklere şu sözü atacaklar: «Doğrusu sizler yalancıların tâ kendilerisiniz.»

87- Ve o gün artık Allahʹa teslimiyet gösterirler ve uydurdukları şey­ler de onları bırakıp (gözden) kaybolurlar.

88- Onlar ki inkâr edip başkalarını da Allah yolundan alıkoydular, -çıkardıkları fesât sebebiyle- kendilerine azâp üstüne azâp artırırız.

HER ÜMMETTEN BİR ŞAHİT GETİRİLECEK

«(Kıyâmet) günü her ümmetten bir şâ­hit göndereceğiz. »

Her ümmete hemen her asırda bir peygamber gönderilmiş ve bu hal son peygambere kadar sürüp gelmiştir. Ancak altı asırlık fetret dönemi sadece Arap Yarımadasıyla mı ilgilidir, yoksa bütün dünya ülkelerini mi kapsamaktadır? İlim adamlarının farklı görüş ve tesbitleri olmuştur. On­ları sırası gelince tefsirimizde açıklamaya çalışacağız. Burada asıl üze­rinde durmak istediğimiz husus şudur: Her ümmete mutlaka peygamber gönderilmiş ve peygamberlerden sonra onların izini takip eden mürşitler irşat ve teblîğ hizmetini sürdürmüşlerdir. İnanmayıp hakka arkasını döndü­ren inkârcılar âhirette konuşturulmayacak ve aleyhlerine şâhit olarak ken­dilerine gönderilen peygamberler ve mürşitler çağrılacaktır. Böylece kim­senin özür beyânına imkân verilmeyecek ve yalanın orada hiçbir şeyi çöz­mediği ortaya konacaktır. Zira herkesin dünyada işlediği iyilikler ve kötü­lükler, taşıdıkları niyet ve amaçlar en sıhhatli şekilde tesbit edilip yazılmış ve yazıldığı gibi korunmuştur. İnkârcıların, bize doğru yolu gösteren, bizi uyaran peygamber gönderilmedi, şeklindeki iddiaları hemen çürütülecek ve gönderilen peygamberler getirilerek onlarla yüzleştirilecekler.

PUTLAR KONUŞTURULACAK

«Onlar da müşriklere şu sözü atacaklar: Doğrusu sizler yalancıların tâ kendilerisiniz! »

Âyetlerin açık anlatımından, kıyâmet günü putperestlerin kahrolması için İlâhî hitap putları konuşturacak. Aslında putların bir günahı yoktur. Onları yontup şekillendiren ve sonra da tanrı diye tapınan beyinsizlerin günahı çoktur. Kıyâmet gününde putperestler: «Ey Rabbimiz! Seni bırakıp da taptığımız ortaklarımız bunlardır! » diyecekler. Onlar da müşriklere şu sözü atacaklar: «Doğrusu sizler yalancıların tâ kendilerisiniz. » Böylece cansız olan putlar İlâhî irâdeyle konuşacaklar ve kendilerinin, inkârcı sa­pıkların işledikleri günahlardan bütünüyle habersiz olduklarını söyleyecek ve bizler birer kaya parçası idik, bizi bu şekle sokup ilâhlaştıranların müş­rikler olduğunu belirtecekler. İşte o gün, kâfirler yerle bir olmak isteye­cekler, ama ne mümkün..

Bütün yollar kapanıp Allah’a teslîm olmaktan başka çareleri kalma­dığını gören sapık inkârcılar ve azgın müşrikler neden sonra Hakk’ın önün­de başeğecekler. Böylece aleyhlerine şahitlik eden putlar da ortadan kal­dırılacak ve herkes beraberinde taşıdığı inanç ve ameline göre karşılık gö­recek... Zira Cenâb-ı Hak mutlak surette âdildir, kimseye zulmetmez. O zulmü hem kendisine, hem insanlar arasında haram kılmıştır. Verilecek cezâ, kişilerin dünyada kazandıklarının tam karşılığıdır. Mükâfat da öyle..

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, âhirette kimsenin özür beyân etmesine izin verilmiyeceği; böylece hiçbir itiraza itibar edilmiyeceği belirtildi. Bize uyarıcı peygamber gönderilmedi diyen ümmetler aleyhine şâhitlik edecek peygam­berlerin çağrılacakları hatırlatıldı. O bakımdan âhirette hakikatı görüp dö­nüş yapmanın hiçbir yararı olmayacağına dikkatler çekilerek, ölmeden önce gerçeği anlayıp Hakk’a dönmenin lüzumuna işâret edildi.

Aşağıdaki âyetle, kıyâmet gününde, her ümmete peygamber gönde­rildiği, hiçbir özür ve itiraza yer bırakmayacak şekilde ortaya konacağı ve peygamberlerin şahit olarak gösterileceği; sonra da Hz. Muhammed’in (A. S. ) bütün peygamberlere, yüklendikleri kutsal görevi lâyıkıyla kendi üm­metlerine teblîğ ettiklerine şahitlik edeceği haber veriliyor. Böylece pey­gamberliğin Hz. Muhammed (A. S. ) ile noktalandığına ve Kur’ân-ı Kerîm’in son kitap olarak bütün peygamberlerin teblîğ ve irşatta bulunduklarına dair verdiği haberin kesin delil sayılacağına işâret ediliyor.