MEÂLİ:
7- Hani bir vakit peygamberlerden kesin anlamda anda dayalı söz almıştık; senden, Nûhʹtan, İbrâhimʹden, Musaʹdan ve Meryem oğlu İsaʹdan da, evet bunlardan sağlam-kesin söz almıştık.
8- Doğrulara sadakatlerini sormak; kâfirlere de elem verici bir azap hazırlamak için (böyle yapmıştık).
İLGİLİ HADÎSLER
«Ben, yaratılışta peygamberlerin ilkiyim. İnsanlara gönderilmekte ise, peygamberlerin sonuncusuyum. Onun için Cenâb-ı Hak (yedinci) âyette onlardan önce benden kesin söz aldığını belirterek (konuya giriş yapıp) başlamıştır. » (İbn Ebî Hâtim - Bağavî: Katâde’den; ayrıca İbn Sa’d de Katade’den rivâyet etmiştir. İmam Süyûtî hadîsin mürsel ve sahîh olduğunu belirtmiştir: Câmiussağîr: 2/97)
«Âdemoğlunun seçkinleri beş tanedir: Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed. (Salât-ü selâm hepsine olsun). Bunların en hayırlısı ise Muhammed (A. S. )dır. » (Hafız Ebû Bekir Bezzar: Ebû Hüreyre (R. A. )den, Hadîs sahihtir.)
PEYGAMBERLERDEN ALINAN KESİN SÖZ
«Hani bir vakit peygamberlerden kesin anlamda anda dayalı söz almıştık.. »
Bu, ruhlar âleminde alınan kesin bir söze işâret olabileceği gibi, daha çok kendilerine peygamberlik gibi yüksek ve o nisbette sorumluluk taşıyan bir hizmet payesi verildiğinde, peygamber kılınan zattan alınan kesin söze de işâret olabilir. Âyette özellikle hem «Resûl», hem de «Ulüʹl-azm» yani yüksek azim ve irâde sâhibi kabul edilen beş peygamberden ismen bahsedilmesi, onların büyük kitlelere hitap ettiğine ve unutulmaz hatıralar, misaller bıraktıklarına dikkatleri çekmek içindir. Yoksa her peygamberden kesinlik arzeden anda dayalı söz alındığı muhakkaktır.
Peygamberlerden alınan kesin sözün beş madde olduğu üzerinde durulmuş ve Kurʹân’da peygamberlerle ilgili âyetlerin tamamından bu beş maddenin anlaşıldığı ifade edilmiştir. Şöyle ki:
1- Allah’ın insanlardan yana indirdiği hak dini bütün tazeliğiyle ayakta tutmaya özen göstererek çalışması,
2- Allah’ın emirlerini noksansız teblîğ etmesi,
3- Aynı dönemde gönderilen peygamberlerin birbirine yardımcı ve destek olması hususuna bağlı kalınması,
4- Her peygamberin kendinden önce gelip geçen peygamberleri tanıyıp saygıda kusur etmemesi ve onların kadrini yücelterek tanıtması,
5- Kendinden sonra gelecek peygamberi ve indirilecek kitabı haber vermesi..
PEYGAMBERİ DOĞRULAYANLAR VE YALANLAYANLAR
«Doğrulara sadakatlerini sormak, kâfirlere de elem verici bir azâp hazırlamak için (böyle yapmıştık). »
Peygamberler (salât-ü selâm hepsine olsun), risâlet görevini yüklenirken Allah’a verdikleri kesin söze bağlı kalarak hizmetlerini sürdürmüşlerdir. Cenâb-ı Hak da bununla, birçok yeteneklerle donattığı insanları sınavdan geçirmekte; taneyi bir tarafa, samanı diğer tarafa ayırıp doğru olanı, yalancı olandan, müʹmini kâfirden ayırt etmektedir.
Peygamberlerin yüksek kişiliği, sergiledikleri hikmetler, hükümler ve güzel ahlâkî kurallar bütünüyle insan ruhunun azizliği ve yüceliğiyle eşdeğerdedir ve tamamıyla insan saadetiyle ilgilidir. Aynı zamanda sağlam akıl, selîm duygu, gelişmiş vicdanla bağdaşır ölçü ve muhtevadadır.
O halde aklını, duygu ve düşüncesini, vicdan ve idrâkini iyice kullanıp peygambere uyan ve ona sadakatle bağlanan müʹminlerle, nefsinin ve duygusunun esiri olup İblîsʹin fısıltı ve dürtüşlerinin tesiri altında kalıp açıktan inkâra sapanlar veya nifak fırtınasına yakalanıp imânla küfür arasında bocalayanlar arasında kesin ayrım yapılması mutlaka söz konusudur. Kıyâmet gününde herkes bu kıstasa göre yargılanacak ve karşılık görecektir. Çünkü Peygamberler, akla ışık tutma, düşünce ufkunu genişletme, Hakk’ın rahmet sesini duyurma ve âhirette meydana geleceğinde şüphe olmayan safhaları bir bir haber verme hususunda gereken teblîğ ve irşadı kusursuz yapmış, risâletin gerektirdiği hizmeti ortaya koymuşlardır. Gerisini ise, insanların anlayış ve irfanlarına bırakmışlar ve herkesin kendi niyet ve amelinden sorumlu tutulacağını bildirmek suretiyle insan irâdesinin yerini ve önemini belirtmişlerdir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, peygamberlerden bazı önemli hususlar hakkında alınan kesin söz konu edildi. Sonra da peygamberleri doğrulayanlarla, onları yalanlayanların mutlaka bu doğrultudaki niyet ve amellerinin karşılığının verileceği üzerinde duruldu ve sorumluluklarının kendilerini nasıl önemli sınavlarla karşılaştırdığına dikkatleri çekildi.
Aşağıdaki âyetlerle, Hendek Savaşıʹnın müʹminle münafığı birbirinden ayırt eden çetin bir sınav olduğu üzerinde duruluyor ve bu düzeyde sözü edilen iki grubun tavırlarına dikkatler çekilerek birtakım ölçüler veriliyor.