Nisa Suresi 71-73. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ اَوِ انْفِرُوا جَمِيعًا وَاِنَّ مِنْكُمْ لَمَنْ لَيُبَطِّئَنَّ فَاِنْ اَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةٌ قَالَ قَدْ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيَّ اِذْ لَمْ اَكُنْ مَعَهُمْ شَهِيدًا وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَالَيْتَنِي كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا

71.

Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.

Diyanet İşleri

72.

Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

73.

Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

71- Ey imân edenler! (düşmana karşı) hazırlanıp tetik üzere olun da (gerektiğinde) bölük bölük çıkın veya toptan seferber olun.

72- İçinizden öylesi var ki, ağır davranır; size bir musibet dokunur­sa, «Herhalde Allah bana lütfetti, çünkü onlarla beraber hazır bulunma­dım» der.

73- Ve Allahʹtan size bol nîmet, çok ihsân erişirse, -aranızda hiçbir dostluk ve sevgi yokmuş gibi davranarak- «Keşke onlarla beraber bulunsaydım da, ben de büyük bir başarı elde etseydim» diye (hayıflanır).

MÜʹMİNİ MÜNAFIKTAN AYIRAN MİHENK

«İçinizden öylesi var ki, ağır davranır. »

Yukarıda da belirtildiği gibi, daha çok olaylar insanın asıl rengini ve içindeki inanç grafiğini çizip belirgin hale getirir. Konumuzu oluşturan âyetle, Allah yolunda hiçbir sıkıntı ve korku duymadan savaşa çıkmanın bir hadd-i fâsıl, bir alâmet-i farika olduğu, mü’minle münafığı, inananla inanmıyanı birbirinden ayırıcı bir ölçü olarak veriliyor.

Kur’ân bununla, insan hayatının her döneminde, başlangıç noktasıy­la bitiş noktası arasında ardı-arkası kesilmiyen sınavların birbirini izledi­ğini ve her sınavın insanın asıl maya ve cevheri üzerindeki kabuğu tör­pülediğini hatırlatmaktadır. «İnsanlar madenler gibidir; cahiliyye devrinde iyi ve seçkin olanlar İslâm’a girdiklerinde de iyi ve seçkin olanlardır. » (Buharî/enbiyâ: 19, menakıb: 1, 25 - Müslim/fezâilü’s-sahabe: 199 - Ahmed: 2/257, 260, 391, 438, 485, 498, 525, 539 - 3/367) Meâlindeki Hadîs-i Şerîf bu konuya ışık tutmakta ve psikologlara sağlam bir ana fikir vermektedir.

O halde din, ahlâk, öğretim ve ilim ancak bu cevherin diğer bir tabir­le madenin pasını giderir. Olaylar ise onun üzerindeki kabuk ya da sede­fi kırıp asıl ölçüsünü ortaya çıkarır.

SAVAŞA HAZIRLIK

«Ey iman edenler! (düşmana karşı) ha­zırlanıp tetik üzere olun... »

Kur’ân, Müslüman milletlerin hür ve müstakil yaşayabilmeleri için her zaman savaşa hazır olmalarını haber veriyor. Komşu ülkelerle barış içinde olsa bile, bu hazırlığı ihmal etmemesi gerektiğine işârette bulunuyor: «Ey imân edenler! (düşmana karşı) hazırlanıp tetik üzere olun!. » cümlesi bir emirdir, emir ise vücubu gerektirir. O halde Müslümanların savaşa yete­rince hazırlıklı olmaları farzdır. Allahʹın beşer hayatına yerleştirdiği ka­nunlardan biri de budur.. Bugün dost görünen yarın amansız bir düşman olabilir. Hem düşman en zayıf anları seçer.

Anti-İslâmî milletlerin kavgası ekmek, toprak ve yeraltı, yerüstü kay­naklarıdır. Dinin birleştirici, güçlendirici ve bütünleştirici tesirini yok et­mek için bunların baş vurmayacağı çare ve el atmayacakları hile kalmıya­caktır. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz devrinde mü’minlerin moralini bozmak, İslâmʹın kalbler ve kafalar üzerindeki tesirini düşürmek için münafıklar seferber halde idi. Kimi açık, kimi gizli hareket etmekte ve çok sinsi plânlar hazırlamakta idiler. Cenâb-ı Hak vahiy yoluyla Peygamberini bu konuda da uyarıp yeterince teçhiz etti. O bakımdan münafıklar, aralık­sız fitne ve fesat dolaplarını çevirmelerine rağmen, arzuladıkları sonucu elde edemediler. Ama bugün aramızda Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz cismen bulunmadığı için vahiy de inmemektedir. Ne var ki, Peygamberimizin bıraktığı iki ana kaynak sapasağlam elimizde bulunmaktadır. Bize düşen iki önemli husus var: Biri, dış düşmanlara karşı yeterince savaş hazırlığı içinde bulunmamız; diğeri iç düşmanların kurdukları tuzağın ne kadar teh­likeli olduğunu hatırdan çıkarmamamızdır. Bu bir bakıma zıtların karşı­laşması ve sürtüşmesidir. Kâinat zıtlarla doludur. Böyle olmasaydı, hayat ve hareket durur, dünyanın anlamı bir bakıma kalmazdı. Buna biz «haya­tı idâme kanunu» da diyebiliriz. Bu kanun zıtların karşılaşmasıyla hükmü­nü yürütüp, şaşmadan hedefine doğru ilerler.

İlâhî kanun bu olunca ve canlılar arasındaki mücadelenin dünya son buluncaya kadar sürüp gideceğine ve her şeyin kendi karşıtıyla tanınma ve gelişme kaydedeceğine göre, her millet öz varlığını korumak zorunda­dır. Özellikle hakkı temsil eden Müslüman milletlerin düşmanlarına karşı her an hazırlıklı ve tetikte olması gerekiyor. Kur’ân bunu onlara bir vecibe anlamında koymuştur. Şuurlu ve inançlı biçimde uygulandığı takdirde ger­çek tevekküle kapı açılmış kabul edilir. Allah ise tedbirden sonra tevekkül eden kullarını hem sever, hem korur.

Bunun için âyette: «HUZÛ HİZREKÜM! » cümle­sini müfessirlerimiz, «Tedbirinizi alın! », «Tetikte bulunun! », «Gereken si­lâh ve diğer savaş araçlarını yeterince hazırlayın! » şeklinde mânalandırmışlar ve gerçek tevekkül budur, demişlerdir. Nitekim Kurtubî «Bu, tevek­kül makamının tâ kendisidir! » diyor.

GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE SAVAŞ TAKTİĞİ

Kurʹânʹda ayrıca günün şartları dikkate alınarak savaş taktiği kulla­nılmasına işâret ediliyor. Oyalama taktiğine başvurularak kademeli biçim­de müfrezeler çıkarmak, akıncılar göndermek; düşmanın gözünü korkutup moralini bozmak için toplu halde çıkmak, bu cümledendir. Âyette bilhassa bu iki taktik üzerinde durulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu sözü edilen bu iki taktiği de yeri gelince kullanmış, akıncıların serhadleri aşıp düşmana dehşet saçması çok başarılı olmuştur.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Allah yukarıdaki âyetlerle, imânın engin ve serinletici zevkini kalbi­nin derinliğine henüz yerleştiremiyen münafıkların savaşa karşı isteksiz ve ağır davranmalarını yerdikten sonra bütün mü’minleri savaşa teşvik ederek bu yolda büyük ecirlerin hazırlandığını haber veriyor.