Hicr Suresi 57-77. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ قَالُوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِمِينَ اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَعِينَ اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَا اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ فَلَمَّا جَاءَ اٰلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فِيهِ يَمْتَرُونَ وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ وَقَضَيْنَا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِحِينَ وَجَاءَ اَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ قَالُوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَاتِي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمِينَ وَاِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُقِيمٍ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِنِينَ

64.

İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.

Diyanet İşleri

58.

Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.

59-60.

(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.

61-62.

(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

63.

Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."

64.

"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."

65.

"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."

66.

Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."

67.

Şehir halkı sevinerek geldiler.

68.

Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."

69.

"Allah'a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın" dedi.

70.

Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik" dediler.

71.

Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.

72.

(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.

73.

Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

74.

Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

75.

Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

76.

O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.

77.

Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

57- Ey elçiler! göreviniz ne? diyerek sormuştu.

58- Onlar da: «Doğrusu biz suçlu günahkâr bir kavme gönderildik.

59- Ancak Lût âilesi müstesnâ, onların hepsini mutlaka kurtaraca­ğız.

60- Yalnız Onun karısını değil; onun (helâk olmasını) takdîr etmişiz­dir; o elbette geride kalanlardandır» demişlerdi.

61- Ne vakit ki, elçiler Lût âilesine geldiler;

62- Lût, onlara: «Herhalde (yabancısınız) tanınan bir topluluk değil­siniz, » dedi.

63- Onlar da, «kavmin, hakkında şüphe edip durdukları şeyi (gele­cek azâbı) sana getirdik.

64- Sana Hakkʹın (buyruğuyla) geldik; şüphen olmasın ki biz doğru­larız.

65- Gecenin bir bölümünde âileni yola koy, sen de arkalarından on­ları izle ve sakın sizden hiçbiri dönüp arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere geçin gidin» dediler.

66- Lûtʹa şu emri hükmettiğimizi bildirdik: «Sabahladıklarında bun­ların kökü kesilmiş olacak. »

67- (Memleketlerine yabancı kimselerin geldiğini haber alan) şehir halkı birbirine müjde vererek (Lûtʹa) geldiler.

68- O da «şüpheniz olmasın ki, bunlar benim konuklarımdır; beni rüsvay etmeyin;

69- Allah’tan korkun da beni utandırıp üzmeyin» dedi.

70- Onlar: «Biz seni yabancıları (konuk edinmek)den menʹetmemiş miydik? » dediler.

71- O da, «işte kızlarım, eğer yapmak (evlenmek) istiyorsanız, (on­ları size nikâhlıyabilirim)» dedi.

72- (Peygamberim! ) hayatına yemin olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde ne yaptıklarını bilmiyorlardı.

73- Güneş doğarken bir ses, bir uğultu onları yakalayıverdi.

74- Şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine çamurdan pişirilmiş taş yağdırdık.

75- Şüphesiz ki bunda seziş, anlayış, görüş yeteneği olanlara öğüt­ler, ibretler, belgeler vardır.

76- Ve şehrin kalıntısı, öteden beri işlek olan yol üzerinde duruyor.

77- Doğrusu bunda mü’minler için âyetler vardır.

LÛT OLAYI

Lût’un daha önce Hûd sûresinde belirttiğimiz gibi, Sodom şehrine pey­gamber olarak gönderildiği bilinmektedir. İbrahim Peygamber’in (A. S. ) am­casının oğlu olduğunu klasik tefsirlerimiz nakletmektedirler.

Aynı olayın birkaç yerde az değişik cümle ve kelimelerle tekrar edil­mesi, hem hafızalardaki izi derinleştirmeğe, hem edinilen ibret ve öğütleri tazelemeğe, hem de bu konuda idrâkleri devamlı uyanık tutmaya yönelik­tir. Aynı zamanda kıssanın önemli ve ibretli safhalarının zikredilen yer ve konu itibariyle değişik yanları belirtilerek olay hakkında daha geniş dü­şünme imkânı sağlanmaktadır. Şöyle ki:

Hûd sûresinde Lût kıssasından alınan öğüt ve ibretleri yedi madde ha­linde özetlemiş bulunuyoruz. Burada ise, hem yeni öğütleri, hem de müʹminlere olayın ışığında sunulan mesajları sıralamakla yetinmek istiyoruz.

1- Zina, fuhuş ve benzeri gayri meşru ilişkilerin; seksüel sapıklığın yaygınlaşıp din, ahlâk, fazîlet, aile ve namus kavramlarının silindiği bir ül­kenin yıkılıp yok olması mukadderdir: Ya ahlâk ve ekonomik yönden çöküp düşmanlarına el açmak zilletine düşer; ya da bir savaş ile istiklâlini kaybe­der veya tabii bir afetle her şeyini kaybetme bedbahtlığına uğrar.

2- Varlık âleminde meydana gelen her olayın mutlaka birtakım se­bep ve illetleri vardır. Sebep ve illetleri oluşturma proğramını kim idare et­mektedir? Âyet-i Kerîme bize bu hususta ışık tutup en doğru bilgiyi veri­yor. Öyle ki: Lût kavminin yaşadığı Sodom şehrinin altını üstüne getirmek için mevcut sebepleri harekete geçirecek iki melek gönderiliyor. İnsanla­rın çoğu ise, sadece zahirî sebeplere bağlı kalıp onların ötesinde bir plân, proğram ve yürüten düşünemiyorlar.

3- Bir memleket veya ülkeye gelen yabancıları tedirgin etmek, ah­lâksızlık ve haksızlığın en kötülerinden biridir. İleriyi görebilen ve kendi milletinin geleceğini düşünebilen hiçbir devlet kadrosu ve halk tabakası böylesine sakıncalı bir tutum içinde olamazlar.

4- Kişinin fazîleti, yüksek şahsiyeti bütün aileye izafe edilecek ger­çek bir kıstas ve ölçü değildir. Meselâ Nûh Peygamber’in (A. S. ) oğlu; İb­rahim Peygamber’in (A. S. ) babası; Lût Peygamber’in (A. S. ) karısı bunun açık belgelerinden birkaçıdır. Fir’avn ile eşi Asiye’nin durumu bir başka tipik örneklerden biridir. O halde fazîletli bir babayı, fena huylu oğlundan, kızından veya eşinden dolayı -ihmâl ve taksiratı yoksa- kınamamak gerekir.

5- Bir millet veya toplum iyice azıp sapıtınca, onları ıslâh etmek mümkün olmadığında, daha emin yerlere yerleşmeyi denemek yararlı olur.

İKİ SÛREDE OLAYIN İŞLENİŞ TARZI ARASINDAKİ FARKIN ÖZETİ

Hûd Sûresinde:

- İbrahim Peygamber’in (A. S. ) kendisine gelen elçi meleklerle tartış­tığı, Lût kavminin helâk edilmesine gönlünün bir türlü razı olmadığı, özellik­le Lût ailesinin böyle bir sonuçla başarısızlığa uğramasına fazlasıyla üzül­düğü,

- Küfür ve ahlâksızlık, zulüm ve taşkınlık belli sınıra gelip dayanınca artık İlâhî hükmün inmesine engel olunamıyacağı, gelecek azâbı geri çe­virmenin insan gücünü mutlak anlamda aştığı,

- Lût Peygamberʹin gelen elçilerin ne maksatla gönderildiğini anlayın­ca, peygamberlik merhametinin harekete geçtiği ve her şeye rağmen kav­minin helâk edilmesine üzüldüğü,

- Cinsel sapıkların gelen misafirleri rahatsız etmeğe yöneldikleri, içle­rinde aklı başında, vicdanı yerinde bir kimsenin bulunmadığı,

- Lût Peygamber’in (A. S. ) bu azgın sapıkları savacak maddî bir güce sâhip olmadığı,

- Lût Peygamberʹin (A. S. ) eşinin de sözü edilen cinsel sapıklardan ya­na olduğunun anlaşıldığı; ülkede yaygınlaşan ahlâksızlığın peygamber evi­ne kadar uzanacak boyutlara vardığı,

- Sabahleyin müthiş uğultuyla birlikte yer sarsıntısı olduğu ve üzerlerine belirlenmiş, pişirilerek taşlaşmış maddelerin yağdığı açıklanır. (Hicir sûresinde «güneş etrafı aydınlatırken» veya «güneş doğarken» tabi­ri yer almaktadır. Bu, lâvların püskürmesinin sabahın erken saatinde başladığına ve güneş doğuncaya kadar devam ettiğine işarettir.)

Hicir Sûresinde:

- Gelen elçi melekleri ilk anda Lût Peygamber’in tanıyamadığı, uzak bir ülkeden konuk olarak geldiklerini sandığı,

- Gecenin bir bölümünde, ahlâksızlarla işbirliği yapan karısı dışında kalan bütün aile halkını alıp şehri terketmelerinin gerektiği,

- İnecek olan İlâhî azâba dönüp bakmalarının sakıncalı olacağı,

- Lût kavminin hemen hepsinin seksüel sarhoşluk içinde ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını bilmeyen bir sürü serseri sapıklar olduğu,

- Yerin altından müthiş bir patlama, uğultu, lâv ve kat kat akıp ka­tılaşan sıvının kısa zamanda şehri belirsiz hale getirdiği,

- Yıkılan Sodom’un hâlâ yol üzerinde veya güzergâhında bazı kalın­tılarının bulunduğu,

- Ve bu olayda mü’minler için birçok öğüt ve ibretlerin yer aldığı be­lirtilir.

Anlaşıldığı gibi, az da olsa değişik safhalar, farklı öğüt ve ibretler, yer aldığı konunun özelliklerine göre yansıtılmakta ve düşünebilen toplum ve milletlere hazîn bir tablo sergilenmektedir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle Lût Peygamber’in azıtıp sapıtan, ahlâksızlaşıp de­jenere olan kavmini helâk etmek üzere meleklerin gönderildiği belirtildi. Böylece olayları meydana getirecek sebeplerin ucunun Allahʹın kudret elinde bulunduğuna işâret edildi. Zulüm, sapıklık ve ahlâksızlığın son ker­tesine gelen bir milleti, Allahʹın inâyetinden başka hiçbir şeyin kurtaramıyacağına dikkatler çekildi.

Aşağıdaki âyetlerle, hakka karşı tuğyan edip baş kaldıran putperest Mekkeli’leri ve bir de her devirde yaşamakta olan inkârcı maddecilere, tut­tukları tehlikeli yoldan döndürmek için; inkâr, zulüm ve ahlâksızlıklarından dolayı helâk edilen birkaç kavim misal veriliyor ve bir kısmının kalıntılarının yer yer boyunları bükük bir halde tarihin tekerrür edeceğini hatırlattığına işaret ediliyor.