MEÂLİ:
53- Senden azâbın hemen inmesini isterler. Eğer belirlenmiş bir vakti olmasaydı, azâp onlara hemen gelirdi ve elbette farkına varmadıkları halde (bir gün) azâp kendilerine gelecektir.
54- Senden azâbın acele gelmesini istiyorlar, (aceleye gerek yok) Cehennem zaten kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
55- O gündeki azâp, onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından çevirip kaplayacak ve «yaptıklarınıza karşılık (azâbı) tadın! » denilecek.
AZÂBIN BELİRLENMİŞ BİR VAKTİ VARDIR
«Senden azabın hemen inmesini isterler. Eğer belirlenmiş bir vakti olmasaydı, azap onlara hemen gelirdi.. »
Tefsirimizde sık sık belirttiğimiz gibi, varlık âleminde mutlak bir plân hâkimdir. Her şey bu plâna göre proğramlanıp belirlenmiş ve yerine oturtulmuştur. Hesapsız, kitapsız, plân ve proğramsız bir tasarruf söz konusu değildir. O bakımdan meydana gelecek her olay belli sebeplere ve hikmetlere bağlanmış, illiyet prensibine göre düzenlenmiştir. Gelişigüzel, rastgele hiçbir olay düşünülemez. O bakımdan her kişinin keyfine ve isteğine göre bir plân, herkesin arzusuna göre bir dünya yapılmamıştır. İlâhî plân ve proğram şaşmadan hedefine doğru gider. Ona uyanlar, plândaki yerini alıp yaratıldığı amaç ve hikmete yönelenler her iki âlemde de mutlu olurlar; uymayanlar ise kendilerine büyük haksızlıkta bulunurlar ki, bunun cezasını hem dünyâda, hem de âhirette çekerler.
Mekkeli azgın putperestler, Kur’ân’ın uyarı ve tehdît mahiyetindeki açıklamasının hikmetini, amacının ne olduğunu anlayamadıkları için va’dedilen azabın hemen inmesini alaylı bir tavırla istiyorlar ve bu açıdan Müslümanları üzmeye, güvenlerini sarsmaya çalışıyorlardı. Kurʹân-ı Kerîm onlara cevap teşkil eden, mü’minlere de aydınlatıcı temel bilgi veren âyetlerle gereken hatırlatmada bulundu: «Eğer belirlenmiş bir vakti olmasaydı, azap onlara hemen gelirdi ve elbette farkına varmadıkları halde (bir gün) azap kendilerine gelecektir. »
Unutmamak gerekir ki, küfre karşı verilecek cezanın, kâfire inecek azâbın belirlenmiş bir kertesi vardır. İnkâr ve azgınlık; gurur ve kibir gemi azıya alıp kâfiri o kerteye getirmedikçe azap inmez. İlâhî sünnet gereği, inkârcı azgın belli kerteye gelip dayanınca, sünnetullah sebepleri harekete geçirir ve çok geçmeden olan olur ve herkes lâyık olduğu cezayı görür. Bugüne kadar yıkılıp yok edilen kavim ve milletlerin tarihi, yıkılış sebepleri incelendiğinde hep bu sünnetin onlar aleyhine hükümferma olduğu görülür.
Böylece Kur’ân ilgili âyetle hem Mekkeli müşrikleri uyarmış, hem de yaşamakta olan inkârcı azgınları uyarmaktadır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, va’dedilen azâbın hemen gelmesini isteyen inkârcı şaşkınlar uyarılıyor, aynı zamanda bu konuda mü’minlere aydınlatıcı bilgi veriliyor.
Aşağıdaki âyetlerle, Mekkeʹde çok sıkıntılı günler geçiren ve her gün saldırıya uğrayan mü’minlere, yeryüzünün geniş olduğu, sırası gelince Mekke’yi terkedebilecekleri işâret yoluyla bildiriliyor. Sıkıntılı günlerde de, feraha kavuşulacağı günlerde de Allahʹa dosdoğru ibâdet etmeleri emredilerek, hayatın asıl gayesi belirleniyor.