Al-i İmran Suresi 52-54. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

فَلَمَّا اَحَسَّ عِيسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَارِٓي اِلَى اللّٰهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ رَبَّنَا اٰمَنَّا بِمَا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ

54.

İsa, onların inkarlarını sezince, "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler, "Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah'a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız" dediler.

Diyanet İşleri

53.

"Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz."

54.

Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

52- İsâ onların (Yahudî haham ve devlet adamlarının) inkâr ve inat­larını hissedince, «Allah yolunda yardımcılarım kim? » dedi. Havâriler: «Allah yolunda yardımcılar biziz. Allahʹa imân ettik; şâhid ol ki, biz her­halde müslümanlar (Hakkʹa dosdoğru teslîmiyet gösterenler)iz» dediler.

53- Ey Rabbimiz! Senin indirdiğine inandık. (Gönderdiğin) Peygam­bere uyduk. Artık bizi (Senin varlığına birliğine, İsâʹnın Peygamberliğine) şâhid olanlarla beraber yaz.

54- (Onlardan bir kısım haham ve devlet adamları) hileye başvurdu­lar, (İsâʹyı öldürmeyi plânladılar). Allah da onların hilesini boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır.

HAKKʹIN SESİNİN DUYULMASI

Hakk’ın sesinin iyice duyulabilmesi, gönüllerde yer etmesi, dimağla­ra işlemesi hiç bir devirde kolay olmamıştır. Büyük dâvalar, köklü inkılap­lar ancak büyük himmetler, üstün fedakârlıklar ve çok ciddi mücadeleler ister. Aksi halde büyüklüğünün tüm özelliklerini kaybeder.

Tezin güç bulması, ya da çevrede duyulup ilgi çekmesi; antitezin amansız biçimde karşı çıkması, güçlü hamleleriyle saldırması sonucu, ger­çekleşebilir. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz aynı doğrultuda bundan çok da­ha çetin mücadeleler vermedi mi? Karşısına dikilen küfür, tuğyan ve inat her geçen gün hızını artırmıyor muydu? İsâ Peygamber daha farklı bir takım yetenek ve özelliklerle, o devrin baş döndürücü sayılan mu’cizeleriyle ortaya çıktığında, karşısına çıkan küfür, inkâr ve inâdın o nisbette büyük olduğu görülmektedir.

Gerçi İsâ Peygamber, İsrâiloğulları arasından ayrılmadan önce bü­tün gayret, himmet ve sistemli mücadelesine rağmen ancak 10-12 kadar kassar ya da balıkçıyı kendine yardımcı olarak bulabilmişti. Ama uğradı­ğı haksızlık, öldürülme teşebbüsleri, annesiyle birlikte azgın Yahudiler­den kaçıp yer değiştirmesi, davasının büyüklüğü oranında onun ününü ya­vaş yavaş yaygınlaştırmış; antitezin şiddeti bir bakıma rahmete kapı aç­mıştır.

Bu gerçek şunu bize hatırlatır: Her şeyini davası uğrunda harcamak­tan çekinmiyen, fedâkârlık ve feragatin doruğuna yükselen dava adam­ları her zaman mâşerî vicdanda lâyık olduğu yeri -geç de olsa- almıştır.

İsâ Peygamber hiçbir mücadele vermeden, hiçbir haksızlığa uğrama­dan, saldırıya mâruz kalmadan gelip geçseydi, çoktan unutulur, yaymak istediği din ve şeriat ülkelerde duyulmazdı.

İşte büyük dâvaların, köklü inkılapların kamu vicdanında yer edebil­mesinin değişmiyen metotlarından biri, belki başta geleni budur. Kur’ân’­da İsâ olayı anlatılırken özellikle İlâhî sünnetin uygulama ölçü ve anlamı­na yer verilmiş ve Müslümanlar uyarılmaya çalışılmıştır. Kur’ân’ın sergi­lediği bu sünnet ve metot şu âyetle daha açık anlatılmıştır:

«İnsanlar, «inandık» demeleriyle kendi hallerine terkedileceklerini, çe­tin sınavlardan geçirilmiyeceklerini mi sanırlar? » (Ankebut sûresi âyet: 2)

İÇİ DOLU TANEYİ, İÇİ BOŞ TANEDEN AYIRMAK

İsâ Peygamber çetin mücadelelerden sonra öldürüleceğini anladı. İsrâîloğulları arasından ayrılmadan önce içi dolu taneyi, içi boş taneden ayırmak istedi. Çünkü ayrıldıktan sonra mü’minle kâfir; Hakkʹa teslim olan­la olmayan birbirine karışır, ikiyüzlüler birtakım entrikalar çevirebilirdi. Bu­nun için kendisinden sonra halkın kime inanacaklarını, kimlere güvenebi­leceklerini tesbit edip belirledi. Böylece son görevini yerine getirme bü­yüklüğünü bir kez daha kanıtladı. İncil’i İsâ’dan sonra ortalık yatışıncaya kadar bekleyip yazanlar da Havârîler olmuştur. Bernaba ve Yuhanna’nın onlardan olduğu sanılmaktadır.

Görülüyor ki, 10-12 kadar Havârîʹnin inanması, hak bir dinin unutul­masını önlemiştir. Özellikle İsâ’dan 40-50 yıl sonra İncilʹin tesbit edilip ya­zılması, bu kutsal kitabın da asırlarca yaşamasını sağlamıştır. Çünkü gönülden aşk ve heyecanla inanan bir müminin etkisi her zaman büyük ol­muştur. Sağlam imân, ciddi mücadeleye iter, ciddi mücadele dâvanın yay­gınlaşmasına vasat hazırlar.

İşte Kur’ân bunu İlâhî sünnetin en ince ölçüleriyle gönüllere işlemek­tedir. İsâ olayında Havârîlerden söz edilmesinin nedeni, daha çok bu hu­susu kalblere yerleştirmektir. İmândan sonra peygambere uymak, dâvaya ciddiyetle sarılmayı göstermektedir.

Yorumlar - Rivâyetler:

İhsas:

a) Bilmek ve anlamak,

b) Gözle görürcesine kuvvetle idrâk etmek,

c) İçine doğmak.

H a v â r î:

a) Beyaz elbiseli,

12 Balıkçı beyaz elbise giyindiği için onlara bu ad verilmiştir.

b) Kassar olup bezleri ağartan, boya işleri yapan,

İsâ Peygambere uyup yardım edenlerin elbise boyacıları olduğu da söylenir.

c) Davaya inanıp yardım eden, manalarına gelir.

İNCİLʹDE BU OLAYA VERİLEN YER

İncilʹde Yahudî haham ve devlet adamlarının İsâ’yı öldürmek için çe­virdikleri entrikalara geniş yer verilmiştir. 12 balıkçıdan biri olan Yahuda’nın İsâ Peygambere ihânet ettiği, onu ele vermekte öncülük yaptığı üze­rinde durulmakta ve olayla ilgili diğer safhalara -çarmıha gerilinceye ka­dar- kademeli biçimde dokunulmaktadır. (Matta İncilʹi: 25/47-62. Kur’ân’da İsa Peygamberin çarmıha gerilmediği ve öldürülmediği çok açık ve net bir anlatımla açıklanır.)

Kur’ân-ı Kerîm, Peygamber (A. S. ) Efendimizin teselli bulacağı ve mü­minlerin ders ve ibret alacağı önemli noktaları açıklamakla yetinmiştir. Çünkü Kur’ân’da uygulanan metoda göre, zaman, tarih ve bazı şahısla­rın ismi önemli değil, meydana gelen olayın ibret alınacak noktaları önem­lidir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, mutluluk caddesinde Hakk’a dâvetin ruha gıda verici sesine dayanamıyan Yahudilerin İsâ Peygamberi öldürmek için bazı entrikalara başvurmaları sözkonusu edildi.

Aşağıdaki âyetlerle, Allahʹın onların hilesini boşa çıkartarak İsâʹyı kendi katına yükselttiği ve böylece onu inkârcıların kötülüklerinden uzak tuttuğu açıklanıyor.