MEÂLİ:
5- İnsan neden (hangi şeyden) yaratıldığına bir baksın;
6- Fışkırıp akan bir sudan yaratıldı ki,
7- O, bel nahiyesi ile göğüsler nahiyesinden (oluşup) çıkar.
8- Elbette Allahʹın onu (öldürdükten sonra) döndürmeye kudreti yeter.
9- O gün gizli şeyler denetimden geçirilerek ortaya çıkarılır.
10- Artık onun için ne bir kuvvet, ne de bir yardımcı vardır.
İNSANIN ATIŞKAN SUDAN YARATILMASI
«İnsan neden (hangi şeyden) yaratıldığına bir baksın; fışkırıp akan bir sudan yaratıldı ki.. »
İlâhî kudretin kemaline, ilminin sınırsızlığına delâlet eden iki haricî delilden sonra, iki de dahilî delile yer verilmektedir. Bu da «insan» denilen canlının biyolojik yönden genetik kodda formüle edildiği şekilde oluştuğunu göstermekte ve araştırıcılara hareket noktasını belirlemektedir. Şöyle ki:
1- Erkeğin menisi ve taşıdığı canlı hayvancıklar (sperma).
2- Kadının rahminde oluşan yumurta ve özelliği..
«Sulb»un erkekle, «terâib»in kadınla ilgili olduğuna bakılınca, meninin sulbdan, yumurtanın terâibden kaynaklanıp oluştuğu anlaşılır. Böylece her ikisinden kaynaklanan ayrı şeyler hakkında «tağlîp kaidesi» uyarınca «mâi dâfik» denilmiştir.
Hem «sulb» un, hem de «terâib» in erkekle ilgili olduğunu söyleyenlere göre: Erkekte oluşan menînin akışma alanı söz konusudur ki, Kur’ân’da bu alan iki ayrı kavramla belirtilmektedir: Sulb ve terâib..
Sulb, daha çok omurgaya, omurga nahiyesine denir. Kök mâna olarak «katı» ve «şedîd» manasına delâlet eder.
Terâib ise, birkaç mânaya delâlet eder:
a) Göğüs, gerdanlık yeri,
b) İki meme arası,
c) Kadının iki eli, iki ayağı ve iki gözü,
d) İki omuz ile göğüs arası,
e) Göğüs nahiyesinde dördü sağda, dördü de solda olan sekiz kaburganın kapsadığı kısım,
f) Göğüs kemiği,
g) Meme çevresindeki et.. (Bilgi için bak: Tefsîr-i Kurtubî: 20/5-7)
«Sulb»un erkeğe, «terâib»in kadına ait olduğu söylenirse, o takdirde erkeğin menîsinin oluşmasında omurga nahiyesinin; kadının da rahminde yumurtanın oluşmasında göğüs nahiyesinin önemli rolü olduğu ortaya çıkıyor. Böylece gerek menînin, gerekse yumurtanın meydana gelmesinde vücut mekanizmasının tamamı rol oynuyorsa da, erkek ve kadında sözü edilen iki ayrı bölgenin aktif rol oynadığı söz konusu olmaktadır.
Klasik tefsîrlerde bu konu üzerinde çeşitli yorumlar yapılmış ve her müfessir kendi çağındaki İlmî araştırmalara göre birtakım bilgiler vermiştir. Fazla yararlı olmayacağını düşünerek onları tefsirimize nakletmedik.
Günümüzdeki bilimsel araştırmalar ise, menî ve yumurtanın oluşumu hakkında şu bilgiyi vermektedir:
Menî, bir çeşit sıvı ile sperma hayvancıklarının karışımından meydana gelir. Sperma hayvancıkları erbezleri tarafından üretilir. Erbezlerinden gelen bu sıvıya «vesicula, seminalis» (sperma depocuklar)ın salgıladığı sarı sümüksü bir sıvı ile prostat bezinin salgıladığı spermin adı verilen sümüksü beyaz bir sıvı karışır. Prostat bezinin salgısı menî sıvısının beşte dördünü oluşturur. (Sağlık Ansiklopedisi/Arkın Kitabevi- İstanbul: 1975 - Menî maddesi)
Yumurta oluşumu: Yumurtalık dokusunda bir Graaf folikülünün olgunlaşması ve olgunlaşan Graaf folikülünün patlamasıyla içerdiği yumurtanın Follop borusuna düşmesiyle gerçekleşir. Yumurtalıkta binlerce Graaf folikülü vardır. Küçük kesecikler görünümünde olan Graaf foliküllerinin her birinde sonradan yumurtayı meydana getirecek olan büyük bir hücre bulunur. Hipofizden salgılanan folikül uyarıcı hormonun etkisiyle folikülün çeperindeki hücreler artar, içi bir sıvıyla dolar ve yumurta olgunlaşır. Sonunda folikül patlar ve yumurtayı atar. Serbest kalan yumurta Follab borusundan geçerek dölyatağına ulaşır.
Her ay bir folikül olgunlaşarak âdet görmenin 14. günü dölyatağına bir yumurta bırakır.
Anlaşıldığı üzere, gerek meninin, gerekse yumurtanın oluşumu belli bir nahiyeye bağlanmaktadır. Ancak omurga nahiyesiyle, göğüs nahiyesinin bu oluşum üzerindeki olumlu katkısını unutmamak gerekir. Nitekim doğum yapan kadının göğsünde süt meydana gelmesi, göğüsle anarahmi arasındaki bağlantı ve alış-verişi çok açık biçimde ortaya koymaktadır.
İleride daha ciddi ve kapsamlı ilmî çalışmalarla bu konunun daha iyi açıklığa kavuşacağında şüphe yoktur. Zira vücut bir bütünlük içinde çalışmakta ve her organ diğerleriyle, az-çok vücudun bütünlüğüyle irtibatlı bulunmaktadır. Özellikle omurganın ve taşıdığı iliğin beyinle olan sıkı ve kopmaz işbirliği ve bunu erbezine ulaştırması da söz konusu olabilir.
Böylece insanı, bir spermanın yumurtayla birleşmesinden yaratan O yüce kudret elbetteki insanı öldürdükten sonra diriltip ikinci hayata döndürebilir. Zira O’nun ilmi ve kudreti her şeyi kapsayıp kuşatmıştır ve her şeyi yapmaya muktedirdir.
GİZLİ HALLERİN ORTAYA ÇIKARILACAĞI GÜN
«O gün gizli şeyler denetimden geçirilerek ortaya çıkarılır. Artık onun için ne bir kuvvet, ne de bir yardımcı vardır. »
«Serîre»nin çoğulu olan «serâir» kelimesi hakkında az farklı yorumlarda bulunulmuştur:
a) Kalplerde gizlenen niyetler,
b) Kafalarda düşünülen gizli şeyler,
c) Kin, haset, sevgi, intikam, şehvet gibi duygular,
d) Oruç, namaz, abdest, gusül gibi vecîbelerin yerine getirilip getirilmediğinin ortaya çıkarılacağı gün..
Böylece gizli tutulan her düşünce, niyet ve duygu o gün ya kişinin yüzünde bir zînet, ya da kara bir leke olarak belirir.
Bu durumda artık kişinin onları gizli tutmaya ne gücü yeter, ne de onlardan dolayı kendisini Cenâb-ı Hakk’a karşı savunacak bir yardımcısı bulunur. Takdîr ve hüküm bütünüyle Cenâb-ı Hakkʹa aittir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, insanın biyolojik yapısı üzerinde durularak iki önemli hususa işâret edildi: Biri, onun hılkatındaki incelik ve genetik kodda kayıtlandığı gibi tekâmül edip şekillenme olayıdır; diğeri, insanın menşeine dikkat çekilerek böbürlenmesinin anlamsız olduğunu aklından çıkarmaması keyfiyetidir.
Sonra da insanı küçücük hayvancığın yumurtayla birleşmesinden yaratan O üstün kudretin erişilmezliğine ve inkâr edilmesinin mümkün olamadığına işâretle, öldürdüğü insanları tekrar dirilteceğinde şüphe edilmemesi ve bu konuda idrâklerin uyanık tutulması istendi.
Aşağıdaki âyetlerle, meteorla ilgili olaylara dikkat çekilerek göklerin hareket halinde olduğu bildiriliyor. Arkasından yeryüzünün ekim ve dikime müsait özellikte yaratılıp düzenlendiği konu edilerek bu düzenlemede Cenâb-ı Hakk’ın kudretini görmemiz ilhâm ediliyor; aynı zamanda bu olaylara yemin edilerek Kurʹân’ın hakkı bâtıldan ayırt eden bir hüküm, bir beyân olduğu açıklanıyor. İlâhî plân ve proğramın inkârcı sapıkların her türlü hile ve entrikasını alt-üst edeceğine atıf yapılıyor ve böylece sûre noktalanıyor.