Sad Suresi 45-48. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَاذْكُرْ عِبَادَنَا اِبْرٰهِيمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ اُو۬لِي الْاَيْدِي وَالْاَبْصَارِ اِنَّٓا اَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ وَاِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْاَخْيَارِ وَاذْكُرْ اِسْمٰعِيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ وَكُلٌّ مِنَ الْاَخْيَارِ

48.

(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.

Diyanet İşleri

46.

Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

47.

Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.

48.

(Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

45- Kudretli, basiretli kullarımız İbrâhim, İshâk ve Yâkub’u an.

46- Şüphesiz biz, onları katıksız olarak Âhiret yurdunu düşünen hâ­lis kişiler kıldık.

47- Hem onlar yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdendirler.

48- İsmâilʹi, Elyesaʹı ve Zelkiflʹi de an. Hepsi de en hayırlı kimseler­dendir.

HAKKʹIN RIZASI DOĞRULTUSUNDA BAŞARILI OLMAK

«Kudretli, basiret­li kullarımız İbrahim, İshak ve Yakubʹu an.. »

Hakk’ın rızasını gözeterek olaylar karşısında sabretmek, gerçekten sağlam irâde, üstün azim, gayret, fedakârlık ve ferağat-i nefis ister. Hz. Muhammedʹin (A. S. ), özellikle 13 yıllık Mekke döneminde bunun en açık misalini verdiğini ve dayanma gücünü ortaya koymanın modelini sergile­diğini görmekteyiz.

Mekke’de son yıllarda da mü’minlerin ağır şartlar altında İslâmiyete sarılıp onu yayma gayretleri, ardı arkası gelmeyen saldırı ve işkencelere sebep olmuştu. İçlerindeki iman sağlam ve köklü olmasaydı, çoğu bunalıp perişan olur ve inandığı dâvayı yarıda bırakıp çekilebilirdi. Resûlüllâh (A. S. )ın yüksek şahsiyeti ve olaylar karşısındaki sabr-u sebâtı mü’minlerin imânını her geçen gün kuvvetlendirip artırmış ve davâya daha çok bağlan­malarını sağlamıştı. İslâmiyetin irfan mektebinde aldıkları feyiz ise, her türlü zorluğu yenecek bir azim ve gayreti onlarda doğurmuştu.

İlgili âyetle, Cenâb-ı Hakk’ın dinine sıdk-u selâmetle hizmetten dolayı birçok çetin sınavlardan geçirilen üç peygamber ve sonra da Hakk’a tesli­miyetin en güzel örneğini veren diğer üç peygamber misâl veriliyor.

İbrahim (A. S. ), azgın putperestlerle mücadele edip ateşe atılacak ana kadar sabır gösteren; ateşe atılırken de imân ve irfanını artıran ve gönül yatışkanlığı içinde Allah’a güvenip dayanan kadri yüce bir peygamberdir. Böylece O, kendisinden sonra her peygamber ve dâva adamı her mü’min için taklîde değer güzel bir misâldir.

İshak (A. S. ) da İbrahim Peygamber’in (A. S. ) rahle-i tedrisinde yetişip Cenâb-ı Hakk’a teslimiyette üstün bir dereceye yükselen ve bazı rivâyetlere ve Tevrat’taki beyana göre, babası İbrahim (A. S. ) tarafından Hakkʹın rızası uğrunda kurban edilmesi düşünülürken buna gönülden teslîm olup İlâhî emre boyun büken bir peygamberdir. (İbrahim (A. S. ) ın kurban etmek istediği oğlu, İshak mıdır, yoksa İsmail midir? Bu hususta farklı tesbit ve yorumlar vardır. Arzu edenlerin Tefsîr-i Kur­tubî’nin 15/217 cildine ve tefsirimiz, s: 5115. bakmaları tavsiye edilir.)

Oğullarının yanlış ve katı tutumlarına, çok sevdiği oğlu Yusufʹu kay­betmesine ve uzun yıllar Hak yolunda mücadeleler vermesine rağmen sab­retmesini bilen ve hâlini yalnız âlemlerin Rabbına arzeden Yakub Peygam­ber (A. S. ) de örnek alınmaya değer kadri yüce bir peygamberdir.

Sözünü ettiğimiz özellik ve meziyetlerinden dolayı Allah onların kal­bini ve kafasını bütünüyle âhiret hayatını hatırlatmaya çevirmiş; aynı za­manda onları her türlü mânevî kirden uzak tutup seçkin ve iyi insanlar kıl­mıştır.

İlâhî iltifata lâyık olmak isteyen müʹminler için ne güzel rehber ve ne güzel örnektir bunlar!

İsmail, Elyesaʹ ve Zelkifl peygamberler de (selât-ü selâm hepsine ol­sun) mü’minlere güzel misal teşkil edecek hayır ve fazilet dolu bir hayat sürdüler; ilâhî rıza doğrultusunda hareketle hayırlı kişiler derecesine yük­seldiler.

İbrahim (A. S. )ın hayırlı evlâdı olan İsmail (A. S. ), Kur’ân’ın on bir ye­rinde anılarak Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizʹin bu tertemiz soydan geldiğine işâret edilmiş ve Kutsal Kâbe’nin bânisi olması dolayısıyla övgüye lâyık gö­rülmüştür. (Bakara: 127, 133, 136, 140- Âl-i İmrân: 84- Nisâ: 163- Enʹâm: 86- İbra­him: 39- Meryem: 54- Enbiyâ: 85)

Elyesa’ (A. S. ) ile Zelkifl (A. S. ) ise, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinde anılarak haklarında fazla bilgi verilmemiş, sadece müʹminler tarafından tanınmala­rında yarar olduğu hikmetine mebni hayırlı sâlih kişilerden oldukları belir­tilmiştir.

Ancak Tevrat’ta Elyesa’ Peygamber’le ilgili geniş bilgi verilmiş ve İb­rânice isminin Elisa olduğuna değinilerek zâlim krallarla çetin mücadelede bulunmasıyla ilgili birkaç safha anlatılmıştır. (Bilgi için bak: Tevrat/II. KRALLAR: 2/1-25)

Böylece Kur’ân-ı Kerîm, yüksek nîmetlerin büyük külfetlerle elde edi­lebileceğine işârette bulunup mü’minleri aydınlatmakta ve inançlarından dolayı saldırı, işkence ve haksızlığa uğrayan Müslümanları teselli etmekte­dir.

Ayetler arasında bağlantı

Yukarıdaki âyetlerle, Mekke’de zor günler geçiren ilk müslümanları hem teselli etmek, hem de kurtuluşun yakın olduğunu müjdelemek için al­tı peygamberden kısaca söz edildi ve Allah yolunda hizmetlerinden dolayı âhiret yurduna lâyık görüldükleri belirtildi.

Aşağıdaki âyetlerle, dünya hayatında Allah’tan korkup kötülüklerden sakınan müʹminlere âhiret yurdunda hazırlanan yüce nîmetler konu edil­mekte ve inkâr, azgınlık ve ahlâksızlıkta bulunup o vaziyette ölen kâfirler için hazırlanan azabın birkaç safhası haber verilerek inkârcılar uyarılmak­tadır.