MEÂLİ:
23- Hayır, hayır; insan, Allahʹın buyruğunu (lâyıkıyla) yerine getirmemektedir.
24- Bir de insan, yiyeceğine bir baksın!
25- Şüphesiz ki biz suyu döker de dökeriz, (İhtiyaç nisbetinde yağmur yağdırırız).
26- Sonra yeryüzünü (kabartıp) yarık yarık yaparız.
27-31- Orada tane, üzüm, yonca, zeytin, hurma, sık ve büyük ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitiririz.
32- Size ve davarlarınıza yararlı geçimlik olsun diye (bunları hazırlayıp vermekteyiz. )
İNSANOĞLUNUN ALLAHʹIN EMRETTİKLERİNİ LÂYIKIYLA YERİNE GETİREMEMESİ
«Hayır, hayır; insan, Allahʹın buyruğunu (lâyıkıyla) yerine getirememektedir. »
Bu, insanların inkâr, imân, irfan, bilgi, kültür, ahlâk ve dindarlık derecelerine göre farklılık arzeder. Kâfir, İlâhî emirlerin hiçbirini yerine getirmez. O’nun emrine uygun bir iş ve fiilde bulunsa bile, bu, İlâhî emre uyduğu için değil, rasgeldiği için benzerlik göstermiştir. Müʹmin ise, takvâ, ilim ve irfanı oranında İlâhî emirleri yerine getirmeye çalışır. İnancı zayıf olanlara gelince: Onlar Hakkʹın buyruklarının azını yerine getirirken çoğunu terkederler.
Gerçi âyette her ne kadar fiildeki zamir üçüncü şahıs olan nankör insana aitse de diğer bütün insanlara da teşmil edilebilir. Tabii Peygamberler ve onların yolunda yürüyen kâmil mürşitler ve ilim adamları bu genellemenin dışında kalır.
Nitekim Tabiînʹden Mücâhid ile Katade, konumuzu oluşturan âyeti: «Hiç kimse emrolunduğu şeyleri lâyıkıyla yerine getiremez» şeklinde yorumlamışlardır. İbn Abbas (R. A. ) ise, «İnsanlar Adem’in sulbünde iken kendilerinden alınan ahd ve misaka tam anlamıyla bağlı kalmamışlardır» şeklinde değişik bir yorum getirmiştir. Çünkü İlâhî nîmetlerin çokluğu ve çeşitliliği karşısında insanın yaptığı iyilik ve ibâdetler çok küçük kalır.
YEDİĞİMİZ GIDA MADDELERİ HANGİ TEZGÂHTA HAZIRLANMAKTADIR?
«Bir de insan, yiyeceğine bir baksın!. »
Sofrada önümüze konulan yiyecek maddelerinin hazır duruma getirilebilmesi için denizler, güneş, rüzgar, bulut, yağmur, toprak, bakteriler ve ziraatçılar elbirliği edip her biri kendine düşen hizmeti vermek suretiyle seferber olmuşlardır. Öyle ki, bu faktörlerden biri yüklenilen hizmeti aksatacak veya vermiyecek olsa, her şey alt-üst olur ve arzulanan netice akîm kalır.
Şüphesiz bunların hepsini belli bir proğrama göre hizmete sevkeden yüksek bir kudretin mevcudiyeti söz konusudur.
Bunun içindir ki, ilgili âyetle insan aklına ve idrâkine seslenilmekte ve vücut yapımızdaki harika sanatın belirgin eserinden alınıp dış âlemimizdeki nîmet ve belgelere yüzlerimiz çevirilmektedir.
Böylece her biri kâinatın birer parçası olan insan ve onun için yaratılan çeşitli gıda maddeleri bir bütünlük arzetmektedir. İnsanı bu maddelerden, onları da insandan ne ayrı düşünebiliriz, ne de ayırabiliriz. Ezelî kalem ihsanın hayat statüsünü yazıp hazırlarken, onun için lüzumlu bütün maddeleri de belirleyip belli kanunlara bağlamış ve sağlam bir denge ile uyum hazırlamıştır. O dengeyi ve bağlı bulunduğu sünnetullahı bildiğimiz ve özelliğine göre değerlendirdiğimiz nisbette mutlu olabiliriz.
Cenâb-ı Hak bu bapta insan yiyeceği olarak daha çok sekiz madde üzerinde durmuştur. Şüphesiz bunda bir sınırlama söz konusu değildir. Ancak bu sekiz madde, hemen hemen birçok gıda maddelerini kapsamaktadır. Şöyle ki:
1- «Tahıl» anlamına gelen «hab»..
Bu, tahıl kapsamına giren, baklagiller de dahil bütün ürünleri kapsamaktadır. Birinci maddede «hab» kavramına yer verilmesi, o bakımdan çok önemlidir. Çünkü genellikle tahıl gıda maddemizin önemli bir bölümüne hitap etmekte ve ana geçim maddesi olduğunu ortaya koymaktadır.
2- Üzüm..
Bu meyvanın ne kadar değerli ve yararlı olduğunu biliyoruz. Şüphesiz üzüm, hem besleyici, hem iştah açıcı ve sindirim sistemini düzenleyicidir. Aynı zamanda içinde kalsiyum, demir, fosfor bulunduğundan insan sağlığına çok faydalıdır. Ayrıca üzümde B ve C vitaminleri bulunur. Sindirimi kolaylaştırır ve idrar söktürür.
3- Yonca..
Yonca, besili toprak aramadığı, çok su istemediği, fazla güneşe ihtiyaç duymadığı için kolay ve çabuk yetişen hayvan yemlerinden biridir. Çabuk yayılıp gelişme ve genişleme özelliği vardır. O bakımdan kolay elde edilebilen bir bitkidir. Hayvan besleyenler için oldukça ekonomik sayılır. Bunun için Cenâb-ı Hak, insanlardan yana protein kaynağı olan hayvanların beslenmesinde önemli yeri olan yoncadan ismen söz etmektedir.
4- Zeytin..
Bilindiği gibi zeytin, besin değeri çok yüksek bir gıda maddesidir. Zeytinde % 14 yağ, 8, 5 karbonhidrat, 0. 76 protein vardır. Zeytin yağının sindirimi kolaydır. Böbreklerin iyi çalışmasında olumlu tesirinden söz edilir. Katık olarak kullanılması ise çok yaygındır. Posası hayvan yemi olarak kullanılır.
Görüldüğü gibi, hem insanlara, hem de hayvanlara faydalı olan zeytin Kur’ân’ın birkaç yerinde anılmıştır. Ayrıca Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz hem zeytini, hem de yağını övmüştür. Bütün bu beyânlar, onun çok değerli bir besin maddesi olduğuna şâhit ve delildir.
5- Hurma..
Hurma da çok besleyicidir. Yaşı da, kurusu da yenir. Şeker ve karbonhidrat bakımından zengindir. Açlığı giderir. Kurusu uzun süre dayanır ve ekmek yerine geçmekle kalmaz sindirim sistemi üzerinde çok olumlu tesirler meydana getirir.
6- Sık ve büyük ağaçlı bahçeler..
Şüphesiz ağacın, bahçenin; tek kelimeyle yeşilliğin insan sağlığı üzerindeki müsbet tesiri artık çok iyi bilinmektedir. O bakımdan birçok ilim adamları yaptıkları araştırma ve inceleme neticesinde, «Ağaç kadar insana faydası dokunan başka bir canlı yoktur» demişlerdir. İlmî araştırma ile tesbit edilen faydalar şöyle belirtilmiştir:
a) Bir hektar orman yaklaşık 32 ton tozu yutarak zararsız hale getirir.
b) Böylece ağaç için için hava filitresi görevini yapmaktadır.
c) Büyük bir ağaç saatte 2 kilo karbondioksit denilen zehirli gazı emmekte ve insana hayat vermektedir.
d) Aynı zamanda hayatımız için çok lüzumlu ve kaçınılmaz olan oksijeni de 2 kilodan fazla vermekte ve havayı rahat teneffüs edilir hale getirmektedir.
Bunun için O en büyük hekîm ve yegâne hikmet sâhibi Allah, dünyayı yemyeşil yaratmış ve ebedî saadet yurdu olan Cennet’i de en güzel ağaçlarla süslemiştir.
7- Çok çeşitli meyva..
Meyva, çeşitlerine ve türlerine göre, insanoğluna sunulan güzel nîmetlerden biridir. Her biri ayrı bir vitamin kaynağıdır. Vücudumuz için lüzumlu olan vitaminlerin çoğunu meyvalardan alırız. Şüphesiz meyvalar bütünüyle, güzel tat ve kokularıyla hayatımıza renk katmakta ve bizimle Cenâb-ı Hak arasında bir bakıma haberleşmeyi sağlamaktadır. Zira hemen her meyva, taşıdığı özellikleriyle ilâhî kudret fırçasının izlerini ve renklerini taşımakta; her yanıyla «Allah! » diye fısıldamaktadır.
Günümüzde hekimlik alanında meyvalardan ve çiçeklerinden yeterince yararlanılmakta ve bunlar nice dertlere devâ olmaktadır.
Ayrıca çeşitli hastalıklarda meyva kürü şeklinde tedaviler yapılır.
8- Çok çeşitli ot..
Bu da etinden, sütünden, kılından, derisinden ve sakatatından istifade ettiğimiz davarlar ve binek hayvanları için son derece lüzumludur. Aynı zamanda kuruyup toprağa karışan otların, bitkilerin toprağı humuslu düzeye getirmesi de onun başka bir yararıdır.
Sekiz yararlı madde sıralandıktan sonra Cenâb-ı Hak 32. âyetle bunların münhasıran insanlar ve bir kısmının da davarlar için geçimlik anlamında yaratıldığını belirterek şöyle buyuruyor: «Size ve davarlarınıza yararlı geçimlik olsun diye (bunları hazırlayıp vermekteyiz). »
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, insanoğlunun bunca lütuf ve nîmetlere rağmen İlâhî buyrukları lâyıkıyla yerine getirmediği konu edildi. Arkasından hayatımız için çok lüzumlu ve faydalı olan sekiz madde sıralanarak akıl ve vicdanımıza seslenildi.
Aşağıdaki âyetlerle, kıyâmet ve arkasından âhiret olayına değiniliyor. O günün dehşeti «sahha» sözüyle özetlendikten sonra herkesin kendi niyet ve ameliyle başbaşa kalacağı haber veriliyor. Soy bağlarının kopacağına değinilerek çoluk çocuk yüzünden günaha girmenin makul hiçbir yanı olmadığına işâret ediliyor. Sonra da müʹminlerle kâfirlerin yüzlerinin o gün aksettireceği görüntüye atıf yapılarak ölmeden önce ciddi bir hazırlığa gerek olduğu belirtiliyor.