Yusuf Suresi 23-29. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَرَاوَدَتْهُ الَّتِي هُوَ فِي بَيْتِهَا عَنْ نَفْسِهِ وَغَلَّقَتِ الْاَبْوَابَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ اللّٰهِ اِنَّهُ رَبِّي اَحْسَنَ مَثْوَايَ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَا اَنْ رَاٰ بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاءَ اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ وَاسْتَبَقَا الْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُ مِنْ دُبُرٍ وَاَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا الْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَاءُ مَنْ اَرَادَ بِاَهْلِكَ سُوءًا اِلَّٓا اَنْ يُسْجَنَ اَوْ عَذَابٌ اَلِيمٌ قَالَ هِيَ رَاوَدَتْنِي عَنْ نَفْسِي وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِنْ اَهْلِهَا اِنْ كَانَ قَمِيصُهُ قُدَّ مِنْ قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ الْكَاذِبِينَ وَاِنْ كَانَ قَمِيصُهُ قُدَّ مِنْ دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ الصَّادِقِينَ فَلَمَّا رَاٰ قَمِيصَهُ قُدَّ مِنْ دُبُرٍ قَالَ اِنَّهُ مِنْ كَيْدِكُنَّ اِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌ يُوسُفُ اَعْرِضْ عَنْ هٰذَا وَاسْتَغْفِرِي لِذَنْبِكِ اِنَّكِ كُنْتِ مِنَ الْخَاطِـِٔينَ

23.

Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise, "Allah'a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.

Diyanet İşleri

24.

Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.

25.

İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."

26.

Yusuf, "O, benden arzusunu elde etmek istedi" dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: "Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yusuf) yalancılardandır."

27.

"Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yusuf) ise, doğru söyleyenlerdendir."

28.

Kadının kocası Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: "Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağıdır. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür."

29.

"Ey Yusuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. (Ey Kadın,) sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen günah işleyenlerdensin."

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

23- Bulunduğu evin hanımı onu kendisiyle ilişki kurmaya çağırdı; kapıları da iyice kapadı ve «haydi yaklaşsana! » dedi. Yusuf, «Allahʹa sığı­nırım; çünkü o (senin kocan) benim efendimdir; bana çok baktı. Şüphesiz ki haksızlık edenler kurtuluşa eremezler» dedi.

24- And olsun ki kadın niyetini bozup onu kasdetmişti; eğer Rabbin­den bir burhan (açık bir kanıt ve belge) görmemiş olsaydı, o da kadına (yönelmeye ya da ona hakaret etmeye) niyetlenmişti. İşte biz böylece on­dan kötülüğü ve hayasızlığı çeviririz; çünkü o bizim gösterişten uzak cid­diyet ve samimiyete ermiş kullarımızdandı.

25- (O sebeple ikisi birden) kapıya doğru koştular; kadın onun göm­leğini arkadan yırttı, derken kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştı­lar. Kadın, «senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezâsı ya zindandır, ya da elem verici bir azâp» dedi. (Ve Yusufʹu mütecâviz olarak tanıtmaya ça­lıştı).

26- 27- Yusuf, «O beni kendine çağırdı» dedi. Kadının ailesinden biri şâhitlik ederek dedi ki: «Eğer Yusufʹun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o ise yalancılardandır. Yok eğer gömleği arkadan yır­tılmışsa, kadın yalan söylemiştir, o ise doğru sözlülerdendir. »

28- Evin efendisi Yusufʹun gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: «Doğrusu bu, siz (kadınlar)ın hilesindendir; çünkü sizin hileniz pek büyüktür! »

29- «Ey Yusuf! sen bu (konuyu açmak)dan vazgeç; ey kadın, sen de günahından dolayı bağışlanma dile. Çünkü herhalde sen günah işle­yenlerden oldun. »

İFFET VE NAMUS ÖRNEĞİ

«Bulunduğu evin hanımı onu kendisiyle ilişki kur­maya çağırdı; kapıları kapadı ve «haydi yaklaşsana» dedi. Yusuf, «Allahʹa sığınırım; çünkü o (senin kocan) benim efendimdir; bana çok baktı. Şüp­hesiz ki haksızlık edenler kurtuluşa eremezler» dedi. »

Gençliğinin en ateşli çağında, fiziksel yapısının en güzel endamında, terbiye ve nezaketin doruğunda, iffet ve namusun en sağlam kalesinde bu­lunan Yusuf Peygamber, güzelliğiyle mağrur, soyluluğuyla meşhur bir ka­dının en çekici davetine muhatap olmuştur. Odada ikisinden başka kimse yok ve kapılar da iyice kapatılmıştır. Biri nefsinin esiri, diğeri Yüce Yara­tan’ın samimi kulu.. Biri helâl ve haram sınırlarını tanımayan şehvet delisi, diğeri İlâhî hududu bilen, Cenâb-ı Hakk’ın her şeyi görüp gözettiğine ina­nan sadık bir müʹmin..

Tablo oldukça dikkat çekici, her gencin dayanamıyacağı bir ölçü ve kıvamda.. Allah’ın inâyet ve lutfuna mazhar olan genç ve yakışıklı Yusuf Peygamber, imân ve irfanından, edep ve terbiyesinden yükselen karşı koyma gücünü sergiliyor: Allah’a sığınırım, diyerek nefsine hakimiyetini ortaya koyuyor. Sonra da o hanıma, «hem senin kocan benim efendimdir, bana çok güzel baktı. Şüphesiz ki haksızlık edenler kurtuluşa eremezler» diyerek ahde vefanın, sadık bir dost ve haksever bir yardımcı olmanın en güzel ölçüsünü veriyor; beş dakikalık bir zevk için dünya ve âhiretini ber­bat edemiyeceğini bütün safiyetiyle dile getiriyordu.

Sonra da bu nefse hâkimiyetin, dayanma gücünün ve yüksek irfanın mükâfatına kat kat erişiyor, Mısır’a vezir oluyor.

İşte inanan gençlerimize iffet ve namus, dindarlık ve fazîlet örneği! İşte her iki hayatta da başarılı olmanın, anılmaya değer isim bırakmanın nurlu yolu!.

Diğer bir husus ta şudur: Servet ve makamlar, namus ve iffetin kay­nağı mıdır? Olaylar hep bu soruya «hayır» diye cevap vermiştir. Gerçek kaynağın, Allahʹa dosdoğru imân temeli üzerinde yükselip gönüllerde abi­deleşen ahlâk ve terbiye olduğu kesinlik kazanmıştır.

Ne kocasının yüksek mevkii, ne de soyluluk ve servet insana üstün meziyetler verir. Temelde ve mayada iman ve irfan ile beslenen fıtrat cev­heridir ki insanı insan yapar. Ne var ki, bazan servet, soyluluk, makam gi­bi ârızî şeyler nefisten fışkırıp ruhu istilâ eden, aklı perdeleyen kötülük­leri bir süre gizleyebilir.

Ama unutmayalım ki, hasır üzerinde oturan, ilâhî buyrukları kaftan edinip giyinen bir fakir, ya da orta halli, bir prensten daha soyludur. Yu­suf Peygamber gibi masum, soylu bir kişi, soyluluğunu kâğıt üzerinde de­ğil, hayatının her parçasında parıldayan iffet, namus, vakar, edep ve ter­biye ile gösterir.

KADININ ARZUSUNU DİLE GETİRMESİ, YUSUFʹUN İLÂHÎ BURHAN GÖRMESİ

«And olsun ki, kadın niyetini bozup onu kasdetmişti. Eğer Rabbinden bir burhan (açık bir kanıt ve belge) görmemiş olsaydı, o da kadına (yönelmeye, ya da ona hakaret etmeye) niyetlenmişti. »

Nefsin İblîsle birleşip aklın ve sağduyunun önüne geçerek nazım rol oynadığı sahnede, bekâr bir gencin durumunun ne kadar zor ve çetin ol­duğunu anlamamak mümkün mü? Ama fazîlet ve iffetin timsali Yusuf Pey­gamber o anda Allah’ın her şeyi görüp denetlediğini için için duyarak nefsine hâkim olmuş, hem de ekmeğini yediği soylu bir kadını itip defetme gibi küçültücü kaba bir davranışta bulunmaktan kaçınmıştır. Şüphesiz ki, onun bu asil davranışı ve imânından kaynaklanan düşüncesi, Allahʹa dosdoğru imân eden her genç için en güzel misaldir.

Rabbin burhanı ne idi?

Bu hususta başta Kurtubî olmak üzere müfessirler senedi zayıf birkaç rivâyet yapmışlarsa da, hiç biri sadra şifa verecek ölçü ve anlamda değil­dir. Bize göre, Yusuf Peygamberʹin içinde doğan Allah korkusu ve köklü imân nurudur ki, onu kalp gözüyle görmüştür. Nitekim 23. âyette onun içinde doğan imân nuru ve Allah korkusu belirtilmiş bulunuyor. Hani evin hanımı onu kendine davet ettiğinde, «Allahʹa sığınırım; çünkü o (senin ko­can) benim efendimdir; bana çok baktı. Şüphesiz ki haksızlık edenler kur­tuluşa eremezler», demesi, o burhanı bütün açıklığıyla yansıtıyor.

EVİN EFENDİSİNİN BÜYÜKLÜĞÜ

«Ey Yusuf! Sen bu (konuyu açmak)tan vazgeç. Ey kadın, sen de günahından dolayı bağış­lanma dile. Çünkü elbette sen günah işleyenlerden oldun. »

Konunun iç yüzüne vakıf olup gerçeği öğrenince sakin davranması, onları bir bir dinleyip gerekeni söylemesi ve aile sırrının saklı tutulmasını Yusufʹtan istemesi, onun çok tecrübeli, güngörmüş bir efendi olduğunu kanıtlar. Şüphesiz ki, hayatta en zor şeylerden biri, karşısına çıkan bu gi­bi yüz kızartıcı, haysiyet kırıcı olayları sükûnet, vakar ve sabırla karşıla­mak; kendilerini ileride pişman etmiyecek, özür dilemeye mahal bırakma­yacak şekilde akıl süzgecinden geçirip karar vermektir. İşte bunu bece­rebildiğimiz ölçüde efendi sayılabilir, olayların içinden yüz akıyla çıkabi­liriz.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, Yusuf Peygamberin çetin bir sınav verdiği, genç­liğinin en ateşli döneminde nefsine hâkim olup Allah korkusunu rehber ve burhan edindiği açıklandı.

Aşağıdaki âyetlerle, evin hanımının Yusufʹa iyice aşık olduğu ve ola­yı işiten veya tahmin eden tanıdık kadınlara, haklılığını göstermeğe çalış­tığı anlatılıyor. Sonunda Yusuf Peygamberi zindanla zina arasında bir ter­cîh yapma zorunda bırakıyor. Yusuf Peygamber’in bütün mâsumiyetine rağmen, günah işlemektense zindanı tercîh ettiği, duygulandırıcı yanlarıy­la işleniyor. Arkasından, zindanda iki arkadaşının rüyalarını yorumladığına ve zindandan yakında çıkacak olan arkadaşına, beni efendinin yanında ha­tırla dediğine değinilerek öğüt alınacak bilgiler veriliyor.