Bakara Suresi 215. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَ قُلْ مَا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبِينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهِ عَلِيمٌ

215.

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir."

Diyanet İşleri

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ

215- Sana neyi harcayacaklarını soruyorlar; de ki: Hayırdan sarfedeceğiniz, and baba, en yakınlar, yetimler, düşkünler ve yolda kalmışlar içindir. Hayırdan ne işlerseniz, şüphesiz ki Allah onu bilir.

İNİŞ SEBEBİ

İbn Abbas (R. A. ) diyor ki:

«Ashabdan geniş bir servete sâhip bulunan İbn Cemûh (R. A. ), Re­sûlüllâh (A. S. ) Efendimize gelerek:

- Ey Allahʹın Peygamberi! Ne ile ve kime sadaka vereyim? diye sorduğunda yukarıdaki âyet indi. » (Kurtubî ve İbn Cerîr tefsirleri).

Ebû Hüreyre (R. A. ) diyor ki:

«Resûlüllâh (A. S. ) bir gün ashabına: «Sadaka verin! » buyurdu. Ora­da hazır bulunan bir adam sordu:

- Yanımda bir dinar (altın para) var..

Peygamber ona şu cevabı verdi ve aralarındaki konuşma şöyle de­vam etti:

- Onu kendine harca..

- Yanımda bir dirhem daha var?.

- Onu eşine harca..

- Bir dirhemim daha var?.

- Onu da çocuğuna harca..

- Yanımda bir dirhem daha var?

- Artık onu da daha iyi harcamayı bilirsin.. (Ahmed bin Hanbel - Nesâî).

HAYIRDA ÖNCELİKLE GÖZETİLECEKLER

Kur’ânʹda hayırda, harcanacak malda ve yardım eli uzatılacak konu­larda öncelikle gözetilecekler yukarıdaki âyetle en ölçülü ve anlamlı bi­çimde sıraya konulup belirtilmiştir:

1. Hayatlarını çocuklarının yetişmesine veren, kendi sağlıkları paha­sına onların sağlığını koruyan ana, baba..

2. Istıraplı, üzüntülü ve felâketli günlerimizde koşup bize teselli olan, dertlerimizi paylaşan, her bakımdan yardımcı olmaya çalışan en yakın­larımız..

3. Kendilerini besleyip korumaktan âciz kalan; ana-baba sevgi ve şefkatından yoksun bulunan ve topluma yararlı insanlar olarak yetiştiril­meleri gereken; her bakımdan ilgiye muhtaç bulunan yetimler..

4. Her türlü maddî gelirden mahrum olan, hayatını sürdürme imkân­larını yitiren düşkünler..

5. Memleketinden uzak, tanınmadık bir yerde yolculuğu için hazırla­yıp beraberinde taşıdığı azığını ve parasını yitiren, ya da elde olmayan bir sebeple vaktinden önce tüketen ve Allahʹtan başka yardımcısı kalma­yan yolda kalmışlar..

ZEKÂT DIŞINDA TOPLUMU SAĞLAM ÖLÇÜLERLE OLUŞTURAN YARDIMLAR

Âile toplumun temeli ve en küçük ünitesidir. Millî bütünlüğün değiş­mez elementi sayılır. Bu yapısı sağlam olan, fertleri arasında yardımlaş­ma ve dayanışma bulunan toplum, o nisbette güçlü ve huzurludur. İslâm, millet yapısında önce fertlerin vicdanını geliştirmekle işe başlar; sonra âile bünyesini fazîlet temeline oturtur ve bu doğrultuda sağlam karakter­li, temiz vicdanlı, merhamet dolu gönüllere sâhip bir toplum meydana ge­tirir.

Allahʹın sunduğu sayısız niʹmetleri ve bir nice açık belgeleri gören, sonra da bu bilinç içinde Allah’a kul olmanın vecibelerini yerine getiren bir millet her şeyden önce birbirini seven, birbirine yardımcı olan olgun insanlarla ölçü ve anlamını, amaç ve hedefini bulmuş olur. Bölünmekten kurtulur.

Allah bunun için milletlerin hayatında çetin sınavların bulunduğunu belirtirken, milletlerin temel yapısını oluşturan aile ve toplum bünyesin­de zekât dışındaki yardımlaşmanın önemine dikkatleri çekiyor.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıda geçen âyetle mü’minler arasında en çok ilgi gösterilmesi ve yardım edilmesi öngörülen sınıflardan ve bu nedenle toplum bünyesinde sağlanacak birlik ve dayanışmadan bahsedildi. Ülkenin bir bütün olarak düşmana karşı sağlam bağlarla birbirine bağlı bulunmasının yol ve yön­temleri kısmen anlatıldı. Aşağıdaki âyetle, insanlara bir sürü dert ve ıs­tırap kapısı açan fakat yeryüzündeki azgınlığı, haklara tecavüzü, insan haklarının çiğnenmesini önlemek için zorunlu olan savaştan söz ediliyor, bunun dosdoğru inanmışlara farz kılındığı hatırlatılıyor. Barış ve esenli­ğin her zaman savaşa hazır durumda bütün önlemler alınarak köklü bir güç oluşturulduğunda gerçekleşebileceğine işâret ediliyor. Ülkede fitne ve kargaşalık çıkarmanın adam öldürmekten daha beter olduğuna par­mak basılarak din ve vatan düşmanlarının hiç durmadan soğuk ve sıcak savaş peşinde koştukları belirtiliyor. Soğuk savaşı kültür yoluyla sürdü­receklerine ve böylece inanmışları dinlerinden döndürmeye çalışacakla­rına ve bilhassa düşmanın bu sinsi metodunun bilinmesinde büyük bir ge­reksinme bulunduğuna dokunuluyor.