Nisa Suresi 156-159. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَبِكُفْرِهِمْ وَقَوْلِهِمْ عَلٰى مَرْيَمَ بُهْتَانًا عَظِيمًا وَقَوْلِهِمْ اِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّٰهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلٰكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَاِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ اِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًا بَلْ رَفَعَهُ اللّٰهُ اِلَيْهِ وَكَانَ اللّٰهُ عَزِيزًا حَكِيمًا وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا

156-157.

(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

Diyanet İşleri

158.

Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

159.

Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

156-157-158- (Yahudîler, İsâ Peygamberi) inkârları, Meryemʹe (zinâ gibi) büyük bir iftirada bulunmaları ve Allahʹın Peygamberi Meryem oğlu İsâʹyı gerçekten öldürdük, demeleri (sebebiyle Allah onları lânetleyip kalb­lerini mühürledi).

Oysa onlar İsâʹyı öldüremediler ve asamadılar; (öldürülen başkası idi), kendilerine (İsâ gibi) benzetildi. İsâʹnın öldürülmesi hakkında ihtilâfa düşenler gerçekten bu hususta şüphe içindedirler; onların bu konuda zan­na uymaktan başka bir bilgileri yoktur. İsâʹyı kesinlikle öldüremediler; bi­lâkis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah yegane üstündür, hikmet sâ­hibidir.

159 - Kitap Ehli’nden hiç kimse yok ki, ölmeden önce Ona imân ede­cek olmasın. Kıyâmet gününde İsâ onların, (dosdoğru imân etmiyenlerin) âleyhinde şâhit olacaktır.

İLGİLİ HADÎSLER

«Canımı kudret elinde tutan Allahʹa and olsun ki, çok sürmez Meryem oğlu size âdil bir hakem olarak iner; haçı kırar, domuzu öldürür, cizyeyi kaldırır; mal ve serveti taşırırcasına feyizlendirir, o kadar ki, onu kabul eden bir kimse bulunmaz ve (o devirde) Allah’a secde etmek, hem dün­yadan hem de dünyadaki her şeyden hayırlı olur. » (Buharî/büyû’: 102, mezalim: 31, enbiya: 49 - Müslim/iman: 243 - Ebû Dâvud/melâhim: 14. - Tirmizî/fiten: 54 - İbn Mâce/fiten: 33 - Ahmed: 2/240, 272, 290, 394, 406, 411, 437, 494, 538)

Râvi Ebu Hüreyre (R. A. ) diyor ki: «İsterseniz Nisâ sûresinin 158. âye­tini okuyun. »

«Meryem oğlu İsâ iner, domuzu öldürür, haçı imha eder; onun için cemʹ-i salât edilir (iki namaz cemʹedilerek kılınır). Kabul edilemiyecek ka­dar çok mal verir, haracı kaldırır. Revhaʹya iner de oradan hacce gider veya Umreye, ya da her ikisini yapmak üzere gider. » (Buharî/büyû’: 102, mezalim: 31, enbiya: 49 - Müslim/iman: 243 - Ebû Dâvud/melâhim: 14 - Tirmizî/fiten: 54 - İbn Mâce/fiten: 33 - Ahmed: 2/240, 272, 290, 394, 406, 411, 437, 494, 538)

«Meryem oğlu Mesîh size inip imamınız da sizden olunca, haliniz na­sıl olur? » (Buharî/enbiya: 49 - Müslim/imân: 244, 246 - Ahmed: 2/272, 336)

«Canımı kudret elinde tutan Allahʹa yemin ederim ki bir gün Meryemoğlu İsâ hac veya umre, ya da her ikisi için Revhâ caddesinde ihlâl ede­cek (Lebbeyke diyerek sesini yükseltecek)tir. » (Müslim/hac: 216 - Ahmed: 2/240, 272, 513, 540)

«Yahudîlerle mutlaka savaşacaksınız da onları öldüreceksiniz; o ka­dar ki, taşlar bile seslenip «Ey Müslüman! bu Yahudîdir, gel de onu öldür» diyecek. » (Sahîh-i Müslim: Abdullah b. Amr (R. A. )dan)

«Müslümanlar Yahudîlerle savaşmadıkça kıyâmet kopmaz. Bu savaş­ta Müslümanlar Yahudileri öldürecekler; o kadar ki, Yahudî taş ve ağaç arkasına gizlenecek ama taş ve ağaç seslenecek: «Ey Müslüman! Ey Al­lahʹın kulları; arkamda (gizlenip) duran Yahudîdir, gel de onu öldür.. » di­yecek. » (Sahih-i Müslim: Ebu Hüreyre (R. A. ) den)

İSA PEYGAMBERİ KESİNLİKLE ÖLDÜREMEDİLER

Bu önemli meseleye Âl-i İmrân sûresi 55. âyetin açıklamasında geniş yer vermiş, bu husustaki aklî ve naklî delilleri değerlendirmeğe çalışmıştık.

Kurʹân’da İlâhî metot gereği aynı konuya tekrar dönülmesi, hem dik­katleri çekmek, hem meselenin önemini ve hafızalarda iyice yer etmesini sağlamak içindir. Ancak yukarıdaki âyet İsâ (A. S. ) meselesine bir önceki­ne nisbetle değişik, fakat esasta birleşir ölçü ve anlamda bol malzeme vermektedir. Her madde üzerinde dikkatle durmak gerekir. Aksi halde me­selenin mahiyetini kavramak çok zor olur. Diyebiliriz ki bu âyetle İsâ Pey­gamberin (A. S. ) hayatının dramatik ve de ibret alınacak özlü noktaları be­lirtilmiştir:

1. Hz. Meryem gibi iffet ve namus perdesinin leke kabul etmiyen bir peygamber anasına zinâ isnat etmek suretiyle İsâ Peygamberi gayr-i meş­ru bir kişi olarak ilân etmeleri çok çirkin bir iftiradır.

Yahudî karakteri bu olmakla beraber, aslında nefs ve şehvet doğrul­tusunda sınırsız hürriyet isteyen ve bu duygu içinde peygamberlerin ge­tirdiği İlâhî esas ve prensiplerle uyum sağlayamıyan her insanın dine ve peygambere karşı bu derece kin ve isteksizlikleri olabilir. Kurʹân bilhassa bu noktaya işâret ederek, toplumun bu konuda da ciddi bir eğitimden ge­çirilmesinin gereğine parmak basıyor.

2. İsa peygamberi öldürdüklerini iddia etmeleri çok yersiz ve delilsiz­dir.

İnsan ruhuna yakışanı emreden, beşer vicdanına yön veren, düşün­celeri berraklaştıran peygambere karşı duyulan infialin insanı nerelere sürüklediğini göstermeğe delil olarak bu yeter sanırım. Hakkın dâvetçisi olan ve yalnız iyiyi, doğruyu ve güzeli tavsiye eden, insan haklarına saygı gösterilmesini emredip insana yakışanı teblîğde kusur etmiyen bir pey­gamberi, ya da onun yolunda bulunan bir mürşidi ve ilim adamını öldür­meye kalkışmak, zulmün en çirkini, kabalığın en fenası, ruhsuzluğun tâ kendisidir. Dün ne ise bugün de toplum yapısında bu tip yontulmamış ham ervah sahiplerine rastlamak mümkündür.

3. Yahudîlerin her şeye rağmen İsâ Peygamberi (A. S. ) öldüremedikleri ve çarmıha geremedikleri kesin bir ifadeyle açıklanıyor.

Allah’ın koruduğunu kimse helâk edemez. Onun sahip çıktığına kim­seler el süremez. Kim Allah içinse, Allah da onun içindir. Bu kural pek değişmez.

4. O sırada başka birinin İsâʹya (A. S. ) benzetilip öldürülmesi ve İsâʹ­nın da göğe yükseltilmesi, farklı iddiaların ortaya çıkmasına sebep olmuş­tur. Kurʹân bu gerçeğe değinerek Yahudîlerin iddialarının zandan öteye geçmediğini açıklıyor. Kıyâmete yakın İsâʹnın (A. S. ) gökten inmesiyle ger­çeğin Kitap Ehli tarafından ancak anlaşılabileceğine işâret ediliyor. Çünkü İsâ kıyâmetin bilgi ve belirtisidir.

5. Her işte ve konuda Allah mutlak üstün ve yegane hikmet sahibi­dir. Hiç bir iş ve olay, tesadüfe terkedilmemiş, fakat mutlaka sebepler ve hikmetler zincirine bağlanmıştır. İsâ Peygamberin göğe yükseltilmesinde sayısız hikmetler vardır. Bunlardan biri ve en başta geleni, son dinin ve son peygamberin hak üzere olduğunu aşırı tutucu ve inatçı Kitap ehline reddi gayr-i mümkin bir delille göstermek ve maddecilere yani her şeyi şuursuz maddeye irca edip Allahʹı, âhiret gününü ve kutsal her şeyi inkâr eden ateist ve materyalistlerle komünistlere en ağır şamarı indirmektir.

Nitekim Allah Resûlü bu gerçeği şöyle açıklamıştır:

«(Müslümanlar Deccalʹi katletmek için) Şam’a geldikleri zaman sa­vaş için hazırlık yapmakta ve saflarını düzeltmekte iken namaz için ika­met edilir. O sırada Meryem oğlu İsâ iner; o cemaatten birini imam edinip (namaz kılarlar). Allah düşmanı Deccal, İsâ Peygamberi görünce, tuz su­da nasıl erirse öylece erir. Eğer İsâ onu bu halde bırakmış olsa, helâk oluncaya kadar eriyip tükenir. Ama Allah o melʹunu kendi (kudret) eliyle öldürür de harbesindeki kanını Müslümanlara gösterir. » (Sahih-i Müslim: Ebu Hüreyre (R. A. )den)

Deccal, sözü edilen üç sınıfı temsil eder. İsâ’nın inmesi, onlar için ölüm sayılır.

İSÂʹYA BENZETİLME MUʹCİZESİ

«Oysa onlar İsa’yı öldüremediler ve asamadılar; (öldürülen başkası idi), kendilerine (İsa gibi) benzetildi. »

Muʹcize, bilinen fizikî kanunlarla izahı mümkün olmayan ve başkalarını acze düşüren olağanüstü olaylardır. Peygamberlerin elinde ve dilinde belirgin hale gelir. Başkasının mucize göstermesi mümkün değildir. An­cak veli kullar, yani Allah dostları buna yakın anlamda keramet getire­bilirler.

İsâ Peygamberi öldürmeye gelenlerin plânlarını ibtal eden Allah, baş­ka birini İsâ’ya benzetirken İsâ’yı (A. S. ) da göğe kendine doğru yükseltti. O halde:

1. Mu’cizeleri âdi veya fizikî olaylara benzetir veya fizikî kanunlarla mu’cizeleri izaha çalışır, ya da değerlendirmeye kalkışırsak, İlâhî kudre­tin mu’cizeyle tecelli eden metafizik (fizikötesi) Sünnetini bir bakıma red­detmiş oluruz. Bu da insanı küfre kadar götürür.

Elimizdeki İncil nüshalarında -birçok değişikliklere uğramalarına rağ­men- bu konuyla ilgili belgelere raslamak mümkün. Ancak sözü edilen mu’cize insan kaleminin dokunması sonucu kısmen değiştirilmiştir. Kur’ân bu yanlışı tashîh etmektedir. Dört İncilʹde birbirine yakın fakat farklı bil­giler verilmektedir. Ama hepsinde de İsâʹnın hayatının birçok safhaları­nın muʹcizelerle dolu olduğu belirtilmekte ve detaylı malûmat verilmek­tedir. İsâ’nın Yahudîler tarafından çarmıha gerildiği ve bu suretle öldü­rüldüğü, kabre konulduktan üç gün sonra dirilip şakirtlerine göründüğü, sonra da Rabbine yükseldiği şeklindeki belgeler, sonradan tahmin edile­rek İncilʹe konulmuştur. Çünkü asıl İncilʹde bu olaydan söz edilmesi dü­şünülemez.

2. Kur’ân hem İsâ’nın çarmıha gerilmediğini, hem öldürülmediğini ke­sin bir ifadeyle açıklar. Ancak ona benzetilen kişinin bu akibete uğratıldı­ğı çok kısa bir cümleyle anlatılıyor.

3. Öldürmeğe gelenlerin çoğunun İsâ’yı şahsen tanımadığı, bu yüz­den onlara yol gösteren ve İsâ’nın öldürülme plânında başrolü oynayan adamın işâreti üzerine harekete geçtikleri, İsâ’ya benzetilen adamı öl­dürdükleri; sonra da İsâ Peygamberi az-çok tanıyanlardan birkaç kişinin, «Bunun yüz hatları İsâ’ya benziyor ama vücudunun diğer kısımları pek benzemiyorlar» diye şüphe izhar etmeleri, farklı iddiaların ortaya çıkmasına neden oluyor.

4. Bütün bu ve benzeri iddiaların zandan öteye geçmediği açıklanı­yor. Zan ise hakkı yansıtmaya yeterli değildir.

5. Ruhî yapısı çok duyarlı olan, Melek Cebrâil’in nefhasıyla ana rah­minde oluşup dünyaya gelen İsâ Peygamber, İlâhî kudret ve inâyetin yük­sek tecellisine mazhar olunca bedenî yapısı ruhî yapısına dönüşerek ta­mamen ruhlaşmış ve öylece göğe yükseltilmiştir. Bu durumda bedenî ihti­yaçlar, hisler -çok değişik bir mahiyette- dumura uğrar, diğer bir tabirle duraklama devresine girer. Maddenin enerjiye dönüşmesi gibi, beden de ruha dönüşür. Bu hal peygamberlerde zaman zaman meydana gelmiştir. İsâ Peygamberde ise çok daha belirgindir. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizin Miʹracʹları da böyle bir kanuna bağlı olarak gerçekleşmiştir. Âl-i İmrân sûresinde bu husus detaylı olarak açıklanmış, arzu edenler için hayli mal­zeme konulmuştur.

6. Allahʹın kudreti bütün kuvvetlerin üstündedir. Varlık âleminde sa­dece Onun kudret ve kanunları hükümrandır. Olayları oluşturmasında, se­bepleri hazırlamasında bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok hikmetler ve ya­rarlar gizlenmiştir. Şöyle de diyebiliriz: Sebepleri yaratıp olayları mey­dana getirdikten sonra da, önce de sebepleri başıboş bırakmaz. Her şey belli ölçülere göre sebeplere bağlı kalır. Sebepler de Allahʹın kudret ve hikmet elinde bulunur. Dilediğinde İlâhî müdahalesini yapıp ara yerden se­bepleri kaldırarak muʹcizeler meydana getirir. Çünkü Allah hem Azizʹdir, hem Hakimʹdir.

7. Kıyâmete yakın İsâ Peygamber ıslâhatçı (düzeltici, yoluna koyu­cu) hüviyette inince, Yahudî ve Hıristiyanlar ister-istemez Allah’ın bu yük­sek kudretinin tecellisi karşısında İsâ’ya (A. S. ) inanacaklar ve onun reh­berliğinde son dinin hak olduğunu öğrenme basîretine erişecekler.

Neden kıyâmete yakın Kitap Ehline böyle bir muʹcize gösterilmesine imkân hazırlanmıştır? Bunun cevabı açıktır: İlmi esas kabul edip bütün milletlere gönderilen Kur’ân’ı ve cihan Peygamberi Hazret-i Muhammedʹi (A. S. ) araştırıp gerçeği bulma zahmetine katlanmayan ilim adamlarını il­min en çok gelişip doruğuna yükseldiği bir devrede mahcup etme, bu hu­susta akılla ilmi değil, hisle ilmi birleştirdiklerini ve insanlığın yararına su­nulan bu büyük rahmeti, beşerin kalbine ve kafasına yansıtma basîreti göstermediklerini kınama hikmetini taşımaktadır. Bunun dışında sayılmı­yacak kadar esrar ve hikmetleri vardır. Yeri gelince parça parça aksettirilmeye çalışılacaktır.

Ancak şunu hatırlatmamızda yarar var: Kur’ân’ın İsâ Peygamber’le il­gili âyetlerini anlayabilmek için, yine onunla ilgili kırkın üstündeki hadîs­leri gözden geçirmek gerektir. Aksi halde sağlıklı bir sonuç elde etmek çok zor olur. Çünkü genellikle hadîsler Kur’ân’ın açıklaması mahiyetinde­dir.

KİTAP EHLİNİN İSÂʹYA İNANMASI

«Kitap Ehliʹnden hiç kimse yok ki, ölmeden önce Ona imân edecek olmasın.. »

Bu âyet üzerinde birçok yorumlar yapılmıştır. Müfessirlerin çoğu, «Yahudî ve Hıristiyanlar olmak üzere ölen her kişi ölümü anında İsâ Pey­gamberin hak peygamber olduğuna inanır, ama ölüm ânı umutsuzluk ânı­dır; bu bakımdan imân, umutsuzluk halinde makbul sayılmamıştır. » diye­rek «MEVTİHİ»deki zamirin ehli kitaptan her birine râciʹ olduğunu belirt­mişlerdir. Kanaatimce bu yorum pek isâbetli değildir. Çünkü kişiye hiçbir yarar sağlamayan bir imânı sunmanın anlamı yoktur. Müfessirlerden bir kısmı da, «Kıyâmete yakın bir zamanda İsâ (A. S. ) inince hakikat bütün açıklığıyla anlaşılacak ve o devreye rastlayan Kitap Ehlinden hemen her­kes İsa (A. S. )ın hak peygamber olduğuna ister-istemez inanacaktır. İstemiyerek inananların imânı makbul tutulmayacak ve İsâ (A. S. ) kıyâmet günü onun aleyhine şehadette bulunacaktır. »

Tecelli edecek bu büyük muʹcize karşısında materyalistler, ateistler ve komünistler şaşırıp kalacak, kimi büsbütün küfür ve inadını artıracak, kimi istemiyerek kabul edecek. Yahudîler ise İsâʹnın (A. S. ) öldürülmediği­ni anlayacak, Hıristiyanlar da onun son peygamberle ilgili vermiş olduğu haberleri dikkate almamanın ezikliği içinde bulunacaklar.

Bu ikinci yorum daha isâbetlidir. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizden bu hususta nakledilen kırkın üstündeki sahih hadîsler de bizi bu sonuca doğ­ru götürmektedir. Allah daha iyisini bilir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Geçen âyetlerle Yahudîlerin gönderilen peygamberlere karşı inat ve inkârla çıktıkları ve aşırı tutucu olmaları sebebiyle İsâ Peygamberi öldür­meye kalkıştıkları açıklandı. Sonra İsâ Peygamberin kesinlikle öldürül­mediği, çarmıha gerilmediği belirtilerek Yahudî ve Hıristiyanların bu me­sele hakkında gerçek bir bilgiye sahip olmadıkları hatırlatıldı.

Aşağıdaki âyetlerle, Yahudîlerin işledikleri diğer haksızlıklara, insan­ları Allah yolundan alıkoymalarına, haram kılındığı halde faizle iş görme­lerine, başkalarının mallarını haksız bahanelerle yemelerine temas edile­rek müʹminler uyarılıyor.