MEÂLİ:
15- Allahʹtan korkup fenalıklardan sakınanlara söz verilen Cennetʹin misâli şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen sütten ırmaklar; içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar, iyice süzülmüş baldan ırmaklar vardır. Ve onlar için orada her çeşit meyvalardan ve bir de Rablarından bağışlanma vardır. Bu (bahtiyarlığa lâyık görülenler), ateşte devamlı kalıcı olup kaynar sudan içirilerek barsakları parça parça olan kimseler gibi midir?
İLGİLİ HADÎSLER
«Şüphesiz ki, cennette su denizi, bal denizi, süt denizi ve şarap denizi vardır. Sonra bu denizlerden ırmaklar ayrılıp akmaktadır. »( Tirmizî/cennet: 27- Ahmed: 5/5)
«Allahʹtan istediğiniz zaman, Firdevs cennetini isteyiniz. Çünkü o, cennetlerin ortasında olup en yüksek kısmında yer almaktadır. Sonra da Cennetʹin ırmakları oradan akıp gelir. Firdevs’in üstünde ise, Rahmân’ın Arş’ı bulunmaktadır. » (Müsned-i Ahmed - Hakîm: Muâviye’den, o da babasından)
MÜ’MİNLERE VAʹD EDİLEN CENNETʹİN ÖZELLİKLERİ
«Allah’tan korkup fenalıklardan sakınanlara söz verilen Cennetʹin misâli şöyledir:... »
Cenâb-ı Hak, doğru yola eriştirilenlerle, sapıklıkta ısrar edip kalanların durumlarını ayrı ayrı tasvîr ettikten sonra, Allahʹtan korkup fenalıklardan sakınanlara söz verdiği Cennetʹin altı kadar özelliğini açıklayarak, müʹminlerin imân ve irfanını artırmakta, inkârcıların da duygu ve düşüncelerine neşter vurmaktadır. Şöyle ki:
1- Bozulmayan su ırmakları..
Bu tarz anlatım, Kurʹân’a has bir üslûp arzetmektedir. Bozulmayan sudan maksat, durduğu ve aktığı yerde yabancı maddelerden arınmışlığını koruyan ve sertlik derecesi bulunmayan su demektir. Öyle ki: Cennet ne kadar nefaset arzediyorsa, ondaki sular da o nisbette nefistir. Zira su akıp geldiği, kaynaklanıp toplandığı yerin bazı özelliklerini beraberinde taşır.
2- Tadı değişmeyen sütten ırmaklar..
Bu, davarlardan sağılmayıp İlâhî kudretten kaynaklanıp gelen bir sıvıdır ki, sütün nefaset ve tadını çok aşmakta ve bozulup değişmesi söz konusu olmamaktadır.
3- İçenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar..
Bu anlatım bizim anlamamızı kolaylaştırmak içindir. Çünkü Cennet’in meyvalarının posası olmadığı ve dünya meyvalarına benzemediği gibi, oradaki su, süt ve şarap da dünyadakilere hiç benzemez. Öyle ki, bütün bunlar, O sonsuz kudretin ebediyet laboratuvarında insanı ölümsüz kılıp devamlı şifâ ve neşe veren gıdalardır. Hiç biri şişkinlik yapmaz; şarabı sarhoş etmez ve kanı zehirlemez.
4- İyice süzülmüş baldan ırmaklar..
Bu, anlatım, Cennetʹde füyuzat-i ilâhiyeden kaynaklanıp akan balın, elde edilmesinin kolay ve içiminin kesin rahmet ve şifâ olduğunu yansıtan bir ifade tarzıdır.
Neden su, süt, şarap ve bal?
Bunlar insanların dünyada en çok âşinalık ve alışkanlık sağladığı nesnelerdir. O bakımdan Cennetʹte daha nefis ve daha çok lezzetlisi verilecek ve öylece insanlar yeterince tatmin olacaklar.
5- Her çeşit meyva..
6- Ve Rabbından bağışlanma..
Cennet bütünüyle huzur, güven, yaşama, neşe ve tatmin olma yurdudur. O bakımdan her çeşit meyvanın en güzeli orada mevcuttur. Ama bütün nimetlerin üstünde ise, Allahʹın mağfireti ve rızası yer alır.
DÜNYASINI BERBAT EDİP İLÂHÎ NİZAMA TERS DÜŞENLER
Dünya hemen her konuda tekâmül edip gelişme; hayatın anlam ve hikmetini anlama; Yüce Yaratanʹı bilip inanma ve O’na ibâdet etme yeri ve dönemidir. Bu ölçü ve kuralların dışına çıkanlar ise, kendilerine büyük haksızlık etmiş olurlar.
Cehennem’de içilen kaynar sudan dolayı barsakların kopup parça parça olması, yine bizim anlamamızı kolaylaştırmaya yönelik bir anlatım tarzıdır. Zira Âhiret Âlemiʹnde sindirim sistemi çok farklıdır; idrar ve dışkı yoktur. O bakımdan barsakların parçalanması, içilen suyun vereceği ıstırap ve sıkıntıya işârettir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetle, takvâ sahibi müʹminlere söz verilen Cennet ve ondaki sonsuz nîmetler konu edildi. İnkâr ve sapıklık üzere ölenler için hazırlanan sonsuz azaba atıf yapılarak uyarıcı ve yönlendirici bilgi verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, içinde nifak ve şüphe kiri bulunanların bakar kör, işitir sağır oldukları üzerinde duruluyor. Doğru yolu seçenlerin ise, Peygamber’in meclisinde hidâyet ve takvâlarının arttığına atıf yapılıyor. Sonra da inkârcılar ile münafıkların kıyâmetin ansızın gelmesini mi bekledikleri sorularak, o olayın birtakım alâmetlerinin ortaya çıktığına dikkatler çekiliyor. Arkasından Hz. Peygamber’in (A. S. ) hem kendisi, hem de mü’minler için Allah’tan bağışlanma dileğinde bulunması emrediliyor.