MEÂLİ:
13-14- Öncekilerden büyük bir cemaattir, sonrakilerden az bir topluluktur.
15- İşlenmiş motifli tahtlar üzerindedirler.
16- Yaslanıp karşılıklı otururlar.
17- Çevrelerinde sonsuzluğa erişmiş çocuklar,
18- Kaynaktan (doldurup getirdikleri) küpler, ibrikler ve kadehlerle dönüp dolaşırlar.
19- Ondan ne başları ağrır, ne de başdönmesi ve bitkinlik meydana gelir.
20- Ve bir de seçip beğenecekleri meyvalar;
21- Canlarının çektiği cinsten kuş eti;
22- Ve iri kara gözlü eşler ki,
23- Sedefinde saklı inciler misâli..
24- (Bütün bunlar) işlediklerinin karşılığı..
25- Orada boş-anlamsız söz işitmezler;
26- Ancak «selâm! selâm!. » sözünü işitirler.
İLGİLİ HADÎSLER
Câbir b. Abdillah (R. A. ) diyor ki:
«İzâ vakaa sûresi indiğinde «Öncekilerden büyük bir cemaattir; sonrakilerden az bir topluluktur» meâlindeki âyet okununca, Hz. Ömer (R. A. ) üzüldü ve: «Ya Resûlellah! Öncekilerden büyük bir topluluk, sonrakilerden az bir topluluk öyle mi? » diye sordu. Aradan az bir süre geçtikten sonra aynı sûrenin 39 ve 40. âyetleri inerek «Bunlar öncekilerden büyük bir cemaattir, sonrakilerden de büyük bir cemaattir» müjde anlamında bilgi verilerek açıklama yapıldı. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz, Hz. Ömerʹe seslenerek: «Ya Ömer! Gel de Allah’ın indirdiği âyetleri işit» buyurdu ve inen 39 ve 40. âyetleri okuduktan sonra şöyle dedi: «Haberiniz olsun ki, Adem’den bana kadar gelip geçen (müʹminler) büyük bir topluluktur; benim ümmetim de büyük bir topluluktur. (Lâ ilâhe illaʹllahu vahdehu lâ şerike leh) ile şehadette bulunan deve çobanlarından iki önemli cemaatten yardım görmedikçe üçte birimizi tamamlıyamayız. » (Hâfız İbn Asâkir: Câbir (R. A. ) den)
«Ümmetimin misâli, yağmura benzer; öncesi mi hayırlıdır, sonu mu hayırlıdır bilinmez. » (Tirmizî/edeb: 91)
«Ümmetimden bir tâife hak üzere olup üstünlük sağlayarak devam edecek; onları rüsvay etmek isteyenler ve onlara muhalefet edenler kıyâmete kadar onlara zarar veremiyecektir. » (Buharî/i’tisam: 10- Müslim/imân: 247, imâret: 170, 173- Ebû Dâvud/ fiten: 1- Tirmizî/fiten: 27, 51- İbn Mâce/mukaddeme: 1- Ahmed: 5/34, 269, 279)
«Canımı kudret elinde tutan Allahʹa yemin ederim ki, kıyâmet günü sizden öyle bir cemaat ba’solunacak (kabirlerinden kaldırılacak) ki, onlar (çoklukta) gecenin karanlığını andırırlar da yeri bir baştan bir başa kaplarlar. Melekler ise (o gün) şöyle derler: «Muhammedʹle (A. S. ) gelenler, diğer peygamberlerle gelenlerden daha çoktur. » (Taberânî: Ebû Mâlik’den)
ÜMMETLERDEN DOSDOĞRU İMÂN EDENLERİN OLUŞTURACAĞI TOPLULUK
«Öncekilerden büyük bir cemaattir; sonrakilerden az bir topluluktur. »
Kur’ân-ı Kerîm, imân nîmetine erişip cemaat olmaya lâyık görülenleri, iki gruba ayırmaktadır: Önceki ümmetlerden çok kalabalık bir cemaat, gelip geçen peygamberlerdir. Sonrakilerden az bir cemaat ise, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz ve O’nun ümmetinden olan ilim adamlarıdır. Zira bu ümmetin gerçek âlimleri, İsrâiloğulları’na gönderilen peygamberlerin derecelerine yakın bir derecededirler.
Bu yorum daha çok müfessir Fahrüddîn er-Râzîʹye aittir.
Diğer bir yorum ise, şöyledir:
Öncekilerden büyük bir cemaat, İslâmʹa ilk giren «muhacir» ve «ansar»dır. Sonrakilerden az bir cemaat ise, İslâm’a girdikleri halde hicret etmeyip kendi yurtlarında kalan mü’minlerdir.
Veya tek kanaldan rivâyet edilen hadîste ifâdesini bulduğu gibi, 39 ve 40. âyetler bunu açıklığa kavuşturmaktadır.
Bunlardan başka bir yorum daha söz konusudur. O da şudur:
Öncekilerden çok cemaat, Ashab-ı Kirâm’dır. Sonrakilerden az bir cemaat, Ashab-ı Kirâm’ı görüp imân eden tabiîn’dir. Allah daha iyisini bilir.
ÖNE GEÇEN BAHTİYARLAR İÇİN HAZIRLANAN SONSUZ NÎMETLER
14-26. âyetlerde, öne geçen bahtiyarların Cennet’te erişecekleri sayısız nîmetlerden yedi tanesi açıklanarak gerçek azizliğin, yüksek makamın Cennet’te olgun mü’minlere hazırlanan süslü tahtlar olduğu bildirilmektedir. Şöyle ki:
1- İşlenmiş süslü, motifli tahtlar.
Öyle ki, bunlar, kudret eliyle hazırlanıp Sani’-i Hakiki’nin fırçasıyla tezyîn edilmiştir. Böylece o tahtlar üzerinde tatlı sohbetler, karşılıklı ilgi ve iltifatlar, ayrı bir huzur ve mutluluğa vesîle olur.
2- Sonsuzluğa ermiş taze, nazik ve saygılı hizmetçi çocuklar.
Bunlar en nefis meşrubatla dolu kadehlerle dönüp dolaşırlar. Şüphesiz ki, bu manzara daha farklı bir neşe kaynağı oluşturur ve meclise renk katar.
Ancak bu taze hizmetçi çocuklar kimlerdir? İlim adamları ve müfessirlerimiz, bu hususta iki ayrı yorumda bulunmuşlardır:
a) Ergen olmadan ölen mü’minlerin çocuklarıdır.
b) Huri misâli, Cennetʹte sırf hizmet için yaratılan ayrı varlıklardır.
3- Cennet içkileri ne baş ağrısı yapar, ne de baş dönmesi ve halsizlik doğurur. İçkilerin hepsi de İlâhî tecellilerin letafetini yansıtır ve o bakımdan bütünüyle şifâ ve rahmet taşır.
4- Seçilip beğenilecek her çeşit meyva mevcuttur.
Cennet ebedî mutluluk yurdudur. Meyveleri de sayısız ve süreklidir. O bakımdan oradaki şartları, bizim bilemiyeceğimiz birtakım özellikler arzetmekte ve tarifi mümkün olmayan nefaset ve güzellikler taşımaktadır.
5- Orada iştihâ edilen her çeşit kuş eti vardır.
Şüphesiz Cennetʹin kuşları da dünyadakilerden çok farklıdırlar. Oranın ebediyet zerkeden hava ve suyuyla beslenirler. Etlerinin posası yoktur. O bakımdan son derece nefis ve lezzetlidir. Buna değinen Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz şöyle haber vermiştir: «Şüphesiz ki adam, Cennet meyvalarından birini koparınca, bir diğeri anında onun yerinde oluşup çıkar. » (Taberânî: Sevbân (R. A. ) den) «Cennet kuşu, melez deve gibi, Cennet ağaçlarından otlar (yeyip dolaşır). » (Müsned-i Ahmed: 3/221)
6- Sedefinde saklı inci misâli hûriler mevcuttur.
Bunlar da Allah’ın Cemal ve Latîf sıfatlarının tecellileriyle vücut bulan eşlerdir. Üstün güzelliği, çarpıcı zerafeti, çekici büyükçe göze sâhipliği ve tarifi mümkün olmayan şekil ve endamı yansıttığı için kendilerine «Hûrü’l-lyn» denilmiştir. »
7- Dünyada iken mü’minlerin gayr-i meşru nesnelere karşı nefislerini frenlemelerine mukabil sonu gelmiyen daha başka nîmetler de hazırlanmıştır. Öyle ki, boş ve anlamsız söz söylemezler. Hiçbirinde hırs, kıskançlık, açgözlülük, kin ve ihtiras yoktur. Bu gibi duygulardan arınmışlardır. Birbirlerine «selâm» vererek iltifatta bulunurlar ve böylece devamlı sûrette Cenâb-ı Hakkʹın selâmet tecellisine mazhar olurlar.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, Cennetʹe lâyık düzeye gelen mü’minlere orada hazırlanan sayısız nîmetlerden bir kısmı açıklandı ve ibâdete teşvîk edici anlamda müjdeler verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, meymenetli müʹminleri beklemekte olan sonsuz nîmet ve iltifatlardan birkısmı daha açıklanıyor. Meş’emetli olan suçlu günahkârlar, inkârcı sapıklar için hazırlanan sonsuz azaplardan bir bölümü haber verilerek, gereken uyarılar yapılıyor.