MEÂLİ:
114- And olsun ki, biz, Musa ile Hârun’a (peygamberliğin) bereketli nîmetini verdik.
115- İkisini de, milletlerini de büyük bir sıkıntı ve üzüntüden kurtardık.
116- Kendilerine yardım ettik ve onlar da bu sayede üstünlük sağladılar.
117- İkisine (hükümleri rahatlıkla anlaşılır) çok açık kitap verdik.
118- İkisini de dosdoğru yola ilettik.
119- Sonrakiler arasında ikisini (ikisinin şerefli ismini) bıraktık.
120- Selâm Musa ile Hârunʹa olsun.
121- Şüphesiz biz, iyiliği, yararlı işleri, güzelliği huy edinenleri böyle mükâfatlandırırız.
122- İkisi de elbette bizim mü’min kullarımızdandır.
PEYGAMBERLİĞİN FEYİZLİ - BEREKETLİ NÎMETİ
«And olsun ki, biz, Musa ile Hârun’a (peygamberliğin) bereketli nîmetini verdik. »
Burada, peygamberliğin Allah’ın feyizli, bereketli büyük bir nîmeti olduğu ve Musa ile kardeşi Hârun’a bu nîmetle minnet edildiği belirtildikten sonra, Fir’avn ile olan mücadelelerinden önemli safhaların özeti verilmekte ve müʹminler teselli edilmektedir.
Sonuç çok parlak olduğundan, bu konuda câri olan sünntullaha işâret edilmekte ve Mekke’de sıkışıp kalan mü’minlerin yakında o çemberi kırıp başka bir ülkeye giderek İslâm Devleti’nin temellerini atacakları ve Mekkeli azgın mağrurların da baş aşağı gelip iman ve irfan ordusu karşısında boyun bükecekleri dolaylı şekilde müjdeleniyor.
Böylece hakkın eninde sonunda başarıya erişeceği tarihî misallerle anlatılıyor. Mekkeli müşriklerin özellikle ileri gelenlerinin gün geçtikçe saldırı, zulüm ve tuğyanlarını artırmalarının, günlerinin sayılı olduğuna işâret sayılacağı dolaylı şekilde haber veriliyor.
Sabrın doruğuna yükselmesini bilen hakikî mü’minlerin ise, zafere erişmelerine hiç bir engel söz konusu değildir. Bu, öyle bir sünnettir ki, vakti saati gelince mutlaka hükmünü yürütür ve kimsenin ne malî imkânsızlığına, ne de yok edilenin gözünün yaşına bakar.
Küfürle, azgınlıkla ve İlâhlık iddiasında bulunan mağrur şımarıklarla mücadele eden Musa ile Hârun Peygamber’in (salât-ü selâm ikisine de olsun), Allahʹın yüksek değerde yedi büyük lutfuna mazhar kılındıkları açıklanıyor ve imân temeli üzerinde sâlih amelleri şiâr edinenlerin bu gibi lûtuflarla mükâfatlandıracağına dikkatler çekiliyor. Şöyle ki:
1- Zulmün saldırısına uğrayan Musa (A. S. ) ile İsrail oğulları büyük bir sıkıntıya, bir bakıma esaret ve ağır haksızlığa uğramaktan kurtarıldılar.
2- İlâhî yardıma mazhar kılınıp bâtıla karşı üstünlük sağladılar.
3- Kendilerine dünya ve âhiretlerini düzene koyup saadete çevirecek kitap verildi.
4- Allahʹa giden yola; huzur bulup hür yaşayacakları topraklara kavuşturuldular.
5- Musa (A. S. ) ile Hârun (A. S. )ın hak yolunda sabırla, azimle hizmetlerine karşılık kendilerinden sonra gelecek olanlar arasında anılmaya değer şerefli isim bırakmaları sağlandı.
6- Allah’ın Selâm Sıfatı’nın tecellisine lâyık görüldüler de selâmete eriştiler.
7- Dosdoğru mü’min kullar olarak İlâhî iltifata lâyık görüldüler.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle Musa (A. S. ) ile kardeşi Hârun (A. S. )ın Fir’avn ile olan çetin mücadelelerinden aydınlatıcı, yönlendirici, düşündürücü ve ümit verici pasajlar nakledildi. Haktan yana olanların er-geç başarıya erişecekleri müjdelendi.
Aşağıdaki âyetlerle, mü’minleri hem teselli etmek, hem de tarihin tekerrür edeceğini haber vermek üzere İlyas Peygamber’in putperestlerle olan mücadelesinden bir özet veriliyor ve İlâhî sünnetin şaşmadığına, şaşmayacağına sağlam bir kıstas olarak İlyas Peygamber’in bâki kalan şerefli ismi gösteriliyor.