MEÂLİ:
110- Kim bir kötülük işler veya kendine haksızlıkta bulunur, sonra da Allahʹa yönelip istiğfar ederse, Allahʹı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.
111- Kim de bir günah kazanırsa, herhalde onu kendi âleyhine kazanmış olur. Allah (her şeyi lâyıkıyla) bilendir, hikmet sâhibidir.
112- Kim de bir hatâ veya bir günah kazanır da sonra onu bir günahsızın üzerine atarsa, şüphesiz ki o, çok çirkin bir iftira ve açık bir günah ve vebal yüklenmiştir.
İNİŞ SEBEBİ
Hırsızlık yapan Tu’me ve onu haksız yere savunanların ve bu doğrultuda olanların işledikleri günah, yüklendikleri vebaldan pişmanlık duyup Allahʹa yönelerek tevbe ve istiğfarda bulunmalarını tahrik ve teşvîk etmek ve tevbe kapısının her zaman açık bulunduğunu, Allah’ın da çok bağışlayan ve çok merhamet eden olduğunu hatırlatmak için yukarıdaki âyetler inmiştir.
İLGİLİ HADÎSLER
«Şüphesiz ki, Allah gündüzleyin kötülük ve günah işleyenin tevbe etmesi için geceleyin (mağfiret ve tevbeyi kabul) elini açar; geceleyin kötülük ve günah işleyenin tevbe etmesi için gündüzleyin elini açar; bu hal güneş batıdan doğuncaya kadar (kıyâmet kopuncaya dek) devam eder. » (Müslim-Nesâî: Ebû Musa el-Eş’arî (R. A. )den)
«Kim güneş batıdan doğmadan önce tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul eder. » (Müslim-Nesâî: Ebû Hüreyre (R. A. )den)
«Müslümanın her şeyi: Kanı, ırzı, namusu, şerefi ve malı diğer Müslümana haramdır. » (Tirmizî - Müslim: Berâ’ bin Âzib (R. A. )den)
«Faizin en katmerlisi, haksız yere Müslümanın ırz, namus ve şerefine dil uzatmaktır. » (Ebû Dâvud: Saîd bin Zeyd (R. A. )den)
GÜNAH VE HATA NİSBÎDİR - İZAFÎDİR
«Kim bir kötülük işler veya kendine haksızlıkta bulunur, sonra da Allah’a yönelip istiğfar ederse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. »
Bir şeyin helâl, ya da haram kılınması nasıl bize nisbetle değer ve hüküm taşıyorsa, bir sözün veya davranışın günah ve sevâp sayılması da böyledir.
O halde insanın günah işlemesinden, haklara tecavüz etmesinden doğan kötülük, zarar ve vebal kendi aleyhinedir, ne var ki bunun bir ucu da topluma yöneliktir. Allah ise kullarının günah işlemesine, kötülük yapmasına razı değildir. Bunun için cidden gönülden pişmanlık duyup dönüş yapan, bağışlanmasını dileyen kimse herhalde Allahʹı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. İnanan bir kimse için bundan daha büyük umut ve mutluluk düşünülebilir mi?
Böyle bir umut kapısına yaklaşmak istemiyen, bilakis kendini nefsinin sınırsız ve ölçüsüz istek ve arzularına terkedip hayat dizginini madde ve şehvetten yana çevirenler, unutmasınlar ki, hiçbir günah ve kötülüğün sonunda saadet güneşinin aydınlatıcı nîmeti yoktur. Hayat kanunlarına ters düşen her söz ve davranış hiçbir zaman sâhibinin yüzünü güldürmemiştir. Güldürse bile geçici ve sahtedir. Çünkü Allah her şeyi lâyıkıyla bilen ve her şeyi hikmetle yürütendir. İşlenen her günah sahibinin aleyhinedir. Başkasına iftira atanlar ise, büyük bir günah ve taşınması güç bir vebal yüklenmiş, peşlerine korkunç bir kâbus takmışlardır.
DÖRT AYRI GÜNAHKÂR
«Kim de bir hatâ veya bir günah kazanır da sonra onu bir günahsızın üzerine atarsa »
1. Başkasına zarar verecek anlamda günah ve kötülükte bulunan..
2. Kendi nefsine haksızlıkta bulunup yazık eden..
3. Bir yarar sağlamak veya kendi ölçülerine göre bir zararı geri çevirmek için günah işleyen..
4. İşlediği bir günah veya kusuru başkasının üzerine atıp kendini temize çıkaran..
Konumuzla ilgili âyette, günahın bu dört farklı kademesiyle, ferdin toplumla olan ilgisinin ölçüsünü, kişinin kendi nefsiyle ilgisini, kişisel yarar ve zararıyla olan bağlantısını yansıtan müstesnâ bir anlatıma yer verilmiştir. Öyle ki, toplum yapısında ferdin yerini ve toplumdan yana davranışlarının ölçüsünü belirtmede çok kısa fakat duyarlı bir ifade kullanılmıştır. Böylece Kur’ân’da ferdin ruhunu ve vicdanını karartan günah ve kötülüğün tesir alanına dikkatler çekiliyor. Fertlerin günlük hayatı mânevî değerler doğrultusunda disipline edilmediği takdirde hem ferdin iç yapısında, hem toplumla olan bağlantısında bir takım dengesizliklerin ortaya çıkacağına işâret ediliyor.
Şahsî çıkarlarını ön plâna alıp İlâhî sınırları aşan fertlerin, toplumun zararına yaşayacağını kim inkâr edebilir? Allah böylelerinin dinî eğitimin özel havasına sokulmasını murat etmekte, bunun için bağışlama ve temizleme kapılarını açık tutmaktadır. Önemli olan insanla Yaratanı arasında böylesine bir bağın mevcudiyetini dimağlara işlemek, ruhları bu inançla cilâlamaktır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle gerek kendine yazık edenlerin, gerekse işlediği günahı başkası üzerine atarak toplumu rahatsız etme cesaretini kendinde bulanların, dönüş yapıp Allahʹa yöneldikleri, tevbe ve istiğfarla ruhlarını kaplayan kirlerden temizlenmeyi diledikleri takdirde Allahʹı bağışlayıcı olarak bulacakları bildirildi.
Aşağıdaki âyetle, yalancı şahitlerin Peygamberʹi (A. S. ) vereceği hükümde yanıltmaya güçlerinin yetmiyeceği, Allahʹın ona sunduğu üstünlük, artıklık ve günahlardan korunmuşlukla suçluyu suçsuzdan, haklıyı haksızdan ayırt edebileceği; aynı zamanda elinde Kitap, kalbinde ve dimağında hikmet nurlarıyla olayların iç yüzünü görebilecek yetenekte olduğu açıklanıyor.