Rum Suresi 8-10. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا فِي اَنْفُسِهِمْ۠ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّى وَاِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ بِلِقَآئِ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ اَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَانُوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذِينَ اَسَٓاؤُا السُّٓوآٰى اَنْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

10.

Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar.

Diyanet İşleri

9.

(Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

10.

Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

8- Kendi kendilerine düşünmediler mi ki, Allah gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ile ve (kendi katında) belirlenmiş bir süre­ye kadar (takdîr edip) yaratmıştır. (Ne yazık ki) insanların çoğu Rablarına kavuşmayı inkâr ederler.

9- Onlar yeryüzünde gezip de kendilerinden önceki (millet)lerin son­larının ne olduğuna bakmıyorlar mı? Ki onlar kuvvetçe bunlardan üstün idi­ler, üstelik yeryüzünü kazıp sürmüşler, toprağı altüst etmişler ve (bulun­dukları) yeri bunlardan daha çok bayındır hale getirmişlerdi. Peygamber­leri onlara açık belgelerle, muʹcizelerle gelmişlerdi. Allah onlara haksızlık eder olmadı; ama onlar kendilerine zulmettiler.

10- Sonra da kötülük işleyip onu huy edinenlerin sonu (ne fena ol­muştur). Çünkü onlar Allahʹın âyetlerini yalanlamışlar ve onunla alay et­mişlerdi.

HAKİKATI AKIL VE İLİM YOLUYLA ARAŞTIRMA

«Kendi kendilerine düşünmediler mi ki, Allah gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ile ve (kendi katında) belirlenmiş bir süreye kadar (takdîr edip) yaratmıştır.. »

Diyebiliriz ki, düşünmeyle akıl birbirine bağlıdır. Aynı zamanda bu iki nimetle insan diğer canlılardan ayrılıp çok mükerrem yaratıldığını isbatlar. O bakımdan Cenâb-ı-Hak insanoğlunu hakikati anlamaya, gerçeği görme­ye çağırırken daha çok onun bu iki özelliğini harekete geçirmeyi ister ve insanı bu iki cevheriyle değerlendirir. Zira başta Cenâb-ı Hak olmak üzere birçok şeyleri tanımamızı, anlamamızı, hakkı bulup iman etmemizi bu iki yeteneğimizle sağlayabiliriz.

Konumuzu oluşturan âyetle de Cenâb-ı Hak, inkârcı nankörlerin aklı­na ve düşüncesine seslenerek ilmin yolunu gösteriyor. Göklerin ve yerin «hak» ile, yani plân, proğram, hesap, uyum, denge ve düzen ölçüleriyle ya­ratıldığını iyice düşünmelerini, akıllarını kullanıp bu açıdan Allahʹın varlığı­nı ve kudretinin sınırsızlığını anlamaya çalışmalarını hatırlatıyor.

Göklerde ve yerde bir düzensizlik, dengesizlik söz konusu olabilir mi? Mülk Sûresinde bu sorunun cevabı çok net biçimde şöyle verilmektedir: «O ki yedi göğü tıpatıp uyum halinde yaratmıştır. Sen, Rahmânʹın yarattı­ğında hiçbir düzensizlik, uygunsuzluk göremezsin; gözünü bir çevir de bak, acaba bir çatlak, bir bozukluk görebilir misin? Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak; gözün yorgun, bitkin halde alçalmış olarak sana döner. » (Mülk Sûresi: 3, 4)

Ancak unutmamak gerekir ki, her başlangıcın bir sonu, her yapılanın bir yıkılışı, kurulan her düzenin bir gün yerini başka bir düzene bırakması mukadderdir. Göklerin ve yerin kuruluşunda devam edegelen düzenin de belirlenmiş bir vakti vardır. Buna onların eceli de diyebiliriz. Saati gelince yıkılıp yerini yeni bir düzene bırakır. Sekizinci âyetle bilhassa İlâhî takdirin bu tecelli yanı yansıtılıyor; her yeninin bir gün eskiyeceğine dikkatler çeki­liyor.

Şüphesiz ki burada bir diğer önemli husus da şudur: Göklerin ve ye­rin kuruluş ve dengesiyle ilgili İlâhî plân anlatılırken ilmî araştırmaya kapı açılıyor ve insan aklına geniş yer verilerek gerçeği bulup çıkarması iste­niliyor. Zira güneşin bir gün özelliğini kaybetmiyeceğini kim iddia edebilir? Dünyanın bir gün yörüngesinden çıkmayacağını kim kesin hükme bağla­yabilir? Ortada bir başlangıç varsa, mutlaka bir son da söz konusudur. İş­te Kurʹân-ı Kerîm’de başlatmanın da, düzeni değiştirmenin de rastgele de­ğil, belli bir plâna göre takdîr edildiği haber verilerek konuya bu açıdan eğilmemiz isteniliyor.

YERYÜZÜNDEKİ TARİHÎ HARABELERİ GEZİP GÖRMEK

«Onlar yeryüzünde gezip de kendilerinden önceki (millet)lerin sonlarının ne olduğuna bakmı­yorlar mı?.. »

İlgili âyetle, inkâr ve ahlâksızlıkta, sapıklık ve azgınlıkta ısrar eden ka­vim ve topluluklara, kendilerinden daha güçlü milletlerin küfür ve azgın­lıkları, zulüm ve ahlâksızlıkları yüzünden yıkılıp yok edildiklerini gezip gör­meleri ve mevcut arkeolojik kalıntılar üzerinde araştırma yapmaları tavsi­ye ediliyor.

Kurʹân-ı Kerîmʹin birçok yerinde bu konu işlenirken milletlerin yıkılış sebepleri daha çok beş madde halinde özetlenmektedir:

1- Gönderilen peygamberlere karşı gelip, İlâhî teblîğe kalp ve kulak­larını tıkamaları,

2- Haksızlıkta bulunup, zulmü araç olarak kullanmaları,

3- Kötülüğü huy edinip ahlâksızlığa prim vermeleri,

4- Allah’ın âyetlerini yalan ve uydurma saymaları,

5- Hakkı ve doğruyu gösteren, iyiliği tavsiye eden peygamberlerle, ilim adamlarıyla ve faziletli mürşitlerle alay etmeleri..

Nitekim konumuzu oluşturan dokuzuncu âyetle de bu beş madde kı­saca belirtilmekte ve yaşamakta olan inkârcıların çok iyi düşünüp gerçeğe kalplerini açmaları hatırlatılmaktadır.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, inkârcılarla şüphecilerin aklına ışık tutulup bi­limsel yönden ipucu verilerek Allahʹın varlığına delâlet eden belgeler sı­ralandı. Sonra da kalp ve kulaklarını bu gerçeklere tıkayan milletlerin yı­kılıp yok olma sebeplerini araştırmaları hatırlatılarak tarihî harabelere dik­katleri çekildi.

Aşağıdaki âyetlerle, Allah’ın önce yaratmaya başladığı gibi, sonra öl­dürüp tekrar diriltmek için, kurduğu düzeni bozarak yeni bir düzen meyda­na getireceği haber veriliyor ve suçlu günahkârların âhiret gününde uğra­tılacakları cezadan bir iki safha tasvîr edilerek, gereken uyarı yapılıyor.