← Sureler

Mushaf — 227. Sayfa

‹
/ 604
›
11. Hud Suresi

Allah, "Ey Nuh! O, asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.

قَالَ يَانُوحُ اِنَّهُ لَيْسَ مِنْ اَهْلِكَ اِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ اِنِّٓي اَعِظُكَ اَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ

ḳāle yā nūHu innehu leyse min ehlike innehu ǎmelun ğayru SāliHin fe lā teselni mā leyse leke bihi ǐlmun innī eǐZuke en tekūne mine l-cāhilīne

Nuh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum" dedi.

قَالَ رَبِّ اِنِّٓي اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَاِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ

ḳāle rabbi innī eǔƶu bike en eseleke mā leyse lī bihi ǐlmun ve illā teğfir lī ve terHamnī ekun mine l-ḣāsirīne

Ona denildi ki: "Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak."

قِيلَ يَانُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلٰٓى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَلِيمٌ

ḳīle yā nūHu hbiT bi selāmin minnā ve berakātin ǎleyke ve ǎlā umemin mimmen meǎke ve umemun se numettiǔhum ṧumme yemessuhum minnā ǎƶābun elīmun

İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

تِلْكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهَا اِلَيْكَ مَا كُنْتَ تَعْلَمُهَا اَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هٰذَاۛ فَاصْبِرْ اِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

tilke min enbā'i l-ğaybi nūHīhā ileyke mā kunte teǎ'lemuhā ente ve lā ḳavmuke min ḳabli hāƶā fe Sbir inne l-ǎāḳibete li l-mutteḳīne

Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz."

وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُفْتَرُونَ

ve ilā ǎādin eḣāhum hūden ḳāle yā ḳavmi ǎ'budū (a)llahe mā lekum min ilāhin ğayruhu in entum illā mufterūne

"Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana aittir. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

يَاقَوْمِ لَا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى الَّذِي فَطَرَنِي اَفَلَا تَعْقِلُونَ

yā ḳavmi lā eselukum ǎleyhi ecran in ecriye illā ǎlā elleƶī feTaranī e fe lā teǎ'ḳilūne

"Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkarlar olarak yüz çevirmeyin."

ويَاقَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا اِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً اِلٰى قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا مُجْرِمِينَ

ve yā ḳavmi steğfirū rabbekum ṧumme tūbū ileyhi yursili s-semāe ǎleykum midrāran ve yezidkum ḳuvveten ilā ḳuvvetikum ve lā tetevellev mucrimīne

Dediler ki: "Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz."

قَالُوا يَاهُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِي اٰلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

ḳālū yā hūdu mā ci'tenā bi beyyinetin ve mā neHnu bi tārikī ālihetinā ǎn ḳavlike ve mā neHnu leke bi mu'minīne