ر ع ب (RAB) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Korku/dehşet, korkutmak, korkudan titremek, büyük huşu, tehdit edilmiş, yüksek ve şiddetli ses, kafiyeli düzyazı, büyülenmiş/büyülenmiş olmak, doldurmak (örn. kap, vadi), parçalara veya dilimlere ayırmak, zayıf ve korkak, sarsılma/titreme

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (5)

Bu kök Kur'an boyunca 5 kez, 2 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الرُّعْبَ4 kez

Al-i İmran 3:151الرُّعْبَr-ruǎ'bekorku

سَنُلْقِي فِي قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ بِمَا اَشْرَكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِمِينَ

se nulḳī fī ḳulūbi (e)lleƶīne keferū r-ruǎ'be bimā eşrakū bi(a)llahi mā lem yunezzil bihi sulTānen ve me'vāhumu n-nāru ve bi'se meṧvā Z-Zālimīne

Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.

Enfal 8:12الرُّعْبَr-ruǎ'bekorku

اِذْ يُوحِي رَبُّكَ اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ اَنِّي مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا سَاُلْقِي فِي قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْاَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ

iƶ yūHī rabbuke ilā l-melāiketi ennī meǎkum fe ṧebbitū (e)lleƶīne āmenū se ulḳī fī ḳulūbi (e)lleƶīne keferū r-ruǎ'be fe Dribū fevḳa l-eǎ'nāḳi ve Dribū minhum kulle benānin

Hani Rabbin meleklere, "Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına" diye vahyediyordu.

Ahzab 33:26الرُّعْبَr-ruǎ'bekorku

وَاَنْزَلَ الَّذِينَ ظَاهَرُوهُمْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ صَيَاصِيهِمْ وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ فَرِيقًا تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَرِيقًا

ve enzele (e)lleƶīne Zāherūhum min ehli l-kitābi min SayāSiyhim ve ḳaƶefe fī ḳulūbihimu r-ruǎ'be ferīḳan teḳtulūne ve te'sirūne ferīḳan

Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz.

Haşr 59:2الرُّعْبَr-ruǎ'bekorku

هُوَ الَّذِي اَخْرَجَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْدِيهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِنِينَ فَاعْتَبِرُوا يَاأُولِي الْاَبْصَارِ

huve elleƶī eḣrace (e)lleƶīne keferū min ehli l-kitābi min diyārihim li evveli l-Haşri mā Zenentum en yeḣrucū ve Zennū ennehum māniǎtuhum HuSūnuhum mine (a)llahi fe etāhumu (a)llahu min Hayṧu lem yeHtesibū ve ḳaƶefe fī ḳulūbihimu r-ruǎ'be yuḣribūne buyūtehum bi eydīhim ve eydī l-mu'minīne fe ǎ'tebirū yā ūlī l-ebSāri

O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

رُعْبًا1 kez

Kehf 18:18رُعْبًاruǎ'benkorku

وَتَحْسَبُهُمْ اَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَذَاتَ الشِّمَالِ وَكَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ لَوِ اطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

ve teHsebuhum eyḳāZen ve hum ruḳūdun ve nuḳallibuhum ƶāte l-yemīni ve ƶāte ş-şimāli ve kelbuhum bāsiTun ƶirāǎyhi bi l-veSīdi levi TTaleǎ'te ǎleyhim le velleyte minhum firāran ve le muli'te minhum ruǎ'ben

Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.