Bir şeyi kesmek veya koparmak, durdurmak, mahrum bırakmak, yok olmaya sebep olmak, sona ermek, son bulmak/yok olmak/hiçe dönüşmek, çabalamak/emek vermek/uğraşmak/gayret göstermek, çalışmaktan yorulmak, kesilmek
seḣḣarahā ǎleyhim seb'ǎ leyālin ve ṧemāniyete eyyāmin Husūmen fe terā l-ḳavme fīhā Sar'ǎā keennehum eǎ'cāzu naḣlin ḣāviyetin
Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.