ح ر ص (ḪRṦ) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Şiddetle/hevesle/güçlü bir şekilde/açgözlülükle arzu etmek, tamah etmek, bir şeyi arzulamak, bir şeyi aşırı veya ölçüsüz ya da suçlu bir şekilde istemek, çabalamak veya emek vermek, kendini zorlamak, bir şeyi elde etmek/ulaşmak/edinmek için olağanüstü çaba göstermek, aşırı endişeli veya dikkatli ve korkulu olmak, bir kişiye aşırı merhametli veya şefkatli olmak, bir şeye sürekli veya sebatla kendini adamak. Bir şeyi yırtmak veya yarıp ayırmak, yüzeysel bir kısmı veya kabuğu ya da dış tabakayı sıyırmak/kazımak/sürtüp çıkarmak/aşındırmak/kaldırmak, bir şeyi döverek içinde delikler açmak.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (5)

Bu kök Kur'an boyunca 5 kez, 5 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

اَحْرَصَ1 kez

Bakara 2:96اَحْرَصَeHraSaen düşkünü

وَلَتَجِدَنَّهُمْ اَحْرَصَ النَّاسِ عَلٰى حَيٰوةٍۚ وَمِنَ الَّذِينَ اَشْرَكُوا يَوَدُّ اَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ اَلْفَ سَنَةٍ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِ مِنَ الْعَذَابِ اَنْ يُعَمَّرَ وَاللّٰهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ

ve le tecidennehum eHraSa n-nāsi ǎlā Hayātin ve mine (e)lleƶīne eşrakū yeveddu eHaduhum lev yuǎmmeru elfe senetin ve mā huve bi muzeHziHihi mine l-ǎƶābi en yuǎmmera ve(a)llahu beSīrun bimā yeǎ'melūne

Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür.

حَرَصْتُمْ1 kez

Nisa 4:129حَرَصْتُمْHaraStumisteseniz de

وَلَنْ تَسْتَطِيعُوا اَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَاءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَمِيلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِ وَاِنْ تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَحِيمًا

ve len testeTīǔ en teǎ'dilū beyne n-nisā'i ve lev HaraStum fe lā temīlū kulle l-meyli fe teƶerūhā ke l-muǎlleḳati ve in tuSliHū ve tetteḳū fe inne (a)llahe kāne ğafūran raHīmān

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.

حَرِيصٌ1 kez

Tevbe 9:128حَرِيصٌHarīSundüşkün

لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُ۫فٌ رَحِيمٌ

le ḳad cā'ekum rasūlun min enfusikum ǎzīzun ǎleyhi mā ǎnittum HarīSun ǎleykum bi l-mu'minīne ra'ūfun raHīmun

Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

حَرَصْتَ1 kez

Yusuf 12:103حَرَصْتَHaraStene kadar istesen de

وَمَا اَكْثَرُ النَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِنِينَ

ve mā ekṧeru n-nāsi ve lev HaraSte bi mu'minīne

Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.

تَحْرِصْ1 kez

Nahl 16:37تَحْرِصْteHriSne kadar istesen de

اِنْ تَحْرِصْ عَلٰى هُدٰيهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي مَنْ يُضِلُّ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرِينَ

in teHriS ǎlā hudāhum fe inne (a)llahe lā yehdī men yuDillu ve mā lehum min nāSirīne

Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.