Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden تعبد formunun kendisi aranıyor.
اِذْ قَالَ لِاَبِيهِ يَاأَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنِي عَنْكَ شَيْـًٔا
iƶ ḳāle li ebīhi yā ebeti li me teǎ'budu mā lā yesmeǔ ve lā yubSiru ve lā yuğnī ǎnke şey'en
Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"
يَاأَبَتِ لَا تَعْبُدِ الشَّيْطَانَ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ عَصِيًّا
yā ebeti lā teǎ'budi ş-şeyTāne inne ş-şeyTāne kāne li r-raHmāni ǎSiyyen
"Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahman'a isyankar olmuştur."
وَصَدَّهَا مَا كَانَتْ تَعْبُدُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنَّهَا كَانَتْ مِنْ قَوْمٍ كَافِرِينَ
ve Saddehā mā kānet teǎ'budu min dūni (a)llahi innehā kānet min ḳavmin kāfirīne
Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkar eden bir kavimden idi.