Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

اِنَّمَا يَسْتَأْذِنُكَ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَارْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ فِي رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ

innemā yeste'ƶinuke (e)lleƶīne lā yu'minūne bi(a)llahi ve l-yevmi l-āḣiri ve rtābet ḳulūbuhum fe hum fī raybihim yeteraddedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّمَاinnemāancak
2يَسْتَأْذِنُكَyeste'ƶinukeا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretsenden izin isterler
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
4لَا
5يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayan
6بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
7وَالْيَوْمِve l-yevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gününe
8الْاٰخِرِl-āḣiriا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahiret
9وَارْتَابَتْve rtābetر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekve kuşkuya düşen
10قُلُوبُهُمْḳulūbuhumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
11فَهُمْfe humkendileri
12فِيiçinde
13رَيْبِهِمْraybihimر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekşüpheleri
14يَتَرَدَّدُونَyeteraddedūneر د دGeri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek, karşılık vermek, cevaplamak. Maraddun - dönülen yer. Mardud - eski haline getirilmiş, önlenmiş. İrtadda (8. fiil) - geri dönmek, tekrar dönmek, iade edilmek. Taradda (5. fiil) - tedirgin olmak, ileri geri hareket etmek.bocalayıp duranlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Senden ancak Allah'a ve son güne inanmayıp yürekleri şüpheye düşenler ve şüpheleri içinde tereddüde düşüp bocalayanlar izin isterler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Senden ancak Allahʼa ve son güne inanmayıp yürekleri şüpheye düşenler ve şüpheleri içinde tereddüde düşüp bocalayanlar izin isterler.

Adem Uğur

Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları içinde bocalayanlar senden izin isterler.

Ahmed Hulusi

Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve yaşanacak sonsuz sürece iman etmeyen ve bilinçleri şüphe dolu kimseler (seninle sefere çıkmamak için) senden izin isterler. . . Onlar şüpheleri içinde tereddüt edip dururlar.

Ahmet Tekin

Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman etmeyecekler, kafaları, kalpleri şüphe içinde bocalayanlar, tebliğinde, teşriinde şüpheye düşürecek konular arayanlar, ithamlarda bulunanlar senden izin istiyorlar. Onlar şüpheleri içinde küfür ile iman arasında gidip geliyorlar.

Ahmet Varol

Senden sadece Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen ve kalplerinde şüphe olup da şüpheleri içinde bocalayıp duranlar izin isterler.

Ali Bulaç

Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.

Ali Fikri Yavuz

Senden ancak izin istiyenler, Allah’a ve âhiret gününe iman etmiyenler, kalbleri şüpheye düşenlerdir. Onlar, şüpheleri içinde bocalayıp dururlar.

Ali Rıza Safa

Ancak, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanmayanlar ve yürekleri kuşkuya düşerek kuşkularının içinde bocalayanlar senden izin isterler.

Bayraktar Bayraklı

Senden, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, gönüllerini şüpheye kaptıran kimseler geri kalmak için izin ister.

Bekir Sadak

Ancak Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, kalbleri supheye dusup suphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

Celal Yıldırım

Senden ancak Allah'a ve Âhiret gününe imân etmiyenler; kalbleri şüpheyle çalkanıp şüpheleri içinde bocalayıp duranlar (savaşa çıkmamak için) izin isterler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Senden izin isteyenler sadece, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyenler ve şüpheye kapılmış olanlardır; onlar şüpheleri içinde bocalayıp dururlar.

Diyanet İşleri

Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

Diyanet İşleri (eski)

Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

Diyanet Vakfi

Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları içinde bocalayanlar senden izin isterler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Senden izin isteyenler, olsa olsa Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar olabilir. Onların kalbleri hep işkillidir. Bundan dolayı şüphe içinde bocalayıp dururlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ancak, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan ve kalpleri işkilli olup işkilleri içinde çalkalanlar savaşa çıkmak için, senden izin isterler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak o kimseler senden istizan ederler ki Allaha ve Ahıret gününe inanmazlar ve kalbleri işkillidir de işkilleri içinde çalkanır dururlar

Erhan Aktaş

Doğrusu, senden, ancak Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyenler ve kalpleri kuşkuya düşüp, kuşku içinde bocalayanlar sefere çıkmamak için izin isterler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğrusu, senden, ancak Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayanlar ve kalpleri kuşkuya düşüp, kuşku içinde bocalayanlar sefere çıkmamak için izin isterler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğrusu, senden, ancak Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanmayanlar ve kalpleri şüpheye düşüp, şüphe içinde bocalayanlar sefere çıkmamak için izin isterler.

Fizilal-il Kuran

Senden savaştan muaf tutulmaları yolunda izin isteyenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar, kalpleri kuşkuya kapılıp bu kuşkuları içinde bocalayanlardır.

Gültekin Onan

Senden, yalnızca Tanrı'ya ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.

Hamdi Döndüren

Senden izin isteyenler, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayanlar ve kalplerinde şüphe bulunanlardır. İşte onlar, şüpheleri içinde bocalayıp durmaktadırlar.

Hasan Basri Çantay

Senden ancak Allaha ve ahiret gününe inanmaz, kalbleri şek ve şübheye düşüb de kendilerini o şübhelerinin içinde şaşırıb bocalar kimseler izin isterler.

Hasib Asutay

Ancak Allah'a ve âhiret gününe inanmayan ve kalpleri şüpheye düşmüş olan kimseler (münafıklar) senden izin isterler. İşte onlar kuşkuları içinde bocalayıp dururlar. (23) (23. Bu iki âyet de Allah'a ve âhiret gününe inanmak ve inanmamaktan söz eder. Çünkü Allah yoluna yönlendiren unsur iman olduğu gibi, buna engel olan da imansızlıktır.)

Hayrat Neşriyat

Ancak Allah’a ve âhiret gününe îmân etmeyen ve kalbleri şübheye düşmüş olup da şübheleri içinde bocalayıp duranlar senden izin ister.

İbni Kesir

Senden; ancak, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar ve kalbleri şüpheye düşüp, şüphelerinde bocalayanlar izin isterler.

Mehmet Okuyan

Senden izin isteyenler Allah’a ve ahiret gününe hiçbir şekilde inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları içinde bocalayanlardır.

Muhammed Esed

Yalnızca, Allaha ve Ahiret Gününe (yürekten) inanmayanlar senden bağışıklık isterler; ve bir de kendilerini şüphe ve tereddüdün eline kaptırıp da kararsızlık içinde bir o yana bir bu yana gidip gelenler.

Mustafa İslamoğlu

Yalnızca Allah'a ve Ahiret Günü'ne (yürekten) güvenip inanmayan kimseler senden (cihada) katılma izni isterler; zira onların kalpleri kuşkuya teslim olmuştur, bu yüzden (katılsak mı, katılmasak mı diye) derin tereddütler içerisinde bocalayıp dururlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Senden ancak o kimseler (cihada iştirak etmemek için) izin isterler ki, Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe inanmazlar ve onların kalpleri şekke düşmüştür. Artık onlar o şekk (ve şüphelerinde) mütereddit bulunur dururlar.

Ömer Öngüt

Senden ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar, kalpleri şüpheye düşüp, şüphelerinde bocalayıp duranlar izin isterler.

Suat Yıldırım

Senden katılmamak için izin isteyenler sadece Allah’ı ve âhireti tasdik etmeyenler, kalpleri şüphe ile çalkalanıp şüpheleri içinde bocalayıp duranlardır.

Süleyman Ateş

Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya düşmüş ve şüpheleri içinde bocalayıp duranlar, (geri kalmak için) senden izin isterler.

Süleymaniye Vakfı

(Mazereti olmadığı halde) Senden izin isteyenler sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen, kalpleri şüphe içinde olanlardır. Onlar kendi şüpheleri içinde git geller yaşarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden izin isteyenler sadece Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyenlerdir. Onların içleri kuşkuludur. Onlar kuşkuları içinde gidip gelmektedirler.

Şaban Piriş

Ancak Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, kalpleri şüpheye düşüp, şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

Tefhim-ul Kuran

Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp da kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister.

Ümit Şimşek

Sefere katılmamak için senden izin isteyenler, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşmüş kimselerdir ki, şüpheleri içinde bocalayıp dururlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar, kalpleri kuşkuyla karışmış olup da işkilleri içinde çalkanıp duranlar, sefere katılmak için senden izin isterler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ancaq Allaha və Axirət gününə iman gətirməyən və qəlbi şəkk-şübhəyə düşənlər döyüşə getməmək məqsədilə səndən izin istəyirlər. Onlar öz şübhələri içində tərəddüd edirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səndən (cihada çıxmamaq üçün) izin istəyənlər ancaq Allaha, axirət gününə iman gətirməyənlər və ürəkləri şəkk-şübhəyə düşənlərdir. Onlar öz şübhələrində tərəddüd edib durarlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wer dich fragt, das sind diejenigen, die an Gott und den Jüngsten Tag nicht wirklich glauben und deren Herzen Zweifel hegen. Sie sind in ihrem Zweifel wankelmütig geworden.

Almanca — Der Edle Quran

Um Erlaubnis bitten dich nur diejenigen, die an Allah und den Jüngsten Tag nicht glauben und deren Herzen zweifeln; so zaudern sie in ihrem Zweifel.

Almanca — M. A. Rassoul

Nur die werden dich um Erlaubnis bitten, (dem Kampf fernzubleiben,) die nicht an Allah und an den Jüngsten Tag glauben und deren Herzen voller Zweifel sind; und in ihrem Zweifel schwanken sie.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dich um Erlaubnis (zurückzubleiben) bitten nur diejenigen, die keinen Iman an ALLAH und an den Jüngsten Tag verinnerlicht haben und deren Herzen voller Zweifel sind, so daß sie durch ihren Zweifel hin- und herschwanken.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

For laboured impiety; what apology can be invented but by those who deny Allah and the Day of Judgement and their deep-rooted doubt affects their hearts and their minds profoundly, and in their objective uncertainty they vacillate.

Abdul Haleem

only those who do not have faith in God and the Last Day ask your permission to stay at home: they have doubt in their hearts and so they waver.

Abdullah Yusuf Ali

Only those ask thee for exemption who believe not in Allah and the Last Day, and whose hearts are in doubt, so that they are tossed in their doubts to and fro.

Abul A'la Maududi

[9:45] It is only those who do not believe in Allah and the Last Day, and whose hearts are filled with doubt that seek exemption from striving (in the cause of Allah). They keep tossing to and fro in their doubt.

Aisha Bewley

Only those who do not have iman in Allah and the Last Day ask you to excuse them. Their hearts are full of doubt and in their doubt they waver to and fro.

Al-Hilali & Khan

It is only those who believe not in Allâh and the Last Day and whose hearts are in doubt that ask your leave (to be exempted from Jihâd). So in their doubts they waver.

Ali Quli Qarai

Only those seek a leave [of exemption] from you who do not believe in Allah and the Last Day, and whose hearts are in doubt, so they waver in their doubt.

Amatul Rahman Omar

They alone will beg leave of you who do not believe in Allâh and the Last Day and whose hearts are full of doubts, so overwhelmed by their doubts they waver.

Arthur John Arberry

They only ask leave of thee who believe not in God and the Last Day, those whose hearts are filled with doubt, so that in their doubt they go this way and that.

Bijan Moeinian

The only people who make such requests are those who do not really believe in God and the Last Day and their hearts are filled with doubts. Their doubts have caused them to be confused.

E. Henry Palmer

It is only those who believe not in God and in the last day who beg off from thee, and those whose hearts are in doubt, and in their doubt do hesitate.

Edip-Layth

Those who ask leave are the ones who do not acknowledge God and the Last day, and their hearts are in doubt. In their doubts they are wavering.

George Sale

Verily they only will ask leave of thee to stay behind, who believe not in God and the last day, and whose hearts doubt concerning the faith: Wherefore they are tossed to and fro in their doubting.

Hamid S. Aziz

It is only those who believe not in Allah and in the Last Day who beg leave from you, and those whose heart have doubts, and in their doubt do waver.

Mahmoud Ghali

They only ask permission of you who do not believe in Allah and the Last Day, and whose hearts are filled with suspicion, so that in their suspicion they waver. .

Marmaduke Pickthall

They alone ask leave of thee who believe not in Allah and the Last Day, and whose hearts feel doubt, so in their doubt they waver.

Mohamed Ahmed - Samira

Only they ask (for leave) who do not believe in God and the Last Day, whose hearts are full of doubt; and doubting they waver (between gain and loss).

Muhammad Asad

only those ask thee for exemption who do not [truly] believe in God and the Last Day and whose hearts have become a prey to doubt, so that in their doubting they waver between one thing and another.

Mustafa Khattab

No one would ask for exemption except those who have no faith in Allah or the Last Day, and whose hearts are in doubt, so they are torn by their doubts.

Progressive Muslims

Those who ask leave are the ones who do not believe in God and the Last Day, and their hearts are in doubt. In their doubts they are wavering.

Sahih International

Only those would ask permission of you who do not believe in Allah and the Last Day and whose hearts have doubted, and they, in their doubt, are hesitating.

Sam Gerrans

There but ask leave of thee those who believe not in God and the Last Day, and whose hearts doubt, so they in their doubt are wavering.

Shabbir Ahmed

Only those ask your leave (O Prophet) who do not truly believe in Allah and the Last Day. Their hearts feel doubt, and in their doubt they waver.

Syed Vickar Ahamed

It is only those who do not believe in Allah and the Last Day ask you for exemption and in whose hearts is doubt, so that they are thrown from one side to another in their doubt.

Taqi Usmani

Only those people ask you to be excused who do not believe in Allah and in the Last Day and whose hearts are in doubt; so they are wavering in their doubt.

The Monotheist Group

Those who ask leave are the ones who do not believe in God and the Last Day, and their hearts are in doubt. In their doubts they are wavering.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne te demandent permission que ceux qui ne croient pas en Allah et au Jour dernier, et dont les cœurs sont emplis de doute. Ils ne font quʹhésiter dans leur incertitude.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Lê belê, ew ên ku bi Xwedê û roja axretê bawerî nayînin û der barê dîn de dilên wan ketiye gumanê û her ew di nav gumanan de bi sergêjane diçin û tên, ji te destûrê dixwazin (da ku neçine şer).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Slechts zij die niet in God en de laatste dag geloven vragen jou om ontheffing. En hun harten verkeren in twijfel; dus aarzelen zij in hun twijfel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, zij alleen zullen u verlof vragen, die niet in God en den jongsten dag gelooven en wier harten nopens het geloof twijfelen; terwijl zij in hunnen twijfel heen en weder worden geslingerd.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, degenen die niet in Allah en de I.aatste Dag geloven vragen jou om vrijstelling en (zij zijn degenen) wiens harten twijfelen waardoor zij in hun twijfel heen en weer geslingerd worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Просят у тебя (Пророк) позволения (чтобы не выходить в военный поход) лишь те, которые не веруют в Аллаха и в Последний день и сердца которых усомнились (в истинности Ислама, с которым ты пришел к ним), – и они в своем сомнении колеблются [пребывают в замешательстве].

Rusça — Osmanov

У тебя просят дозволения [не выступать в поход только] те, которые не веруют в Аллаха и в Судный день и в сердцах которых - сомнение [в вере]. И по причине сомнения своего пребывают они в замешательстве.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Inga utom de som inte tror på Gud och den Yttersta dagen och är osäkra i sitt inre och vacklar mellan olika ståndpunkter, ber dig om befrielse.