Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.

قَالَ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا اِنَّا بِالَّذِي اٰمَنْتُمْ بِهِ كَافِرُونَ

ḳāle (e)lleƶīne stekberū innā bi(e)lleƶī āmentum bihi kāfirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslayan(lar)
4اِنَّاinnāşüphesiz biz
5بِالَّذِيbi(e)lleƶī
6اٰمَنْتُمْāmentumا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamansizin inandığınızı
7بِهِbihikendisine
8كَافِرُونَkāfirūneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenleriz

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O ululanmak isteyenler, o kibirliler, dediler ki: Hiç şüphe yok ki biz, sizin inandıklarınızı inkâr ettik, kâfir olduk.

Adem Uğur

Büyüklük taslayanlar dediler ki: "Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz."

Ahmed Hulusi

O kendini beğenmiş kibirliler: "Gerçek ki, biz sizin o iman ettiğinizi, inkar edenleriz" dediler.

Ahmet Tekin

Büyüklük taslayan serkeş zorbalar ise: 'Biz, sizin inandığınız şeyleri inkâr ediyoruz' dediler.

Ahmet Varol

Bunun üzerine büyüklenenler: 'Biz de sizin iman ettiğinizi inkar edenleriz' dediler.

Ali Bulaç

Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: "Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız."

Ali Fikri Yavuz

O kibirlenerek iman etmiyenler, “ - Doğrusu biz, o sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr eden kâfirleriz.” dediler.

Ali Rıza Safa

Büyüklük taslayanlar, şöyle dediler: "Aslında, sizin inandığınız şeyi inkar ediyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Büyüklük taslayanlar, "Biz de sizin inandığınızı inkar edenleriz" dediler.

Bekir Sadak

(76-77) Buyukluk taslayanlar, «Sizin inandiginizi biz inkar ediyoruz» dediler ve disi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruguna bas kaldirdilar, «Ey Salih, eger sen peygambersen bizi tehdit ettigin azaba ugrat bakalim» dediler.

Celal Yıldırım

(76-77) Büyüklük taslayanlar, «biz sizin imân ettiğiniz şeyi inkâr ediyoruz» dediler ve o yüzden devenin bacaklarını kesip onu yere devirdiler de Rablarının buyruğuna baş kaldırıp tuğyan ettiler ve: «Ey Salih ! Eğer (cidden) peygamberlerden isen bizi tehdîd edip durduğun azabı haydi getir görelim» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Büyüklük taslayanlar ise, “Biz de sizin inandığınızı inkâr ediyoruz” diye karşılık verdiler.

Diyanet İşleri

Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

(76-77) Büyüklük taslayanlar, 'Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz' dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, 'Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım' dediler.

Diyanet Vakfi

Büyüklük taslayanlar dediler ki: «Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Büyüklük taslayanlar: «Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O kibirlerine yediremeyenler: "Doğrusu biz, sizin inandığınız şeye inanmıyoruz!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kibirlerine yediremiyenler doğrusu, dediler: biz o sizin iyman ettiğiniz şeye kafirleriz

Erhan Aktaş

Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak küfredenleriz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak inkar edenleriz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Büyüklük taslayan kimseler de dediler ki: "Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi kesin olarak küfredenlerdeniz."

Fizilal-il Kuran

Kendini beğenmişler de onlara 'Biz sizin inandığınızı inkâr ediyor, reddediyoruz' dediler.

Gültekin Onan

Büyüklenenler (şöyle) dedi: "Biz de gerçekten sizin inandığınıza küfredenleriz."

Hamdi Döndüren

Büyüklük taslayanlar dediler ki: “Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!”

Hasan Basri Çantay

(Yine) o kibirlenen kimseler: "Biz, doğrusu o sizin iman etdiğinizi inkar ile kafir olanlarız" dedi (ler).

Hasib Asutay

Büyüklük taslayanlar dediler ki: 'Doğrusu biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz.'

Hayrat Neşriyat

O büyüklük taslayanlar: 'Doğrusu biz (de sizin) kendisine îmân ettiğiniz şeyi inkâr eden kimseleriz!' dedi(ler).

İbni Kesir

Büyüklük taslayanlar dediler ki: Biz, doğrusu sizin iman ettiğinizi inkar edenleriz.

Mehmet Okuyan

Kibirlenenler “Biz sizin inandığınız şeyleri inkâr ediyoruz!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Büyüklük peşinde olanlarsa: "Bakın" dediler, "sizin o kadar emin olduğunuz şeyi biz asla doğru bulmuyoruz!"

Mustafa İslamoğlu

Büyüklük taslayanlarsa: "Biz" dediler, "Sizin iman etmeye değer bulduğunuz şeyin inkarcısıyız!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Kendilerini büyük görenler ise dedi ki: «Biz muhakkak sizin o imân ettiğiniz şeye kâfirleriz.»

Ömer Öngüt

Büyüklük taslayanlar: “Biz sizin inandığınızı inkâr edenleriz. ” dediler.

Suat Yıldırım

O kibirlenenler ise, "Doğrusu, biz sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr ediyoruz." dediler.

Süleyman Ateş

Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkar edenleriz!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerini büyük görenler: "Biz de sizin inandıklarınızı yok sayıyoruz" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerini büyük görenler: "Biz de sizin inancınızı tanımıyoruz" dediler.

Şaban Piriş

Büyüklük taslayanlar ise: -Biz de sizin iman ettiklerinizi tanımıyoruz, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: «Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız.»

Ümit Şimşek

Büyüklük taslayanlar ise, 'Sizin inandığınız şeyi biz reddediyoruz' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kibre sapanlar şöyle konuştu: "Biz sizin inandığınızı inkar edenleriz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Təkəbbür göstərən başçılar dedilər: “Həqiqətən, biz sizin inandığınızı inkar edirik”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Təkəbbür üzündən iman gətirməyi) özlərinə ar bilənlər: ″Sizin inandığınıza (Salehin peyğəmbərliyinə) biz inanmırıq!″ – dedilər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Überheblichen erklärten: ʺWir aber leugnen das, wozu ihr euch bekannt habt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da sagten die Hochmütigen: ʺWahrlich, wir verleugnen das, an das ihr glaubt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen, die sich in Arroganz erhoben haben, sagten: ʺGewiß, wir betreiben Kufr dem gegenüber, woran ihr den Iman verinnerlicht habt.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But those who proudly deny just requests said: " We refuse, to acknowledge or give credence to what you have accepted with consenting minds! "

Abdul Haleem

but the arrogant leaders said, ‘We reject what you believe in,’

Abdullah Yusuf Ali

The Arrogant party said: "For our part, we reject what ye believe in."

Abul A'la Maududi

The haughty ones remarked. 'Most certainly we disbelieve in that which you believe.'

Aisha Bewley

Those who were arrogant said, ‘We reject Him in whom you have iman. ’

Al-Hilali & Khan

Those who were arrogant said: "Verily, we disbelieve in that which you believe in."

Ali Quli Qarai

Those who were arrogant said, ‘We indeed disbelieve in what you have believed. ’

Amatul Rahman Omar

Those who considered themselves great and strong said (scornfully), `Lo! we are disbelievers in that which you believe in. '

Arthur John Arberry

Said the ones who waxed proud, 'As for us, we are unbelievers in the thing in which you believe. '

Bijan Moeinian

Those who were suffering from [the disease of] pride said: "We disbelieve what you believe in. "

E. Henry Palmer

Said those who were big with pride, 'Verily, in what ye do believe we disbelieve. '

Edip-Layth

Those who were arrogant said, "We reject what you acknowledge!"

George Sale

Those who were elated with pride replied, verily we believe not in that wherein ye believe.

Hamid S. Aziz

The arrogant scornfully said, "Verily, we disbelieve in what you believe. "

Mahmoud Ghali

The ones who waxed proud said, "Surely in that which you believe, we are disbelievers. "

Marmaduke Pickthall

Those who were scornful said: Lo! in that which ye believe we are disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who were arrogant answered: "We do not believe in what you believe. "

Muhammad Asad

[But] the arrogant ones said: "Behold, what you have come to believe in we refuse to regard as true!"

Mustafa Khattab

The arrogant said, "We surely reject what you believe in."

Progressive Muslims

Those who were arrogant said: "In that which you believe, we reject!"

Sahih International

Said those who were arrogant, "Indeed we, in that which you have believed, are disbelievers. "

Sam Gerrans

Said those who had waxed proud: “We are deniers of that in which you believe.”

Shabbir Ahmed

(The arrogant leaders and the feudal lords could see their vested interests getting hit, so they decided to reject the Divine Message. ) The arrogant ones said to the believers, "We reject what you believe in."

Syed Vickar Ahamed

The proud ones said: "As our part, we reject what you believe in. "

Taqi Usmani

The haughty people said, "As for us, we disbelieve in what you believe."

The Monotheist Group

Those who were arrogant said: "In that which you believe, we reject!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui sʹenflaient dʹorgueil dirent: ʺNous, nous ne croyons certainement pas en ce que vous avez cruʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku xwe mezin didêran digotin: Bêguman ew peyxama ku we pê bawerî aniye, em pê nebawer in.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die hoogmoedig waren zeiden: ʺWij hechten geen geloof aan wat jullie geloven.ʺ

Hollandaca — Siregar

Degenen die hoogmoedig waren, zeiden: ʺVoorwaar, wij geloven niet in hetgeen waarin jullie geloven.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали те, высокомерно которые превозносились: «Поистине, мы не веруем в то, во что вы уверовали!»

Rusça — Osmanov

Гордецы же сказали: ʺВоистину, мы отвергаем то, во что вы веруетеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Men) de högmodiga äldste sade: ʺVi förnekar (sanningen i) det som ni tror på.ʺ