Allah, dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız."

قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ

ḳāle fīhā teHyevne ve fīhā temūtūne ve minhā tuḣracūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2فِيهَاfīhāorada
3تَحْيَوْنَteHyevneح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekyaşayacaksınız
4وَفِيهَاve fīhāve orada
5تَمُوتُونَtemūtūneم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızöleceksiniz
6وَمِنْهَاve minhāve yine oradan
7تُخْرَجُونَtuḣracūneخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkarılacaksınız

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Orada dirileceksiniz dedi, orada öleceksiniz ve orada dirilip mezardan çıkarılacaksınız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Orada dirileceksiniz dedi, orada öleceksiniz ve orada dirilip mezardan çıkarılacaksınız.

Adem Uğur

Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çıkarılacaksınız dedi.

Ahmed Hulusi

"Orada yaşayıp, orada öleceksiniz ve ondan (bedenden) çıkarılacaksınız" dedi.

Ahmet Tekin

'Orada yaşayacaksınız. Orada öleceksiniz. Oradan diriltilip çıkarılacaksınız.' buyurdu.

Ahmet Varol

(Yine) 'Orada yaşar, orada ölür ve oradan çıkarılırsınız' dedi.

Ali Bulaç

Dedi ki: "Orda yaşayacak, orda ölecek ve ordan çıkarılacaksınız."

Ali Fikri Yavuz

Allah buyurdu ki, orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan dirilip çıkarılacaksınız.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız!"

Bayraktar Bayraklı

"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız" dedi.

Bekir Sadak

"Orada yasar, orada olur ve oradan dirilip cikarilirsiniz» dedi.*

Celal Yıldırım

«Orada yaşar, orada ölür ve oradan (tekrar dirilip) çıkarılırsınız» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan diriltilip çıkarılacaksınız” dedi.

Diyanet İşleri

Allah, dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız."

Diyanet İşleri (eski)

'Orada yaşar, orada ölür ve oradan dirilip çıkarılırsınız' dedi.

Diyanet Vakfi

«Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

"Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan dirilip çıkarılacaksınız." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buyurdu ki onda yaşıyacaksınız ve onda öleceksiniz ve ondan çıkarılacaksınız

Erhan Aktaş

De ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

Fizilal-il Kuran

Orada yaşayacak, orada ölecek ve tekrar diriltilerek oradan çıkarılacaksınız.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız."

Hamdi Döndüren

“Artık orada yaşar, orada ölür ve oradan diriltilip çıkarılırsınız.”

Hasan Basri Çantay

Dedi ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan (dirilib) çıkarılacaksınız".

Hasib Asutay

Orada (yeryüzünde) yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız' dedi.

Hayrat Neşriyat

'Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!' buyurdu.

İbni Kesir

Buyurdu ki: Orada yaşar, orada ölür ve oradan çıkarılırsınız.

Mehmet Okuyan

“Orada yaşayacak; orada ölecek ve oradan (diriltilip) çıkartılacaksınız.” demişti.

Muhammed Esed

Orada yaşayacak ve öleceksiniz" diye ekledi, "ve (Kıyamet Günü) oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!"

Mustafa İslamoğlu

(Ve) dedi ki: "Orada yaşayacak ve orada öleceksiniz; nihayet oradan (ahiret yolculuğuna) çıkarılacaksınız."

Ömer Nasuhi Bilmen

Buyurdu ki: «Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınızdır.»

Ömer Öngüt

“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız. ” dedi.

Suat Yıldırım

(24-25) Buyurdu ki: "Birbirinize düşman olarak inin! Size dünyada bir süreye kadar kalma ve yararlanma imkânı veriyorum. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan çıkarılacaksınız."

Süleyman Ateş

"Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

(Allah) Dedi ki: "Burada yaşayacaksınız, burada öleceksiniz, (tekrar diriltilip) yine buradan çıkarılacaksınız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Allah) Dedi ki "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan çıkarılacaksınız."

Şaban Piriş

Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Orda yaşayacak, orda ölecek ve ondan çıkarılacaksınız.»

Ümit Şimşek

'Orada yaşar, orada ölür, oradan çıkarılırsınız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Buyurdu: "Orada hayat bulacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah dedi: “Siz orada yaşayacaq, orada öləcək və oradan çıxarılacaqsınız”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allah) buyurdu: ″Orada yaşayacaq, orada öləcək və oradan (dirilib) çıxarılacaqsınız!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sprach: ʺDort sollt ihr leben und sterben, und von dort werdet ihr zum Jüngsten Tag geholt werden.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er (Allah) sagte: ʺAuf ihr werdet ihr leben, und auf ihr werdet ihr sterben, und aus ihr werdet ihr hervorgebracht werden.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sprach: ʺAuf ihr sollt ihr leben, und auf ihr sollt ihr sterben, und aus ihr werdet ihr (wieder) hervorgebracht werden.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

ER sagte: ʺDarauf werdet ihr leben und darauf werdet ihr sterben und daraus werdet ihr hervorgebracht.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Therein shall you live, and within there shall you die, and therefrom shall you be resurrected".

Abdul Haleem

He said, ‘There you will live; there you will die; from there you will be brought out.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Therein shall ye live, and therein shall ye die; but from it shall ye be taken out (at last)."

Abul A'la Maududi

He continued: 'You shall live there, and there shall you die, and from it you shall be raised to life.'

Aisha Bewley

He said, ‘On it you will live and on it die and from it you will be brought forth. ’

Al-Hilali & Khan

He said: "Therein you shall live, and therein you shall die, and from it you shall be brought out (i.e. resurrected)."

Ali Quli Qarai

He said, ‘In it you will live, and in it you will die; and from it you will be raised [from the dead]. ’

Amatul Rahman Omar

And (He added), `In this (very universe) you shall live and therein you shall die and from it you shall be brought forth (in the Hereafter). '

Arthur John Arberry

Said He, 'Therein you shall live, and therein you shall die, and from there you shall be brought forth. '

Bijan Moeinian

The Lord added: "On earth you will live, on earth you will die and from earth you will be raised. "

E. Henry Palmer

He said, 'Therein shall ye live and therein shall ye die, from it shall ye be brought forth. '

Edip-Layth

He said, "In it you will live and in it you will die, and from it you will be brought forth."

George Sale

He said, therein shall ye live, and therein shall ye die, and from thence shall ye be taken forth at the resurrection.

Hamid S. Aziz

He said, "Therein shall you live and therein shall you die, from it shall you be brought forth at last. "

Mahmoud Ghali

Said He, "Therein you will live, and therein you will die, and there from you will be brought out. "

Marmaduke Pickthall

He said: There shall ye live, and there shall ye die, and thence shall ye be brought forth.

Mohamed Ahmed - Samira

You will live there, and there will you die," He said, "and be raised from there (On the Day of Doom). "

Muhammad Asad

there shall you live" - He added - "and there shall you die, and thence shall you be brought forth [on Resurrection Day]!

Mustafa Khattab

He added, "There you will live, there you will die, and from there you will be resurrected."

Progressive Muslims

He said: "In it you will live and in it you will die, and from it you will be brought forth. "

Sahih International

He said, "Therein you will live, and therein you will die, and from it you will be brought forth. "

Sam Gerrans

He said: “On it will you live, and on it will you die, and from it will you be brought forth.”

Shabbir Ahmed

He said, "You shall live in the earth and die there and be resurrected from there. " (In the meantime they could regain their lost paradise if they followed the Divine Commands (2:213)).

Syed Vickar Ahamed

He said: "You shall live there, and there you shall die; But you shall be taken out of it (the earth). "

Taqi Usmani

(Further) He said, "There you shall live and there you shall die, and from there you shall be raised again."

The Monotheist Group

He said: "In it you will live and in it you will die, and from it you will be brought forth."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺLà, dit (Allah), vous vivrez, là vous mourrez, et de là on vous fera sortir.ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Xwedê) got: Hûn ê li ser erdê bijîn û hûn ê lê bimirin û (ji bo hesabdayînê) hûn ê jê bên deranîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺOp haar zullen jullie leven, op haar zullen jullie sterven en uit haar zullen jullie tevoorschijn gebracht worden.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij zeide: Daarop zult gij leven en sterven, en eens zult gij daarvan verdwijnen.

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺDaarop zullen jullie leven en daarop zullen jullie sterven en daaruit zullen jullie tevoorschijn worden gebracht.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Аллах) сказал (Адаму и Хавве и их потомству): «На ней [на земле] вы будете жить, и на ней будете умирать, и из нее будете выведены (в День Суда)».

Rusça — Osmanov

[Еще] Он сказал: ʺНа земле вы будете жить, на ней будете умирать и из нее восстанете [в День воскресения].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Och Han) sade: ʺDär skall ni leva och där skall ni dö och ur denna (jord) skall ni kallas att stiga fram (på nytt).ʺ