Onların mallarından Allah'ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.

وَمَا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهِ مِنْهُمْ فَمَا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَاءُ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

ve mā efā'e (a)llahu ǎlā rasūlihi minhum fe mā evceftum ǎleyhi min ḣaylin ve lā rikābin ve lākinne (a)llahe yuselliTu rusulehu ǎlā men yeşā'u ve(a)llahu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve şey ise
2اَفَٓاءَefā'eف ي اGeri dönmek, geri gitmek, (yeminden) vazgeçmek, yetki altına almak, yerini değiştirmek, kaydırmak, (gölgeyi) döndürmek. Gölge, savaş kazancı, savaş esiri.verdiği
3اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
4عَلٰىǎlā
5رَسُولِهِrasūlihiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleElçisine
6مِنْهُمْminhumonlardan (ganimetlerden)
7فَمَاfe mā
8اَوْجَفْتُمْevceftumو ج فKalbin atması, acı verici şekilde çarpmak, zorlamak, dürtmek (örneğin bir hayvanı daha hızlı gitmesi için). Ajite olmak, çok rahatsız durumda olmak, çarpıntı yapmak, koşmak.siz sürmediniz
9عَلَيْهِǎleyhionun üzerine
10مِنْmin
11خَيْلٍḣaylinخ ي لBir şey hakkında düşünmek veya fikir sahibi olmak, tahmin etmek veya hayal etmek, aksamak veya duraksamak, hafif topallık, bir şeyi zihinde canlandırmak (imge oluşturmak), algılamak veya keşfetmek, şüphe veya kuşku uyandırmak, bir kavga durumunda korkak veya zayıf kalpli olmak [ve böylece kararlı veya istikrarlı hareket etmemek], korkaklık nedeniyle insanlardan veya bir gruptan geri durmak, gurur ve kendini beğenmişlikte biriyle rekabet etmek/yarışmak/taklit etmek (onun yaptığını yapmak), şüpheli/karışık/belirsiz, bitki veya otla kaplanmak (arazi), devam etmek veya uzaklaşmak, nüfuz edici bir enerjiyle hareket etmek (çabuk olmak), gururlu veya kibirli davranmak, gurur veya kendini beğenmişlikle yürümek, kalp ve bedence zayıf, aşk bağından uzak olmak (eşi olmamak).bir at
12وَلَاve lāve ne de
13رِكَابٍrikābinر ك بBinmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir hayvanın binmek için kullanılması. Mutarakibun - yığın halinde, birbiri üzerine binmiş, sık büyüyen, küme üstüne küme, katman katman. Tarkabunna - geçmek, yükselmek, yukarı çıkmak.deve
14وَلٰكِنَّve lākinnefakat
15اللّٰهَ(a)llaheAllah
16يُسَلِّطُyuselliTuس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmakmusallat eder
17رُسُلَهُrusulehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleonun resulleri
18عَلٰىǎlāüzerine
19مَنْmenkimselerin
20يَشَاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediği
21وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
22عَلٰىǎlāüzerine
23كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
24شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
25قَدِيرٌḳadīrunق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışkadirdir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Allah'ın, onların mallarından, Peygamberine verdiği şeyler için siz, gerçekten de ne deve sürdünüz, ne at oynattınız ve fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üstüne atıp üstün eder ve Allah'ın, her şeye gücü yeter.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Allahʼın, onların mallarından, Peygamberine verdiği şeyler için siz, gerçekten de ne deve sürdünüz, ne at oynattınız ve fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üstüne atıp üstün eder ve Allahʼın, her şeye gücü yeter.

Adem Uğur

Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.

Ahmed Hulusi

Allah'ın onlardan Rasulüne verdiği ganimete gelince, siz onun için ne bir at koşturdunuz ve ne de bir deveye bindiniz! Ne var ki Allah, Rasullerini dilediği kimsenin üzerine yönlendirir! Allah her şey üzerine Kaadir'dir.

Ahmet Tekin

Allah’ın, zahmet çektirmeden onlardan alıp peygamberinin tasarrufuna verdiği ganimetler için, siz at ve deve koşturup yorulmuş değilsiniz. Fakat Allah rasullerini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak iradesinin tecellisine tabi kimseler üzerinde, savaşmadan da hakimiyet kurdurur. Allah’ın gücü kudreti her şeye yeter.

Ahmet Varol

Allah'ın, onlardan Peygamber'ine verdiği ganimet(e gelince); [3] siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve. Ancak Allah elçilerini dilediklerinin üzerine musallat eder. Allah her şeye güç yetirendir.

Ali Bulaç

Onlardan Allah'ın elçisine verdiği "fey'e" gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, her şeye güç yetirendir.

Ali Fikri Yavuz

Allah’ın, onların (Nadir Oğullarının) mallarından Peygamberine verdiği ganimete gelince: Siz ona ne at koşturdunuz, ne deve... Fakat Allah peygamberlerini, dilediği kimselere musallat eder. Allah her şeye kâdirdir.

Ali Rıza Safa

Ve Allah'ın, onlardan alarak Kendi elçisine aktardıklarına gelince; onun için at veya deve sürmüş değilsiniz. Fakat Allah, dilediği kimselerin üzerine, Kendi elçilerini gönderir. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın onların mallarından Peygamberine verdiği ganimetlere gelince; siz bu malları elde etmek için ne at koşturdunuz, ne de deve. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselere galip kılar. Allah'ın gücü her şeye yeter.

Bekir Sadak

Ey inananlar! Onlarin mallarindan, Allah'in peygamberine verdigi seyler icin siz ne at ve ne de deve surdunuz; fakat Allah peygamberlerine, diledigi kimselere karsi ustunluk verir. Allah herseye Kadir'dir.

Celal Yıldırım

Allah'ın kendi Peygamberine onlardan (alıp verdiği) ganimete karşı siz ne at sürdünüz, ne deve yürüttünüz. Ama Allah, Peygamberini dilediği kimselerin üzerine gönderip O'na üstünlük sağlar. Allah'ın kudreti her şeye yeter.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah’ın onlardan alıp resulüne fey‘ olarak verdikleri için siz at veya deve koşturmuş değilsiniz. Ama Allah elçilerini dilediği kimselere üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.

Diyanet İşleri

Onların mallarından Allah'ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.

Diyanet İşleri (eski)

Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdiği şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah herşeye Kadir'dir.

Diyanet Vakfi

Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın onlardan peygamberine tahvil buyurduğu (verdiği) fey'e (gelire) gelince siz ona ne at sürdünüz, ne de deve. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere musallat kılar. Allah, herşeye gücü yetendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın Resulüne onlardan tahvil buyurduğu fey'e gelince siz ona ne at debrettiniz ne rikab velakin Allah Resullerini dilediği kimselere musallat kılar ve Allah her şey'e kadirdir

Erhan Aktaş

Allah'ın Resul'üne verdiği fey'e gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve! Fakat Allah; Resul'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın Resul'üne verdiği fey'e gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve! Fakat Allah; Resul'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın Rasul'üne verdiği fey'e gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve! Fakat Allah; Rasul'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın onların mallarında Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deveye binip onları sürmüş değilsiniz. Fakat Allah, Peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah herşeye kadirdir.

Gültekin Onan

Onlardan Tanrı'nın elçisine verdiği feye gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at ne deve sürdünüz. Ancak Tanrı, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Tanrı, her şeye güç yetirendir.

Hamdi Döndüren

Allah’ın onlardan elçisine verdiği fey’e (ganimet) gelince, siz onun üzerine ne at ne de deve sürmüş değilsiniz; ama Allah, elçilerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Çünkü Allah her şeye gücü yetendir.

Hasan Basri Çantay

Allahın onlar (ın malların) dan peygamberine verdiği "feyi" (e gelince:) Siz bunun üzerine ne ata, ne deveye binib koşmadınız. Fakat Allah peygamberlerini dileyeceği kimselere musallat eder. Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

Hasib Asutay

Allah'ın onlar (ın malların)dan peygamberine verdiği 'fey' (3) için ne at ve ne de deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye güç yetirendir. (3. 'Fey ' meşakkatsiz alınan ganimet demektir.)

Hayrat Neşriyat

Allah’ın, onlar(ın malların)dan Resûlüne verdiği ganîmete gelince, (siz) onun üzerine ne at sürdünüz, ne de deve! (Onu kolayca elde ettiniz!) Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere musallat eder. Çünki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.

İbni Kesir

Allah'ın peygamberine verdiği fey'e gelince; siz onun için ne bir at, ne de bir deve sürdünüz. Fakat Allah; peygamberine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah; her şeye kadirdir.

Mehmet Okuyan

Allah’ın, onlardan (mallardan sorumluluğunu Elçisine) verdiği şeyler (fey'ler) için siz at ve deve koşturmamıştınız. Fakat Allah elçilerini dilediği kişilere üstün kılar. Allah her şeye gücü yetendir.

Muhammed Esed

Yine (hatırlayın!) Düşmandan (ganimet olarak) ne alındıysa Allah hepsini Elçisi'ne devretti, onu (elde etmek) için at veya deve sevk etmek zorunda kalmadınız ama Allah elçilerini kimi dilediyse onlara üstün kılar; Allah dilediğini yapmaya kadirdir.

Mustafa İslamoğlu

Yine Allah'ın, o kimselerden alıp Elçisi'nin tasarrufuna verdiği kansız ve zahmetsiz savaş gelirleri; üstelik (onu ele geçirmek için) ne atlı ne de develi akınlar düzenlemiş de değildiniz; ne var ki Allah, elçilerini dilediğinin başına sarar: ve Allah her şeye güç yetirendir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Allah'ın Peygamberine onlardan bilâharp bir ganîmet malı olarak ne verdiğine gelince, siz onun üzerine ne attan ve ne de deveden bir şey koşturmadınız. Fakat Allah, Peygamberlerini dilediği kimselere musallat kılar ve Allah her şey üzerine bihakkın kâdirdir.

Ömer Öngüt

Allah'ın onların mallarından Peygamber'ine Fey' olarak verdiği şeyler için siz ne bir at, ne de bir deve sürdünüz. Fakat Allah, Peygamber'ini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kâdirdir.

Suat Yıldırım

Allah’ın, daha önce onlara ait olup Peygamberine ganimet olarak nasib ettiği mallara gelince, siz onun için ne at, ne de deve koşturmadınız. Fakat Allah, resullerini dilediği kimselere, savaş külfeti ve zahmeti olmaksızın galip getirir. Allah her şeye kadirdir.

Süleyman Ateş

Allah'ın, onlardan Elçisine verdiği ganimetlere gelince, siz (onu elde etmek için) onun üzerine ne at ne de deve sürdünüz. Fakat Allah, elçilerini, dilediği kimselerin üzerine salar (onlara üstün getirir). Allah her şeyi yapabilir.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın, elçisine fey olarak verdiği şeyler için siz ne at sürdünüz ne deve. Ama Allah, elçilerini tercih ettiği kimselerin üzerine hakim kılar. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Allah'ın elçisine fey olarak verdiği şeyler için siz, ne at ne de deve koşturdunuz . Ama Allah, elçilerini, tercih ettiği kimselere üstün kılar. Allah, her şeye ölçü koyar.

Şaban Piriş

Allah'ın onların mallarından peygambere verdiği şeyler için siz ne at ne de deve koşturdunuz. Fakat Allah, Peygamberine dilediğine karşı üstünlük verir. Allah'ın her şeye gücü yeter.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan Allah'ın peygamberine verdiği «fey'e» gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, kendi elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, her şeye güç yetirendir.

Ümit Şimşek

Onlardan Allah'ın Peygamberine verdiği mallara gelince, siz bunları elde etmek için at veya deve koşturmadınız. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselerin üzerine gönderir. Çünkü Allah herşeye hakkıyla kadirdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın onlardan resulüne aktardığı ganimetlere gelince, siz onun için ne at bindiniz ne deve sürdünüz; ama Allah, resullerini dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeyi yapmakta sonsuz kudret sahibidir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allahın Öz Elçisinə onlardan verdiyi qənimətlərə tərəf siz nə at, nə də dəvə sürdünüz. Lakin Allah Öz elçilərini istədiyi kəslər üzərində hakim edir. Allah hər şeyə qadirdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey möʼminlər!) Allahın onların (Bəni Nəzər qəbiləsinin) mallarından Öz Peyğəmbərinə verdiyi qənimət üçün siz onların üstünə nə at, nə də dəvə sürdünüz. Lakin Allah Öz peyğəmbərini istədiyi kimsələr üzərində hakim edər. Allah hər şeyə qadirdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Faiʹ-Beute, die Gott dem Gesandten von ihrem Hab und Gut bescherte, hat euch weder Pferde noch Kamele aufzubieten gekostet. Gott gibt Seinem Gesandten die Oberhand über wen Er will. Gottes Allmacht umfaßt alles.

Almanca — Der Edle Quran

Und für das, was Allah Seinem Gesandten von ihnen als kampflose Beute zugeteilt hat, habt ihr weder Pferde noch Reitkamele in Trab gebracht, sondern Allah gibt Seinen Gesandten Gewalt, über wen Er will. Und Allah hat zu allem die Macht.

Almanca — M. A. Rassoul

Und was Allah Seinem Gesandten als Beute von ihnen gegeben hat - ihr brauchtet weder Pferde noch Kamele dazu aufzubieten; aber Allah gibt Seinen Gesandten Gewalt über wen Er will; und Allah hat Macht über alle Dinge.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und das, was ALLAH Seinem Gesandten von ihnen zur Beute machte, dafür habt ihr weder Pferde noch Reitkamele rennen lassen. Doch ALLAH läßt Seine Gesandten gegen diejenigen vorgehen, die ER will. Und ALLAH ist über alles allmächtig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And what Allah has bestowed on His Messenger of the resources gained from the enemy, you Muslims did not win through war by your mounted troops or by swordsmen, hut Allah incites His Messenger against whom He will, and Allah is Qadirun (Omnipotent) over all things.

Abdul Haleem

You [believers] did not have to spur on your horses or your camels for whatever gains God turned over to His Messenger from them. God gives authority to His messengers over whoever He will: God has power over all things.

Abdullah Yusuf Ali

What Allah has bestowed on His Messenger (and taken away) from them - for this ye made no expedition with either cavalry or camelry: but Allah gives power to His messengers over any He pleases: and Allah has power over all things.

Abul A'la Maududi

Whatever Allah has taken away from them and bestowed (as spoils) on His Messenger for which you spurred neither horses nor camels; but Allah grants authority to His Messengers over whomsoever He pleases. Allah has power over everything.

Aisha Bewley

Whatever booty from them Allah has given to His Messenger – and you spurred on neither horse nor camel in its acquisition, but Allah gives power to His Messengers over anyone He wills, Allah has power over all things –

Al-Hilali & Khan

And what Allâh gave as booty (Fai’) to His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) from them, for this you made no expedition with either cavalry or camelry. But Allâh gives power to His Messengers over whomsoever He wills. And Allâh is Able to do all things.

Ali Quli Qarai

The spoils that Allah gave to His Apostle from them, you did not spur any horse for its sake, nor any riding camel, but Allah makes His apostles prevail over whomever He wishes, and Allah has power over all things.

Amatul Rahman Omar

Whatever (property and goods) Allâh has given as spoils to His Messenger (and taken away) from these (enemies after they had made preparation for war against the Muslims, is of God's grace). You made no expedition with either cavalry or camelry for (the attainment of) this. Rather the fact is that Allâh gives His Messengers authority over whom He will. Allâh is Possessor of every prudential power to do all things desired (by Him).

Arthur John Arberry

And whatever spoils of war God has given unto His Messenger from them, against that you pricked neither horse nor camel; but God gives authority to His Messengers over whomsoever He will. God is powerful over everything.

Bijan Moeinian

Any property that God took out from their [the Jewish clan of Bani an-Nadir] possession and gave to His Messenger was not in account of your foot soldiers or cavalrymen war effort. God is behind all forces that He sends against whoever He wills. God has power to do everything He wants.

E. Henry Palmer

and as for the spoils that God gave to His Apostle from these (people) ye did not press forward after them with horse or riding camel; but God gives His Apostle authority over whom He pleases, for God is mighty over all!

Edip-Layth

What God provided to His messenger, without you having to battle for it on horses or on foot, was because God sends His messengers against whomever He wills. God is capable of all things.

George Sale

And as to the spoils of these people which God hath granted wholly to this apostle, ye did not push forward any horses or camels against the same; but God giveth unto his apostles dominion over whom He pleaseth: For God is almighty.

Hamid S. Aziz

And whatever Allah bestowed (as advantage or booty) on His Messenger from them, you did not press forward against it any horse or riding camel but Allah gives authority to His Messengers against whom He wills, and Allah has power over all things.

Mahmoud Ghali

And whatever (spoils) Allah has conceded His Messenger from them, then in no way did you (The pronoun is plure) agitate either horses or riding beasts; (i. e., you did not use cavalry or comelry to take spoils) but Allah gives authority to His Messengers over whomever He decides; and Allah is Ever-Determiner over everything.

Marmaduke Pickthall

And that which Allah gave as spoil unto His messenger from them, ye urged not any horse or riding-camel for the sake thereof, but Allah giveth His messenger lordship over whom He will. Allah is Able to do all things.

Mohamed Ahmed - Samira

You did not charge with horse or camel for whatever (spoils) God gave His Apostle from them. In any case, God gives authority to His Apostle over whomsoever He please. God has power over everything.

Muhammad Asad

Yet [remember:] whatever [spoils taken] from the enemy God has turned over to His Apostle, you did not have to spur horse or riding-camel for its sake: but God gives His apostles mastery over whomever He wills - for God has the power to will anything.

Mustafa Khattab

As for the gains Allah has turned over to His Messenger from them—you did not ˹even˺ spur on any horse or camel for such gains. But Allah gives authority to His messengers over whoever He wills. For Allah is Most Capable of everything.

Progressive Muslims

And what God provided to His messenger, without you having to battle for it on horses or on foot, was because God sends His emissaries against whomever He wills. And God is capable of all things.

Sahih International

And what Allah restored [of property] to His Messenger from them - you did not spur for it [in an expedition] any horses or camels, but Allah gives His messengers power over whom He wills, and Allah is over all things competent.

Sam Gerrans

And what God gave in spoil to His messenger from them: you spurred not for it any horse or camel, but God gives His messengers authority over whom He wills; and God is over all things powerful.

Shabbir Ahmed

And whatever Allah has turned over to His Messenger, you did not toil on any horse or camel for it. But Allah gives His Messengers upper hand according to His Laws. For, Allah is the Appointer of due measure for all things.

Syed Vickar Ahamed

And what (booty) Allah has (taken) from them and granted to His Messenger, — Towards this (cause) you provided neither horses nor camels: But Allah gives power to His messengers over anybody He pleases; Verily, Allah is Able (Khadir) to do all things.

Taqi Usmani

And whatever fai’ (left over property) Allah has passed on to His Messenger from them, you had not urged on your horses or camels for it, but Allah gives predominance to His messengers over whomsoever He wills, and Allah is Powerful over every thing.

The Monotheist Group

And what God provided to His messenger, without you having to battle for it on horses or on foot, was because God sends His emissaries against whoever He wills. And God is capable of all things.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Le butin provenant de leurs biens et quʹAllah a accordé sans combat à Son Messager, vous nʹy aviez engagé ni chevaux, ni chameaux; mais Allah, donne à Ses messagers la domination sur qui Il veut et Allah est Omnipotent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ya ku Xwedê ji malên wan (cihûyan) xenîmet daye pêxemberê xwe, vêca we ji bo wê (xenîmetê) tu hesp û deve nebezandine. Lê belê Xwedê, kê bivê dê li dijî wan Pêxemberê xwe serfiraz bike. Xwedê li ser her tiştî qadir e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wat God Zijn gezant aan van hen afkomstige buit gegeven heeft, dat hoefden jullie niet aan te sporen, paarden noch andere rijdieren. Maar God laat zijn gezant heersen over wie Hij wil; God is almachtig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wat den buit betreft van het volk, dat God geheel aan zijn gezant heeft geschonken, gij hebt daartegen noch paarden, noch kameelen aangevoerd; maar God geeft de heerschappij aan zijne gezanten over wien hij wil; want God is almachtig.

Hollandaca — Siregar

Wat Allah aan buit (al Fay) van hen (o.a. de Bani Nadhîr) aan Zijn Boodschapper geeft: jullie hebben daartoe geen paarden en geen lastdieren aangespoord. Maar Allah geeft Zijn Boodschapper macht over wie Hij wil en Allah is Almachtig over alle zaken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И то, что даровал Аллах как (военную) добычу Своему посланнику от них [из их имущества], то вам для этого не пришлось гнать ни коней, ни (ездовых) верблюдов, но однако Аллах дает власть Своим посланникам, над кем пожелает [над любыми врагами] (и даже без сражения). И (ведь) Аллах над каждой вещью мощен!

Rusça — Osmanov

К добыче, которую Аллах даровал Своему Посланнику от [иудеев], вы не скакали ни на конях, ни на верблюдах [, о муслимы], поскольку Аллах дарует Своим посланникам власть, над кем пожелает. Ведь Аллах властен над всем сущим.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Glöm inte att) ni varken har behövt sporra häst eller kamel för att vinna det byte (som ni tog från fienden och) som Gud har överlämnat till Sitt Sändebud. Gud lägger makten över dem Han vill i Sina sändebuds händer; Gud är allsmäktig.