Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.

وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْكِتَابِ اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ

ve lev enne ehle l-kitābi āmenū ve tteḳav le keffernā ǎnhum seyyiātihim ve le edḣalnāhum cennāti n-neǐymi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve leveğer
2اَنَّenneki
3اَهْلَehleا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarehli
4الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitap
5اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninansalardı
6وَاتَّقَوْاve tteḳavو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive korunsalardı
7لَكَفَّرْنَاle keffernāك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretörterdik
8عَنْهُمْǎnhumonların
9سَيِّـَٔاتِهِمْseyyiātihimس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötülüklerini
10وَلَاَدْخَلْنَاهُمْve le edḣalnāhumد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakve onları sokardık
11جَنَّاتِcennātiج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetlere
12النَّعِيمِn-neǐymiن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.ni'meti bol

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kitap ehli olanlar inansalardı, çekinselerdi elbette kötülüklerini örterdik ve elbette onları da nîmeti bol cennetlere sokardık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kitap ehli olanlar inansalardı, çekinselerdi elbette kötülüklerini örterdik ve elbette onları da nîmeti bol cennetlere sokardık.

Adem Uğur

Eğer ehl-i kitap iman edip (kötülüklerden) sakınsalardı, herhalde (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere sokardık.

Ahmed Hulusi

Eğer, önceden kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olup (bunu değerlendiremeyenler), iman edip, (şirkten) korunsaydı, elbette onların kötülüklerini siler ve onları Naim cennetlerine koyardık.

Ahmet Tekin

Keşke ehl-i kitap iman edip, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışsa, günahlardan arınıp, azaptan korunsa, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davransa, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olsa, takvâ esaslarını benimsese, biz onların kusurlarını siler, bağışlar, onları nimetleri bol cennetlere koyardık.

Ahmet Varol

Eğer kitap ehli iman edip sakınsalardı, onların kötülüklerini örter ve kendilerini nimetleri bol (Na'im) cennetlere sokardık.

Ali Bulaç

Eğer, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık.

Ali Fikri Yavuz

Eğer ehl-i kitab (Hz. Muhammed Aleyhisselâma ve Kur’an’a) imân etseler ve Allah’dan korkarak fenalıklardan sakınsalardı, muhakkak onların günahlarını örter ve elbette kendilerini NAÎM (nimeti bol) cennetlere koyardık.

Ali Rıza Safa

Kitap halkı inansaydı ve sorumluluk bilinci taşısalardı, kesinlikle kötülüklerini örter ve nimet cennetlerine yerleştirirdik.

Bayraktar Bayraklı

Eğer kitap ehli iman edip kötülüklerden sakınsalardı, elbette kötülüklerini örter ve onları naim cennetlerine koyardık.

Bekir Sadak

Sayet kitab ehli inanip karsi gelmekten sakinsalardi, kotuluklerini orterdik ve onlari nimet cennetlerine koyardik.

Celal Yıldırım

Eğer Kitap Ehli imân etselerdi ve (Allah'tan) korkup (fitne ve fesat çıkarmaktan) sakınsalardı, günah ve kötülüklerini örter ve kendilerini Naîm Cennetlerine koyardık.

Diyanet İşleri

Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.

Diyanet İşleri (eski)

Şayet kitap ehli inanıp karşı gelmekten sakınsalardı, kötülüklerini örterdik ve onları nimet cennetlerine koyardık.

Diyanet Vakfi

Eğer ehl-i kitap iman edip (kötülüklerden) sakınsalardı, herhalde (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere sokardık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer kitap ehli iman etmiş ve layıkıyla korunmuş olsalardı, onların kötülüklerini örter, nimeti bol olan cennetlere koyardık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer kitap verilenler iman edip Allah'tan korksalardı, şüphesiz onların kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere koyardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer ehli kitab iyman etselerdi Allah'tan korksalardı şübhesiz kabahatlerini kefaretler ve kendilerini na'ım cennetlerine koyardık

Erhan Aktaş

Eğer Kitap Ehli de iman edip takva sahibi olsaydı, kötülüklerini örter, nimet dolu Cennetlere koyardık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer Kitap Ehli de inanıp takva sahibi olsaydı, kötülüklerini örter, nimet dolu Cennetlere koyardık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer Kitap Ehli de inanıp takva sahibi olsaydı, kötülüklerini örter, nimet dolu Cennetlere koyardık.

Fizilal-il Kuran

Eğer Kitap Ehli, iman edip kötülüklerden sakınsalar, günahlarını siler, onları nimetlerle dolu cennetlere koyardık.

Gültekin Onan

Eğer kitap ehli inanıp sakınsaydı, elbette onların kötülüklerini örter (kefferna) ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık.

Hamdi Döndüren

Eğer kitap ehli iman edip Allah’tan sakınsalardı, Biz onların kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere sokardık.

Hasan Basri Çantay

Eğer ehl-i kitab iman edip de (fesadcılıkdan, bozğunculukdan) sakınalardı onların kötülüklerini her halde örter ve onları her halde ni'meti bol cennetlere sokardık.

Hasib Asutay

Eğer kitap ehli iman edip (kötülüklerden) sakınsalardı herhalde (geçmiş) kötülüklerini örter ve nimeti bol olan cennetlere koyardık.

Hayrat Neşriyat

Bununla birlikte gerçekten ehl-i kitab, îmân edip (günahlardan) sakınsalardı, mutlaka kötülüklerini kendilerinden örterdik ve elbette onları Naîm Cennetlerine koyardık.

İbni Kesir

Eğer Ehl-i Kitab, iman edip de sakınsalardı; kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.

Mehmet Okuyan

Kitap ehli iman edip takvâlı (duyarlı) olsalardı, elbette onların (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere koyardık.

Muhammed Esed

Eğer Kitab-ı Mukaddesin izleyicileri (gerçek) inanca ve Allaha karşı sorumluluk bilincine ulaşmış olsalardı, Biz gerçekten onların (geçmiş) kötülüklerini siler ve onları nimet bahçelerine sokardık;

Mustafa İslamoğlu

Eğer önceki vahyin mensupları iman etmiş ve sorumluluk bilinciyle hareket etmiş olsalardı, kesinlikle onların kötülüklerini örter ve kendilerini sonsuz nimetler diyarı cennetlere koyardık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer ehl-i kitap imân etseler ve ittikada bulunsalar idi, elbette Biz onların günahlarını setreder ve elbette onları nîmetleri bol cennetlere girdirirdik.

Ömer Öngüt

Eğer ehl-i kitap iman edip karşı gelmekten sakınsalardı, kötülüklerini örterdik ve onları nimet cennetlerine sokardık.

Suat Yıldırım

Eğer Ehl-i kitap iman etse ve fesatçılıktan ve diğer fenalıklardan sakınsalardı, elbette Biz onların kötülüklerini örter ve onları naîm cennetlerine yerleştirirdik.

Süleyman Ateş

Eğer Kitap ehli inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, onların kötülüklerinden geçerdik ve onları ni'meti bol cennetlere sokardık.

Süleymaniye Vakfı

Ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar inanıp güvenseler ve yanlışlardan sakınsalardı, elbette onların kötü işlerini örter ve onları nimetlerle dolu cennetlere sokardık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer Ehl-i Kitap inanıp güvense ve kendilerini (büyük günahlardan) korusalardı , günahlarını bağışlar, onları nimetlerle dolu cennetlere sokardık.

Şaban Piriş

Kitap ehli; iman edip, Allah'tan korksalardı, kötülüklerini örter ve onları nimet cennetlerine koyardık.

Tefhim-ul Kuran

Eğer, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık.

Ümit Şimşek

Eğer Kitap Ehli de iman etmiş ve sakınmış olsa idi, Biz onların günahlarını örter ve kendilerini nimetlerle dolu Cennetlere yerleştirirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer Ehlikitap, iman edip korunsaydı, onların kötülüklerini mutlaka örter ve kendilerini bol nimetli cennetlere mutlaka sokardık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər Kitab əhli iman gətirib Allahdan qorxsaydı, əlbəttə, Biz, onların təqsirlərindən keçər və onları Nəim bağlarına daxil edərdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər kitab əhli (Muhəmməd peyğəmbərə və Qurʼana) iman gətirsə və Allahdan qorxaraq pis əməllərdən çəkinsə, Biz, sözsüz ki, onların günahlarının üstünü örtər və özlərini də (neʼməti bol olan) Nəim cənnətlərinə daxil edərik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn die Schriftbesitzer wirklich glauben würden und gottesfürchtig wären, hätten Wir ihnen ihre Sünden verziehen und sie in die paradiesischen Gärten geführt.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn die Leute der Schrift nur glaubten und gottesfürchtig wären, würden Wir ihnen wahrlich ihre bösen Taten tilgen und sie wahrlich in die Gärten der Wonne eingehen lassen.

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn die Leute der Schrift geglaubt hätten und gottesfürchtig gewesen wären, hätten Wir gewiß ihre Übel von ihnen hinweggenommen und Wir hätten sie gewiß in die Gärten der Wonne geführt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und hätten die Schriftbesitzer doch den Iman verinnerlicht und die Taqwa gemäß gehandelt, gewiß hätten WIR ihnen ihre gottmißfälligen Taten vergeben und gewiß hätten WIR sie in Dschannat des Wohlergehens eintreten lassen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Had Ahl al-Kitab conformed to Allah’s will and acknowledged the mission of His Messenger and -the Quran- sent down to him, and entertained the profound reverence dutiful to Allah, We would have dropped the charges against them and cancelled their misfortunes and admitted them to the gardens of bliss and beatitude.

Abdul Haleem

If only the People of the Book would believe and be mindful of God, We would take away their sins and bring them into the Gardens of Delight.

Abdullah Yusuf Ali

If only the People of the Book had believed and been righteous, We should indeed have blotted out their iniquities and admitted them to gardens of bliss.

Abul A'la Maududi

Had the People of the Book only believed and been God-fearing, We should surely have effaced from them their evil deeds, and caused them to enter Gardens of Bliss.

Aisha Bewley

If only the People of the Book had had iman and taqwa, We would have erased their evil deeds from them and admitted them into Gardens of Delight.

Al-Hilali & Khan

And if only the people of the Scripture (Jews and Christians) had believed (in Muhammad صلى الله عليه وسلم) and warded off evil (sin, ascribing partners to Allâh) and had become Al-Muttaqûn (the pious - See V.2:2) We would indeed have expiated from them their sins and admitted them to Gardens of pleasure (in Paradise).

Ali Quli Qarai

Had the People of the Book believed and been Godwary, We would surely have absolved them of their misdeeds and admitted them into gardens of bliss.

Amatul Rahman Omar

And if the people of the Scripture had only believed and guarded against evil, We would surely have absolved them of their sins and We would surely make them enter Gardens of bliss.

Arthur John Arberry

But had the People of the Book believed and been godfearing, We would have acquitted them of their evil deeds, and admitted them to Gardens of Bliss.

Bijan Moeinian

If [instead of this unreasonable rebellion] the people of the Scriptures believe in and respect Me, I will cover their sins and admit them into the gardens of Paradise.

E. Henry Palmer

But did the people of the Book believe and fear, we would cover their offences, and we would make them enter into gardens of pleasure;

Edip-Layth

If the people of the book only would have acknowledged and been aware, We would have cancelled for them their sins and admitted them to gardens of paradise.

George Sale

More, if they who have received the scriptures believe, and fear God, We will surely expiate their sins from them, and We will lead them into gardens of pleasure;

Hamid S. Aziz

But if only the people of the Book would believe and fear (avoid evil), We would remit their offences, and We would make them enter into Gardens of Delight.

Mahmoud Ghali

And if the Population of the Book (O: Family of the Book, i. e., the Jews and Christians) had believed and been pious, We would indeed have expiated for them their odious deeds and would indeed have caused them to enter the Gardens of Bliss.

Marmaduke Pickthall

If only the People of the Scripture would believe and ward off (evil), surely We should remit their sins from them and surely We should bring them into Gardens of Delight.

Mohamed Ahmed - Samira

If the people of the Book had believed and feared, We would surely have absolved them of their sins, and admitted them to gardens of delight.

Muhammad Asad

If the followers of the Bible would but attain to [true] faith and God-consciousness, We should indeed efface their [previous] bad deeds, and indeed bring them into gardens of bliss;

Mustafa Khattab

Had the People of the Book only been faithful and mindful ˹of Allah˺, We would have certainly absolved them of their sins and admitted them into the Gardens of Bliss.

Progressive Muslims

And if the people of the Scripture only would have believed and been aware, We would have cancelled for them their sins and admitted them to gardens of Paradise.

Sahih International

And if only the People of the Scripture had believed and feared Allah, We would have removed from them their misdeeds and admitted them to Gardens of Pleasure.

Sam Gerrans

And had the doctors of the Law believed and been in prudent fear, We would have removed their evil deeds from them and made them enter the Gardens of Bliss.

Shabbir Ahmed

If the People of the Scripture would believe in the Qur'an and be mindful of the Divine Laws, We would remit their sins from them and admit them into the Gardens of Bliss.

Syed Vickar Ahamed

If the people of the Book had only believed and been righteous, We should indeed have removed their sin and admitted them to Gardens of Happiness.

Taqi Usmani

If the People of the Book had believed and feared Allah, We would have written off their evil deeds and would have surely admitted them to the Gardens of Bliss.

The Monotheist Group

And if the people of the Book only had believed and been aware, We would have cancelled for them their sins and admitted them to gardens of bliss.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si les gens du Livre avaient la foi et la piété, Nous leur aurions certainement effacé leurs méfaits et les aurions certainement introduits dans les Jardins du délice.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger ên ehlîkitêb bawerî (bi Muhemmed) bianiya û xwe (ji kufr û neqenciyê) biparastina, teqez me dê gunehên wan (yên borî) veşartina û misoger me dê ew bixistina bihiştên têrxweşî.

Hollandaca (1)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom, indien zij, die de schriften hebben ontvangen, gelooven en God vreezen zullen wij zeker hunne zonden uitwisschen, en wij zullen hen in genoegelijke tuinen voeren;

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если бы люди Писания [иудеи и христиане] уверовали (в Аллаха и Его Посланника) и остерегались бы (наказания Аллаха) (исполняя то, что Он повелел и оставляя то, что Он запретил), то Мы, непременно, удалили бы от них их плохие деяния [простили бы им их грехи] и обязательно ввели бы их в (райские) Сады (вечной) Благодати (где они постоянно пребывали бы в удовольствиях и радости, вечно живыми и счастливыми).

Rusça — Osmanov

А если бы люди Писания уверовали и были богобоязненны, Мы простили бы им мерзкие деяния и ввели бы их в благодатные сады.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om efterföljarna av äldre tiders uppenbarelser ville tro (helt och fullt) och frukta Gud, skulle Vi helt visst förlåta dem deras dåliga handlingar och föra dem till lycksalighetens lustgårdar.