Fetih — Dil Profiliالفتح
560 kelime, 29 ayet üzerinden önceden hesaplanmıştır (18.08.2026).
Bu sureye özgü nadir kullanımlar
Kur'an genelinde en fazla 3 kez geçen ya da (kaç kez geçerse geçsin) yalnızca bu surede geçen kök ve çekim formları.
Nadir kökler
- ظ ف ر(ƵFR)2×Tırnak ile tırmalamak veya çizmek. Zafira - sahip olmak, elde etmek, üstesinden gelmek/galip gelmek/başarmak. Zufur/thufur - pençeler/tırnak/tırnaklar/kavrama. Azfara - zafer vermek.
- ع ر ر(ARR)2×Gübrelemek, kötülük getirmek, üzmek, utandırmak, uyuz olmak. Ta'arra - yatakta huzursuz olmak. İ'tarra - birine alçakgönüllülükle hitap etmek. M'arratun - suç, günah, rahatsızlık. Mu'tar - fakir, iyilik arayan, alçakgönüllülükle hitap eden. Fakir olmasına rağmen dilencilik yapmayan, dilencilik yapmaya mecbur olan, muhtaç olan kişi.
- ش ط ا(ŞŦÊ)2×Bir bitkinin sapını çıkarmak, filizlenmek, bir nehir veya vadinin kıyısında yürümek. shat'un - bir bitkinin sapı. shaati'un (çoğul: shawaatiun) - bir nehir veya vadinin kolu veya uzantısı.
- ش غ ل(ŞĞL)2×Meşgul etmek, tutmak, meşguliyet - meslek, iş, istihdam
- ا ز ر(ÊZR)2×Güçlendirmek/yardım etmek/desteklemek/yardımcı olmak/sempati duymak, Azar (Mars gezegeninin Keldani dilindeki adından türetilen bir put ismi).
- ع ز ر(AZR)3×Engellemek, uzaklaştırmak, azarlamak, desteklemek, yardım etmek. Uzayr/Uzair (Ezra) - M.Ö. 5. yüzyılda yaşadı ve Yahudi halkının bazı kesimleri tarafından Tanrı'nın oğlu olarak kabul edildi.
- ح ل ق(ḪLG)3×Soymak, sıyırmak, çıkarmak, tıraş etmek, rahatsız etmek, şanssız, tamamen yok etmek veya kesmek, zırh, daire çizmek veya döndürmek, birinin maaşını/ödeneğini/tahsisatını iptal etmek, hale, yüksek oldu/olmuş, azalmak ve yok olmak, olgunlaşma, keskin, çabuk, hızlı, çevik, aktif, çevresindeki şeylerden yükselen ve bitki örtüsü olmayan yüksek dağ, halka, ustura, keskin (kılıç veya insan için söylenir).
Nadir çekim formları
- وَيَنْصُرَكَ(ve yenSurake)yalnızca bu surede
- تَقَدَّمَ(teḳaddeme)yalnızca bu surede
- الظَّٓانِّينَ(Z-Zānnīne)yalnızca bu surede
- وَاَهْلُونَا(ve ehlūnā)yalnızca bu surede
- يَنْكُثُ(yenkuṧu)yalnızca bu surede
- وَتُسَبِّحُوهُ(ve tusebbiHūhu)yalnızca bu surede
- يُبَايِعُونَ(yubāyiǔne)yalnızca bu surede
- شَغَلَتْنَا(şeğaletnā)yalnızca bu surede
- ذَرُونَا(ƶerūnā)yalnızca bu surede
- تَتَّبِعُونَا(tettebiǔnā)yalnızca bu surede
- تَحْسُدُونَنَا(teHsudūnenā)yalnızca bu surede
- وَكَفَّ(ve keffe)yalnızca bu surede
- مَكَّةَ(mekkete)yalnızca bu surede
- مَعْكُوفًا(meǎ'kūfen)yalnızca bu surede
- حَمِيَّةَ(Hamiyyete)yalnızca bu surede
- وَاَلْزَمَهُمْ(ve elzemehum)yalnızca bu surede
- فَتُصِيبَكُمْ(fe tuSībekum)yalnızca bu surede
- مُحَلِّقِينَ(muHalliḳīne)yalnızca bu surede
- وَمُقَصِّرِينَ(ve muḳaSSirīne)yalnızca bu surede
- اَشِدَّٓاءُ(eşiddā'u)yalnızca bu surede
- رُحَمَاءُ(ruHamā'u)yalnızca bu surede
- رُكَّعًا(rukkeǎn)yalnızca bu surede
- سِيمَاهُمْ(sīmāhum)yalnızca bu surede
- الزُّرَّاعَ(z-zurrāǎ)yalnızca bu surede
- فَاسْتَغْلَظَ(fe steğleZe)yalnızca bu surede
- سُوقِهِ(sūḳihi)yalnızca bu surede
- يُعْجِبُ(yuǎ'cibu)yalnızca bu surede
- شَطْـَٔهُ۫(şeTehu)yalnızca bu surede
- انْطَلَقْتُمْ(nTaleḳtum)yalnızca bu surede
- لَعَذَّبْنَا(le ǎƶƶebnā)yalnızca bu surede
- وَيَهْدِيَكَ(ve yehdiyeke)yalnızca bu surede
- وَاَثَابَهُمْ(ve eṧābehum)yalnızca bu surede
- يَأْخُذُونَهَا(ye'ḣuƶūnehā)yalnızca bu surede
- قَاتَلَكُمُ(ḳātelekumu)yalnızca bu surede
- تَطَؤُ۫هُمْ(teTaūhum)yalnızca bu surede
- فَسَيُؤْتِيهِ(fe se yu'tīhi)yalnızca bu surede
- يُبَدِّلُوا(yubeddilū)yalnızca bu surede
- وَتُعَزِّرُوهُ(ve tuǎzzirūhu)yalnızca bu surede
- لِتَأْخُذُوهَا(li te'ḣuƶūhā)yalnızca bu surede
- يُسْلِمُونَ(yuslimūne)yalnızca bu surede
- تَأْخُذُونَهَا(te'ḣuƶūnehā)yalnızca bu surede
- كَفَّ(keffe)yalnızca bu surede
- فَاٰزَرَهُ(fe āzerahu)yalnızca bu surede
- نَتَّبِعْكُمْ(nettebiǎ'kum)yalnızca bu surede
- اَظْفَرَكُمْ(eZferakum)yalnızca bu surede
- وَلِتَكُونَ(ve li tekūne)yalnızca bu surede
- تَعْلَمُوهُمْ(teǎ'lemūhum)yalnızca bu surede
- وَتُوَقِّرُوهُ(ve tuveḳḳirūhu)yalnızca bu surede
- الْحَمِيَّةَ(l-Hamiyyete)yalnızca bu surede
- نَكَثَ(nekeṧe)yalnızca bu surede
- لِلْمُخَلَّفِينَ(li l-muḣallefīne)yalnızca bu surede
- لَتَدْخُلُنَّ(le tedḣulunne)yalnızca bu surede
- مَعَرَّةٌ(meǎrratun)yalnızca bu surede
- تَزَيَّلُوا(tezeyyelū)yalnızca bu surede
- سَتُدْعَوْنَ(se tud'ǎvne)yalnızca bu surede
- تُقَاتِلُونَهُمْ(tuḳātilūnehum)yalnızca bu surede
- مَحِلَّهُ(meHillehu)2×
- تَاَخَّرَ(teeḣḣara)2×
- صَدُّوكُمْ(Saddūkum)2×
- تَقْدِرُوا(teḳdirū)2×
- اَمْوَالُنَا(emvālunā)2×
- الْاَعْرَجِ(l-eǎ'raci)2×
- الْمَرِيضِ(l-merīDi)2×
- بُورًا(būran)2×
- السَّكِينَةَ(s-sekīnete)yalnızca bu surede
- لِيَزْدَادُوا(li yezdādū)2×
- يُبَايِعُونَكَ(yubāyiǔneke)yalnızca bu surede
- وَعَدَكُمْ(veǎdekum)2×
- عَاهَدَ(ǎāhede)2×
- كَلَامَ(kelāme)3×
- رُؤُ۫سَكُمْ(ru'ūsekum)3×
- الْمُشْرِكَاتِ(l-muşrikāti)3×
- اَوْفٰى(evfā)3×
- فَوْزًا(fevzen)3×
- وَرِضْوَانًا(ve riDvānen)3×
- دَائِرَةُ(dāiratu)3×
- يَدُ(yedu)3×
- بَطَنَ(beTane)3×
- نَصْرًا(neSran)3×
- تَرٰيهُمْ(terāhum)3×
- سَكِينَتَهُ(sekīnetehu)3×
- لِيُظْهِرَهُ(li yuZhirahu)3×
- الْمُخَلَّفُونَ(l-muḣallefūne)3×
- يَغِيظُ(yeğīZu)3×
- زَرْعٍ(zer'ǐn)3×
- الرُّءْيَا(r-ru'yā)3×
- يُعَذِّبْهُ(yuǎƶƶibhu)3×
- اَثَرِ(eṧeri)3×
- شَاهِدًا(şāhiden)3×
- اَهْلِيهِمْ(ehlīhim)3×
- مُؤْمِنَاتٍ(mu'minātin)3×
- يَهْدِيكُمْ(yehdīkum)3×
Zaman kipi dağılımı
Fiillerin kaçı geçmiş (Mazi), kaçı geniş/şimdiki-gelecek (Muzari), kaçı buyurgan (Emir) kipte.
- Mazi (geçmiş)
- 71 (%48)
- Muzari (şimdiki/gelecek)
- 71 (%48)
- Emir (buyurgan)
- 6 (%4)
Kur'an geneli: Mazi %47 · Muzari %43 · Emir %10 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor (iki-oranlı z-testi, |z|>1.96).
Zamir / hitap şekli dağılımı
Zamirlerin kaçı 1. şahıs (konuşan), kaçı 2. şahıs (doğrudan hitap edilen), kaçı 3. şahıs (hakkında konuşulan).
- Mütekellim (1. şahıs)
- 5 (%3)
- Muhatap (2. şahıs)
- 34 (%23)
- Gaib (3. şahıs)
- 109 (%74)
Kur'an geneli: Mütekellim %13 · Muhatap %24 · Gaib %64 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor.
Fiil babı (kalıbı) dağılımı
Bu suredeki mezid (kalıba girmiş) fiillerin hangi babda çekildiği — ör. Tef'îl (yoğunlaştırma/geçişlilik), İfti'âl (dönüşlülük) gibi. Mücerred (yalın) fiiller ve isimler bir baba sahip olmadığından dağılıma girmez.
Baş / orta / son karşılaştırması
Sure ilerledikçe kip/hitap dağılımı değişiyor mu?
| Bölüm | Ayetler | Mazi/Muzari/Emir | Mütekellim/Muhatap/Gaib |
|---|---|---|---|
| Baş | 1-10 | 15/17/0 | 2/4/26 |
| Orta | 11-20 | 24/36/5 | 2/19/44 |
| Son | 21-29 | 32/18/1 | 1/11/39 |
Öne çıkan kökler
Bu surede, Kur'an genelindeki oranına göre beklenenden anlamlı ölçüde daha sık geçen kökler (hiper-geometrik z-skoru — bkz. Arama sayfasındaki bağlam taraması ile aynı yöntem).
- غ ن م(ĞNM)Ele geçirme, elde etme, alma (genellikle ganimet veya yağma ile ilgili); zorluk çekmeden elde etme, zorluk çekmeden başarma, geri kazanma, bir araya toplanmış koyun veya keçiler, kalabalık sürü.3 ayet · beklenen 0.0 · z=14.50
- ب ي ع(BYA)Satmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamak2 ayet · beklenen 0.1 · z=8.64
- ك ف ف(KFF)El tutmak, vazgeçmek, sakınmak, geri çekilmek, geri tutmak, eli uzatmak.2 ayet · beklenen 0.1 · z=7.61
- ف ت ح(FTḪ)Açmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.3 ayet · beklenen 0.1 · z=7.30
- ع ر ب(ARB)saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak2 ayet · beklenen 0.1 · z=5.96
- ت ح ت(TḪT)Alt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır.3 ayet · beklenen 0.2 · z=5.78
- ج ن د(CND̃)Orduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].2 ayet · beklenen 0.1 · z=5.31
- ر س ل(RSL)Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale9 ayet · beklenen 2.0 · z=5.15
- ق ل ب(GLB)kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp5 ayet · beklenen 0.7 · z=5.12
- س ك ن(SKN)Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek3 ayet · beklenen 0.3 · z=4.90