(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

ḳāle fe inneke mine l-munZerīne / ilā yevmi l-veḳti l-meǎ'lūmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelebuyurdu
2فَاِنَّكَfe innekeelbette sen
3مِنَmine-densin
4الْمُنْظَرِينَl-munZerīneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmaksüre verilenler-
1اِلٰىilākadar
2يَوْمِyevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününe
3الْوَقْتِl-veḳtiو ق تBir şeyi zamana göre sabitlemek, belirlemek/sınırlamak, zaman atamak/bildirmek/tayin etmek, zaman ölçüsü (örn. mevsim).vaktin
4الْمَعْلُومِl-meǎ'lūmiع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilinen

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bilinen vaktin gününe dek.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bilinen vaktin gününe dek.

Adem Uğur

O bilinen güne kadar buyurdu.

Ahmed Hulusi

"Bilinen sürece kadar!"

Ahmet Tekin

'Belirlenmiş vaktin günü gelinceye kadar sana mühlet verildi.'

Ahmet Varol

Bilinen zamanın (dolacağı) güne kadar'.

Ali Bulaç

"Bilinen vaktin gününe kadar."

Ali Fikri Yavuz

Katımda belli kıyamet vakti gününe kadar...”

Ali Rıza Safa

"Zamanı bilinen güne dek!"

Bayraktar Bayraklı

- Allah, "İşte o belli vaktin geleceği güne kadar sen süre verilenlerdensin" dedi.

Bekir Sadak

(80-81) Allah: «Sen bilinen gune kadar erteye birakilanlardansin» dedi.

Celal Yıldırım

(80-81) Allah : Gerçekten bilinen vakte (Kıyamete) kadar sen mühlet verilenlerdensin, dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(80-81) Allah, “Mâlum vakte kadar mühlet verilmiş olanlar arasındasın” buyurdu.

Diyanet İşleri

(80-81) Allah, şöyle dedi: "Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin."

Diyanet İşleri (eski)

(80-81) Allah: 'Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın' dedi.

Diyanet Vakfi

(80-81) Allah: Haydi, sen bilinen güne kadar mühlet verilenlerdensin, buyurdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(80-81) Allah: «Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin» buyurdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(80-81) (Allah): "Haydi belirli bir vakte kadar geri bırakılanlardansın." buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Malum vakıt gününe kadar

Erhan Aktaş

Zamanı bilinen güne kadar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zamanı bilinen güne kadar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zamanı bilinen güne kadar.

Fizilal-il Kuran

O belli vaktin gününe kadar.»

Gültekin Onan

"Bilinen vaktin gününe kadar."

Hamdi Döndüren

“O belli vaktin gününe kadar.”

Hasan Basri Çantay

"(Bence) ma'lum olan zamanın (bir) gününe kadar".

Hasib Asutay

'O belli bir vaktin gününe kadar. ' (19) (19. İlk sur'a üfürülünceye kadar.)

Hayrat Neşriyat

(80-81) (Allah:) 'Haydi, doğrusu sen ma'lûm vaktin gününe kadar mühlet verilenlerdensin!' buyurdu.

İbni Kesir

Belli bir vaktin gününe kadar.

Mehmet Okuyan

(Allah da) “Şüphesiz ki sen bilinen vaktin gününe kadar zaman tanınanlardansın.” demişti.

Muhammed Esed

zamanı (yalnız Benim tarafımdan) bilinen Güne kadar".

Mustafa İslamoğlu

(tabi ki, sadece tarafımdan) bilinen zaman dolup günü gelinceye kadar."

Ömer Nasuhi Bilmen

(81-83) «O malum vakit gününe kadar.» (İblis de) Dedi ki: «Senin izzetine yemin ederim ki, elbette onların hepsini azdıracağım. Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş olan kulların müstesna».

Ömer Öngüt

"O bilinen vaktin gününe kadar. "

Suat Yıldırım

"Sen belirli bir vakte kadar izinlisin."

Süleyman Ateş

"O belli vaktin gününe kadar."

Süleymaniye Vakfı

o malum gün gelinceye kadar (ölmeyeceksin)."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O belli gün gelinceye kadar bekletileceksin."

Şaban Piriş

Hem de belli bir vakte kadar...

Tefhim-ul Kuran

«Bilinen vaktin gününe kadar.»

Ümit Şimşek

'Bu süre, vakti belirlenmiş bir güne kadardır.'

Yaşar Nuri Öztürk

"O bilinen güne kadar."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

vaxtı məlum olan günə qədər!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Dərgahımda) vaxtı məʼlum olan günə (qiyamətə) qədər!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

bis zum Tage, der zeitlich festgesetzt ist.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

bis zum Tag der (wohl)bekannten Zeit.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

bis zum Tage einer vorbestimmten Zeit.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

bis zum Tag der bekannten Zeit.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"until the predetermined point of time ascertained for judgement"

Abdul Haleem

till the Appointed Day.’

Abdullah Yusuf Ali

"Till the Day of the Time Appointed."

Abul A'la Maududi

till the Day whose Hour I know."

Aisha Bewley

until the Day whose time is known. ’

Al-Hilali & Khan

"Till the Day of the time appointed."

Ali Quli Qarai

until the day of the known time. ’

Amatul Rahman Omar

`Till the Day of which the time is known and fixed. '

Arthur John Arberry

until the day of the known time. '

Bijan Moeinian

until that Day. "

E. Henry Palmer

until the day of the stated time. '

Edip-Layth

"Until the appointed day."

George Sale

until the day of the determined time.

Hamid S. Aziz

"Until the Day of the time appointed. "

Mahmoud Ghali

Until the Day of the known time. "

Marmaduke Pickthall

Until the day of the time appointed.

Mohamed Ahmed - Samira

Till the appointed day. "

Muhammad Asad

till the Day the time whereof is known [only to Me]. "

Mustafa Khattab

until the appointed Day."

Progressive Muslims

"Until the appointed Day. "

Sahih International

Until the Day of the time well-known. "

Sam Gerrans

“Until the day of the known time.”

Shabbir Ahmed

Until the Day of Appointed Time. "

Syed Vickar Ahamed

"Till the Day of the Time (which has been) appointed. "

Taqi Usmani

until the Day of the Appointed Time."

The Monotheist Group

"Until the appointed Day."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

jusquʹau jour de lʹInstant bien Connuʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Heya roja diyarkirî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

tot de dag van de vastgestelde tijd.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Tot den dag van den bepaalden tijd.

Hollandaca — Siregar

Tot de Dag van de vastgestelde tijd.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

до дня, время (наступление) которого известно (Аллаху)!»

Rusça — Osmanov

до назначенного времениʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

till den Dag vars ankomst är känd (bara av Mig).ʺ