Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَاِنْ مِنْ اُمَّةٍ اِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

innā erselnāke bi l-Haḳḳi beşīran ve neƶīran ve in min ummetin illā ḣalā fīhā neƶīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّٓاinnāşüphesiz biz
2اَرْسَلْنَاكَerselnākeر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleseni gönderdik
3بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçek ile
4بَشِيرًاbeşīranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşmüjdeleyici
5وَنَذِيرًاve neƶīranن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarıcı
6وَاِنْve inve yoktur
7مِنْminhiçbir
8اُمَّةٍummetinا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]millet
9اِلَّاillāolmayan
10خَلَاḣalāخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsiz(gelip) geçmiş
11فِيهَاfīhāiçinde
12نَذِيرٌneƶīrunن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.bir uyarıcı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz seni gerçek üzere bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik ve hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir korkutucu çıkmasın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz seni gerçek üzere bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik ve hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir korkutucu çıkmasın.

Adem Uğur

Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki biz seni Hak olarak irsal ettik, müjdeci ve uyarıcı! Hiçbir ümmet yoktur ki onun içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

Ahmet Tekin

Biz seni, gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’ân ile rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici ve sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirdik. Her milletten kendi içinde, vazifelerini ifa eden uyarıcılar mutlaka var olagelmiştir.

Ahmet Varol

Biz seni hak üzere müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.

Ali Bulaç

Şüphesiz biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), muhakkak ki, biz seni cennetle müjdeleyici, cehennemle korkutucu bir peygamber olarak Kur’an ile gönderdik. Hiç bir ümmet de yoktur ki, içlerinde cehennem ile korkutucu bir peygamber geçmiş olmasın.

Ali Rıza Safa

Aslında, seni, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Bir uyarıcının gelip geçmediği hiçbir toplum yoktur.

Bayraktar Bayraklı

- Sen, sadece bir uyarıcısın. Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı olmuştur.

Bekir Sadak

suphesiz Biz seni, mujdeci ve uyarici olarak, gercekle gonderdik. Gecmis her ummet icinde de mutlaka bir uyarici bulunagelmistir.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki biz seni (rahmet müjdecisi), (azaba karşı) uyarıcı olarak hakk ile gönderdik. Hiçbir millet yoktur ki içlerinden (gelecek felâkete, inkâr ve sapıklıklarındaki inatlarına karşı) bir uyarıcı peygamber gelip geçmiş olmasın.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Doğrusu biz seni hak ile desteklenmiş bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

Diyanet İşleri (eski)

Şüphesiz Biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak, gerçekle gönderdik. Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir.

Diyanet Vakfi

Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Muhakkak ki, Biz seni gerçek ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı geçmiş olmasın.

Elmalılı Hamdi Yazır

Muhakkak ki seni hakk ile hem bir beşir hem bir nezir gönderdik, hiç bir ümmet de yoktur ki içlerinde bir nezir geçmiş olmasın

Erhan Aktaş

Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet içinde bir uyarıcı geçmiştir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet içinde bir uyarıcı geçmiştir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet içinde bir uyarıcı geçmiştir.

Fizilal-il Kuran

Biz seni gerçeğin müjdecisi ve uyarıcısı (korkutucusu) olarak gönderdik. Her millete mutlaka bir uyarıcı gönderilmiştir.

Gültekin Onan

Şüphesiz, biz seni hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

Hamdi Döndüren

Biz seni gerçek ile birlikte bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın!

Hasan Basri Çantay

Şübhesiz ki biz seni (rahmetimizin) müjdeci (si,) (azabımızın) korkutucu (su) olarak hidayetle gönderdik. Hiçbir ümmet müstesna olmamak üzere mutlakaa içinde (azabdan) bir korkutucu (peygamber gelib) geçmişdir.

Hasib Asutay

Şüphesiz biz seni müjdeci ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (gelip) geçmiştir.

Hayrat Neşriyat

Muhakkak ki biz seni, bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak hak ile gönderdik. Ve hiçbir ümmet yoktur ki, içlerinde bir korkutucu gelip geçmiş olmasın.

İbni Kesir

Muhakkak ki Biz; seni, müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki ona, bir uyarıcı gelmiş olmasın.

Mehmet Okuyan

Biz seni bir amaç için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (Nitekim) her ümmet için de elbette bir uyarıcı gelmiştir.

Muhammed Esed

Biz seni hakikat ehli bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; çünkü hiçbir topluluk yoktur ki içlerinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.

Mustafa İslamoğlu

Şüphe yok ki Biz seni hakikate sadık bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik: zira hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki, Biz seni bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak gönderdik ve hiçbir ümmet yoktur ki illâ içlerinde bir korkutucu gelip geçmiştir.

Ömer Öngüt

Biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Geçmiş her ümmet içinde mutlaka bir uyarıcı peygamber gelip geçmiştir.

Suat Yıldırım

Evet, Biz seni gerçeğin ta kendisine malik olarak, rahmetle müjdeleyen ve kâfirleri azapla uyaran bir elçi olarak gönderdik. Zaten uyaran bir peygamber gelmiş olmayan hiçbir millet yoktur.

Süleyman Ateş

Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber gelip) geçmiştir.

Süleymaniye Vakfı

Biz seni, bu gerçekle (Kur'an ile) müjdeleyen ve uyaran bir elçi olarak gönderdik. Hiç bir toplum yoktur ki aralarında uyarıcılık yapan biri gelip geçmiş olmasın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu gerçeği seninle birlikte gönderdik ki, müjdeler veresin ve uyarılarda bulunasın. Her toplumun(ümmetin) geçmişinde mutlaka bir uyarıcı bulunmuştur.

Şaban Piriş

Biz seni müjdeci ve uyarıcı olman için, hak ile gönderdik. İçinde uyarıcı olmayan hiç bir ümmet yoktur.

Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz biz seni, Hak ile bir müjde verici bir uyarıcı, korkutucu olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı, korkutucu gelip geçmiş olmasın.

Ümit Şimşek

Biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, onda bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, biz seni hak ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz səni haqla müjdə verən və qorxudub xəbərdar edən olaraq göndərdik. Elə bir ümmət yoxdur ki, ona xəbərdar edən bir peyğəmbər gəlmiş olmasın.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Doğrudan da, Biz səni haqla (Qurʼanla) müjdə verən və qorxudan bir peyğəmbər olaraq göndərdik. Elə bir ümmət yoxdur ki, onun içindən (kafirləri Allahın əzabı ilə) qorxudan (xəbərdar edən) bir peyğəmbər (yaxud alim) gəlib-getməsin!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben dich mit der Wahrheit als Verkünder froher Botschaft und als Warner entsandt. Es gibt kein Volk, das nicht seinen Warner gehabt hätte.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben dich ja mit der Wahrheit gesandt als Frohboten und als Warner. Und es gibt keine Gemeinschaft, in der nicht ein Warner vorangegangen wäre.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, Wir haben dich mit der Wahrheit als Bringer froher Botschaft und als Warner entsandt; und es gibt kein Volk, in dem es nicht einmal schon Warner gegeben hätte.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR entsandten dich mit der Wahrheit als Überbringer froher Botschaft und als Warner. Und es gibt keine Umma, außer daß bei ihr ein Warner war.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have sent you with the spirit of truth guiding into all truth and never was there a nation but had a Messenger, a spectacle and a warning.

Abdul Haleem

We have sent you with the Truth as a bearer of good news and warning- every community has been sent a warner.

Abdullah Yusuf Ali

Verily We have sent thee in truth, as a bearer of glad tidings, and as a warner: and there never was a people, without a warner having lived among them (in the past).

Abul A'la Maududi

We have sent you with the Truth to proclaim good news and to warn. Never has there been a nation but a warner came to it.

Aisha Bewley

We have sent you with the truth bringing good news and giving warning. There is no community to which a warner has not come.

Al-Hilali & Khan

Verily We have sent you with the truth, a bearer of glad tidings and a warner. And there never was a nation but a warner had passed among them.

Ali Quli Qarai

Indeed We have sent you with the truth as a bearer of good news and as a warner; and there is not a nation but a warner has passed in it.

Amatul Rahman Omar

Verily, We have sent you with the lasting truth (as) a Bearer of glad-tidings and (as) a Warner (to them), for there has been no people but have (been warned by) a Warner (from God).

Arthur John Arberry

Surely We have sent thee with the truth good tidings to bear, and warning; not a nation there is, but there has passed away in it a warner.

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, you are armed with the truth. You bear the good news [for those who have chosen to believe] and warn [those who still have the chance to improve themselves.] I have sent a Warner to every nation [none can claim that he has not been warned.]

E. Henry Palmer

Verily, we have sent thee in truth a herald of glad tidings and a warner; and there is no nation but its warner has passed away with it.

Edip-Layth

We have sent you with the truth, a bearer of good news, and a warner. There is not a nation but a warner came to it.

George Sale

Verily We have sent thee with truth, a bearer of good tidings, and a denouncer of threats. There hath been no nation, but a preacher hath in past times been conversant among them:

Hamid S. Aziz

You (Muhammad) are naught but a Warner.

Mahmoud Ghali

Surely We have sent you with the Truth, a constant bearer of glad tidings and a constant warner. And decidedly no nation there is, except that there has passed in it a constant warner.

Marmaduke Pickthall

Lo! We have sent thee with the Truth, a bearer of glad tidings and a warner; and there is not a nation but a warner hath passed among them.

Mohamed Ahmed - Samira

We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn. Never has there been a community to which an admonisher was not sent.

Muhammad Asad

Verily, We have sent thee with the truth, as a bearer of glad tidings and a warner: for there never was any community but a warner has [lived and] passed away in its midst.

Mustafa Khattab

We have surely sent you with the truth as a deliverer of good news and a warner. There is no community that has not had a warner.[1]

Progressive Muslims

We have sent you with the truth, a bearer of good news, and a warner. There is not a nation but a warner came to it.

Sahih International

Indeed, We have sent you with the truth as a bringer of good tidings and a warner. And there was no nation but that there had passed within it a warner.

Sam Gerrans

We have sent thee with the truth as a bearer of glad tidings, and as a warner. And there was no community save a warner passed among it.

Shabbir Ahmed

Verily, We have sent you with the Truth, as a bearer of glad news, and a Warner. And there is not a nation but a Warner has passed among them.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have sent you with the truth, as a bearer of happy news, and as a warner: And there were never any people, without a warner who did not live among them (in the past).

Taqi Usmani

Surely We have sent you with truth as a bearer of good news and as a warner, and there was no community without a warner having passed among them.

The Monotheist Group

We have sent you with the truth as a bearer of good news and a warner. There was not a nation that a warner did not come to it.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous tʹavons envoyé avec la Vérité en tant quʹannonciateur et avertisseur. Il nʹest pas une nation qui nʹait déjà eu un avertisseur.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman me tu digel heqiyê mizgînber û hişyarker şandî. Tu miletek tune ye ku pêxemberek ji bo wan nehatibe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben jou met de waarheid gezonden als verkondiger van goed nieuws en als waarschuwer. En er is geen gemeenschap of er is wel een waarschuwer geweest.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Inderdaad, wij hebben u met waarheid gezonden, als een overbrenger van goede tijdingen en een aankondiger van bedreigingen. Er was geen volk, of een prediker heeft in verloopen tijden onder hen verkeerd.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, Wij hebben jou met de Waarheid gezonden, als een verkondiger van verheugende tijdingen en als een waarschuwer. En er was geen volk, of er verkeerde onder hen een waarschuwer.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Воистину - Мы послали тебя с истиной добрым вестником и увещевателем, и нет ни одного народа, к которому не пришел бы увещеватель.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har sänt dig med sanningen, som förkunnare av ett glatt budskap om hopp och som varnare; inget folk har blivit utan en varnare som levde och dog ibland dem.