"Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً اُخْرٰى

ve leḳad menennā ǎleyke merraten uḣrā

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki bir kere daha lûtfetmiştik sana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki bir kere daha lûtfetmiştik sana.

Adem Uğur

Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

Ahmed Hulusi

"Andolsun ki (bundan önce) sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk. "

Ahmet Tekin

'Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.'

Ahmet Varol

Andolsun biz sana bir başka defa gene lütufta bulunmuştuk.

Ali Bulaç

"Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

Ali Fikri Yavuz

And olsun, biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik.”

Ali Rıza Safa

"Gerçek şu ki, sana, bir kez daha lütufta bulunmuştuk!"

Bayraktar Bayraklı

"Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

Bekir Sadak

(36-39) Allah: «Ey Musa! istedigin sana verildi» dedi, «Zaten sana baska bir defa da iyilikte bulunmus ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik: Musa'yi bir sandiga koy da suya birak; su onu kiyiya atar, Bana da, ona da dusman olan biri onu alir. Ey Musa! Gzumun nunde yetisesin diye seni sevimli kildim.»

Celal Yıldırım

And olsun ki, biz bir başka defa da sana minnette bulunup lütfetmiştik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Zaten sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk.

Diyanet İşleri

"Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."

Diyanet İşleri (eski)

(36-39) Allah: 'Ey Musa! İstediğin sana verildi' dedi, 'Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.'

Diyanet Vakfi

Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şanıma andolsun ki, Biz sana diğer bir defa daha lütufta bulunmuştuk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için biz lutfeylemiştik sana diğer bir def'a daha

Erhan Aktaş

"Gerçek şu ki, Biz sana daha önce de lütufta bulunmuştuk."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçek şu ki, Biz sana daha önce de lütufta bulunmuştuk."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçek şu ki, Biz sana daha önce de lütufta bulunmuştuk.

Fizilal-il Kuran

Biz, bundan önce de bir kere daha sana lütufta bulunmuştuk.

Gültekin Onan

"Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk."

Hamdi Döndüren

“Andolsun Biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”

Hasan Basri Çantay

(37-38-39) "Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey'i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.

Hasib Asutay

Andolsun biz sana bir kez daha lütufta bulunmuştuk.

Hayrat Neşriyat

'Ve and olsun ki, sana başka bir def'a daha lütufta bulunmuştuk.'

İbni Kesir

Zaten sana, başka bir defa daha lutufta bulunmuştuk.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki sana bir kez daha lütufta bulunmuştuk.

Muhammed Esed

"Zaten sana geçmişte bir kere daha lütufda bulunmuştuk;

Mustafa İslamoğlu

ve zaten geçmişte bir kez daha sana (bu şekilde) ikramda bulunmuştuk.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve andolsun ki, sana başka defa da ihsanda bulunmuşuzdur.»

Ömer Öngüt

“Andolsun ki sana başka bir defa daha lütufta bulunmuştuk. ”

Suat Yıldırım

(36-37) "Mûsâ!" dedi, "istediklerin sana verildi. Zaten başka bir sefer de sana lütufta bulunmuştuk."

Süleyman Ateş

"Zaten biz sana bir kez daha lutufta bulunmuştuk."

Süleymaniye Vakfı

Sana bir iyilik daha yapmıştık:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana bir iyiliğimiz daha olmuştu.

Şaban Piriş

Sana bir defa daha iyilikte bulunmuştuk.

Tefhim-ul Kuran

«Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.»

Ümit Şimşek

'Başka bir sefer daha Biz sana lütufta bulunmuştuk.

Yaşar Nuri Öztürk

"Yemin olsun, sana bir kez daha lütufta bulunmuştuk."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Sənə bir dəfə də mərhəmət göstərmişdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben dir ein anderes Mal Gnade erwiesen,

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir erwiesen dir bereits ein anderes Mal eine Wohltat,

Almanca — M. A. Rassoul

Und sicher haben Wir dir (auch schon) ein andermal Gnade erwiesen

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits erwiesen WIR dir ein anderes Mal Wohltaten,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"And We have been gracious to you O Mussa", Allah said, "on another occasion",

Abdul Haleem

Indeed We showed you favour before.

Abdullah Yusuf Ali

"And indeed We conferred a favour on thee another time (before).

Abul A'la Maududi

We have again bestowed Our favour upon you.

Aisha Bewley

We were gracious to you another time

Al-Hilali & Khan

"And indeed We conferred a favour on you another time (before).

Ali Quli Qarai

Certainly, We have done you a favour another time,

Amatul Rahman Omar

`And We did confer on you a favour once before;

Arthur John Arberry

Already another time We favoured thee,

Bijan Moeinian

"I want you to know that this is not the first time that I shower you with My blessings. "

E. Henry Palmer

and we have already shown favours unto thee at another time.

Edip-Layth

"We Have graced you another time."

George Sale

And we have heretofore been gracious unto thee,

Hamid S. Aziz

He said, "You are granted your request, O Moses.

Mahmoud Ghali

And indeed already another time We have been bounteous to you,

Marmaduke Pickthall

And indeed, another time, already We have shown thee favour,

Mohamed Ahmed - Samira

We have bestowed Our favour on you before this

Muhammad Asad

"And, indeed, We bestowed Our favour upon thee at a time long since past,

Mustafa Khattab

And surely We had shown you favour before,

Progressive Muslims

"And We Have graced you another time. "

Sahih International

And We had already conferred favor upon you another time,

Sam Gerrans

“And We bestowed favour upon thee another time,

Shabbir Ahmed

We have blessed you before and prepared you for this day, (since you were born).

Syed Vickar Ahamed

"And indeed, We have truly granted a favor on you another time (before).

Taqi Usmani

And We had bestowed Our favour on you another time,

The Monotheist Group

"And We have graced you another time."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous tʹavons déjà favorisé une première fois

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, Me (ji bilî vê carê) careke din jî qencî li te kiribû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben jou ook al een andere keer een gunst bewezen,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij zijn vroeger genadig omtrent u geweest.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben jou een andere keer begunstigd.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И уже оказывали Мы тебе (о, Муса) милость в другой раз [прежде, когда ты был младенцем и спасли Мы тебя от ярости Фараона],

Rusça — Osmanov

Мы и прежде явили благоволение к тебе,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har redan en gång visat dig Vår nåd