Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!"

فَاَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَامَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًٔا فَرِيًّا

fe etet bihi ḳavmehā teHmiluhu ḳālū yā meryemu le ḳad ci'ti şey'en feriyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَتَتْfe etetا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgetirdi
2بِهِbihionu
3قَوْمَهَاḳavmehāق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmine
4تَحْمِلُهُteHmiluhuح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmektaşıyarak
5قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
6يَامَرْيَمُyā meryemuيامريمEY/HEY/AH Meryem
7لَقَدْle ḳadgerçekten
8جِئْتِci'tiج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksen yaptın
9شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir iş
10فَرِيًّاferiyyenف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.tuhaf, korkunç

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Çocuğunu kucağına alıp kavmine gelince ey Meryem dediler, gerçekte de pek büyük bir iş işledin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Çocuğunu kucağına alıp kavmine gelince ey Meryem dediler, gerçekte de pek büyük bir iş işledin.

Adem Uğur

Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!

Ahmed Hulusi

(Meryem) çocuğu kucağında, ailesinin yanına döndü. . . Dediler ki: "Ey Meryem! Andolsun sen korkunç bir iş yapmışsın!"

Ahmet Tekin

Sonra Meryem kucağında Îsâ ile kavmine geldi. 'Ey Meryem, sen görülmemiş bir şey, korkunç bir şey yaptın.' dediler.

Ahmet Varol

Nihayet onu yüklenerek kavmine getirdi. Dediler ki: 'Ey Meryem! Andolsun sen şaşırtıcı bir şey yaptın!

Ali Bulaç

Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın."

Ali Fikri Yavuz

Sonra ona (çocuğu İsâ’yı) yüklenerek kavmine getirdi. Ona dediler ki: “- Ey Meryem! Doğrusu, sen acaip bir şey (babasız çocuk) getirdin.

Ali Rıza Safa

Sonunda, Onu taşıyarak, toplumuna döndü. "Ey Meryem!" dediler; "Gerçek şu ki, şaşılacak bir iş yaptın!"

Bayraktar Bayraklı

Nihayet onu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!"

Bekir Sadak

(27-28) Cocugu alip kavmine getirdi, onlar: «Meryem! Utanilacak bir sey yaptin. Ey Harun'un kizkardesi! Baban kotu bir kimse degildi, annen de iffetsiz degildi» dediler.

Celal Yıldırım

Onu alıp kavmine getirdi. Dediler ki: A Meryem ! And olsun ki çok şaşılacak bir şey getirdin !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra çocuğu kucağına alarak topluluğuna getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın!

Diyanet İşleri

Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!"

Diyanet İşleri (eski)

(27-28) Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: 'Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi' dediler.

Diyanet Vakfi

Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: «Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken onu taşıyarak kavmine getirdi, Onlar: "Hey Meryem, sen Allah biliyor ya yumurcak birşey getirdin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onu yüklenerek kavmine getirdi, hey Meryem! Dediler: alimallah yumurcak bir şey getirdin

Erhan Aktaş

Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."

Fizilal-il Kuran

Bebeğini kucağına alıp yakınlarının yanına gelince kendisine dediler ki; Ey Meryem, sen çok utandırıcı bir suç işledin.

Gültekin Onan

Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın."

Hamdi Döndüren

Bir süre sonra, onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. “Ey Meryem, dediler, sen gerçekten tuhaf bir iş yaptın!”

Hasan Basri Çantay

Derken onu yüklenerek kavmine getirdi. Dediler: "Hey Meryem, andolsun sen acaib bir şey yapmışsın".

Hasib Asutay

Nihâyet onu taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: 'Ey Meryem! Gerçekten sen iğrenç bir şey yapmışsın!'

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (Meryem) onu (çocuğu) yüklenip kavmine getirdi. (Onlar) dediler ki: 'Ey Meryem! Gerçekten görülmemiş (kötü) bir iş yapmışsın!'

İbni Kesir

Derken çocuğu alıp kavmine getirdi. Ey Meryem; andolsun ki utanılacak bir şey yaptın, dediler.

Mehmet Okuyan

Onu (çocuğunu) taşıyarak kavmine getirmişti. Demişlerdi ki: “Ey Meryem! Şüphesiz ki sen çok iğrenç bir şey yaptın!

Muhammed Esed

Ve bir süre sonra, çocuğuyla beraber, kavmine döndü. "Ey Meryem!" dediler, "Sen, gerçekten, tuhaf bir iş yaptın!

Mustafa İslamoğlu

Nihayet, onu alarak kavminin yanına döndü. "Ey Meryem!" dediler, "Doğrusu sen dehşet bir iş işlemişsin!

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onu yüklenerek kavminin yanına getirdi. Dediler ki: «Ey Meryem! Doğrusu pek büyük, çirkin bir şey ile gelmiş oldun.»

Ömer Öngüt

Nihayet çocuğu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Hakikaten sen çok tuhaf bir iş yapmışsın. ”

Suat Yıldırım

Onu kucağına alıp akrabalarına getirdi. "Kız Meryem! dediler, sen ne tuhaf bir şey yapmışsın öyle!"

Süleyman Ateş

(Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın."

Süleymaniye Vakfı

Daha sonra bebeği kucağına alıp halkına getirdi. Dediler ki: "Meryem! Sen gerçekten hiç beklenmeyecek bir şeyle karşımıza çıktın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çocuğu kucaklayıp halkına getirdi. Dediler ki "Meryem! Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün.

Şaban Piriş

Sonra çocuğu alıp kavmine getirdi. -Ey Meryem, utanılacak bir iş yaptın! dediler

Tefhim-ul Kuran

Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: «Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın.»

Ümit Şimşek

Böylece onu kucağına alıp kavmine getirdi. 'Ey Meryem,' dediler. 'Sen pek tuhaf birşey yapmışsın.

Yaşar Nuri Öztürk

Meryem, onu taşıyarak toplumuna getirdi. "Ey Meryem, dediler, şaşılacak bir iş yaptın!"

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Məryəm körpəni qucağına alıb öz tayfasının yanına gətirdi. Onlar dedilər: “Ey Məryəm! Sən yaramaz (və ya görünməmiş) bir iş tutmusan.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Da begab sie sich mit ihm zu ihren Angehörigen, die ihr sagten: ʺMaria, du hast etwas Abscheuliches getan!

Almanca — Der Edle Quran

Dann kam sie mit ihm zu ihrem Volk, ihn (mit sich) tragend. Sie sagten: ʺO Maryam, du hast da ja etwas Unerhörtes begangen.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann brachte sie ihn auf dem Arm zu den Ihren. Sie sagten: ʺO Maria, du hast etwas Unerhörtes getan.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie kam mit ihm zu ihren Leuten, sie trug ihn. Sie sagten: ʺMaryam! Gewiß, bereits hast du eine ungeheuerliche Sache begangen!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

She carried the babe taking him home to her people who exclaimed: "O Maryam, " they said, "you have committed yourself to an evil line of conduct of grave consequence".

Abdul Haleem

She went back to her people carrying the child, and they said, ‘Mary! You have done something terrible!

Abdullah Yusuf Ali

At length she brought the (babe) to her people, carrying him (in her arms). They said: "O Mary! truly an amazing thing hast thou brought!

Abul A'la Maududi

Then she came to her people, carrying her baby. They said: "O Mary! You have committed a monstrous thing.

Aisha Bewley

She brought him to her people, carrying him. They said, ‘Maryam! You have done an unthinkable thing!

Al-Hilali & Khan

Then she brought him (the baby) to her people, carrying him. They said: "O Mary! Indeed you have brought a thing Fariyy (a mighty thing). [Tafsir Al-Tabari]

Ali Quli Qarai

Then carrying him she brought him to her people. They said, ‘O Mary, you have certainly come up with an odd thing!

Amatul Rahman Omar

(When Jesus grew up) she took him to her people carrying him on a mount. They said, `Mary! you have brought a strange thing.

Arthur John Arberry

Then she brought the child to her folk carrying him; and they said, 'Mary, thou hast surely committed a monstrous thing!

Bijan Moeinian

Mary then came back to her folks, carrying the baby. They told her: "What a surprise Mary."

E. Henry Palmer

Then she brought it to her people, carrying it; said they, 'O Mary! thou hast done an extraordinary thing!

Edip-Layth

Then she came to her people carrying him. They said, "O Mary, you have come with something totally unexpected!"

George Sale

So she brought the child to her people, carrying him in her arms. And they said unto her, O Mary, now hast thou done a strange thing:

Hamid S. Aziz

So eat, and drink, and be consoled; and if you should see any mortal say, "Verily, I have vowed to the Beneficent One a fast, and I will not speak to-day to any mortal. "

Mahmoud Ghali

Then she came up with him to her people carrying him. They said, "O Maryam, (Mary) indeed you have readily come with a fabricated thing.

Marmaduke Pickthall

Then she brought him to her own folk, carrying him. They said: O Mary! Thou hast come with an amazing thing.

Mohamed Ahmed - Samira

Then she brought the child to her people. They exclaimed: "O Mary, you have done a most astonishing thing!

Muhammad Asad

And in time she returned to her people, carrying the child with her. They said: "O Mary! Thou hast indeed done an amazing thing!

Mustafa Khattab

Then she returned to her people, carrying him. They said ˹in shock˺, "O Mary! You have certainly done a horrible thing!

Progressive Muslims

Then she came to her people carrying him. They said: "O Mary, you have come with something totally unexpected!"

Sahih International

Then she brought him to her people, carrying him. They said, "O Mary, you have certainly done a thing unprecedented.

Sam Gerrans

And she brought him to her people, bearing him. They said: “O Mary: thou hast done an unheard-of thing.

Shabbir Ahmed

Later, she returned to her people carrying the child with her. They said, "O Mary! You have come with an amazing thing (breaking the rules of the shrine)."

Syed Vickar Ahamed

At the end she brought the (baby) to her people, carrying him (baby Jesus in her arms). They said: "O Maryam (Mary)! Truly an amazing thing have you brought!

Taqi Usmani

Then she came to her people carrying him (the baby). They said, "O Maryam you have committed something grave indeed.

The Monotheist Group

Then she came to her people carrying him. They said: "O Mary, you have come with a thing totally unexpected!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis elle vint auprès des siens en le portant (le bébé). Ils dirent: ʺO Marie, tu as fait une chose monstrueuse!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Meryemê Îsa hilgirt (da ber sînga xwe) û anî cem gelê xwe. Jê re gotin: Ey Meryem! Bi rastî te karekî pir xerab û nebûyî kiriye!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen kwam zij met hem bij haar mensen, terwijl zij hem droeg. Zij zeiden: ʺO Marjam jij hebt echt iets ongehoords begaan.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij bracht het kind tot haar volk, hem in hare armen dragende. En zij zeiden tot haar: O Maria! gij hebt eene vreemde zaak bedreven.

Hollandaca — Siregar

Toen ging zij naar haar volk, hem (ʹÎsa) dragend. Zij zeiden: ʺO Maryam, jij hebt iets vreemds gedaan.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пришла она [Марьям] с ним [с младенцем] к своему народу, неся его. (Когда они увидели ее) сказали: «О, Марьям! Ты совершила удивительное дело!

Rusça — Osmanov

[Марйам] пришла к своим родным, неся [новорожденного]. Они сказали: ʺО Марйам! Ты совершила беспримерную оплошность.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

I sinom tid återvände hon till de sina med barnet på armen. Då sade de: ʺMaria, du har gjort något oerhört!