O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

فَاَتْبَعَ سَبَبًا

fe etbeǎ sebeben

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O, batıya doğru bir yol tutmuştu.

Abdulkadir Gölpınarlı

O, batıya doğru bir yol tutmuştu.

Adem Uğur

O da bir yol tutup gitti.

Ahmed Hulusi

O da bir yolu kullandı.

Ahmet Tekin

O da, bu sayede doğru sebep ve vesilelere, meşrû araçlara başvurarak bir hedefe yöneldi.

Ahmet Varol

O da bir yol tuttu.

Ali Bulaç

O da, bir yol tuttu.

Ali Fikri Yavuz

O da (batıya ulaşmak için) bir yol tuttu.

Ali Rıza Safa

Böylece, bir yol tuttu.

Bayraktar Bayraklı

O da bir yol tutup gitti.

Bekir Sadak

O da bir yol tuttu.

Celal Yıldırım

O da bir sebebi (seçip ona göre) bir yol izledi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O da bir yol tutup gitti.

Diyanet İşleri

O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

Diyanet İşleri (eski)

O da bir yol tuttu.

Diyanet Vakfi

O da bir yol tutup gitti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken o da bu yollardan birini tutup gitti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken o bir sebebi izledi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bir sebebi ta'kıb etti

Erhan Aktaş

Böylece bir sebebe tabi oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece bir sebebe tabi oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece bir sebebe tabi oldu.

Fizilal-il Kuran

O da bir sebebe sarılarak yola koyuldu.

Gültekin Onan

O da, bir yol tuttu.

Hamdi Döndüren

O da bir yola girdi.

Hasan Basri Çantay

Oda (batıya doğru) bir yol tutdu.

Hasib Asutay

O da (batıya doğru) bir yol tuttu.

Hayrat Neşriyat

Böylece (o da) bir sebeb (batıya doğru, bir yol) ta'kib etti.

İbni Kesir

O da bir yol tuttu.

Mehmet Okuyan

O da (batıya doğru) bir yol tutmuştu.

Muhammed Esed

Ve bu sayede o da (yaptığı her işde) doğru ve meşru araçlara başvurdu.

Mustafa İslamoğlu

o da kendisini (amacına) ulaştıracak bir araca başvurdu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık o, bir yol takibe başladı.

Ömer Öngüt

O da bir yol tutup gitti.

Suat Yıldırım

(84-85) Biz ona dünyada geniş imkânlar verdik ve onun ihtiyaç duyduğu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik. O da batıya doğru bir yol tuttu.

Süleyman Ateş

O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu.

Süleymaniye Vakfı

Sonra o yollardan birini takip etti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Derken bir yolu tutup gitti.

Şaban Piriş

O da bir yol tuttu.

Tefhim-ul Kuran

O da, bir yol tutmuş oldu.

Ümit Şimşek

O da bir sebebi izledi.

Yaşar Nuri Öztürk

O da bir sebebi izledi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, yer üzündə gəzib dolaşmaq üçün səfərə çıxdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O, (məğribə çatmaq üçün) yola çıxdı. (Tövbə qapısı məğribdə olduğuna görə səfərini oradan başladı).

Almanca (2)

Almanca — Der Edle Quran

Da verfolgte er einen Weg,

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann folgte er einem Weg.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"And he purposefully lead the way".

Abdul Haleem

He travelled on a certain road;

Abdullah Yusuf Ali

One (such) way he followed,

Abul A'la Maududi

He set out (westwards) on an expedition,

Aisha Bewley

So he followed a way

Al-Hilali & Khan

So he followed a way.

Ali Quli Qarai

So he followed a means.

Amatul Rahman Omar

Then (it so happened that) he launched out on a (particular) course (to the western part of his empire).

Arthur John Arberry

and he followed a way

Bijan Moeinian

Then He (started to expand his kingdom and) moved to the far west and saw the sun setting in a vast ocean. He found a nation there. I revealed to him: "You may rule as you wish. …

E. Henry Palmer

and he followed a way

Edip-Layth

So he followed the means.

George Sale

And he followed his way,

Hamid S. Aziz

Verily, We established him firmly in the land, and We gave him a way to everything;

Mahmoud Ghali

So he followed up (another) means.

Marmaduke Pickthall

And he followed a road

Mohamed Ahmed - Samira

So he followed a certain road

Muhammad Asad

and so he chose the right means [in whatever he did].

Mustafa Khattab

So he travelled a course,

Progressive Muslims

So he followed the means.

Sahih International

So he followed a way

Sam Gerrans

So he went his way.

Shabbir Ahmed

Zul-Qarnain, (King Cyrus the great of Persia, 590-529 B. C.) set out for an expedition. He chose the right means in whatever he did.

Syed Vickar Ahamed

One (such) way he followed (to do),

Taqi Usmani

So he followed a course,

The Monotheist Group

So he followed the means.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il suivit donc une voie.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen volgde hij een toegangsweg

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij vervolgde zijnen weg,

Hollandaca — Siregar

Daarop volgde hij een weg.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и пошел он по одному пути.

Rusça — Osmanov

и он выбрал один из путей.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och han valde en (sådan rak) väg