İnkar edenler, "Sen peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur'an) bilgisi bulunanlar yeter."

وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَسْتَ مُرْسَلًا قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَهِيدًا بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَمَنْ عِنْدَهُ عِلْمُ الْكِتَابِ

ve yeḳūlu (e)lleƶīne keferū leste murselen ḳul kefā bi(a)llahi şehīden beynī ve beynekum ve men ǐndehu ǐlmu l-kitābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَيَقُولُve yeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve diyorlar ki
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
4لَسْتَlesteل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildirsen değilsin
5مُرْسَلًاmurselenر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderilmiş bir elçi
6قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
7كَفٰىkefāك ف يYeterli olmak, yetmek.yeter
8بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'ın
9شَهِيدًاşehīdenش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahid olması
10بَيْنِيbeynīب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinbenimle
11وَبَيْنَكُمْve beynekumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinsizin aranızda
12وَمَنْve menve bulunanların
13عِنْدَهُǐndehuع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanında
14عِلْمُǐlmuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgisi
15الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitap

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kâfirler, sen peygamber değilsin derler; de ki: Sizinle aramda tanık olarak Allah ve kitap bilgisine sâhip olan yeter.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kâfirler, sen peygamber değilsin derler; de ki: Sizinle aramda tanık olarak Allah ve kitap bilgisine sâhip olan yeter.

Adem Uğur

Kâfir olanlar: Sen resûl olarak gönderilmiş bir kimse değilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab'ın bilgisi olan (Peygamber) yeter.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler: "Sen mürsel (irsal olunmuş bir Rasul) değilsin" der. . . De ki: "Benimle sizin aranızda, şahidim olarak Allah ve bir de indinde Hakikat bilgisi ilmi bulunanlar kafidir. . . "

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler : 'Sen Rasul olarak gönderilmiş bir kimse değilsin' diyorlar. 'Benimle sizin aranızdaki konularda, benim hak peygamber olduğuma, sizin de yalancı olduğunuza şâhit olarak Allah, kutsal kitaplardaki doğru bilgilere sahip olan insaf sahipleri ve Kur’ân’ı anlayanlar yeter' de.

Ahmet Varol

Kâfirler: 'Sen gönderilmiş değilsin' diyorlar. De ki: 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve kendilerinde Kitap'tan ilim bulunanlar yeter.'

Ali Bulaç

O inkar edenler şöyle derler: "Sen gönderilmiş (Allah'ın bir elçisi) değilsin." De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter ve yanlarında kitabın ilmi bulunanlar da (bu gerçeği bilir)."

Ali Fikri Yavuz

O kâfir olanlar, sen Allah tarafından gönderilmiş bir Peygamber değilsin, diyorlar. De ki: “- Benimle sizin aranızda, doğruluğuma şâhid Allah yeter; bir de yanında kitap ilmi bulunan (Levh-i Mahfuz ilmi bulunan Cebraîl yeter)...

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, üstelik şöyle dediler: "Sen, gönderilmiş değilsin!" De ki: "Aramızda Tanık olarak, Allah yeterlidir. Bir de Kitap bilgisi olanlar!"

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, "Sen peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benim ile sizin aranızda tanık olarak Allah ve kitabı bilenler yeter."

Bekir Sadak

Inkar edenler: «Sen peygamber degilsin» derler; de ki: «Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah ve Kitap'i bilenler yeter."*

Celal Yıldırım

İnkâr edenlere, «Sen peygamber değilsin» derler. De ki: benimle sizin aramızda şâhid olarak Allah ve bir de yanında kitâb bilgisi bulunanlar yeter.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O inkârcılar, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak bir Allah, bir de kitap bilgisine sahip olanlar yeter.”

Diyanet İşleri

İnkar edenler, "Sen peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur'an) bilgisi bulunanlar yeter."

Diyanet İşleri (eski)

İnkar edenler: 'Sen peygamber değilsin' derler; de ki: 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve Kitap'ı bilenler yeter.'

Diyanet Vakfi

Kâfir olanlar: Sen resûl olarak gönderilmiş bir kimse değilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab'ın bilgisi olan (Peygamber) yeter.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O kâfirler: «Sen Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber değilsin» diyorlar. De ki: «Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter).»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O küfredenler: "Sen peygamber değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan!"

Elmalılı Hamdi Yazır

O küfretmekte olanlar, sen bir mürsel değilsin diyorlar? de ki benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter bir de nezdinde kitab ılmi bulunan?

Erhan Aktaş

Kafirler, "Sen gönderilmiş değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda en iyi tanık olarak Allah ve yanlarında Kitap'ın bilgisi olanlar yeter."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler, "Sen gönderilmiş değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda en iyi tanık olarak Allah ve yanlarında Kitap'ın bilgisi olanlar yeter."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler, "Sen gönderilmiş değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda en iyi tanık olarak Allah ve yanlarında Kitap'ın bilgisi olanlar yeter."

Fizilal-il Kuran

Kâfirler «Sen peygamber değilsin» derler. Onlara de ki; «Sizin ile benim aramda Allah'ın ve kutsal kitap kaynaklı bilginlerin tanıklığı yeterli bir kanıttır.»

Gültekin Onan

O küfredenler şöyle derler: "Sen gönderilmiş (Tanrı'nın bir elçisi) değilsin." De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Tanrı yeter ve yanlarında kitabın ilmi bulunanlar da (bu gerçeği bllir)."

Hamdi Döndüren

İnkâr edenler, “Sen gönderilmiş bir elçi değilsin!” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda, tanık olarak Allah ve yanında kitabın bilgisi bulunanların tanıklığı yeter!”

Hasan Basri Çantay

O küfredenler şöyle der: "Sen (Hak tarafından) gönderilmiş bir peygamber değilsin". De ki: "Benim aramla sizin aranızda (hakiki) şahid olarak Allah yeter ve (bunu) nezdinde kitab ilmi bulunanlar dahi (bilirler).

Hasib Asutay

(Resulüm!) İnkâr edenler 'Sen gönderilmiş (hak bir peygamber) değilsin' derler. De ki: 'Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında kitap (Kur'an) bilgisi olan yeter. ' (19) (19. Maksat, Yahudi ve Hristiyanların iman edenleridir.)

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen inkâr edenler: 'Sen (peygamber olarak) gönderilmiş bir kimse değilsin' der. De ki: 'Benimle sizin aranızda şâhid olarak Allah yeter! Ve yanında kitab ilmi bulunanlar (yahudi ve hristiyanlardan mü’min olanlar) da (benim nübüvvetimi bilirler)!'

İbni Kesir

Küfredenler: Sen peygamber değilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah ve kitabın bilgisi kendi yanında olanlar yeter.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar “Sen elçi değilsin.” derler. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitabın bilgisi olan kişi(ler) yeter.”

Muhammed Esed

Ve hakkı inkara şartlanmış olan o kimseler, (ey Peygamber, sana): "Sen (Allah tarafından) gönderilmiş değilsin!" diyorlar; de ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter; bir de bu ilahi kelamı gerçekten anlayan kimse(ler)!"

Mustafa İslamoğlu

İnkarda ısrar edenler, (yine) "Sen Allah tarafından gönderilmiş değilsin" diyecekler. Sen (de) de ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter; bir de ilahi mesajın bilgisini iyice sindirmiş kimseler."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve kâfir olanlar der ki: «Sen gönderilmiş bir peygamber değilsin.» De ki: «Benim aramla sizin aranızda şahit olarak Allah Teâlâ ve kendisinde kitaba bilgi bulunan (kimseler) kifâyet eder.»

Ömer Öngüt

İnkâr edenler: “Sen elçi olarak gönderilmiş bir kimse değilsin. ” derler. Resulüm! De ki: “Benim aramla sizin aranızda Allah ve kitap ilmine sahip olanların şâhitliği kâfidir. ”

Suat Yıldırım

Dini inkâr edenler: "Sen Peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de nezdinde kitap ilmi bulunanlar."

Süleyman Ateş

İnkar edenler: "Sen gönderilmiş bir elçi değilsin!" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda Allah'ın ve yanında Kitap bilgisi bulunanların şahid olması yeter."

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler: "Sen (Allah tarafından) gönderilmiş bir elçi değilsin!" derler. Sen de de ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah da yeter, Kitab'ın bilgisine sahip olanlar da."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler): "Sen elçi olarak gönderilmiş değilsin" derler. De ki "Aramızda Allah'ın ve o Kitab'ın bilgisine sahip olanların şahit olması yeter."

Şaban Piriş

Kafir olanlar: -Sen peygamber değilsin, derler; de ki: -Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve kitap ilmine sahip olanlar yeter.

Tefhim-ul Kuran

O küfre sapanlar şöyle derler: «Sen gönderilmiş (Allah'ın bir elçisi) değilsin.» De ki: «Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter ve yanlarında kitabın ilmi bulunanlar da (bu gerçeği bilir) .»

Ümit Şimşek

İnkâr edenler 'Sen peygamber değilsin' diyorlar. De ki: Sizinle benim aramda şahit olarak Allah ile Onun kitapları hakkında bilgi sahibi olanlar yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre sapanlar: "Sen gönderilmiş bir elçi değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah, bir de yanında kitap bilgisi bulunanlar yeter."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər deyirlər: “Sən göndərilmiş elçi deyilsən!” De: “Mənimlə sizin aranızda Allahın və Kitabı bilən kimsələrin şahid olması yetər”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Kafirlər: ″Sən peyğəmbər deyilsən!″ – deyirlər. (Onlara) belə cavab ver: ″Mənimlə sizin aranızda (doğruluğuma) Allahın və kitabı bilənlərin (Tövratı, İncili bilən möʼmin yəhudi və xaçpərəstlərin, yaxud Qurʼana bələd olan möʼmin müsəlmanların və ya lövhi-məhfuzdan xəbərdar olan Cəbrailin) şahid olması yetər!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen sagen: ʺDu bist kein Gesandter Gottes!ʺ Sage: ʺEs genügt mir, daß Gott mein Zeuge ist und daß Er zwischen euch und mir urteilt, ebenso wie diejenigen, die Wissen vom Buch besitzen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die ungläubig sind, sagen: ʺDu bist nicht gesandt.ʺ Sag: Allah genügt als Zeuge zwischen mir und euch und derjenige, der das Wissen der Schrift hatʹ.

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Ungläubigen sagen: ʺDu bist nicht entsandt worden.ʺ Sprich: ʺAllah genügt als Zeuge gegen mich und euch und auch gegen diejenigen, die die Kenntnis der Schrift haben.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sagen: ʺDu bist kein Gesandter.ʺ Sag: ʺALLAH genügt als Zeuge zwischen mir und euch, und jeder, der Wissen über die Schrift besitzt.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus still, the infidels say to you-: "You are not sent by Allah nor are you charged with a message from Him to mankind". Say to them: " Good enough for me is Allah as a witness of my actions and of your actions. He knows the truth of the Book -the Quran- and of every Book and so do those who apply their minds to the acquisition of learning and exercise thought and deliberation in reading the Book.

Abdul Haleem

They say, ‘You have not been sent.’ Say, ‘God is sufficient witness between me and you: all knowledge of the Scripture comes from Him.’

Abdullah Yusuf Ali

The Unbelievers say: "No messenger art thou." Say: "Enough for a witness between me and you is Allah, and such as have knowledge of the Book."

Abul A'la Maududi

The unbelievers claim that you have not been sent by Allah. Tell them: "Allah is sufficient as a witness between me and you; and so also do those who know the Scriptures."

Aisha Bewley

Those who are kafir say, ‘You are not a Messenger. ’ Say: ‘Allah is a sufficient witness between you and me, and anyone else who has knowledge of the Book.’

Al-Hilali & Khan

And those who disbelieved, say: "You (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) are not a Messenger." Say: "Sufficient as a witness between me and you is Allâh and those too who have knowledge of the Scripture (such as ‘Abdullâh bin Salâm and other Jews and Christians who embraced Islâm)."

Ali Quli Qarai

The faithless say, ‘You have not been sent [by Allah]. ’ Say, ‘Allah suffices as a witness between me and you, and he who possesses the knowledge of the Book.’

Amatul Rahman Omar

And those who disbelieve say, `You are not a sent one (of God)'. Say, `Allâh suffices as a Witness between me and you, and (so are) those who possess knowledge of the Divine Book.'

Arthur John Arberry

The unbelievers say, 'Thou art not an Envoy. ' Say: 'God suffices as a witness between me and you, and whosoever possesses knowledge of the Book.'

Bijan Moeinian

The disbelievers say: "You are a false Prophet. " Respond: “I have two witness for my prophet hood: God and those who have grasped the Scripture.”

E. Henry Palmer

And those who misbelieve say, 'Thou art not sent!' Say, 'God is witness enough between me and you; and so is he who has the knowledge of the Book!'

Edip-Layth

Those who reject say, "You are not a messenger." Say, "God is sufficient as a witness between me and you, and those who have the knowledge of the book."

George Sale

The unbelievers will say, thou art not sent of God. Answer, God is a sufficient witness between me and you, and he who understandeth the scriptures.

Hamid S. Aziz

And those who disbelieve say, "You ar no Messenger!" Say, "Allah is witness enough between me and you; and so is he who has the knowledge of the Book (any revealed Scripture)!"

Mahmoud Ghali

And the ones who have disbelieved say, "You are not an Emissary. " Say, " Allah suffices as an Ever-Present Witness between me and you, and whoever has in his presence Knowledge of the Book (is also a witness)."

Marmaduke Pickthall

They who disbelieve say: Thou art no messenger (of Allah). Say: Allah, and whosoever hath knowledge of the Scripture, is sufficient witness between me and you.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet those who are disbelievers say: "You are not the apostle sent (by God). " Tell them: "God is sufficient as witness between me and you, and he who has knowledge of the Book."

Muhammad Asad

And [if] they who are bent on denying the truth say [unto thee, O Prophet], "Thou hast not been sent [by God]", say thou: "None can bear witness between me and you as God does; and [none can bear witness as does] he who truly understands this divine writ.

Mustafa Khattab

The disbelievers say, "You ˹Muḥammad˺ are no messenger." Say, ˹O Prophet,˺ “Allah is sufficient as a Witness between me and you, as is whoever has knowledge of the Scripture.”

Progressive Muslims

And those who reject Say: "You are not a messenger. " Say: "God is sufficient as a witness between me and you, the One who has the knowledge of the Scripture."

Sahih International

And those who have disbelieved say, "You are not a messenger. " Say, [O Muúammad], "Sufficient is Allah as Witness between me and you, and [the witness of] whoever has knowledge of the Scripture."

Sam Gerrans

And those who ignore warning say: “Thou art not an emissary.” Say thou: “Sufficient is God as witness between me and you; and whoso has knowledge of the Writ[...].”

Shabbir Ahmed

The disbelievers say, "You have not been sent (by God). " Say, "None can bear witness between me and you as Allah does; and then, none can bear witness as the one who truly understands this Book by way of reason." (Allah will soon prove me true).

Syed Vickar Ahamed

And the disbelievers say: "You (O Muhammad!) are not a messenger. " Say: "Between you and me, Allah is enough as a witness, and those who have knowledge of the Book."

Taqi Usmani

The disbelievers say, "You are not a messenger." Say, “Allah is sufficient as a witness between me and you, and those too (are my witnesses) who have the knowledge of the Book.”

The Monotheist Group

Andthose who reject say: "You are not a messenger." Say: "God is enough as a witness between me and you; the One who has the knowledge of the Book."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux qui ne croient pas disent: ʺTu nʹes pas un Messagerʺ. Dis: ʺAllah suffit, comme témoin entre vous et moi, et ceux qui ont la connaissance du Livre (sont aussi témoins)ʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku kafir bûne ji te re dibêjin: Tu ne pêxember î. (Ji wan re) Bibêje: Di navbera min û we de Xwedê û ew ê ku ji kitêbê zanîn bi wan re heye, bi şahidi bes in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij die ongelovig zijn zeggen: ʺJij bent geen gezondene.ʺ Zeg: ʺGod is goed genoeg als getuige tussen jullie en mij en wie kennis van het boek hebben.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

De ongeloovigen zullen zeggen: Gij zijt niet door God gezonden. Antwoord: God en hij die de schriften begrijpt, zijn mij voldoende getuigen tusschen mij en u.

Hollandaca — Siregar

En degenen die ongelovig zijn zeggen: jij bent geen gezondene. Zeg: ʺAllah is genoeg als Getuige tussen mij en jullie en tussen de mensen die kennis hebben van de Schrift.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И говорят те, которые стали неверующими: «Ты (о, Мухаммад) не послан (Аллахом)!» Скажи (им) (о, Посланник): «Достаточно Аллаха, как свидетеля между мной и вами и (также достаточно как свидетелей) тех (иудеев и христиан), у кого есть знание Писания [тех, которые знают из их Писаний о последнем пророке и посланнике]!»

Rusça — Osmanov

Неверные говорят: ʺТы - не посланник [Аллаха]ʺ. Отвечай [, Мухаммад]: ʺДа будет только Аллах свидетелем между мною и вами, а также теми, кто знает Писаниеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och förnekarna säger: ʺDu är inte (Guds) utsände.ʺ Svara (dem): ʺInga andra vittnen behövs mellan mig och er än Gud och den som har (verklig) kunskap om uppenbarelsen.ʺ