Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.
ثُمَّ نُنَجِّي رُسُلَنَا وَالَّذِينَ اٰمَنُوا كَذٰلِكَ حَقًّا عَلَيْنَا نُنْجِ الْمُؤْمِنِينَ
ṧumme nuneccī rusulenā ve(e)lleƶīne āmenū ke ƶālike Haḳḳan ǎleynā nunci l-mu'minīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız biz ve inananları kurtarmak, bir haktır bize.
Abdulkadir Gölpınarlı
Sonra peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız biz ve inananları kurtarmak, bir haktır bize.
Adem Uğur
Biz, sonra peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları üzerimize bir borç olarak kurtaracağız.
Ahmed Hulusi
Sonra (azap geldiğinde) biz Rasullerimizi ve iman etmişleri kurtarırız. . . İman edenleri kurtarmamız, üzerimize bir haktır.
Ahmet Tekin
Hakkı inkâr edip, ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanların felâketlerini hazırlarız. Sonra Rasullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Geçmişte rasullerimizi, iman edenleri kurtardığımız gibi, bu bizim kesinlikle gerçekleştireceğimiz bir taahhüttür. Muhammed’e iman eden şuurlu ve kâmil mü’minleri de kurtaracağız.
Ahmet Varol
Sonuçta peygamberlerimizi ve iman etmiş olanları böyle kurtarırız. Mü'minleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
Ali Bulaç
Sonra biz, elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız bizim üzerimize bir haktır.
Ali Fikri Yavuz
Sonra kâfirlere azap inince, Peygamberlerimizi ve Onlara iman edenleri kurtarıyorduk. İşte böylece, müminleri de, üzerimizde bir hak olarak, (müşrikler azab çektiği zaman), kurtaracağız.
Ali Rıza Safa
Sonra, elçilerimizi ve inananları kurtarırız. İşte böyle, inananları kurtarmak, üzerimizde bir yükümlülüktür.
Bayraktar Bayraklı
Sonra biz, peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları kurtarmamız, üzerimize bir haktır.
Bekir Sadak
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananlari boylece kurtaririz, inananlari (verdigimiz soz geregince) kurtarmamiz Bize haktir. *
Celal Yıldırım
Sonra da peygamberlerimizi ve imân edenleri böylece kurtarırız. Mü'minleri de (azâb geldiğinde) kurtarmamız üzerimize bir haktır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sonra peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böyle; inananları kurtarmak bize düşer.
Diyanet İşleri
Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.
Diyanet İşleri (eski)
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız, inananları (verdiğimiz söz gereğince) kurtarmamız Bize haktır.
Diyanet Vakfi
Biz, sonra peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları üzerimize bir borç olarak kurtaracağız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız; işte Biz böyle üzerimize düşen bir görev olarak mü'minleri kurtarırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra Resullerimizi ve iyman edenleri kurtarırız, biz böyle uhdemizde bir hakk olarak mü'minleri kurtarırız
Erhan Aktaş
Sonra Resullerimizi ve İman Edenleri kurtarırız. İman Edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İman edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sonra rasullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İman edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
Fizilal-il Kuran
Sözkonusu toplu afetlerden sonra peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Mü'minleri kurtarmak böylece üzerimize borçtur.
Gültekin Onan
Sonra biz, elçilerimizi ve inananları böyle kurtarırız; inançlıları kurtarmamız bizim üzerimize bir haktır.
Hamdi Döndüren
Sonunda, biz elçilerimizi ve imanlı kişileri kurtarırız. İşte böyle, mü’minleri kurtarmamız, üzerimize gerçekten bir borçtur!
Hasan Basri Çantay
Nihayet biz resullerimizi ve iman edenleri selamete erdiririz. (Müşriklere azab çatdığı zaman) böylece mü'minleri de, üstümüzde bir hak olarak, kurtaracağız.
Hasib Asutay
Sonunda biz peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böyle, üzerimize bir borç olarak müminleri kurtarırız.
Hayrat Neşriyat
Sonra peygamberlerimizi ve îmân edenleri kurtarırız. İşte böyle, mü’minleri kurtarmak üzerimize bir haktır.
İbni Kesir
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece üstümüze bir hak olarak mü'minleri kurtaracağız.
Mehmet Okuyan
Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böylece, üzerimize bir borç olarak inananları kurtaracağız.
Muhammed Esed
(Çünkü bu konudaki değişmeyen uygulama şudur: hakkı inkar edip ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanların felaketlerini hazırlarız;) ve buna karşılık elçilerimizi ve imana erişenleri kurtarırız. İşte bize hak olan, böylece inananları kurtarmamızdır.
Mustafa İslamoğlu
Sonuçta, elçilerimizi (ötekilerin başına gelecek her beladan) kurtarırız; aynı şekilde iman eden kimseleri de (kurtarırız): İşin gerçeği, mü'minleri kurtarmak en çok Bize düşer.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra Biz peygamberlerimizi ve imân etmiş olanları kurtarırız. Böylece Bizim üzerimize bir haktır ki, mü'minleri necâta erdiririz.
Ömer Öngüt
Sonra biz peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece iman edenleri kurtarmak bizim üzerimize haktır.
Suat Yıldırım
Sonra Biz, resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir borçtur.
Süleyman Ateş
Sonunda elçilerimizi ve inananları kurtarırız. İşte böyle, üzerimize bir borç olarak mü'minleri kurtarırız.
Süleymaniye Vakfı
O sırada elçilerimizi ve inanıp güvenenleri ayırıp kurtarırız. Bu böyledir, boynumuza borçtur, biz müminleri kurtarırız.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sonra elçilerimizi ve inanıp güvenenleri kurtarırız. Bu hep böyledir. İnanıp güvenenleri kurtarmak boynumuzun borcudur.
Şaban Piriş
Sonra biz Peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız. İman edenleri verdiğimiz söz gereğince kurtarmamız bize haktır.
Tefhim-ul Kuran
Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız da bizim üzerimizde bir haktır.
Ümit Şimşek
Azap onlara geldiğinde, Biz peygamberleri ve iman edenleri kurtarırız. Mü'minleri böylece kurtarmak üzerimize bir borç olmuştur.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz. İşte böyledir. Üzerimize bir borç olarak, inananları kurtarırız.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sonra elçilərimizi və möminləri xilas edərik. Möminləri xilas etmək Bizə vacibdir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Sonra peyğəmbərlərimizi və iman gətirənləri xilas edərik. Möʼminləri (verdiyimiz vəʼdə əməl edərək) belə xilas etmək Bizə vacibdir.
Almanca (3)
Almanca — Der Edle Quran
Dann werden Wir Unsere Gesandten und diejenigen, die glauben, erretten. So ist es Uns eine Pflicht: Wir retten die Gläubigen.
Almanca — M. A. Rassoul
Dann werden Wir Unsere Gesandten und jene, die da glauben, erretten. Also obliegt es Uns, die Gläubigen zu retten.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann erretten WIR Unsere Gesandten und diejenigen, die den Iman verinnerlicht haben. Solcherart obliegt es Uns, die Mumin zu erretten.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
There and then will We deliver from peril Our Messengers together with those who accepted them and recognized their missions. Thus it is a duty incumbent on us to save those who conformed to Our will and to Our system of faith and worship.
Abdul Haleem
In the end We shall save Our messengers and the believers. We take it upon Ourself to save the believers.
Abdullah Yusuf Ali
In the end We deliver Our messengers and those who believe: Thus is it fitting on Our part that We should deliver those who believe!
Abul A'la Maududi
Then, (when Allah's wrath falls upon the wicked) We save our Messengers and also those who believe. It is incumbent on Us to deliver the believers.
Aisha Bewley
Then We will rescue Our Messengers and those who have iman as well. It is incumbent upon Us to rescue the muminun.
Al-Hilali & Khan
Then (in the end) We save Our Messengers and those who believe! Thus it is incumbent upon Us to save the believers.
Ali Quli Qarai
Then We shall deliver Our apostles and those who have faith. Thus it is a must for Us to deliver the faithful.
Amatul Rahman Omar
Then (when the punishment descends, We shall destroy the evil doers, but) We shall save Our Messengers and those who believed. Thus (does it always happen), We have made it binding upon Ourselves to save the believers.
Arthur John Arberry
Then We shall deliver Our Messengers and the believers. Even so, as is Our bounden duty, We shall deliver the believers.
Bijan Moeinian
When the day of punishment arrives, I will save My Messenger and those who have joined him. This is the way that I have chosen to operate. thus I will save the believers.
E. Henry Palmer
Then we will save our apostles and those who believe; thus is it due from us to save believers.
Edip-Layth
Then We will save Our messengers and those who acknowledge. It is thus binding upon Us that We save those who acknowledge.
George Sale
Then will We deliver our apostles and those who believe. Thus is it a justice due from Us, that We should deliver the true believers.
Hamid S. Aziz
What expect they but the like of the days of those who passed away before them? Say, "Wait you then! Verily, I, too, will wait with you. "
Mahmoud Ghali
Thereafter We will safely deliver Our Messengers and the ones who have believed. Thus, as is truly (binding) on Us, We will deliver the believers.
Marmaduke Pickthall
Then shall We save Our messengers and the believers, in like manner (as of old). It is incumbent upon Us to save believers.
Mohamed Ahmed - Samira
Thus do We deliver our apostles and those who believe. As a matter of duty We save the believers.
Muhammad Asad
[For thus it always happens: We seal the doom of all who deny the truth and give the lie to Our messages;] and thereupon We save Our apostles and those who have attained to faith. Thus have We willed it upon Ourselves: We save all who believe [in Us],
Mustafa Khattab
Then We saved Our messengers and those who believed. For it is Our duty to save the believers.
Progressive Muslims
Then We will save Our messengers and those who believe. It is thus binding upon Us that We save the believers.
Sahih International
Then We will save our messengers and those who have believed. Thus, it is an obligation upon Us that We save the believers
Sam Gerrans
Then will We save Our messengers, and those who heed warning; thus is it binding upon Us: We save the believers.
Shabbir Ahmed
(At the time of Requital) We save Our Messengers and the community of believers as in the old times. It is incumbent upon Us to save the community of true believers.
Syed Vickar Ahamed
In the end We save Our messengers and those who believe: Thus it is right on Our part that We should save those who believe!
Taqi Usmani
Then We (used to) save Our messengers and those who believed. Similarly, it being undertaken by Us, We shall save the believers.
The Monotheist Group
Then We will save Our messengers and those who believe. It is thus binding upon Us that We save the believers.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ensuite, Nous délivrerons Nos messagers et les croyants. Cʹest ainsi quʹil Nous incombe (en toute justice) de délivrer les croyants.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Piştre, (dema ezab bê) em ê pêxemberên xwe û wan ên ku pê re bawerî anîne (ji ezab) rizgar bikin. Ev wek deynekî ye li me ku em ê bawermendan rizgar bikin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Dan redden Wij onze gezanten en hen die geloven. Zo redden Wij, als een verplichting voor Ons, de gelovigen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Dan zullen wij onze gezanten bevrijden en hen die gelooven. Dit is eene rechtvaardigheid welke wij verschuldigd zijn, dat wij de ware geloovigen bevrijden.
Hollandaca — Siregar
Daarna redden Wij Onze Boodschappers en degenen die geloofden. Zo stellen Wij het Ons tot een plicht om de gelovigen te redden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Потом (когда неверующих постигает наказание) Мы спасаем Наших посланников и тех, которые уверовали (вместе с ними). Так, обязанностью для Нас является спасать верующих.
Rusça — Osmanov
Потом Мы спасем Наших посланников и уверовавших. Таким образом Нам надлежит спасать верующих.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Till sist (när straffet faller över förnekarna av sanningen) räddar Vi Våra sändebud och de troende; det är för Oss något ovillkorligt att de troende räddas!