Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.

ثُمَّ نُنَجِّي رُسُلَنَا وَالَّذِينَ اٰمَنُوا كَذٰلِكَ حَقًّا عَلَيْنَا نُنْجِ الْمُؤْمِنِينَ

ṧumme nuneccī rusulenā ve(e)lleƶīne āmenū ke ƶālike Haḳḳan ǎleynā nunci l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2نُنَجِّيnuneccīن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.kurtarırız
3رُسُلَنَاrusulenāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleresullerimiz
4وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseleri
5اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden(leri)
6كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyle
7حَقًّاHaḳḳanح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekbir haktır
8عَلَيْنَاǎleynāüzerimize
9نُنْجِnunciن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.kurtarmak
10الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanMü'minleri

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız biz ve inananları kurtarmak, bir haktır bize.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız biz ve inananları kurtarmak, bir haktır bize.

Adem Uğur

Biz, sonra peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları üzerimize bir borç olarak kurtaracağız.

Ahmed Hulusi

Sonra (azap geldiğinde) biz Rasullerimizi ve iman etmişleri kurtarırız. . . İman edenleri kurtarmamız, üzerimize bir haktır.

Ahmet Tekin

Hakkı inkâr edip, ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanların felâketlerini hazırlarız. Sonra Rasullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Geçmişte rasullerimizi, iman edenleri kurtardığımız gibi, bu bizim kesinlikle gerçekleştireceğimiz bir taahhüttür. Muhammed’e iman eden şuurlu ve kâmil mü’minleri de kurtaracağız.

Ahmet Varol

Sonuçta peygamberlerimizi ve iman etmiş olanları böyle kurtarırız. Mü'minleri kurtarmak üzerimize bir haktır.

Ali Bulaç

Sonra biz, elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız bizim üzerimize bir haktır.

Ali Fikri Yavuz

Sonra kâfirlere azap inince, Peygamberlerimizi ve Onlara iman edenleri kurtarıyorduk. İşte böylece, müminleri de, üzerimizde bir hak olarak, (müşrikler azab çektiği zaman), kurtaracağız.

Ali Rıza Safa

Sonra, elçilerimizi ve inananları kurtarırız. İşte böyle, inananları kurtarmak, üzerimizde bir yükümlülüktür.

Bayraktar Bayraklı

Sonra biz, peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları kurtarmamız, üzerimize bir haktır.

Bekir Sadak

Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananlari boylece kurtaririz, inananlari (verdigimiz soz geregince) kurtarmamiz Bize haktir. *

Celal Yıldırım

Sonra da peygamberlerimizi ve imân edenleri böylece kurtarırız. Mü'minleri de (azâb geldiğinde) kurtarmamız üzerimize bir haktır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böyle; inananları kurtarmak bize düşer.

Diyanet İşleri

Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak, inananları da kurtaracağız.

Diyanet İşleri (eski)

Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız, inananları (verdiğimiz söz gereğince) kurtarmamız Bize haktır.

Diyanet Vakfi

Biz, sonra peygamberlerimizi ve aynı şekilde iman edenleri kurtarırız. İnananları üzerimize bir borç olarak kurtaracağız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte biz böyleyiz. Müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir görevdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra Biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız; işte Biz böyle üzerimize düşen bir görev olarak mü'minleri kurtarırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra Resullerimizi ve iyman edenleri kurtarırız, biz böyle uhdemizde bir hakk olarak mü'minleri kurtarırız

Erhan Aktaş

Sonra Resullerimizi ve İman Edenleri kurtarırız. İman Edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İman edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra rasullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İman edenleri kurtarmak üzerimize bir haktır.

Fizilal-il Kuran

Sözkonusu toplu afetlerden sonra peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Mü'minleri kurtarmak böylece üzerimize borçtur.

Gültekin Onan

Sonra biz, elçilerimizi ve inananları böyle kurtarırız; inançlıları kurtarmamız bizim üzerimize bir haktır.

Hamdi Döndüren

Sonunda, biz elçilerimizi ve imanlı kişileri kurtarırız. İşte böyle, mü’minleri kurtarmamız, üzerimize gerçekten bir borçtur!

Hasan Basri Çantay

Nihayet biz resullerimizi ve iman edenleri selamete erdiririz. (Müşriklere azab çatdığı zaman) böylece mü'minleri de, üstümüzde bir hak olarak, kurtaracağız.

Hasib Asutay

Sonunda biz peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böyle, üzerimize bir borç olarak müminleri kurtarırız.

Hayrat Neşriyat

Sonra peygamberlerimizi ve îmân edenleri kurtarırız. İşte böyle, mü’minleri kurtarmak üzerimize bir haktır.

İbni Kesir

Sonra Biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece üstümüze bir hak olarak mü'minleri kurtaracağız.

Mehmet Okuyan

Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böylece, üzerimize bir borç olarak inananları kurtaracağız.

Muhammed Esed

(Çünkü bu konudaki değişmeyen uygulama şudur: hakkı inkar edip ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanların felaketlerini hazırlarız;) ve buna karşılık elçilerimizi ve imana erişenleri kurtarırız. İşte bize hak olan, böylece inananları kurtarmamızdır.

Mustafa İslamoğlu

Sonuçta, elçilerimizi (ötekilerin başına gelecek her beladan) kurtarırız; aynı şekilde iman eden kimseleri de (kurtarırız): İşin gerçeği, mü'minleri kurtarmak en çok Bize düşer.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra Biz peygamberlerimizi ve imân etmiş olanları kurtarırız. Böylece Bizim üzerimize bir haktır ki, mü'minleri necâta erdiririz.

Ömer Öngüt

Sonra biz peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece iman edenleri kurtarmak bizim üzerimize haktır.

Suat Yıldırım

Sonra Biz, resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Böylece müminleri kurtarmak üzerimize düşen bir borçtur.

Süleyman Ateş

Sonunda elçilerimizi ve inananları kurtarırız. İşte böyle, üzerimize bir borç olarak mü'minleri kurtarırız.

Süleymaniye Vakfı

O sırada elçilerimizi ve inanıp güvenenleri ayırıp kurtarırız. Bu böyledir, boynumuza borçtur, biz müminleri kurtarırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra elçilerimizi ve inanıp güvenenleri kurtarırız. Bu hep böyledir. İnanıp güvenenleri kurtarmak boynumuzun borcudur.

Şaban Piriş

Sonra biz Peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız. İman edenleri verdiğimiz söz gereğince kurtarmamız bize haktır.

Tefhim-ul Kuran

Sonra biz, peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; mü'minleri kurtarmamız da bizim üzerimizde bir haktır.

Ümit Şimşek

Azap onlara geldiğinde, Biz peygamberleri ve iman edenleri kurtarırız. Mü'minleri böylece kurtarmak üzerimize bir borç olmuştur.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarıyoruz. İşte böyledir. Üzerimize bir borç olarak, inananları kurtarırız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra elçilərimizi və möminləri xilas edərik. Möminləri xilas etmək Bizə vacibdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra peyğəmbərlərimizi və iman gətirənləri xilas edərik. Möʼminləri (verdiyimiz vəʼdə əməl edərək) belə xilas etmək Bizə vacibdir.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Dann werden Wir Unsere Gesandten und diejenigen, die glauben, erretten. So ist es Uns eine Pflicht: Wir retten die Gläubigen.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann werden Wir Unsere Gesandten und jene, die da glauben, erretten. Also obliegt es Uns, die Gläubigen zu retten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann erretten WIR Unsere Gesandten und diejenigen, die den Iman verinnerlicht haben. Solcherart obliegt es Uns, die Mumin zu erretten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then will We deliver from peril Our Messengers together with those who accepted them and recognized their missions. Thus it is a duty incumbent on us to save those who conformed to Our will and to Our system of faith and worship.

Abdul Haleem

In the end We shall save Our messengers and the believers. We take it upon Ourself to save the believers.

Abdullah Yusuf Ali

In the end We deliver Our messengers and those who believe: Thus is it fitting on Our part that We should deliver those who believe!

Abul A'la Maududi

Then, (when Allah's wrath falls upon the wicked) We save our Messengers and also those who believe. It is incumbent on Us to deliver the believers.

Aisha Bewley

Then We will rescue Our Messengers and those who have iman as well. It is incumbent upon Us to rescue the muminun.

Al-Hilali & Khan

Then (in the end) We save Our Messengers and those who believe! Thus it is incumbent upon Us to save the believers.

Ali Quli Qarai

Then We shall deliver Our apostles and those who have faith. Thus it is a must for Us to deliver the faithful.

Amatul Rahman Omar

Then (when the punishment descends, We shall destroy the evil doers, but) We shall save Our Messengers and those who believed. Thus (does it always happen), We have made it binding upon Ourselves to save the believers.

Arthur John Arberry

Then We shall deliver Our Messengers and the believers. Even so, as is Our bounden duty, We shall deliver the believers.

Bijan Moeinian

When the day of punishment arrives, I will save My Messenger and those who have joined him. This is the way that I have chosen to operate. thus I will save the believers.

E. Henry Palmer

Then we will save our apostles and those who believe; thus is it due from us to save believers.

Edip-Layth

Then We will save Our messengers and those who acknowledge. It is thus binding upon Us that We save those who acknowledge.

George Sale

Then will We deliver our apostles and those who believe. Thus is it a justice due from Us, that We should deliver the true believers.

Hamid S. Aziz

What expect they but the like of the days of those who passed away before them? Say, "Wait you then! Verily, I, too, will wait with you. "

Mahmoud Ghali

Thereafter We will safely deliver Our Messengers and the ones who have believed. Thus, as is truly (binding) on Us, We will deliver the believers.

Marmaduke Pickthall

Then shall We save Our messengers and the believers, in like manner (as of old). It is incumbent upon Us to save believers.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus do We deliver our apostles and those who believe. As a matter of duty We save the believers.

Muhammad Asad

[For thus it always happens: We seal the doom of all who deny the truth and give the lie to Our messages;] and thereupon We save Our apostles and those who have attained to faith. Thus have We willed it upon Ourselves: We save all who believe [in Us],

Mustafa Khattab

Then We saved Our messengers and those who believed. For it is Our duty to save the believers.

Progressive Muslims

Then We will save Our messengers and those who believe. It is thus binding upon Us that We save the believers.

Sahih International

Then We will save our messengers and those who have believed. Thus, it is an obligation upon Us that We save the believers

Sam Gerrans

Then will We save Our messengers, and those who heed warning; thus is it binding upon Us: We save the believers.

Shabbir Ahmed

(At the time of Requital) We save Our Messengers and the community of believers as in the old times. It is incumbent upon Us to save the community of true believers.

Syed Vickar Ahamed

In the end We save Our messengers and those who believe: Thus it is right on Our part that We should save those who believe!

Taqi Usmani

Then We (used to) save Our messengers and those who believed. Similarly, it being undertaken by Us, We shall save the believers.

The Monotheist Group

Then We will save Our messengers and those who believe. It is thus binding upon Us that We save the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ensuite, Nous délivrerons Nos messagers et les croyants. Cʹest ainsi quʹil Nous incombe (en toute justice) de délivrer les croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Piştre, (dema ezab bê) em ê pêxemberên xwe û wan ên ku pê re bawerî anîne (ji ezab) rizgar bikin. Ev wek deynekî ye li me ku em ê bawermendan rizgar bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dan redden Wij onze gezanten en hen die geloven. Zo redden Wij, als een verplichting voor Ons, de gelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dan zullen wij onze gezanten bevrijden en hen die gelooven. Dit is eene rechtvaardigheid welke wij verschuldigd zijn, dat wij de ware geloovigen bevrijden.

Hollandaca — Siregar

Daarna redden Wij Onze Boodschappers en degenen die geloofden. Zo stellen Wij het Ons tot een plicht om de gelovigen te redden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Потом (когда неверующих постигает наказание) Мы спасаем Наших посланников и тех, которые уверовали (вместе с ними). Так, обязанностью для Нас является спасать верующих.

Rusça — Osmanov

Потом Мы спасем Наших посланников и уверовавших. Таким образом Нам надлежит спасать верующих.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Till sist (när straffet faller över förnekarna av sanningen) räddar Vi Våra sändebud och de troende; det är för Oss något ovillkorligt att de troende räddas!