Talak Suresi 1-3. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ اِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ اِلَّٓا اَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللّٰهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذٰلِكَ اَمْرًا فَاِذَا بَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَاَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَاَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلّٰهِ ذٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

1.

Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik halinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah'a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayasızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.

Diyanet İşleri

2.

Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki adil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah'a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.

3.

Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

TALÂK SÛRESİ

Tamamı Medine’de inmiştir. Birinci ve sonraki âyetlerle «boşanma hu­kuku»nun önemli bir kısmı konu edildiğinden, bu mânaya delâlet eden «Ta­lâk» aynı zamanda sûreye isim olmuştur.

Âyet sayısı: 12

Kelime »: 249

Harf »: 1060 (Lübabu’t-te’vîl: 4/277)

Sûrenin kapsadığı başlıca konular:

1- Birtakım şer’î hükümlere, dinî prensiplere ve İslâmî fetvâlara yer veriliyor.

2- Halk arasında adâletin gözetilmesi; aile, toplum, kavim ve mil­letlerin ancak adâletle, hakkaniyetle ayakta durabilecekleri konu ediliyor.

3- İddet (şer’î bekleme süresi) açıklanıyor ve bu arada boşanan ka­dının ve çocuğunun nafakası belirleniyor.

4- İlâhî buyruklara uymayanlara ve onlara inanarak uyanlara verile­cek mükâfat ve cezaya dikkat çekiliyor, yönlendirici bilgi veriliyor.

5- Yedi göğü ve yedi kat yeri yaratanın emir ve hükümlerinin gökten yere indirildiği ve Cenâb-ı Hakk’ın ilminin her şeyi kapsayıp kuşattığı ha­ber veriliyor.

MEÂLİ:

1- Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız vakit, iddetierini (ayhallerini ve bekleme sürelerini) dikkate alarak boşayın ve iddeti sayın. Rab­biniz Allah’tan korkun; kadınları evlerinden çıkarmayın; kendileri de çık­masınlar. Ancak açık bir hayasızlıkta bulunanları müstesnâ. Bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır. Kim Allahʹın sınırlarını aşarsa, gerçekten o kendine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, bunun ardından Allah’ın, (barışıp anlaşma gibi) bir durum meydana getirmesi umulur.

2- Bekleme sürelerinin sonuna yaklaştıkları zaman onları ya iyilikle, güzellikle tutun, ya da güzellikle ayrılın. Aranızdan iki âdil kimseyi şâhit tu­tun; şahitliği Allah için yerine getirin. Bununla Allahʹa ve Âhiret gününe imân edenlere öğüt verilir. Kim Allahʹtan korkar (da karşı gelmekten) sa­kınırsa, Allah ona bir çıkış imkânı sağlar.

3- Ve ummadığı, hesaplıyamadığı bir cihetten onu rızıklandırır. Kim Allahʹa güvenip dayanırsa, Allah ona yeter. Şüphesiz ki Allah, emrini ye­rine getirendir. Gerçekten Allah, her şey için bir ölçü belirleyip ortaya koy­muştur.

İNİŞ SEBEBİ

Bu âyetlerin inişiyle ilgili iki sebep rivâyet edilmiştir:

a) Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz bir gün eşi Hz. Hafsa’ya gizli bir şey söylemiş ve onu sır olarak saklamasını istemişti. Buna rağmen Hz. Hafsa (R. A. ) hissine mağlûp olarak onu Hz. Aişeʹye anlatmış ve bu nedenle de bazı huzursuzlukların çıkmasına yol açmıştı.

Bunun üzerine üzülen Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz eşi Hafsaʹyı bir ta­lâkla boşamıştı. İlgili âyetler inince Resûlüllâh (A. S. ) ona recʹat edip bo­şamaktan vazgeçmiştir.

b) Abdullah b. Ömer (R. A. ), eşi ayhalinde iken onu bir talâkla boşamıştı. Resûlüllâh (A. S. ) ona eşine dönmesini ve mutlaka boşamak istiyor­sa, eşinin ayhalinden temizlenip tekrar ayhali görmesinden sonra temizle­nince onunla cinsel temasta bulunmadan boşamasını emretti. O sebeple ilgili âyetler indi. (el-Câmi’u Li-Ahkâmi’l-Kur’ân: 18/148- Esbabu’n-Nüzûl/Nisaburî: 289)

İLGİLİ HADİSLER

«Allah yanında helâlın en sevilmeyeni, boşamaktır. » (Sa’lebî: İbn Ömer (R. A. )dan)

«Kadınları ancak (ciddi bir) şüphe ve töhmetten dolayı boşayabilirsi­niz. Çünkü Cenâb-ı Hak, zevkine çokça düşkün erkeklerle zevkine çok düş­kün kadınları sevmez. » (Taberâni-Bezzar - İbn Hibbân. (Hadîsin zayıf olduğunu iddia edenler ol­muşsa da Ahmed b. Hanbel, ravîlerinin hepsinin güvenilir olduğunu belirtmiştir. ))

Dâre Kutnîʹnin Abdurrezzak hadîsinden naklen yaptığı rivâyette, İbn Abbasʹın (R. A. ) şöyle dediği tesbit edilmiştir: «Boşama dört kısımdır: İki­si helâl, ikisi de harâmdır. Helâl olanının birincisi, kadın ayhalinden temiz­lendikten sonra kocası onunla cinsel temasta bulunmadan onu boşaması­dır. İkincisi ise, kadının gebe olduğu kesinlik kazandığı bir dönemde koca­sının onu boşamasıdır. Harâm olanının birincisi, kadın ayhalinde iken ko­casının onu boşamasıdır. İkincisi ise, kadın ayhalinden temizlendikten son­ra kocasının onunla cinsel temasta bulunup öylece boşamasıdır. »

Açıklama:

Burada «harâm» diye belirtilen boşama, tahrime yakın bir kerahet an­lamına hamledilebilir.

BOŞAMANIN FIKHÎ YÖNÜ

Talâk (boşama) üç kısımdır: Biri bid’at, biri sünnet, biri de ne sün­net ne de bidʹattır.

1- Kadın ayhali veya loğusa ya da ayhalinden temizlendikten sonra kocası onunla cinsel temasta bulunmuş ise, bu üç durumda onu boşaması bidʹattir, sünnete aykırıdır.

2- Adam, kadını nikâhladıktan sonra onunla cinsel temasta bulun­madan ve kadın da ayhali durumunda iken veya ayhalinden tamamen ke­silmiş bir dönemde veya gebe olup onunla cinsel temasta bulunduktan sonra onu boşaması ne bid’at, ne de sünnettir.

3- Kadın ayhalinden temizlendikten sonra kocası onunla cinsel te­masta bulunmadan onu bir talâkla; ikinci defa ayhalinden temizlendikten sonra yine cinsel temasta bulunmadan bir talâkla ve üçüncü defa ayha­linden temizlendikten sonra yine onunla cinsel temasta bulunmadan onu bir talâkla boşaması sünnettir; yani böyle bir boşama usûlü sünnete uy­gundur.

Konunun bu ölçüler çerçevesinde hüküm ifade etmesinin sebep ve hikmeti açıktır. Şöyle ki: Kadın ayhalinden temizlenince, daha önce ona karşı isteksizlik, hattâ tiksinme duyan kocası, bu defa cinsel ilgi duyabilir ve boşamaktan vazgeçebilir. İkinci ve üçüncü defa ayhalinden temizlen­mesini bekleyip bu süre içinde cinsel temastan uzak kalmak hem kadı­nın, hem de erkeğin cinsel ilgi ve iştihasını artırır ve kadın hırçınlıktan, erkek de boşamaktan vazgeçebilir.

İDDET (ŞERʹÎ BEKLEME SÜRESİ)

Kadın bir, iki veya üç talâkla boşandıktan sonra oturmakta olduğu evi terketmeyip üç ayhali veya üç temizlenme dönemi geçirmeyi bekler ki bu, yaklaşık üç aylık bir süreyi içine alır. Nitekim Bakara Sûresi 228. âyetle iddetin bu süresi açıklanmıştır.

Kadının belirtilen süre oturmakta olduğu evde beklemesinde birtakım faydalar sözkonusudur:

a) Şunun, bunun kem nazarından korunmak,

b) Bir veya iki talakla boşanmışsa, kocasının o süre içinde pişman­lık duyup tamamen boşamaktan vazgeçmesini sağlamak,

c) Nafakasının eksiksiz verilmesine ve başını sokacak başka bir ev ve çare düşünüp aramasına ortam hazırlamak bu cümledendir.

Koca, bu süre içinde boşadığı eşini, nikâhı altında iken oturduğu evden çıkarmaz; onun nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamakla yükümlüdür. Aynı zamanda kadın da belirtilen süre bitmeden evi terketmez veya terketmemelidir. Aksi halde günahı gerektiren harâm bir fiil işlemiş olur ve o yüz­den Ebû Hanîfe’ye göre, nafaka ve mesken hakkını kaybeder.

Yukarıda sözünü ettiğimiz iddet (şerʹî bekleme süresi), kendisiyle cin­sel temasta bulunulan kadınla ilgilidir. Nikâh akdi yapılmakla beraber he­nüz cinsel temas vuku bulmadan boşanan kadına iddet gerekmez.

Diğer bir husus da, kendisine iddet gereken kadın kocasına ait evi terketmez; ancak talâk-ı bâin ile boşanmışsa, Mâlikîlerle Şâfiîlere göre, terkedebilir.

ŞER’Î BEKLEME SÜRESİ İÇİNDE AÇIK HAYASIZLIKTA BULUNAN KADININ DURUMU

Şer’î bekleme süresi içinde kadında açık bir hayasızlık görülürse, otur­duğu evden çıkarılabilir veya daha ciddi tedbirler düşünülebilir.

Açık hayasızlık neler olabilir?

a) İbn Abbas’a (R. A. ), Hasan, Şa’bî ve Mücahid’e göre, zinadır. Bu yüzden çıkarılıp kadıya teslim edilir.

b) İmam Şâfiî’ye göre, kocasının yakınlarına karşı söz ve davranış­larıyla edep ve terbiye dışına çıkması ve onları bu gibi fiilleriyle üzmesidir.

c) Süddî’ye göre, kimseyi dinlemeyip iddeti bitmeden evi terkedip kendi başına buyruk olmasıdır.

d) Katade’ye göre, şiddetli geçimsizliğe sebep olan söz ve fiillerde bulunmasıdır.

Boşama hukukuyla ilgili sıralanan bu hükümler, Cenâb-ı Hakkʹın belir­lediği dinî sınırlardır. Artık kim bu sınırları aşarsa, şüphesiz kendine hak­sızlık etmiş olur.

Yukarıda da kısmen belirttiğimiz gibi, bir veya iki ric’î talakla boşanan kadının da bulunduğu evde oturup süresini beklemesinde hayır vardır. Birinci âyetin son cümlesiyle bu hayra işâret edilmektedir. Zira kadının bekleme süresince ağırbaşlı, edepli, saygılı ve temkinli davranması, ko­casıyla aralarında meydana gelen soğukluğu kaldırabilir ve bozulmaya yüztutan bir aile yuvası yeniden hayatiyet kazanır.

İDDET (ŞER’Î BEKLEME SÜRESİ) SONA ERİNCE

Üç talâkla boşanan kadın, iddeti sona erince -oturduğu ev kocasına aitse- orayı terkedip çıkar ve nafakası kalkar. Bir veya iki talak-ı ric’i ile boşanmışsa, iddet süresinin bitimi yaklaşınca, kocası ya pişmanlık duyup ona döner ya da kalan bir talâkı da ika edip onu salıverir. Ama her iki du­rumda da kadının şerefini ve kişiliğini zedeliyecek söz ve davranışlardan kaçınır; en iyi, en güzel şekilde muamelede bulunur; İslâmiyetin insan un­suruna ve özellikle müslime bir kadına verdiği değeri göz önünde bulun­durarak ona insanca davranır. Şüphesiz bu, bir emr-i İlâhîdir ki adamın uyması ve uygulaması gerekir. Aksi halde büyük günah işlemiş ve İlâhî sı­nırı aşmış olur.

TALÂK OLAYINDA İKİ ÂDİL ŞAHİT TUTMAK

«Aranızdan iki âdil kimseyi şâ­hit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin.. »

İki şâhit, bir veya iki talâktan sonra eşine ricʹat etmek isteyen ada­mın durumuyla mı, yoksa hem ricʹat, hem de kadını tamamen boşama­sıyla mı ilgilidir? İlim adamlarının ve mezhep imamlarının bu husustaki yorum ve içtihatları farklıdır:

a) İmam Ebû Hanîfeʹye göre, gerek ric’atte, gerekse tamamen boşa­makta âdil iki şâhit bulundurmak mendûptur. Bu, tıpkı «alım-satım yapı­lırken şahit bulundurun» emrinde olduğu gibi nedbi ifade eder.

b) İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel’e göre, ric’atte iki âdil şâhit bulundurmak vâciptir. Ancak Şâfiî’nin Kavl-i Cedîd’inde bu yorum ve içti­hadından vazgeçtiği ve şahit tutmanın mendup olduğunu söylediği rivâ­yet edilmiştir.

c) Ashab-ı Kirâm’dan İmrân b. Husayn (R. A. )den, «Eşini boşadıktan sonra ona ric’ât edip cinsel temasta bulunur ve bunun için şahit tutmazsa, adama ne lâzım gelir? » diye sorulduğunda, o şu cevabı vermiştir: «Sün­nete aykırı boşamış ve yine sünnete aykırı ric’at etmiş olur. » (Ebû Dâvud - Lübabu’t-te’vîl: 4/279)

Böylece İmrân b. Husayn (R. A. ) âyetteki işhad emrini sünnet anlamı­na hamledip yorumlamıştır ki imamlar bu yorumu benimsemişlerdir.

İYİLİKLE TUTMAK VEYA GÜZELLİKLE AYRILMAK

«Bekleme süresinin sonuna yaklaştıkları zaman onları ya iyilikle, güzellikle tutun, ya da onlar­dan güzellikle ayrılın.. »

Kur’ân-ı Kerîm, aile hukukunun önemli bölümünü oluşturan boşanma konusunun ana çizgilerinden bir kısmını belirtirken şu maddelere yer ver­mektedir:

1- Kadınları rasgele değil, şerʹî bekleme süreleri dikkate alınarak, içinde cinsel temasta bulunulmayan temizlik döneminde birer talâk ika etmek suretiyle üç temizlik dönemini kapsayacak veya üç ayhalini içine ala­cak şekilde sünnete uygun boşayın.

2- Nikâh akdinden sonra eşiyle cinsel temasta bulunan kimse, onu boşayacak olursa, iddeti (şer’î bekleme süresi olan üç ayhali ve üç temiz­lenme) sona erinceye kadar onu evinden çıkarmayıp nafakasını vermekle yükümlüdür.

3- Üç talâkla boşanan kadın da süreyi doldurmadan dışarı çıkma­malıdır; yani kocasına ait evin bir odasında oturmalıdır. Zira belirtilen sü­re içinde koca hem onu barındırmakla, hem de nafakasını vermekle mü­kelleftir.

4- Adam eşini bir veya iki ric’i talâkla boşamışsa, iddet sona erme­den ona güzellikle dönebilir ve evliliklerini sürdürebilirler.

5- Adam, süre sona erinceye kadar eşine ricʹat etmezse, onu gü­zellikle boşamış olur. Bu durumda da sertlik, kabalık, haklara tecavüz ha­ramdır.

6- Adam gerek eşine ric’at ederken, gerekse onu tamamen boşar­ken iki âdil erkek şâhit bulundurmalıdır. Böylece niyetini açığa vurmuş ve onu belgelendirmiş olur da ileride birtakım yanlış yorumlara ve itirazlara kapıyı kapamış bulunur.

Unutmamak gerekir ki, boşanma konusunda özellikle adamın iyi mua­melede bulunması, güzel ve nazik davranması; kırıcı, üzücü söz ve dav­ranışlardan kaçınması bir emr-i İlâhîdir ki her Müslümanın uyması söz ko­nusudur.

Boşanma sona erince, her iki taraf da Allahʹa dayanıp güvenmeli ve kendilerine uygun eş arayıp yeni bir aile düzeni kurmaya özen gösterme­lidirler. Şüphesiz Cenâb-ı Hak kendisine güvenip dayananlara bir çıkış yo­lu ve imkânı hazırlar da ummadıkları yerden onları rızıklandırır. Yeter ki işin ve olayın temelinde iyi niyet, Allah korkusu hâkim bulunsun. O tak­dirde Cenâb-ı Hak mutlâka hükmünü yerine getirir. Zira O’nun kanunları, ölçü ve tedbirleri şaşmaz; söz O’nun katında asla değişmez. O bakımdan İlâhî emir ve tavsiyelere uyanlar mutlu, uymayanlar mutsuz olurlar. Üçün­cü âyetin son kısmı bu inceliği yansıtmakta ve müʹminlerin dikkatini çek­mektedir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, boşanma hukukunun önemli kısmı üzerinde du­ruldu ve özellikle kadın haklarının lüzumu yansıtılarak yönlendirici bilgi verildi.

Aşağıdaki âyetlerle, ayhalinden kesilen ve bir de gebe olan kadınla­rın -boşanmaları söz konusu olduğu takdirde- iddetleri açıklanıyor. Sonra da boşanan kadının mesken ve nafakasına atıf yapılarak doğurduğu ço­cuğu emzirmesi hakkında İlâhî hüküm beyân ediliyor.