TALÂK SÛRESİ
Tamamı Medine’de inmiştir. Birinci ve sonraki âyetlerle «boşanma hukuku»nun önemli bir kısmı konu edildiğinden, bu mânaya delâlet eden «Talâk» aynı zamanda sûreye isim olmuştur.
Âyet sayısı: 12
Kelime »: 249
Harf »: 1060 (Lübabu’t-te’vîl: 4/277)
Sûrenin kapsadığı başlıca konular:
1- Birtakım şer’î hükümlere, dinî prensiplere ve İslâmî fetvâlara yer veriliyor.
2- Halk arasında adâletin gözetilmesi; aile, toplum, kavim ve milletlerin ancak adâletle, hakkaniyetle ayakta durabilecekleri konu ediliyor.
3- İddet (şer’î bekleme süresi) açıklanıyor ve bu arada boşanan kadının ve çocuğunun nafakası belirleniyor.
4- İlâhî buyruklara uymayanlara ve onlara inanarak uyanlara verilecek mükâfat ve cezaya dikkat çekiliyor, yönlendirici bilgi veriliyor.
5- Yedi göğü ve yedi kat yeri yaratanın emir ve hükümlerinin gökten yere indirildiği ve Cenâb-ı Hakk’ın ilminin her şeyi kapsayıp kuşattığı haber veriliyor.
MEÂLİ:
1- Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız vakit, iddetierini (ayhallerini ve bekleme sürelerini) dikkate alarak boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun; kadınları evlerinden çıkarmayın; kendileri de çıkmasınlar. Ancak açık bir hayasızlıkta bulunanları müstesnâ. Bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır. Kim Allahʹın sınırlarını aşarsa, gerçekten o kendine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, bunun ardından Allah’ın, (barışıp anlaşma gibi) bir durum meydana getirmesi umulur.
2- Bekleme sürelerinin sonuna yaklaştıkları zaman onları ya iyilikle, güzellikle tutun, ya da güzellikle ayrılın. Aranızdan iki âdil kimseyi şâhit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin. Bununla Allahʹa ve Âhiret gününe imân edenlere öğüt verilir. Kim Allahʹtan korkar (da karşı gelmekten) sakınırsa, Allah ona bir çıkış imkânı sağlar.
3- Ve ummadığı, hesaplıyamadığı bir cihetten onu rızıklandırır. Kim Allahʹa güvenip dayanırsa, Allah ona yeter. Şüphesiz ki Allah, emrini yerine getirendir. Gerçekten Allah, her şey için bir ölçü belirleyip ortaya koymuştur.
İNİŞ SEBEBİ
Bu âyetlerin inişiyle ilgili iki sebep rivâyet edilmiştir:
a) Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz bir gün eşi Hz. Hafsa’ya gizli bir şey söylemiş ve onu sır olarak saklamasını istemişti. Buna rağmen Hz. Hafsa (R. A. ) hissine mağlûp olarak onu Hz. Aişeʹye anlatmış ve bu nedenle de bazı huzursuzlukların çıkmasına yol açmıştı.
Bunun üzerine üzülen Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz eşi Hafsaʹyı bir talâkla boşamıştı. İlgili âyetler inince Resûlüllâh (A. S. ) ona recʹat edip boşamaktan vazgeçmiştir.
b) Abdullah b. Ömer (R. A. ), eşi ayhalinde iken onu bir talâkla boşamıştı. Resûlüllâh (A. S. ) ona eşine dönmesini ve mutlaka boşamak istiyorsa, eşinin ayhalinden temizlenip tekrar ayhali görmesinden sonra temizlenince onunla cinsel temasta bulunmadan boşamasını emretti. O sebeple ilgili âyetler indi. (el-Câmi’u Li-Ahkâmi’l-Kur’ân: 18/148- Esbabu’n-Nüzûl/Nisaburî: 289)
İLGİLİ HADİSLER
«Allah yanında helâlın en sevilmeyeni, boşamaktır. » (Sa’lebî: İbn Ömer (R. A. )dan)
«Kadınları ancak (ciddi bir) şüphe ve töhmetten dolayı boşayabilirsiniz. Çünkü Cenâb-ı Hak, zevkine çokça düşkün erkeklerle zevkine çok düşkün kadınları sevmez. » (Taberâni-Bezzar - İbn Hibbân. (Hadîsin zayıf olduğunu iddia edenler olmuşsa da Ahmed b. Hanbel, ravîlerinin hepsinin güvenilir olduğunu belirtmiştir. ))
Dâre Kutnîʹnin Abdurrezzak hadîsinden naklen yaptığı rivâyette, İbn Abbasʹın (R. A. ) şöyle dediği tesbit edilmiştir: «Boşama dört kısımdır: İkisi helâl, ikisi de harâmdır. Helâl olanının birincisi, kadın ayhalinden temizlendikten sonra kocası onunla cinsel temasta bulunmadan onu boşamasıdır. İkincisi ise, kadının gebe olduğu kesinlik kazandığı bir dönemde kocasının onu boşamasıdır. Harâm olanının birincisi, kadın ayhalinde iken kocasının onu boşamasıdır. İkincisi ise, kadın ayhalinden temizlendikten sonra kocasının onunla cinsel temasta bulunup öylece boşamasıdır. »
Açıklama:
Burada «harâm» diye belirtilen boşama, tahrime yakın bir kerahet anlamına hamledilebilir.
BOŞAMANIN FIKHÎ YÖNÜ
Talâk (boşama) üç kısımdır: Biri bid’at, biri sünnet, biri de ne sünnet ne de bidʹattır.
1- Kadın ayhali veya loğusa ya da ayhalinden temizlendikten sonra kocası onunla cinsel temasta bulunmuş ise, bu üç durumda onu boşaması bidʹattir, sünnete aykırıdır.
2- Adam, kadını nikâhladıktan sonra onunla cinsel temasta bulunmadan ve kadın da ayhali durumunda iken veya ayhalinden tamamen kesilmiş bir dönemde veya gebe olup onunla cinsel temasta bulunduktan sonra onu boşaması ne bid’at, ne de sünnettir.
3- Kadın ayhalinden temizlendikten sonra kocası onunla cinsel temasta bulunmadan onu bir talâkla; ikinci defa ayhalinden temizlendikten sonra yine cinsel temasta bulunmadan bir talâkla ve üçüncü defa ayhalinden temizlendikten sonra yine onunla cinsel temasta bulunmadan onu bir talâkla boşaması sünnettir; yani böyle bir boşama usûlü sünnete uygundur.
Konunun bu ölçüler çerçevesinde hüküm ifade etmesinin sebep ve hikmeti açıktır. Şöyle ki: Kadın ayhalinden temizlenince, daha önce ona karşı isteksizlik, hattâ tiksinme duyan kocası, bu defa cinsel ilgi duyabilir ve boşamaktan vazgeçebilir. İkinci ve üçüncü defa ayhalinden temizlenmesini bekleyip bu süre içinde cinsel temastan uzak kalmak hem kadının, hem de erkeğin cinsel ilgi ve iştihasını artırır ve kadın hırçınlıktan, erkek de boşamaktan vazgeçebilir.
İDDET (ŞERʹÎ BEKLEME SÜRESİ)
Kadın bir, iki veya üç talâkla boşandıktan sonra oturmakta olduğu evi terketmeyip üç ayhali veya üç temizlenme dönemi geçirmeyi bekler ki bu, yaklaşık üç aylık bir süreyi içine alır. Nitekim Bakara Sûresi 228. âyetle iddetin bu süresi açıklanmıştır.
Kadının belirtilen süre oturmakta olduğu evde beklemesinde birtakım faydalar sözkonusudur:
a) Şunun, bunun kem nazarından korunmak,
b) Bir veya iki talakla boşanmışsa, kocasının o süre içinde pişmanlık duyup tamamen boşamaktan vazgeçmesini sağlamak,
c) Nafakasının eksiksiz verilmesine ve başını sokacak başka bir ev ve çare düşünüp aramasına ortam hazırlamak bu cümledendir.
Koca, bu süre içinde boşadığı eşini, nikâhı altında iken oturduğu evden çıkarmaz; onun nafaka ve mesken ihtiyacını karşılamakla yükümlüdür. Aynı zamanda kadın da belirtilen süre bitmeden evi terketmez veya terketmemelidir. Aksi halde günahı gerektiren harâm bir fiil işlemiş olur ve o yüzden Ebû Hanîfe’ye göre, nafaka ve mesken hakkını kaybeder.
Yukarıda sözünü ettiğimiz iddet (şerʹî bekleme süresi), kendisiyle cinsel temasta bulunulan kadınla ilgilidir. Nikâh akdi yapılmakla beraber henüz cinsel temas vuku bulmadan boşanan kadına iddet gerekmez.
Diğer bir husus da, kendisine iddet gereken kadın kocasına ait evi terketmez; ancak talâk-ı bâin ile boşanmışsa, Mâlikîlerle Şâfiîlere göre, terkedebilir.
ŞER’Î BEKLEME SÜRESİ İÇİNDE AÇIK HAYASIZLIKTA BULUNAN KADININ DURUMU
Şer’î bekleme süresi içinde kadında açık bir hayasızlık görülürse, oturduğu evden çıkarılabilir veya daha ciddi tedbirler düşünülebilir.
Açık hayasızlık neler olabilir?
a) İbn Abbas’a (R. A. ), Hasan, Şa’bî ve Mücahid’e göre, zinadır. Bu yüzden çıkarılıp kadıya teslim edilir.
b) İmam Şâfiî’ye göre, kocasının yakınlarına karşı söz ve davranışlarıyla edep ve terbiye dışına çıkması ve onları bu gibi fiilleriyle üzmesidir.
c) Süddî’ye göre, kimseyi dinlemeyip iddeti bitmeden evi terkedip kendi başına buyruk olmasıdır.
d) Katade’ye göre, şiddetli geçimsizliğe sebep olan söz ve fiillerde bulunmasıdır.
Boşama hukukuyla ilgili sıralanan bu hükümler, Cenâb-ı Hakkʹın belirlediği dinî sınırlardır. Artık kim bu sınırları aşarsa, şüphesiz kendine haksızlık etmiş olur.
Yukarıda da kısmen belirttiğimiz gibi, bir veya iki ric’î talakla boşanan kadının da bulunduğu evde oturup süresini beklemesinde hayır vardır. Birinci âyetin son cümlesiyle bu hayra işâret edilmektedir. Zira kadının bekleme süresince ağırbaşlı, edepli, saygılı ve temkinli davranması, kocasıyla aralarında meydana gelen soğukluğu kaldırabilir ve bozulmaya yüztutan bir aile yuvası yeniden hayatiyet kazanır.
İDDET (ŞER’Î BEKLEME SÜRESİ) SONA ERİNCE
Üç talâkla boşanan kadın, iddeti sona erince -oturduğu ev kocasına aitse- orayı terkedip çıkar ve nafakası kalkar. Bir veya iki talak-ı ric’i ile boşanmışsa, iddet süresinin bitimi yaklaşınca, kocası ya pişmanlık duyup ona döner ya da kalan bir talâkı da ika edip onu salıverir. Ama her iki durumda da kadının şerefini ve kişiliğini zedeliyecek söz ve davranışlardan kaçınır; en iyi, en güzel şekilde muamelede bulunur; İslâmiyetin insan unsuruna ve özellikle müslime bir kadına verdiği değeri göz önünde bulundurarak ona insanca davranır. Şüphesiz bu, bir emr-i İlâhîdir ki adamın uyması ve uygulaması gerekir. Aksi halde büyük günah işlemiş ve İlâhî sınırı aşmış olur.
TALÂK OLAYINDA İKİ ÂDİL ŞAHİT TUTMAK
«Aranızdan iki âdil kimseyi şâhit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin.. »
İki şâhit, bir veya iki talâktan sonra eşine ricʹat etmek isteyen adamın durumuyla mı, yoksa hem ricʹat, hem de kadını tamamen boşamasıyla mı ilgilidir? İlim adamlarının ve mezhep imamlarının bu husustaki yorum ve içtihatları farklıdır:
a) İmam Ebû Hanîfeʹye göre, gerek ric’atte, gerekse tamamen boşamakta âdil iki şâhit bulundurmak mendûptur. Bu, tıpkı «alım-satım yapılırken şahit bulundurun» emrinde olduğu gibi nedbi ifade eder.
b) İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel’e göre, ric’atte iki âdil şâhit bulundurmak vâciptir. Ancak Şâfiî’nin Kavl-i Cedîd’inde bu yorum ve içtihadından vazgeçtiği ve şahit tutmanın mendup olduğunu söylediği rivâyet edilmiştir.
c) Ashab-ı Kirâm’dan İmrân b. Husayn (R. A. )den, «Eşini boşadıktan sonra ona ric’ât edip cinsel temasta bulunur ve bunun için şahit tutmazsa, adama ne lâzım gelir? » diye sorulduğunda, o şu cevabı vermiştir: «Sünnete aykırı boşamış ve yine sünnete aykırı ric’at etmiş olur. » (Ebû Dâvud - Lübabu’t-te’vîl: 4/279)
Böylece İmrân b. Husayn (R. A. ) âyetteki işhad emrini sünnet anlamına hamledip yorumlamıştır ki imamlar bu yorumu benimsemişlerdir.
İYİLİKLE TUTMAK VEYA GÜZELLİKLE AYRILMAK
«Bekleme süresinin sonuna yaklaştıkları zaman onları ya iyilikle, güzellikle tutun, ya da onlardan güzellikle ayrılın.. »
Kur’ân-ı Kerîm, aile hukukunun önemli bölümünü oluşturan boşanma konusunun ana çizgilerinden bir kısmını belirtirken şu maddelere yer vermektedir:
1- Kadınları rasgele değil, şerʹî bekleme süreleri dikkate alınarak, içinde cinsel temasta bulunulmayan temizlik döneminde birer talâk ika etmek suretiyle üç temizlik dönemini kapsayacak veya üç ayhalini içine alacak şekilde sünnete uygun boşayın.
2- Nikâh akdinden sonra eşiyle cinsel temasta bulunan kimse, onu boşayacak olursa, iddeti (şer’î bekleme süresi olan üç ayhali ve üç temizlenme) sona erinceye kadar onu evinden çıkarmayıp nafakasını vermekle yükümlüdür.
3- Üç talâkla boşanan kadın da süreyi doldurmadan dışarı çıkmamalıdır; yani kocasına ait evin bir odasında oturmalıdır. Zira belirtilen süre içinde koca hem onu barındırmakla, hem de nafakasını vermekle mükelleftir.
4- Adam eşini bir veya iki ric’i talâkla boşamışsa, iddet sona ermeden ona güzellikle dönebilir ve evliliklerini sürdürebilirler.
5- Adam, süre sona erinceye kadar eşine ricʹat etmezse, onu güzellikle boşamış olur. Bu durumda da sertlik, kabalık, haklara tecavüz haramdır.
6- Adam gerek eşine ric’at ederken, gerekse onu tamamen boşarken iki âdil erkek şâhit bulundurmalıdır. Böylece niyetini açığa vurmuş ve onu belgelendirmiş olur da ileride birtakım yanlış yorumlara ve itirazlara kapıyı kapamış bulunur.
Unutmamak gerekir ki, boşanma konusunda özellikle adamın iyi muamelede bulunması, güzel ve nazik davranması; kırıcı, üzücü söz ve davranışlardan kaçınması bir emr-i İlâhîdir ki her Müslümanın uyması söz konusudur.
Boşanma sona erince, her iki taraf da Allahʹa dayanıp güvenmeli ve kendilerine uygun eş arayıp yeni bir aile düzeni kurmaya özen göstermelidirler. Şüphesiz Cenâb-ı Hak kendisine güvenip dayananlara bir çıkış yolu ve imkânı hazırlar da ummadıkları yerden onları rızıklandırır. Yeter ki işin ve olayın temelinde iyi niyet, Allah korkusu hâkim bulunsun. O takdirde Cenâb-ı Hak mutlâka hükmünü yerine getirir. Zira O’nun kanunları, ölçü ve tedbirleri şaşmaz; söz O’nun katında asla değişmez. O bakımdan İlâhî emir ve tavsiyelere uyanlar mutlu, uymayanlar mutsuz olurlar. Üçüncü âyetin son kısmı bu inceliği yansıtmakta ve müʹminlerin dikkatini çekmektedir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, boşanma hukukunun önemli kısmı üzerinde duruldu ve özellikle kadın haklarının lüzumu yansıtılarak yönlendirici bilgi verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, ayhalinden kesilen ve bir de gebe olan kadınların -boşanmaları söz konusu olduğu takdirde- iddetleri açıklanıyor. Sonra da boşanan kadının mesken ve nafakasına atıf yapılarak doğurduğu çocuğu emzirmesi hakkında İlâhî hüküm beyân ediliyor.